Turkcell, Kardelen projesini, 2000 yılından beri Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği ile yürütüyor. Ekonomik yetersizlik nedeniyle öğrenimine devam edemeyen kız çocuklarının eğitimine destek vermeyi ve onları meslek sahibi yapmayı amaçlayan projede bugüne kadar Türkiye nin dört bir yanından yaklaşık 10 bin öğrenciye Turkcell bursu verildi. Bunlardan 4 bin 400 ü liseden mezun oldu, 550 si üniversiteyi kazandı ve 27 si mezun oldu.

Kardelenler, okulda çok başarılıydılar ancak İstanbul da üniversitede okumak, çok kolay değildi. Çoğu ailesinden ayrıydı ve hiç büyük bir kentte yaşamamıştı. İşte Turkcell in Beyoğlu nda kurduğu, şirket içi eğitimleri yaptığı Turkcell Akademi, uyum sorunu yaşayanlar için ilginç bir eğitim programı başlattı. Dokuz öğrenci üniversitenin yanı sıra, hafta sonları bu akademiye devam etti. Verilen eğitimler kişisel gelişimden, bilgisayar kullanımına, fotoğraf çekiminden CV yazımına kadar pek çok alanı kapsıyor. Ayrıca kardelenlere rehberlik hizmeti de veriliyor. Bir Turkcell çalışanı ya da bir gazeteci-yazar, bir öğrencinin yönderi yol göstericisi oluyor ve karşılaştığı sorunlarda ona yardım etmeye çalışıyor.

Kız öğrencilerin bir kısmı daha önce hiç sinemaya, tiyatroya gitmemiş. Çoğunun kendine ait bir odası olmamış, bilgisayara el bile sürmemiş. İstanbul a ilk geldiklerinde şehrin telaş ve kalabalığı, üniversitede arkadaş gruplarının dışında kalmak, giyim kuşamdan müziğe kadar aşina olmadıkları bir kültürle tanışmak onlar için kolay olmamış. Ama geçen hafta sonu dört aylık bir eğitimden sonra Turkcell Akademi den sertifikalarını alırken, hepsi de kendine güvenen, İstanbul u seven, büyük kentten korkmayan birer genç kızdı artık. Onlarla sertifika töreni sırasında konuştuk.

Kardelen Gelişim Programı
Şubat ayından beri 9 üniversite öğrencisine eğitim veren Turkcell Akademi, bilgisayar ve İngilizce, sunum becerileri, ikna teknikleri, iletişim teknikleri ve empati, güzel sanatlar, fotoğrafçılık, sinema gibi derslere yer verdi.

Bizde kadınlar ezilmez, sorun tembellikte
Şerife Pamuk 21, Kastamonu
İÜ Hukuk Fakültesi ikinci sınıf öğrencisi. 3 kardeşten en büyüğü ve tek okuyanı. Diğerlerine göre daha şanslı çünkü Kastamonu da kızlar okumaz diye bir sıkıntı yok: “Kadınlar ezilmez ama sorun tembellikte. İnsanlar okumayı çok fazla sevmez. Evleneyim, diyorlar. Ben okumayı seçtim.” Şerife nin diğerlerinden bir farkı da kendi odasının olması. “Tek okuyan bendim, o nedenle evde ön plana çıktım.” Şerife, Kastamonu nun son derece modern ve turistik bir ilçesinde yaşadığını söylüyor: “İlçe nüfusunun çoğu İstanbul da yaşıyor. O nedenle giyim konusunda da rahat. İletişimim de çok iyiydi Kastamonu da, burada kalabalık nedeniyle biraz zorlandım.”

Herkes kendini düşünüyor gibi geldi bana
Gülistan Haliloğulları
19, Ağrı-Doğubeyazıd :
İÜ Adalet Meslek Yüksek Okulu nda 1. sınıfta okuyor, yurtta kalıyor. İstanbul a ilk gelişi. Babası iki yıl önce vefat etmiş. Ağrı da annesi ve iki kardeşi ile yaşıyor.
Gülistan düz lise mezunu. Ağrı yı çok sevdiğini ama şartların çok zor olduğunu söylüyor. “Bizim okullarda bilgisayar sınıfı yok. Dershanelerde eğitimler iyi değil. Bir de oradaki insanların, kızların okumasına bakışları kötü. Kız çocuğu okuyacak da ne olacak, otursun evinde diye bakıyorlar. Ama son zamanlarda kız çocukları da okusun diyenlerin sayısında bir artış oldu.” İstanbul un büyüklüğü ve kalabalığı onu korkutmuş. “İlkin herkes sadece kendini düşünüyor gibi geldi bana, çok bencil gözüktüler gözüme. Benim yaşadığım yerde herkes daha sıcak kanlıydı. Arkadaş ortamına uyum sağlayamadım. Kimseyle konuşmuyordum. Çünkü herkesin grubu vardı. Siz de tabii kendi grubunuzu oluşturuyorsunuz zamanla. Benim de kendi grubum var, İstanbul dışından gelenler, kendime daha yakın bulduklarım.”

