Hemşireler sadece hemşirelik yapmak istiyor

Posted: Mayıs 10, 2009 in Yazılar

Hemşireler artık hastane içinde, görevleri olmayan işlerle uğraşmak istemiyorlar. Görevi hastaya iyi bakmak, iyileştirmek, tedavinin etkinliğini sağlamak olan hemşireler, hastane içinde laborantın olmadığı yerde laborant, eczacının olmadığı yerde eczacı, sekreter, halka ilişkiler sorumlusu vs olarak çalıştırılıyorlar. Şimdi ise hemşire açığından bahsediliyor. Bunun ana nedeni hemşirelerin doğru yerde istihdam edilmemesi. Hemşireler doğru yerde istihdam edilmeyi, çalışma koşullarının düzeltilmesini, kariyer imkanı sunulmasını istiyorlar.
12-18 Mayıs tüm dünyada Hemşireler Haftası olarak kutlanıyor. Florence Nightingale’in doğum günü olan 12 Mayıs günü başlayan hafta 1954 yılından bu yana tüm dünyada, 1964 yılından itibaren de Türkiye’de kutlanmaya başlandı. Hemşireliğin tarihi, kadının şifa verici rolü ile başlıyor. Ancak modern anlamdaki hemşireliğin Kırım Savaşı (1854-1856) sırasında, Florence Nightingale ile başladığı kabul ediliyor. Türkiye’de ilk resmi hemşirelik eğitimi 1911 yılında verilmiş. Bugün Türkiye’de 13 hemşirelik yüksekokulu, 72 sağlık yüksekokulu var. Üniversitelere yılda ortalama 4-5 bin hemşire alınıyor.
Türkiye’de görev yapan hemşire sayısı ise 92.509. Sağlık memurları da dahil edildiğinde bu sayı 130 bine çıkıyor.
Bugün AB ülkelerinde 100 bin kişiye 731 hemşire düşerken, Türkiye’de ise 100 bin kişiye sadece 131 hemşire düşüyor. Sağlık Bakanlığı kadro kıstaslarına göre Türkiye’de hemşire açığı (sağlık memurları hariç) 31.607, ebe açığı 14.349. Fakat yatak sayısına göre bir hesaplama yapıldığında hemşire açığı 16.413, ebe açığı 13.327.

Doğru yerde istihdam
Hemşire açığının altında yatan ana neden ise, hemşirelerin doğru yerde istihdam edilmemesi. Esas işi hasta bakımı olan hemşireler, hastane içinde hangi alanda eksik varsa o alana yönlendirildikleri için hem hemşirelerden istenilen verim alınamıyor hem de hemşireler meslekten soğuyup, uzaklaşıyor. Türk Hemşireler Derneği İstanbul Şubesi Başkanı ve Florence Nightingale Hemşirelik Yükekokulu Hemşirelikte Yönetim Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Aytolan Yıldırım, “Hemşirenin işi hasta bakımında farklılık yaratmak, bakımı iyileştirmek, tedavinin etkinliği sağlayacak önlemler almak; ama hemşireleri bu alanın dışında tuttuğunuzda sayısal olarak istediğiniz kadar hemşire elde etseniz de bu açık kapanmaz. Önemli olan hemşirelik işgücünden neyin beklendiği. Şurada laborant yok hemşireyi oraya koyalım, eczacı yahut kalfa yok hemşireyi oraya koyalım, tıbbi sekreter yok hemşireyi oraya koyalım, ona biraz ihaleleri öğretelim satın almada görev yapsın, halkla ilişkilerde görev alsın dediğinizde zaten poliklinikler ve ameliyathaneler gibi hastanın bulunduğu yerlerde bir dolu görevi olan hemşirelerden istenilen fayda sağlanamıyor. Hemşireden nerede, ne şekilde yararlanılacağını ülkenin bilmediğini düşünüyorum. Ya da hemşireyi hálá geleneksel imajı içinde, sadece hekimin söylediklerini yerine getirir, onun ötesinde hangi yerde eksik varsa orada çalıştırırız, mantığı var.”
1.330 hemşireden sorumlu olan Acıbadem Sağlık Grubu Hemşirelik Hizmetleri Direktörü Saliha Koç da “Hemşireler uzun yıllar boyunca, kendi işlerinin dışındaki sorumlulukların üzerlerine yüklenmesinden ve bunların da iş talebi olarak kendilerine iletilmesinden şikayet etti. Hemşire hastasının başında olmak, tıbbi malzeme, çarşaf gibi eksiklikler olmadan işini yapmak istiyor. Bir meslek olan hemşirelik birçok insanın ’canım yanıyor, içim dayanmıyor’ dedikleri kritik ve hayatla ilgili noktalarda her an hastanın yanında duruyor ve ihtiyacını karşılıyor. İşte bu nedenle hemşire sadece işini yapmalı, tıbbi kayıtları da tutmalı ama sekreterlik yapmamalı. Zaman zaman biz de işimiz olmayan işlere vakit ayırıyor muyuz diye bakıyoruz. Bu toplantılarımızı Yönetim Kurulu Başkanımız ve genel müdür yardımcılarımızla birlikte yapıyoruz. Bu toplantıların sistemimizi gözden geçirmek adına da faydalı oluyor” diyor.

