Ocak, 2006 için arşiv

Banka çalışanları 2001 krizini ikinci bir deprem gibi yaşadı. Binlerce insan işsiz kaldı. Geçen yıl işler umulmayacak kadar düzelmeye başladı. Türkiye Bankalar Birliği’nin Eylül 2005 istatistiklerine göre, sektörde çalışan bankacı sayısı 2005 yılı başına göre 3 bin 849 kişi artarak 131 bin 12 oldu. Bankalar şube artırmaya başladılar. Yabancı işverenler sahaya girdi. Bunlar insan kaynakları politikalarında da değişiklikler getirdi. Yabancı ortaksız büyük bankalar da onlarla rekabet etmek için kolları sıvadı. Bankaların bu yıl alacağı personel sayısı 10 bini aşacak.

İŞ BANKASI 2500 kişi
İş Bankası’nın toplam şube sayısı 2006’da 900’e ulaşacak. 2 bin 500 yeni eleman alınacak. Personel alımının tümü sınavla yapılacak. Memur, uzman ve müfettiş yardımcılığı sınavlarına başvurmak için işletme ve ekonomi gibi bankacılıkla ilgili 4 yıllık bir bölümden mezun olmak gerekiyor.
Kriz döneminde İş Bankası’nda toplu işten çıkarma yapılmadı. Yetkililer, “Bankamız sosyal yönü çok kuvvetli bir kurumdur. Az sayıda olan işten çıkarmaların nedeni ekonomik değil, bankamızın beklentilerini karşılayamamış olmasıdır” diyor. İşe alımlarda, kriz döneminde işsiz kalan bankacılara şans tanınacak mı? “Bankamız hep kendi yöneticisini kendi içinden yetiştirmiştir, dışarıdan yönetici alınmıyor, sadece giriş pozisyonlarına eleman alıyoruz. Kriz döneminde de yeni eleman almayı sürdürdük. Bu nedenle, diğer bankaların son dönemde ihtiyaç duyduğu 2-3 yıllık deneyimli personele sahibiz.”

AKBANK 2500 kişi
Akbank’ta bu yıl 60 yeni şube açılması, 2 bin 500’e yakın eleman alınması planlanıyor. İşe alımlarda ihtiyaç konusu boş pozisyonun gerektirdiği yetkinlikler ve eğitim durumu dikkate alınıyor. Kriz döneminde işsiz kalmış adayların, diğer tüm adaylarla eşit fırsatlara sahip olacakları belirtiliyor.

GARANTİ BANKASI 69 yeni şube açılacak
General Electric’in ortak olduğu Garanti Bankası bu yıl 69 şube açacak. Satış/pazarlama (bireysel bankacılık, KOBİ bankacılığı ve ticari bankacılık) görevleri, gişe asistanı ve güvenlik görevlisi kadroları için hem deneyimli bankacılar, hem de yeni mezunlar, çağrı merkezinde çalışacak müşteri ve satış temsilcileri alınacak. Deneyimsiz adaylarda aranan kriterler şöyle: “Üniversite mezunu, en fazla 27 yaşında ve askerliği yapmış veya en az 1 yıl tecilli olmak gerekli. Managemet Trainee, Sales Trainee ve Müfettiş Yardımcısı gibi özel alım programlarında adaylara yetenek, yabancı dil ve bilgi sınavı uygulanıyor, başarılı olanlar grup mülakatı ve birebir mülakatlara alınıyor.”
Genel Müdür Yardımcısı Gökhan Erun, sektörün krizde kaybettiği istihdamı yeniden artırmaya başladığını belirtiyor: “Deneyimli işe alım kapsamında bu kişilere de şans veriyoruz. Ancak sektör bilgisinin güncelliği, iş hayatından kopmamış olmak da önemli. Ayrıca 32 yaş sınırımız var.” Erun, kriz nedeniyle sektörde oluşan çalışan kaybını telafi etmek için şirket çalışanlarına kariyer fırsatları tanıdıklarını belirtiyor: “Finansal başarıya bağlı prim sistemi uygulamasına önem verdik. Geçen yıl müdür atamalarının yüzde 98’i, banka çalışanları terfi ettirilerek yapıldı.”

