Türkiye’de spor kültürü hızla gelişiyor. 5-10 yıl önce yalnız 200-300 metrekarelik spor salonları vardı. Ama artık içinde pekçok spor alanını barındıran büyük spor kulüpleri kurulmaya başlandı. Bu kulüpler genellikle alışveriş merkezleri, sinemalar, kafeler ve restoranlarla birlikte kuruluyor. Üyeler sporunu yapıyor, restoranda yemeğini yiyor, sinemada film izliyor veya alışverişini yapıyor. Amaç kişinin bütün bir gününü burada değerlendirmesini sağlamak.

İstanbul’da bu konseptteki spor merkezleri çok yeni. Son birkaç yıldır hızla artmalarına rağmen sayıları bir elin parmaklarını geçmiyor. Üye sayılarının da 30 bin civarında olduğu tahmin ediliyor. Eğer İstanbul’daki küçük spor salonları da hesaba katılırsa üye sayısı 40-50 bine çıkıyor. Tüm Türkiye’de bir spor merkezine belli bir süre gitmiş olanların sayısının ise 500-600 bin civarında olduğu tahmin ediliyor.
1990’da faaliyete başlayan ve bu sektöre öncülük eden Alarko Turizm Grubu’nun (Hillside) Spor İşletmeleri Müdürü Çağan Şimşek, bu tarz kulüplere ne ABD’de ne de Avrupa’da pek rastlanmadığını söylüyor:
“Bu iş yurtdışında çok yaygınlaştığı için mekanikleşmiş. ABD’de 300 milyon kişi yaşıyor, 40 milyon spor üyesi var. Türkiye’de spor yapanların sayısı çok sınırlı olduğu için daha exclusive bir kulüp yapısı ortaya çıkmış. Ben önümüzdeki yıllarda Amerika’daki gibi küçük spor merkezlerinin sayısının çoğalacağına inanıyorum.”

ZENGİNLERE MAHSUS
Şu anda büyük kentlerde belli bir kulüpte düzenli spor yapmak, orta-üst ve üst düzey gelir grubuna ait bir aktivite. Bu nedenle sektörün önemli bir bölümünü, 5 yıldızlı otellerin spor merkezleri oluşturuyor. Polat Renaissance Health Club Spor Müdürü Levet Adıgüzel “Önce spor kültürünün gelişmesi gerek. Bunun için de daha çok tesis yapılmalı, bu tesisler ortak kullanıma açılmalı. Bir kulüpte spor yapmak, üst düzey gelir grubundan kişilerin yapabileceği bir şey. Ama bu yavaş yavaş kırılacaktır” diyor.
Sektörün Türkiye’nin normal büyümesinin üzerinde bir büyüme göstereceğini belirtiyor Colesium Yaşam Merkezi Genel Müdürü Soydaner Kara: “Daha geniş bir kitleye hitap eden belirli sayıda büyük tesisler kurulacak, yabancılar da gelip yatırım yapacaklar. Bunun yanı sıra küçük ölçekli belli bir amaca yönelik tesisler de çoğalacak. Belediyeler de sosyal sorumluluk çerçevesinde bu tarz yerler açma düşüncesindeler. Zaten bize gelip tesisler hakkında bilgiler alıyorlar.”

YENİ EĞİLİMLER
Spor merkezlerinde, son bir yıldır bir hareketlenme görülüyor. Örneğin İspanya’da 3 şubesi bulunan Essporto adlı şirket, İstanbul Metrocity Alışveriş Merkezi’nde bir şube açtı. Türkiye’nin en büyük sinema zincirlerinden biri olan AFM Grubu da bu işe el atmaya karar vererek bir ay önce Caddebostan Kültür Merkezi’ndeki ilk yerini açtı. Sinema, spor kulübünü tamamlayan bir aktivite olduğu için, çok şaşırtıcı bir yatırım değildi bu. Nitekim AFM Yönetim Kurulu Başkanı Adnan Akdemir de, bir “yaşam merkezi” oluşturmaya çalıştıklarını söylüyor.

DİĞER KENTLERDE
YENİ HALKALAR
Büyük spor kulüplerinin bundan sonra atacağı ikinci adım, şubeler açarak büyümek ve zincire dönüşmek. Örneğin AFM ilk spor merkezini daha yeni açmış olmasına rağmen, İstanbul’dan sonra İzmir ve daha sonra da diğer şehirler üzerinde yoğunlaşmayı planlıyor.
Acarkent’teki Coliseum da şubeleşme planı olan bir başka spor kulübü. Önümüzdeki yıllarda Acar İstanbul projesi kapsamında, Kozayatağı Bağdat Caddesi’nde, Ataşehir’de ve Maslak-Levent hattında şubeleşmeyi planladıklarını söylüyorlar.
Ama lüks, aidatı yüksek bir spor kulübünün şubeleşmesi, bütün ülkeye yayılması o kadar kolay alınacak bir karar değil. Hillside Spor İşletmeleri Müdürü Çağan Şimşek bu noktaya dikkat çekiyor: “Bu iş çok yatırım istiyor ve de çok karlı değil” diyor. “Her yerde aynı kaliteyi tutturmak istiyorsanız çok dikkatli olmak zorundasınız. O nedenle doğru noktalara doğru şekilde gitmek istiyoruz. Ama Hillside’n gidebileceği yerler belli, sosyo-ekonomik yapısıyla nüfusu dengeli yerlere gidebilir. Onların dışındaki şehirler bu büyüklükte bir spor tesisini kaldıramaz. O nedenle de Türkiye’nin geri kalanında, bireysel işletmecilerin kuracağı daha küçük tesisler yaygınlaşacaktır diye düşünüyoruz.”
Coliseum Yaşam Merkezi’nde fitness alanları ve kapalı havuz koordinatörü Ergin Bağcıvan, MÜ Beden Eğitimi ve Spor Meslek Yüksekokulu mezunu. Yaklaşık 7 senedir Coliseum’da çalışan Bağcıvan, 20 kişilik bir eğitmen kadrosunun başında. 5 bin üyesi olan Coliseum’da toplam 128 kişi, spor bölümünde ise 72 kişi çalışıyor.
Essporto Spor Müdürü Bünyamin Aysun, MÜ Beden Eğitimi ve Spor Meslek Yüksekokulu mezunu. 10 yıl boyunca çeşitli spor kulüplerinde çalışan Aysun, şu anda 10 fitness danışmanı, 3 life guard, 2 İspanyol aerobik eğitmeni ve 5 aerobik-step eğitmeninden sorumlu. 2000 üyesi olan Essporto’da toplam 83 kişi çalışıyor.