Kanun yenilendi sırada yönetmelik var
Hemşirelerin görev tanımları konusunda uzun yıllardır bir kafa karışıklığı var. 1954 yılında çıkan yasa, hemşireliği o günün koşullarıyla çok sınırlı görev alanlarında tanımlıyordu. 2007 yılında güncellenen kanunda hemşireliğin profesyonel bir tanımı yapıldı, hemşirelik eğitim düzeyi lisans düzeyine çıkarıldı (fakat hemşire sayısı yeterli olmadığı için 5 yıl boyunca sağlık meslek liselerinin hemşirelik ve ebelik programlarına öğrenci alınacak, dendi) yaş ve cinsiyet ayrımı ortadan kalktı, görev tanımları yeniden düzenlendi, lisansüstü mezunların uzman hemşire olarak çalışabileceklerine hükmedildi. Şimdi sıra yönetmelikte. Sorumluluk ve görevlerinin daha da netleşmesi için yönetmeliğin çıkması bekleniyor. Sağlık Bakanlığı yetkilileri ve Türk Hemşireler Derneği yetkilileri aylardır, çıkacak olan yeni yönetmeliğin taslak çalışmalarını yürütüyordu. Taslakta hemşirelerin görevleri son derece kapsamlı, güncel bir şekilde ayrı ayrı sıralandı, hiyerarşiler belirlendi. Sağlık Bakanlığı’nın Tedavi Hizmetleri Genel Müdürlüğü başkanlığında gerçekleştirilen taslak çalışmasında görev alanlardan biri de Aytolan Yıldırım oldu. Yıldırım, “Hemşireler şu anda karmaşık olan rollerini belirlenmiş bir şekilde görmek istiyorlar, çünkü her gittiğimiz yerde aynı sorun, aynı şikayet çıkıyor karşımıza. Biz her an herkesin yönlendirdiği işte görev yapmak zorunda mıyız? Bunun bir sınırı yok mu? Bunun bir başka tehlikesi de oluyor tabii, mesleki doyuma ulaşamayan hemşireler meslekten uzaklaşıyorlar.”