TEB 1500 kişi
Şubat 2005’te Fransız BNP Paribas’ın ortak olduğu TEB, 2006’da 100 yeni şube açarak yaklaşık 1500 yeni eleman almayı planlıyor. İnsan Kaynaklarından sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Nilsen Altıntaş, “Kriz nedeniyle sektöre duyulan ilginin azalmış olması ve daha sonra insan kaynaklarını yetiştirme konusunda yeterli düzeyde eğitim programına ağırlık verilmemesi nedeniyle, eleman açığı oluştu” diyor. “Tüm bankalar, bir toplumsal sorumluluk olarak insana yatırım yapmalı ve gençlerin sektöre kazandırılması konusunda özen göstermeli. Biz insanların profesyonel gelişmeleri için yatırım yapan, performansları ödüllendirmeyi hedef alan bir İK yapısı oluşturmayı hedefliyoruz. BNP Paribas’ın İK altyapısı doğrultusunda, TEB Formasyon Akademisi’ni kuruyoruz. Farklılığı yaratacak kişileri burada yetiştirerek, gösterecekleri performansa göre ödüllendireceğiz” diyor.
Altıntaş, yeni alımlarda belirli üniversitelerden mezun olmak gibi kriterler aramadıklarını söylüyor: “Kendisiyle barışık, ne istediğini bilen, kendi geleceğini kurumun geleceğiyle birleştirmek isteyen kişiler arıyoruz. Gişe yetkilisi olarak başlayan arkadaşımızın, şube yöneticiliğine kadar giden yolu var.”

FORTIS 1000 kişi
Fortis, 2006’da 45 yeni şube açacak, 1000’in üzerinde yeni eleman alacak. Banka, 2009’a kadar şube sayısını 300’e, pazar payını iki katına çıkarmayı planlıyor. Fortis’in İK Genel Müdür Yardımcısı Selda Kaleci, “Bankacılık sektörünün geçen yıl gösterdiği başarılı performansın da etkisiyle sektöre olan güvenin ve ilginin güçlenmesi, boş pozisyonlar için doğru elemanlara ulaşmamızı kolaylaştırıyor” diyor. Fortis, yeni açılacak şubelerinde görevlendirilmek üzere, bireysel bankacılık hizmetleri ile “dinamik girişimci” ürünleri için satış ve operasyon elemanları alacak.
Fortis’in dünyada 56 bin çalışanı var. Bankanın uluslararası standartlarının bulunduğunu hatırlatıyor Kaleci: “Biz de Türkiye’de, insan kaynaklarımızı Fortis uygulamaları doğrultusunda yeniden yapılandırmaya çalışıyoruz. El kitapları hazırlamayı, internetten sunumlar yayınlanmayı ve bölgesel toplantılar düzenlenmeyi planlıyoruz. Fortis Türkiye çalışanlarının dünya Fortis çalışanları ile aynı görev değerleme sistemi ile derecelendirilmesini sağlamak üzere çalışmaya başladık. Bu çalışmaların 2006 yılının ilk çeyreğinde tamamlanmasını hedefliyoruz.”
Kaleci, sadece 2005 yılının ilk dokuz ayında 12 bankanın 190 şube açarak 5 bini aşkın kişiye iş sağladığını belirtiyor: “Krizde işini kaybetmiş sektör çalışanlarının büyük bölümü bu dönemde mesleklerine geri döndü. Bu yıl sektörün, yeni açılacak 500 şubede 10 bin kişiye istihdam sağlayacağı tahmin ediliyor. Sektörün eski çalışanları, gelişmeleri takip edip verimliliklerini korudukları sürece, sektöre katkı sağlayacak önemli bir potansiyel güç olacaklardır.”
Önce küçülen, sonra tekrar büyüyen sektörün bugüne kadar yetişmiş eleman sıkıntısı çekmediğini ifade ediyor Kaleci ve ekliyor: “Ancak ekonomik büyümenin finans sektörüne aynı güçte bir genişleme olarak yansıması durumunda, yetişmiş hazır eleman bulmak güçleşecek. Buna karşılık bankaların iç eğitime önem vermeleri gerekiyor.”

HSBC BANK 1500 kişi
HSBC Bank, beş yıl içinde yüzde 100 bir büyüme öngörüyor. 2006’da bin 500 kişiyi işe alacaklar. İki yıl içinde de çalışan sayısını 8 bine çıkarmayı hedefliyor. Banka, hem internetten yapılan iş başvurularını değerlendiriyor hem de ilan veriyor. Bu yıl ağırlıklı olarak bireysel bankacılık, işletme bankacılığı ve destek birimleri için yeni personel alacaklar. Bankanın İnsan Kaynaklarından Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Öktem Kalaycıoğlu, genel olarak işe alımlarda adayların üniversite mezunu olmasını ve erkek adayların askerlik görevini tamamlamış olmasını istediklerini söylüyor. Banka, yöneticilerini kendi bünyesinde yetiştirmek istiyor. Bu projeye destek olmak için 2006’da 3 milyon dolarlık eğitim bütçeleri var.