Orhan Veli beni kandırmış diye düşündüm
Emine Kısrak 19, Siirt
İÜ Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık birinci sınıf öğrencisi. Emine 12 kardeş olduğunu söylüyor ve hemen ekliyor: “Aynı anne babadan. Genellikle bu soruyu çok sorarlar.” Babası 9 yıl önce öldüğü için, annesi ve erkek kardeşi tüm aileye bakmış. Diyarbakır da üniversiteye giden ablası, ailede yüksek eğitim gören ilk kişi. Emine de ikinci. İstanbul da abisinde kalıyor.
İstanbul’u hep merak edermiş Emine. “O şiirlere konu olan şehri hep görmek istiyordum ama ilk geliş hayal kırıklığıydı. Bize hep İstanbul un güzel yönlerinden bahsedilmişti, trafiğinden söz eden olmamıştı. Orhan Veli beni kandırmış diye düşündüm. Sonra yavaş yavaş alıştım. Sevdim İstanbul u. İnsanlarda sürekli bir endişe var, birbirleriyle konuşmaya korkuyorlar, herkesin eli çantasında sanki her an bir kapkaççı çıkacak. Siirt te faklıydı. Bir saatte tüm şehri gezebilirsiniz. Ben Siirt te hiç otobüs kuyruğunda ya da banka kuyruğunda, markette beklemedim. İstanbul bekleme şehri. Kılık kıyafet de beni çok şaşırttı. Ama en çok insan ilişkileri şaşırttı. Çok güvensiz bir şehir. Adres bile sormaya korkuyorsunuz.”
Emine’nin İstanbul a alışması çok zor olmuş, “Annemi aradım, önemli olan kazanmak değil miydi kazandım işte dedim. Geri dönmek istedim ama annem istemedi. Okuldaki arkaşlarıma da alışamadım. Kimse kimseyle konuşmuyor, ya da İstanbullu grup kendi arasında konuşuyor. Daha çok doğulularla arkadaşız. Gruplaşma var, siz de ister istemez o grubun içinde kalıyorsunuz. Bazen sınıfta insanlar bir yabancı müzik grubundan bahsediyor, benim öyle bir şarkıcı yada grup olduğundan haberim bile yok.”
Turkcell Akademi’nin kendisine çok şey öğrettiğini söylüyor Emine: “Göz temasının bu kadar önemli olduğunu, oturup kalkmayı, el sıkışmayı bilmiyordum. Sinema, tiyatro ve fotoğraf konusunda bilgi sahibi olduk. Film izlerdim ama hep hikaye, senaryo üstüne izlerdim. Ama artık karelere dikkat ediyorum, fotoğrafa dikkat ediyorum. Önceden kuru kuru izlerdim, güzel bir aşk filmi deyip geçerdim. Şimdi öyle değil, sesler ve renkler canlı diyebiliyorum.”

Şimdi ben de bu şehrin içindeyim
Demet Arpacık 18, Batman
Boğaziçi Üniversitesi Okul Öncesi Öğretmenliği hazırlık sınıfında okuyor. Babası İstanbul da çalışıyor ve Batman daki ailesine bakıyor. Arpacık ailesinin 7 çocuğu var; en büyükleri Demet. Kız meslek lisesi mezunu olan Demet, üniversiteyi kazanınca babasıyla İstanbul a gelmiş. Batman da kızların okumasına çok sıcak bakılmıyor ama bunun yavaş yavaş değiştiğini söylüyor Demet. “Mesela amcamlar kızlarını ortaokuldan sonra okuldan aldılar ama iki sene sonra tekrar okula göndermeye başladılar. Nedenini bilmiyorum belki benim okumam etkili olmuştur.”
Demet İstanbul u önce hiç sevmemiş. “Boğazı ilk gördüğümde hiç beğenmedim. Keşke boğaz yerine evimizin arkasındaki tepe olsaydı dedim. Sanırım özlemden. Diğer bir sorun da trafik. Niye insanlar bu memlekette kalıyor, başka şehirlerde yaşamıyorlar diye çok düşündüm. Ama şimdi İstanbul a da alıştım, trafiğe de. Ben de bu şehrin içindeyim.”
Demet Batman daki arkadaş ortamını burada bulamamış. “Burada o samimiyet yok. Orada arkadaşlarımla her şeyi paylaşabiliyordum. Arada görüş ayrılığı yoktu.”
İleride Batman a dönüp belediye başkanı olmak istiyor Demet. “Batman a katkıda bulunacağım yerlerde çalışmak istiyorum” diyor.
Turkcell Akademi de bilgisayarla tanışan Demet fotoğrafçılığa da merak sarmış. İletişimi geliştirmek için pek çok ders aldığını söylüyor: “Hala İstanbul la ilgili sorunlarım var ama ilk geldiğim gibi acı çekmiyorum.”