Uygulamada eğitimin önemi kalmıyor
Hemşirelik rolleri ve işlevleri yasal anlamda tanımlanmadığı için, lise mezunu, lisans mezunu, yüksek lisans mezun olmak, yani alınan eğitimler, uygulamada hiçbir farklılık getirmiyor, herkes aynı işi yapıyor. Bu da hemşirleri meslekten soğutuyor. Yıldırım, “Hemşireler, kendilerini ortaya koymaya çalıştığında da korkunç bir dirençle karşılaşıyorlar, ya işten ayrılıyor, ya da hastanenin farklı departmanlarında görev yapmaya başlıyorlar. Kendilerine kaçış için alan arıyorlar, zaten sistem de buna çok meyilli. Hemşireler diğer disiplinlerdeki açıkları kapamaya çalışırken hemşirelerin işi de hemşire olmayan kişiler tarafından yapılmaya başlanıyor. Bunlardan biri acil tıp teknisyenleri. O nedenle hemşire sayısı azdır çokturdan öte, önce hemşireyi doğru yerde çalıştırıp, onun katkılarını görmek lazım. O zaman şu nitelikte, şu kadar sayıda insan gücüne ihtiyacım var denilebilir. Böyle bir çalışma yok. Öncelikle açık görev tanımları yapılmalı, hemşireler hastanenin diğer hizmetlerinden uzaklaştırılmalı, onlara her an el altında hazır bir kuvvet olarak bakılmamalı.” 

Ağır çalışma koşulları
Hemşirelerin en büyük sorunlarından biri de çalışma koşulları. Vardiyalı çalıştıkları için fizyolojik ve psikolojik pek çok sorunla karşılaşıyorlar. Tüm vardiyalı çalışanlarda en önemli sorun araç kazaları. Diğer taraftan Dünya Sağlık Örgütü de nöbetli çalışmanın meme ve kolon kanseriyle ilişkili olduğunu söylüyor. Kamu hastanelerinde çalışan hemşireler haftada 40 saat (kimi zaman 45’e de çıkabiliyor) özelde çalışan hemşireler ise 40 ila 60 saat çalışıyorlar. Çalışma saatleri daha az, ücretler ise daha yüksek olduğundan ve de kamu daha güvenli görüldüğünden son yıllarda kamuda çalışmak hemşireler açısından daha cazip oldu.

Zorbaca davranışlar meslekten soğutuyor
Hemşirelere kariyer planlaması yapan kurum sayısının çok az olması hemşireleri meslekten uzaklaştırıyor. Aytolan Yıldırım, “Düşünebiliyor musunuz, geldiği gibi emekli olacak insan? Ne hayalleri kalıyor, ne vardiyadan çıkabiliyor; eğitimine destek verilmiyor; baskıcı, yıkıcı ve zorbaca davranışlarla hemşireler ciddi şekilde sektörden uzaklaşıyorlar. Yönetimin yanlış politikaları hemşireleri işten uzaklaştırmaya yetiyor. Sağlık ve eğitim kurumları gibi hiyerarşinin bulunduğu her yerde mobbing çok fazla. Ekip çalışmasıdır, diyerek her gelen yönetici kendine yeni bir ekip oluşturuyor ama bu yapılırken asgari kriterler dikkate alınmıyor. Bugün ben buradayım performansımla ilgili bir problemim yok, ama benden çok daha yetersiz bir insana, “sen benim hastama bakmıştın, anneme bakmıştın, sen çok iyisin, gel seni başhemşire yapıyorum” diyerek sabahtan akşama kararlar alınabiliyor. 15 sene başhemşirelik yapmış bir kişiye sizin yeriniz şurasıdır deyip ötekisine sen gel başhemşire ol denebiliyor. O zaman motivasyon kalmıyor. Hemşireliğin yetkinlik ve yeterlilikleri doğrultusunda uygun seçimler yapılmalı. Seçilen yönetici hemşireler arasında ne eğitim kriteri, ne liyakat, ne performans, ne de kıdem kriteri standart olmadığı için bir meslek lisesi çıkışlının başhemşireliğinde yüksek lisanslı bir hemşire çalıştırabiliyorsunuz. Bu da ciddi bir motivasyon bozukluğu demek.”