HALKBANK 650 kişi
Halkbank 2006’da MT olarak yetiştirilmek üzere yaklaşık 150 uzman yardımcısı ve 500 civarında banko görevlisi alacak. Genel Müdür Yardımcısı Gökhan Bozkurt, işletme ve ekonomi mezunlarını tercih etmekle beraber, mühendislik mezunu olan ve işletme veya ekonomi dallarında yüksek lisans yapmış olan adayları da dikkate aldıklarını belirtiyor. Proje değerlendirme ve istihbarat ile ekspertiz gibi teknik alanlarda mühendislik mezunlarını istihdam ediyorlar.
Bozkurt, “2001’de personel kaybetmedik. Kamu bankalarının yeniden yapılandırılması sürecinde ise personelimizi özel hukuk hükümlerine tabi tuttuk. Bu hükümlere göre çalışmayı kabul etmeyen 6000 personelimiz diğer kamu kurumlarına geçti” diyor.
İşe alımlarda, krizde işsiz kalanlara şans verilip verilmeyeceği sorusunu “İstediğimiz adaylar ağırlıkla banko hizmetlerinde görevlendirileceği için, yeni mezunları tercih ediyoruz. Tecrübe gerektiren özel pozisyonlar için sınırlı olarak tecrübeli elemanların istihdamı elbette söz konusu olacak” diye yanıtlıyor.

DENİZBANK 900 kişi
Denizbank’ta 2006 sonuna kadar şube sayısının 280’e çıkarılması, 900’e yakın yeni personel alınması planlanıyor. Yetkililer, 2002 başında TMSF’ye devrolan bankalardan şube alarak ve yeni şubeler açarak büyüyen Denizbank’ın, devralınan şube çalışanlarına işine devam etme, işini kaybedenlere de tekrar sektöre dönme olanağı verdiğini söylüyor: “Kriz döneminde eleman alınmaması ve mevcut personelin eğitim faaliyetinin azaltılması nedeniyle kalifiye orta düzey yönetici sıkıntısı yaşanmış olsa da şu anda öyle bir problem yok. Yıldız oyuncu transferi yapan değil, oyuncularını yıldızlaştıran bir İnsan Kaynakları yönetim anlayışımız var.” İşe alımlarda bazı pozisyonlar için en az 2-3 yıl deneyim aranıyor. Operasyon Merkezleri, Direkt Satış, İletişim Merkezi, Gişe Görevlilerinin seçiminde lise mezunu adaylara öncelik veriliyor. Teftiş Kurulu, pazarlama, satış kadrolarına idari bilimler fakültelerinden mezun, en az bir yabancı dil bilen adaylar seçiliyor.

OYAK BANK 400 kişi
Oyak Bank’ın personel sayısı 4 bin 616. Bankanın 2006 yılında hedeflediği personel sayısı ise 5 bin. Banka, internet üzerinden başvuruda bulunan adayların oluşturduğu datayı ana kaynak olarak alıyor. Bu veri havuzunda istenilen kadroya uygun adaylara bağımsız bir kuruluş genel yetenek ve kişilik testleri uyguluyor. Başarılı olan adaylar banka yöneticileri tarafından mülakata alınıyor. İnsan Kaynakları Grup Müdürü Emre Somer, genel müdürlük ve teftiş kurulundaki bazı birimler ve şubelerdeki pazarlama ve gişe kadroları için deneyimsiz eleman alacaklarını söylüyor. Bu işler için bankacılıkla ilgili lisans mezunlarına fırsat verecekler. Oyak Bank, Ocak 2002’de Sümerbank’ı bünyesine katmıştı. Krizden sonra yeniden yapılanan bankada işsiz kalan verimli ve yetişmiş bankacıların öncelikli olarak değerlendirildiğini söylüyor Emre Somer.
Burcu ÖZÇELİK, Gaye GÜZELAY, Hürriyet İK, 29/01/2006

Reklamlar
Geçen hafta, Tofaş’ın CEO’su Alfredo Altavilla, otomotiv şirketinin Türkçe isimli bir otomobil yaratarak bunu dünyaya pazarlayacağını açıkladı. Oysa, pekçok Türk şirketi yarattığı markalara yabancı isim veriyor. Bunun nedeni firmaların yabancı dil özentisi değil. Tüketicilerin yabancı markalara daha çok güvenmesi. Reklam Yaratıcıları Derneği ise bir süredir ‘Dilinizden Utanmayın’ kampanyasını sürdürüyor. Bazı lokantalar isimlerini Türkçe’ye çevirdi, alışveriş sitesi bascuda.com ismini bidolu.com olarak değiştirdi. Ancak yabancı isimli marka dalgasının durulması için, Türkiye’nin, Türk ürünlerinin imajının düzelip yükselmesi ve Türkiye dahil bütün dünyada tüketiciler tarafından bir ‘engel’ olarak görülmemesi gerekiyor.
Pek çok yabancı isimli Türk markası var. Firmaların büyük kısmı bir satış stratejisi olarak yabancı isme yöneliyor. Ancak bunun tek nedeni şirketlerin kendilerine uluslararası pazarda yer bulmak istemesi ve telaffuzu zor Türkçe kelimelerden kaçması mı? Mesele sadece telaffuz mu? Yoksa Türkiye ve Türk ürünlerinin imajının örneğin İtalyan, Amerikan veya Japon ürünleri kadar sağlam olmaması mı?
Yabancı marka isimlerine her sektörde rastlamak mümkün ama çoğunlukla tekstil ve hazır giyimde karşımıza çıkıyor. Bu alanda tercih edilen yabancı marka isimlerin başında İtalyan isimleri geliyor. Tasarımda İtalya’nın öyle güçlü bir imajı var ki, sadece Türkler değil, Çinliler, Ruslar, hatta Japonlar bile aynı yolu izliyor.
Üstelik yabancı isimli markaları Türk tüketiciler de tercih ediyor. Sadece yerli pazar için üretim yapan şirketlerin bile, ürünlerine yabancı isim verdiği görülüyor.
Tüketiciler üzerinde olumlu bir ülke imajı geliştirmenin, üreticilerin satışlarını da olumlu yönde etkileyeceğini belirten Johnny K. Johanson, ‘Determinants and Effect of The Use Of Made In Labels’ adlı incelemesinde ‘Tüketicilerin sevdikleri ve hayran oldukları ülkelerin ürünlerini satın almaya daha uygun ve eğilimi oldukları saptanmıştır’ diyor.