Ne olacak bana, korkusu vardı
Hanım Selçuk 22, Ardahan
İÜ. Florance Nightingale üçüncü sınıf öğrencisi. 7 kardeşten beşincisi ve ailenin üniversiteye giden tek çocuğu. Ardahan da tek bir odada yaşıyorlardı. “Eğer burs olmasaydı ben de ablamlar gibi evlenip, bir sürü çocuk yapacaktım. Ailem burs yüzünden ve bildik bir şehir olduğu için İstanbul a gelmeme izin verdi. Ağabeylerimin burada olması onları rahatlattı. Bir de yönderlik projesini öğrenince çok memnun oldular. Gönül rahatlığıyla gönderdiler.”
Hanım da ilk günlerde şehrin kalabalığından ürkmüş: “İlk kez ortaokul yıllarındayken sınava girmek için Ardahan a gitmiştim. Orası bile bana büyük gelmişti. Üç katlı bir bina görmüştüm, en üstünde yaşayan insan korkmuyor mu diye düşünmüştüm. Buraya gelip bu büyük binaları görmek beni çok korkuttu.”
İnsanların kılık kıyafetlerini de yadırgamış Hanım: “Kısa kollu birini bile görsem ne kadar açık giyiniyor, derdim. Ayıplıyordum, tuhaf tuhaf insanlara bakıyordum. Ağabeyim de bakma diye beni uyarıyordu. Ama zamanla normal olduğunu görüyorsunuz.”
Hanım a en büyük destek yönderinden gelmiş. “Okula bile gitmek istemiyordum. Her şey yabancıydı. Kaybolma ve ne olacak bana korkusu vardı. 2 ay sürekli ağladım, annemi ve babamı özledim. Daha sonra yönderimle tanıştım. O beni çok rahatlattı. Alışma dönemi iki üç ay sürdü. Mezuniyetten sonra kalmak istiyorum, bir iki yıl para biriktirip master yapacağım.”

Ben de kalabalıkla koşmaya başladım ama niye bilmiyordum
Nihal Gördük 21, Diyarbakır
Marmara Üniversitesi İngilizce öğretmenliği son sınıf öğrencisi. Nihal 5 kardeş, 5 i de okuyor. Diyarbakır ın diğer doğu illerine göre daha şanslı olduğunu söylüyor Nihal. “Çok rahat tiyatroya veya sinemaya gidebiliyorduk. O nedenle çok zorluk çekmedim. Buraya tek başıma geldim. Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği nin evinde kalıyorum. Anadolu Öğretmen Lisesi mezunuyum. Bizim okuldan 6-7 kişi İstanbul da üniversite kazandı, bunlardan 5 i MÜ İngilizce öğretmenliğinde. O nedenle çok fazla adaptasyon sorunu çekmedim. Okulda gruplaşma olsa da çok kesin değil. Bir gruptan diğerine geçebiliyorsunuz, oldukça esnek.”
Nihal, İstanbul a ilk geldiğinde kalabalıktan korktuğunu söylüyor: “İnsanlar sürekli koşuşturuyordu. Bir keresinde otobüsten indim, insanlar koşuyordu, ben de koşmaya başladım ama niye ve nereye koştuğumu bilmiyordum…”
Turkcell Akademi de bilgisayar ve kişisel gelişim yönünden pek çok şey öğrendiğini söylüyor Nihal.

Beni en çok mesafeler etkiledi
Nurgül Karameşe 20, Balıkesir
İÜ hemşirelik 3. sınıf öğrencisi. Dört kardeş içinde okula devam eden tek çocuk Nurgül. Ortaokul ve lisede de yurtta kaldığı için çok bocalamamış. Üniversiteyi kazandığında babasıyla birlikte İstanbul a gelmiş, şimdi yurtta kalıyor. Nurgül, İstanbul da sadece mesafelerin onu çok etkilediğini söylüyor.
Burcu ÖZÇELİK, Hürriyet İK, 11, 06,2006