Türkiye’de hemşireliğin kısa tarihçesi
-1911 yılında gönüllü hasta bakıcı kursu açıldı ve ilk resmi eğitime başlandı. 6 ay süren kurs sonunda sertifika alan Müslüman Türk kadınları ilk defa Balkan Savaşı (1912) ve Çanakkale Savaşı (1915 – 1916) sırasında hasta bakımına katıldılar.
-1920 yılında Türkiye’de ilk defa, Amiral Bristol Hastanesi’ne bağlı hemşire okulu açıldı. Eğitim süresi başlangıçta 2 yıl 6 ay iken, daha sonra 3 yıla ve 1957 de 4 yıla çıkarılarak Milli Eğitim Bakanlığı tarafından onaylanarak meslek lisesi denkliği kazandı.
– Cumhuriyet döneminde açılan ilk hemşire okulu, Kızılay Hemşire Okulu oldu (1925). Eğitim süresi iki yıl üç ay olan bu okula kabul şartları, okur-yazar, iyi ahlak sahibi ve vücutça sağlam olmaktı. 1936 yılında bu okula, ortaokul mezunları alınmaya başlandı, eğitim süresi üç yıla, 1958’de dört yıla çıkarıldı.
-1946 yılında Sağlık Sosyal Yardım Bakanlığı, bünyesindeki yataklı tedavi kurumlarının ihtiyacını karşılamak üzere Sağlık Meslek Liseleri (SML) açıldı.
-1955 yılında, Ege Üniversitesi Hemşirelik Yüksekokulu, ülkemizde üniversite düzeyinde açılan ilk yüksekokul oldu. Bu okul, aynı zamanda Avrupa’da da üniversite düzeyinde açılan ilk hemşirelik okulu. Daha sonra bunları Ankara’da Hacettepe, İstanbul’da Florence Nightingale ve diğerleri izledi. Hemşirelik yüksekokullarına, lise ve sağlık meslek lisesi mezunları üniversite giriş sınavlarıyla (sayısal puanla) kabul ediliyor. Eğitim süresi 4 yıl olup, mezunlarına “Hemşirelikte Lisans” diploması veriliyor.
-Ülkemizde ilk kez Hacettepe Üniversitesi’nde 1968 yılında hemşirelikte yüksek lisans ve 1972 yılında doktora programları açıldı. Bu tarihlerden itibaren meslekte bilim uzmanlığı ve doktor unvanları verilmeye başlandı. İlk profesör unvanını 1978’de Hacettepe HYO’dan Eren Kum aldı.

92 bin hemşire var
Türkiye’de 92.509 hemşire görev yapıyor. Bu hemşirelerimizin 67.226’sı Sağlık Bakanlığı’nda, 11.378’i üniversite hastanelerinde, 13.905’i ise özel sektörde görev yapıyor. Türkiye’de 100 bin kişiye 131 hemşire düşerken Avrupa bölgesinde bu sayı 669, AB ülkelerinde ise 731. Ayrıca Türkiye’deki hemşire yoğunluğu 2006 yılında diğer OECD ülkelerinden daha düşük, OECD ortalamasının yalnızca beşte biri olarak ölçüldü. Yine 2006 yılında Türkiye’nin OECD bölgesinde en düşük hemşire-hekim oranına sahip olduğu, OECD ortalamasının 3.1 iken Türkiye’nin 1.4 olduğu belirtildi.

Saliha Koç: Hemşireler kendilerine yatırım yapmıyorlar
Acıbadem Sağlık Grubu’nda hemşire olarak başlayan bir kişi, sorumlu hemşire, klinik eğitim hemşiresi, eğitim hemşiresi ve hemşirelik hizmetleri müdürü olabiliyor. Kimin yükseleceğine de her yıl yapılan performans değerlendirmesiyle karar veriliyor. Öğrenme ortamları sadece yurt içinde değil yurt dışında da sunuluyor. Ancak buradaki en önemli zorluk da Türkiye’de İngilizce bilen hemşirenin azlığı.. Hemşireler de kendilerine yatırım yapmıyorlar. Yapmalılar… Bu sadece kurumların sorumluluğu değil; hemşireler de gelişimle ilgili sorumluluklarını almalılar.