TÜRKLER İÇİN MARKA KANADALILAR İÇİN FİYAT
Halk arasında marka sözcüğünün 10 yıl öncesine kadar, yabancı ve pahalı anlamına geldiğini söyleyen Reklamcılar Derneği/Reklamcılık Vakfı Genel Müdürü Ayşegül Molu, ‘Markanın ekonomik bir olgu haline gelişi, bir pazarlama unsuru olarak güç kazanması son 3-4 yıllık pazarlama çabalarının ürünüdür’ diyor.
Molu, pazarlama uzmanları ve akademisyenlerin kullandığı bir tanımı hatırlatıyor: Düşük ve yüksek bağlamlı markalar. Bu tanımın ne anlama geldiğini şöyle anlatıyor Molu: ‘Toronto York Üniversitesi’nden Prof. Donald N. Thompson ‘Türkiye’de Pazarlama Yönetimi’ adlı kitabında bu olguya değiniyor; Türkiye, Orta Doğu ülkeleri ve Japonya’yı yüksek bağlamlı iç pazarlar olarak tanımlıyor. Bu ülkelerde uluslararası markaların kabulü, diğer ülkelere göre daha yüksektir. Türk tüketicisi, tıpkı Japonlar gibi markanın geçmişi, başarısı, öyküsü ve ünüyle yakından ilgilenir. Markanın duygusal vaadi, bilinen bir markaya sahip olmanın kişiliğine yapacağı katkı Türkler için çok önemlidir.’
Buna karşılık, Kanada veya İtalya gibi düşük bağlamlı ülkelerde, fiyat ve konumlandırma esas tercih sebebi. Molu ‘Bu ülkelerde tüketiciler satın alma kararlarında daha rasyonel davranırlar. Markanın tüketiciye sunduğu somut yarar sorgulanır, olduğu gibi kabul edilmez’ diyor.
Ayşegül Molu bir başka çelişkiye dikkat çekiyor. Birçok şirket ‘telaffuzu bütün dünyada kolay olsun diye yabancı isim seçtik’ diyor ama bu defa da o yabancı kelimeyi Türk tüketicisi telaffuz edemiyor… Ancak Molu, yine de küresel ölçekte üretim ve dışsatım hayalleri olan bir markanın da, çok açık gerekçelerle, uluslararası isim aramasını doğal karşılıyor. Burada kural belli. Farklı dillerde anlam taşıyabilecek, yadırganmayacak, kavramsal olarak içi doldurulabilecek bir marka adı.

NE İÇ NE DIŞ PAZARDA TÜRK ÜRÜNÜNE GÜVEN YOKTU
Reklam Yaratıcıları Derneği Başkanı ve ‘Dilinizden Utanmayın’ kampanyasının yaratıcı yönetmeni Bülent Fidan, yabancı marka ismi tutkusunun geçmişini şöyle anlatıyor:
‘1980 sonrası ihracat yapmaya çalışan işadamları (özellikle Doğu Bloku’na ihracat yapan o dönemki tekstilciler), yabancı isimleri tercih ettiler. Çünkü, dünya pazarında Türk ürünler hem bilinmiyordu hem de olanlara güven yoktu. Bir imaj değişikliği gerekiyordu. Önce kurum isimlerinde sonra ürün isimlerinde bu değişiklik yapıldı. İç pazara yöneldiklerinde de durum değişmedi. Yerli tüketici de yerli ürünlere güvenmiyordu. Böylece neredeyse tüm kurum, dükkan, mağaza ve marka isimleri yabancılaştı. Bu eğilim daha çok tekstil ve teknoloji ağırlıklı pazarlarda görülüyor.’