Kimler çalışıyor
Spor merkezlerinde, spor akademilerinde fitness, vücut geliştirme, yoga gibi branşlarda uzmanlaşarak yetişenler eğitmen olarak çalışıyor. Son trendleri izlemek için yurtdışına gidip eğitimlere katılarak sertifika alıyorlar veya Türkiye’ye gelen uzman eğitmenlerin düzenlediği atölye çalışmalarına katılıyorlar.
Örnek olarak Coliseum’da bir eğitmenin kariyer planı şöyle: Eğitmen kadrosu 4 gruba ayrılıyor. İlk grupta yer alan Akademi’den yeni mezun olmuş stajyer eğitmenler, önce 6 aylık bir eğitimden geçiyor. Burada işe yeni başlayanlara aletler, nabız atımları vb. konusunda bilgi veriliyor. Kime hangi ekipman uygundur, öğretiliyor. O kişi daha sonra yardımcı eğitmen oluyor. Artık kendisi de üyelere yeni programlar verebiliyor. Eğer başarılı olursa bir sınav sonucu fitness eğitmeni oluyor. Son grupta ise uzman fitness eğitmeni (private trainer) denilen özel ders verebilen antrenörler var.

Sağlık uyarısı
Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu Sekreteri Yrd. Doç. Dr. Semih Yılmaz da fitness center’larda danışmanlık yapıyor. Yılmaz bu merkezlerdeki eksikliklere dikkat çekiyor: “Bu gibi yerlerin kontrolü Gençlik Spor Genel Müdürlüğü’nün İl Müdürlüklerine bağlı. Yeterli sertifikası olmayanlar buralarda çalıştırılmamalı, kontrol edilmeli. Bazı spor merkezlerinde hiç deneyimsiz kişiler çalıştırılıyor.
Biz diyoruz ki spor hekimleri ile birlikte çalışarak doğru yönlendirme yapalım.
Bugün fitness center’ların yüzde 95’inde defibilatör (ani kalp rahatsızlıklarında kalbi çalıştırmaya yarayan şok cihazı) yok. Sağlık personeli şart.
En azından ilk yardım dersleri alan kişiler çalışmalı bu gibi yerlerde. Biz akademide ilk yardım dersi de veriyoruz.”

Spor Akademisi mezunlarının yeni iş alanı
Türkiye’de hemen hemen her şehirde bir spor akademisi var. Yılda 2 bine yakın kişi mezun oluyor. Mezunların çoğu “devlet garantisi” istiyor ve beden eğitimi öğretmeni olmak için uğraşıyor ama ihtiyaç mezun sayısından daha az olduğu için başka alanlara yönelmek zorunda kalıyorlar. İşte bu alanlardan biri de, son zamanlarda sayısı artan spor kulüpleri ve fitness merkezleri.
Örneğin, Marmara Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu, Beden Eğitimi öğretmenliği, Spor Yöneticiliği ve Antrenörlük eğitimi bölümü olmak üzere 3 bölümden oluşuyor. Ancak Yüksekokul, öğrencilerden gelen talepler doğrultusunda çeşitli branşlarda sertifika programları düzenliyor. Son yıllarda fitness alanında eğitim görmek isteyen öğrenciler artıyor. Fitness uzmanı olmak isteyen öğrenci, bir yıl boyunca süren ekstra bir fitness sertifika porgramına dahil oluyor ve bu alanda uzmanlaşıyor.
MÜ bu doğrultuda kongreler düzenleyip yurtdışından eğitmenler getiriyor. Son trendleri takip etmek için okulda sürekli yeni programlar açılıyor.
Marmara Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu Sekreteri Yrd. Doç. Dr. Semih Yılmaz “Sporda ciddi bir istihdam sorunu var” diyor. “Bu sorunu da özel spor merkezleri çözmeye çalışıyor. Fakat bir kısmı nitelikli eleman aramıyor, ucuz elemana kaçıyor.”
Marmara Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu’nun yılda ortalama 200 mezun verdiğini söylüyor Yılmaz. Mezunların yüzde 20-25’i spor merkezlerinde çalışıyor: “Öğrencilerin yüzde 80’i okurken fitness center’larda, spor merkezlerinde çalışmaya başlıyor. Ama zamanla maddi nedenlerden dolayı başka alanlara kayıyorlar. Çünkü fitness, donanımlı öğrenciye çok fazla ücret vermiyor. Öğrenciler de spor merkezlerini bir adım olarak kullanıyor.”
Burcu ÖZÇELİK, Hürriyet İK, 09, 04, 2006