Hemşireler için olumlu çalışma ortamları yaratılmalı
Hemşire açığının sadece Türkiye’de değil tüm dünyada en çok tartışılan konular arasında olduğunu söyleyen Yeditepe Hemşirelik Hizmetleri Direktörü Uzman Hemşire Elif Akbal, bu nedenle Uluslararası Hemşireler Birliği’nin, 2008 yılı temasını “Olumlu Çalışma Ortamları” olarak belirlediğini ve tüm dünyada sağlık kuruluşları yönetimlerine hemşireler için olumlu çalışma ortamı yaratmada rehber olacak bilgi ve eylem kiti sunduğunu söylüyor:
-İşe alma ve işte tutmada yenilikçi personel politikaları, göreve uygun sayıda ve nitelikte hemşire istihdamı,
-Meslek sonrası eğitim ve gelişim fırsatları yaratma,
-Çalışanların emeklerinin karşılığını alması,
-Yeterli donanım ve malzeme,
-Güvenli çalışma ortamı,
-Görev yetki ve sorumlulukların belirlenmiş olması,
-Yönetimin hemşireliğe ve hemşirelere ilgisi,
-Profesyonel kimliğini ifade edebilme,
-Çaba ve ödül arasındaki dengenin sağlanması, en fazla üzerinde durulması gereken konular olarak düşünülebilir.
-Elif Akbal, “Hemşireler için çekici çalışma ortamları oluşturulması, çalışanları elde tutmaya, kaliteli sağlık hizmeti sunmaya ve olumlu hasta bakım sonuçları elde edilmesine yol açacaktır. Hemşirelerin çalışmalarını düzenlemeye yönelik mevzuatta hemşirelerin çalışma koşullarını geliştirici ve çalışma saatlerini azaltıcı düzenlemeler yapılması, eğitim düzeyi ve uygulama alandaki görevlerin örtüşmesi, hemşireliğin cazibesini artıracak ve tüm dünyada yaşanmakta olan hemşire sayısındaki eksiklerin giderilmesini de sağlayacaktır” diyor.

Hemşireydi yönetici oldu
Hemşirelikte kariyer yapmak mümkün.  Örneğin, Öznur Yeğen Çoban, kariyerine hemşire olarak başladı ama o şu anda Acıbadem Maslak Hastanesi Direktörü olarak görev yapıyor. Gazi Üniversitesi’nden mezun olduktan sonra aynı üniversitenin hastanesinde kalp damar cerrahisi servisinde ve cerrahi servisinde toplam yedi yıl klinik hemşireliği ve orta düzey yöneticilik yapan Çoban, 2000 yılında Acıbadem Bakırköy Hastanesi’nde Hemşirelik Hizmetleri Müdürü olarak bir yıl çalıştıktan sonra Acıbadem Kadıköy Hastanesi’nde Hasta Hizmetleri Müdürü olarak atandı ve böylece hastane yöneticiliği tecrübesi başladı. Hemşirelik hizmetleri yöneticiliğinden, işletme yöneticiliğine geçen Çoban, 3 yıl hasta hizmetleri müdürlüğü, 1 yıl destek hizmetleri müdürlüğü, 1,5 yıl işletme müdürlüğü ve 2 yıl direktör yardımcığı yaptı ve yılbaşından bu yana hastane direktörü olarak çalışıyor. Çoban: “Yöneticilik yapmak insanın bütünü değerlendirmesini sağlıyor, hemşirelik yapmış olmanız da işinizin bir parçası haline geliyor. Hemşirelik hizmetleri, sağlık hizmeti sunan kuruluşların vazgeçilmez bir hizmeti olma özelliğini taşıyor. Hemşirelik mesleğinin henüz yeterince özümsenmediğini düşünüyorum, çünkü hemşirelik bakımın ve hizmetin kalitesi ile fark bulan bir meslek. Bu mesleği yürüten bireylerin de severek yapıyor olması, işine sevecenlik, içtenlik katabilmesi sayesinde, hasta ve hasta yakınlarının gözünde daha da değer kazancağına inanıyorum. Türkiye’de bu mesleğin tercih edilen bir meslek haline gelmesi konusunda stratejik değişikliklere ihtiyaç var” diyor.
Burcu ÖZÇELİK / Hürriyet İK

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s