İSİM KOYMAKLA MARKA OLUNUR MU?
Bu noktada Bülent Fidan can alıcı bir soru soruyor: Peki, isim tek başına markayı yaratmaya yeter mi? ‘Kuşkusuz değil. Marka, arkasında pek çok değeri barındıran bir kavram. O nedenle günümüzde büyük kurumların bilançolarında maddi varlıklarının yanı sıra marka isimleri de önemli bir kalemi oluşturuyor. Mavi, Hatice Gökçe, Atlantik Halı, Ayyıldız, Zeki Triko, Arçelik, Garanti gibi hemen her tüketici kitle tarafından tercih edilen başarılı Türk markaları. Tabii bunların yanında Colin’s, Gold Computer & Electronics ve Vestel gibi yabancı ismi olan başarılı yerli markalar da var. Üstelik tüketici onların yerli olduğunu bildiği halde.’
İtalyan İşadamları ve Sanayicileri Birliği Confindustria’nın Başkan Yardımcısı ve ev aksesuarları markası Guzzini’nin sahibi Alberto Guzzini de aynı konuya değiniyor: ‘Dünyanın pekçok ülkesinde İtalyan isimleri altında taklit firmalar kuruluyor. Ama bu firmalar ismin önemli olmadığını anlamalı. İtalya, teknoloji ile tasarımı birleştiriyor. Önemli olan bu.’

İTALYA’YI ÖRNEK ALMAK GEREK
Bir yandan Türk markaları için yabancı isimler seçilirken, bir yandan da Türkçe’ye dönmek için bir çaba var. Bülent Fidan ‘İsteğimiz kendine güvenen, başarılı, yabancı isim arkasına sığınmayan Türkçe markaların güçlenmesi. Bu sayede Türk tasarımı, Türk üretimi, Türk kalitesi Türk markalarıyla bilinir bir şekilde dünyaya ulaşabilir. Biraz İtalya’yı örnek almak gerekiyor’ diyor.
Nitekim Reklam Yaratıcıları Derneği’nin ‘Dilinizden Utanmayın’ kampanyası başladıktan sonra bazı lokantalar, kafeler ve mağazalar isimlerini Türkçe’ye çevirdi. Örneğin Antalya’da Ghost Cafe’nin adı Mekan, Ankara’da Noname Cafe’nin adı Kahve, İstanbul’da Zoom Cafe’nin ismi Yakın ve Carmen Restaurant’ınki ise Kırmızı Restoran olarak değiştirildi. Ayrıca internette alışveriş sitesi bascuda.com, tüketicilerinin de isteği üzerine ismini bidolu.com yaptı.

YABANCI İSİMLİ TÜRK MARKALARI NE DİYOR?
Türk halkı yabancı isimli ürünlere rağbet ediyor
Bellona Genel Müdürü Nazif Türkoğlu
Türk halkı yabancı isimli ürünlere sempati duyuyor. Aslında satıcı yabancı isim koymaya meraklı değil ama tüketicinin talebi nedeniyle yabancı isme yönelmek zorunda kalıyor. Biz de bunu gördüğümüz için Bellona’yı yarattık. Yoksa Bellona yüzde yüz bir Türk markası.
Collezione Marka Genel Müdür Yardımcısı Burhan Denizli
Yeni çıkan markalar Türk isim seçmek istemiyor çünkü firmalarda markalarının yabancı isimle daha iyi oturacağı izlenimi var. Burada önemli olan markayı yansıtacak ismi iyi seçebilmek, yani markanın ürünü en iyi şekilde anlatması. Mesela Collezione İtalyanca bir kelime, koleksiyon anlamına geliyor. Bu nedenle ürünümüzü (giyim) çok iyi tanımlıyor. Ama bazı firmalar ürünle hiç ilgisi olmayan isimler seçiyorlar.
Vivid Kurumsal İletişim Direktörü Meliz Tezcan Gürpınar
Bazı firmalar bilinçli olarak, bazıları da bilinçsizce yabancı isme yöneliyor. Bilinçli olanlar, yurtdışıyla ilgili hedefleri olan ve uzun vadede globalleşmek isteyenler. Ancak bu, yerli isimlerle de global marka olunamaz anlamına gelmiyor. Bugün yurtdışında bilinirliliği olan çok sayıda yerli isimli marka da var. Önemli olan, ürün ve hizmetinizi temsil etmek üzere seçtiğiniz isim ve tasarladığınız logonun sizi diğerlerinden ayıran, kolayca algılanabilir, söylenebilir, özgün ve sınırlar ötesi olması, anlamını çabuk yitirmemesi, ürün ya da hizmetin faydasını anlatabilmesi. Ayrıca tüketiciler de bilinçleniyor. Artık yabancı isimli markadan çok, beklentilerine cevap veren uygun fiyatlı ve kaliteli ürünleri tercih ediyor.
Pastavilla Halkla İlişkiler Müdürü Helga Ünalp
Bizim Pastavilla ismini seçmemizdeki ana sebep, Türk pazarında mevcut makarnalardan çok farklı bir makarna sunduğumuzu anlatmak istememizdir. Ürünlerimiz arasında geleneksel Kartal Makarnası, ihracata yönelik Lunch & Dinner ve İtalyan standartlarında üretilen Pastavilla Makarna yer alıyor. Pastavilla, makarna kültürünü benimsemiş tüketicilere hitap ediyor.
Burcu ÖZÇELİK / Hürriyet İK

Bayram tatili çok efsanesi yalan

Yayınlandı: Ocak 9, 2006 / Yazılar

TÜRKİYE’NİN BAYRAM GÜNLERİ BİRÇOK BATILI ÜLKENİNKİNDEN DAHA FAZLA DEĞİL

Bayram tatili çok efsanesi yalan

Dün Türkiye’de pek çok işyeri için 10 günlük bir tatil başladı. Türkiye’de tatillerin çok fazla olduğu inancı yaygın. Oysa, dünyanın bellibaşlı ekonomilerini oluşturan ülkelere baktığımızda, ulusal ve dini bayram tatilleri arasında çok büyük bir fark olmadığı görülüyor. Bu günler yılda 10-18 gün arasında değişiyor.

Dini bayramların tarihi çoğu zaman değiştiği için bazı yıllar gün sayısı artıp eksiliyor. Örneğin bu yıl, Kurban Bayramı’nı iki kez kutlayacak olan Türkiye’nin tatil günü sayısı bu nedenle artıyor.

Birçok ülkede ulusal bayram günlerinin yanı sıra bölgesel bayramlar da var. Özellikle Almanya, Avustralya ve İspanya bu konuda rekor kırıyor. Almanya’daki durum ülkenin çeşitli eyaletlerinde yaşayanların Katolik ve Protestan oluşuna göre değişiyor. Katolik eyaletlerin çoğunda Karnaval sezonunda işyerleri kapanıyor. İspanya’da neredeyse her bölgede ayrı bir Meryem bayramı var. Avustralya’da birçok eyalette Kraliçenin Doğum Günü bayramı kutlanıyor, oysa Büyük Britanya’da böyle bir bayram yok. Zaten İngiltere, Kuzey İrlanda ve İskoçya, en az bayram tatili olan ülkeler arasında yer alıyor.

MİLLİ BAYRAMLAR
NASIL ORTAYA ÇIKIYOR
Bütün ülkelerde dini bayramların sayısı milli bayramlardan daha fazla. Çoğu milli bayram oldukça yeni. İkinci Dünya Savaşı birçok ülke için bayramların en önemli kaynağı. Örneğin Yunanistan, 1940’da İtalya’nın saldırısına uğradığında General Metaksas’ın teslim olma çağrısını “Hayır!” diyerek reddettiği ve direnişe geçtiği 28 Ekim’i Ochi (Hayır!) Bayramı olarak kutluyor. Rusya’da, Alman işgaline karşı direnişin anısına Anavatanı Savunanlar Bayramı var. İkinci Dünya Savaşı’nı yenilerek bitiren Japonya, yeni anayasanın Ulusal Meclis tarafından kabul edildiği 3 Mayıs gününü (1947) Anayasayı Anma Günü ilan etmiş.
Milli bayramları kaldırmak veya yenilerini yaratmak, çok daha köklü olan dini bayramlara göre daha kolay. Türkiye, 23 Temmuz 1908’deki II. Meşrutiyet’in ilanını Hürriyet Bayramı olarak uzun süre kutladı. Ancak bu bayram 1935’te kaldırıldı. 12 Eylül 1980’den önce kutlanan 1 Mayıs Bahar Bayramı (birçok ülkede aynı gün İşçi Bayramı) ile 27 Mayıs Bayramı ise bu tarihte yapılan darbeden sonra bayram olmaktan çıktı.
Birçok ülke, olaylar geliştikçe yeni bayramlar ekliyor. Örneğin İspanya, Franco rejiminin sona ermesinden sonra 6 Aralık 1978’de kabul edilen yeni Anayasa’yı kutlamak için bu tarihi bir bayram ilan etti. 1990’da Doğu ve Batı Almanya’nın birleşmesi de 3 Ekim’de kutlanan Alman Birliği gününün ortaya çıkmasına neden oldu.

FRANSA’DA BAYRAM
KALDIRILDI DİYE GREV
Son yıllarda bayramlar konusundaki en ilginç olay Fransa’da yaşandı. Bu ülkede haziran ayının ilk pazartesi günü bir dini bayram olarak (Pentecote Pazartesisi) kutlanıyor. Ancak 30 Haziran 2004’te Fransız hükümeti bir karar alarak bu dini bayramda çalışmayı şart koştu ve bu günü Dayanışma Günü ilan etti. Hükümetin amacı şuydu: Yaşlılar ve bakıma muhtaç olanlar için yeni bir sigorta fonu kurulacak, çalışanlar bu fona bir günlük çalışmalarıyla katkıda bulunacaklardı. Bunu karşılamak için de Pentecote Pazartesisi seçilmişti; o gün herkes çalışacaktı. Asıl amaç, sosyal sigorta sistemine biraz daha kaynak aktarmaktı. Tabii sendikalar, hükümetin bu kararına karşı çıktılar ve 2005 yılında haziranın ilk pazartesi günü grev yaptılar. Böylece tarihte az rastlanır bir olay gerçekleşti; bir dini bayram günü, grevle kutlanmış oldu.

Türkiye; 13 tam 3 yarım gün
1 Ocak Yeni Yıl
9 Ocak Kurban Bayramı Arifesi (yarım gün)
10-11-12-13 Ocak Kurban Bayramı
23 Nisan Çocuk Bayramı
19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı
30 Ağustos Zafer Bayramı
22 Ekim Ramazan Bayramı Arifesi (yarım gün)
23-24-25 Ekim Ramazan Bayramı
29 Ekim Cumhuriyet Bayramı
30 Aralık Kurban Bayramı Arifesi (yarım gün)
31 Aralık Kurban Bayramı

Japonya; 14 gün
1 Ocak Yeni Yıl
9 Ocak Yetişkinler Günü
11 Şubat Kuruluş yıldönümü
21 Mart civarı İlkbahar Ekinoks günü
29 Nisan Doğa Günü
3 Mayıs Anayasayı Anma Günü
5 Mayıs Çocuklar Günü
17 Temmuz Denizcilik Günü
18 Eylül Yaşlılara saygı günü
23 Eylül Civarı Sonbahar Ekinoks günü
9 Ekim Sağlık ve Spor Günü
3 Kasım Kültür Günü
23 Kasım İşçi Şükran Günü
23 Aralık İmparatorluğun Doğum Günü

Rusya; 17 gün
1-2-3-4-5-6 Ocak Yeni Yıl
9 Ocak Ortodoks Noeli
14 Ocak Ortodoks Yeni Yılı
23 Şubat Anavatanı Savunanların Günü
8 Mart Kadınlar Günü
21 Nisan Ortodoks Kutsal Cuması
23-24 Nisan Ortodoks Paskalyası
1 Mayıs İşçi Bayramı
9 Mayıs Zafer Bayramı
12 Haziran Resmi Tatil (Rusya Günü)
6 Kasım Birlik Günü

İsrail; 12 gün
14 Mart Purim
13 Nisan Pesah
19 Nisan Pesah
3 Mayıs Bağımsızlık Günü
2 Haziran Şavuot
3 Ağustos Tisha b’Av
23 Eylül Roş Aşana (Musevi yeni yılı)
24 Eylül Roş Aşana Tatili
2 Ekim Yom Kipur
8 Ekim Sukot
13 Ekim Sukot
14 Ekim Simhat Tora

ABD; 11 gün
1-2 Ocak Yeni Yıl
16 Ocak Martin Luther King’i Anma Günü
20 Şubat Cumhurbaşkanı Günü
29 Mayıs Anma Günü
4 Temmuz Bağımsızlık Günü
4 Eylül İşçi Bayramı
9 Ekim Kristof Kolomb Günü
10 Kasım Eski Muharipler Günü
23 Kasım Şükran Günü
25 Aralık Noel

Avustralya; 12 ulusal, 6 bölgesel
1-2 Ocak Yeni Yıl
26 Ocak Avustralya Günü
6 Mart İşçi günü (yalnız Batı Avustralya)
13 Mart İşçi Günü (yalnız Tasmanya ve Victory)
13 Mart Gönüllüler Günü (yalnız Güney Avustralya)
20 Mart Canberra Günü (bölgesel)
14 Nisan Kutsal Cuma
15 Nisan Kutsal Cumartesi (Tasmanya hariç)
16-17 Nisan Paskalya
18 Nisan Paskalya Salı (yalnızca Tasmanya)
25 Nisan ANZAK Günü
1 Mayıs İşçi Günü (Kuzey Avustralya ve Queensland)
5 Haziran Resmi tatil (Batı Avustralya)
5 Temmuz Kraliçe’nin Doğumgünü (Batı Avustralya hariç)
7 Ağustos Resmi Tatil
2 Ekim İşçi Bayramı (bölgesel)
2 Ekim Kraliçe’nin Doğumgünü (B. Avustralya)
7 Kasım Melbourne Kupa Günü (bölgesel)
25-26 Aralık Noel

Çin; 11 gün
1-2 Ocak Yeni Yıl
29-30-31 Ocak Çin Yeni Yılı
1-2-3 Mayıs İşçi Bayramı
1-2-3 Ekim Milli Bayram

Almanya, 13 ulusal, 6 bölgesel
1 Ocak Yeni Yıl
6 Ocak Epifanya (Baden-Würtemberg, Bavyera, Saksonya Anhalt eyaletleri)
14 Nisan Paskalya Arifesi
16-17 Nisan Paskalya
1 Mayıs 1 Mayıs Bayramı
25 Mayıs Hazreti İsa’nın Göğe Yükselmesi
4-5 Haziran Küçük Paskalya
15 Haziran Yortu Bayramı (Baden-Würtemberg, Bavyera, Hessen, Saksonya Anhalt, Mecklenburg-Önpomeranya, Kuzey Ren-Vestfalya, Rheinland-Pfalz, Saarland, Saksonya, Thüringen eyaletlerinde)
15 Ağustos Meryem Ana’nın Göğe Yükselmesi (Bavyera, Saarland)
3 Ekim İki Almanya’nın Birleşme Günü
31 Ekim Reformasyon Günü (Brandenburg, Saksonya Anhalt, Saksonya, Mecklenburg-Önpomeranya, Thüringen eyaletleri)
1 Kasım Azizler Yortusu (Baden-Würtemberg, Bavyera, Saksonya Anhalt, Mecklenburg-Önpomeranya, Kuzey Ren-Vestfalya, Rheinland-Pfalz, Saarland, Saksonya, Thüringen eyaletleri)
22 Kasım Tövbe ve Dua Günü (Saksonya)
24-25-26 Aralık Noel Tatili
31 Aralık Yılbaşı

İtalya; 12 ulusal, 2 bölgesel
1 Ocak Yeni Yıl
6 Ocak Yortu
16-17 Mart Paskalya Tatili
25 Nisan Özgürlük Bayramı
1 Mayıs İşçi Bayramı
2 Haziran Cumhuriyet Bayramı
29 Haziran Resmi Tatil (yalnızca Roma’da)
15 Ağustos Meryem Ana’nın Göğe Yükselişi
1 Kasım Azizler günü
7 Aralık Aziz Ambrogio Günü (yalnızca Milano’da)
8 Aralık Meryem Ana günü
25-26 Aralık Noel Tatili

Birleşik Krallık
İngilrere 8, Kuzey İrlanda 10, Galler ve İskoçya 9
1 Ocak Yeni Yıl (Galler ve İskoçya’da)
2 Ocak Yeni Yıl
17 Mart Aziz Patrick Günü (K. İrlanda’da)
14 Nisan Kutsal Cuma
17 Nisan Paskalya
1 Mayıs Resmi Tatil
29 Mayıs Resmi Tatil
12 Temmuz Boyne Savaşı (Kuzey İrlanda’da)
28 Ağustos Resmi Tatil
25-26 Aralık Noel Tatili

Fransa; 12 ulusal, 1 bölgesel
1 Ocak Yeni Yıl
14 Nisan Kutsal Cuma (bölgesel)
16-17 Nisan Paskalya
1 Mayıs İşçi Bayramı
8 Mayıs Zafer Bayramı (2. Dünya Savaşının bitişi)
25 Mayıs Yükseliş Günü
5 Haziran Pazartesi Pentikostu (kaldırılması için yasa teklifi verildi)
14 Temmuz Fransız Devrimi’nin Başlangıcı
15 Ağustos Assumption günü (dini bayram)
1 Kasım Bütün Azizler Günü
11 Kasım Ateşkes Günü(I. Dünya Savaşı’nın bitişi)
25 Kasım Noel Tatili

Yunanistan, 14 gün
1 Ocak Yeni Yıl
6 Ocak Epifanya (dini bayram)
6 Mart Büyük Perhiz
25 Mart Bağımsızlık Günü
21 Nisan Ortodoks Kutsal Cuması
22 Nisan Ortodoks Kutsal Cumartesisi
23-24 Nisan Ortodoks Paskalyası
1 Mayıs İşçi Bayramı
12 Haziran Ortodoks Pentekostu Pazartesi
15 Ağustos Assumption Günü (dini bayram)
28 Ekim Ochi (Hayır) Bayramı
25 Aralık Noel Tatili
26 Aralık Aziz Stefanos Günü

İspanya; 12 ulusal, pek çok bölgesel
1 Ocak Yeni Yıl
6 Ocak Epifanya (dini bayram)
13 Nisan Dini Perşembe (bölgesel)
14 Nisan Kutsal Cuma
16 Nisan Paskalya
17 Nisan Paskalya Pazartesi (bölgesel)
1 Mayıs İşçi Bayramı
15 Ağustos Asumpcion Günü
12 Ekim Milli Bayram
1 Kasım Bütün Azizler Günü
6 Aralık Anayasa Günü
8 Aralık Concepcion İmaculata (dini bayram)
25 Aralık Noel Tatili
26 Aralık Aziz Esteban Günü
Burcu ÖZÇELİK, Hürriyer İK, 8 Ocak 2006