200 milyon dolarlık bir yatırımla İstanbul Levent te kurulan Kanyon un 32 yaşındaki Kanadalı Genel Müdürü Markus Lehto, 1999 da 6 ay tatil için geldiği Türkiye de kalmaya karar verdi ve İş Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı nda part-time danışman olarak işe başladı. Kısa sürede pazarlama müdürü oldu ve İş Kuleleri, Kule Çarşı, Marmaris teki Solaris Plaza, Tatilya, Seven Seas Hotel gibi projelerin satış ve kiralamasıyla ilgilendi. Kanyon projesi üzerinde çalıştı. Şu anda Kanyon un genel müdürlüğünü yapıyor. Açık alışveriş merkezi konsepti ile dikkat çeken Kanyon için Lehto “Burası küçük bir şehir. Yeni açılacak alışveriş merkezleri artık bu konseptte olacak” diyor.

Kanyon Genel Müdürü Markus Lehto 1973 te Kanada da doğdu. Finlandiyalı bir anne ve babanın ortanca çocuğu olan Lehto önce Fince sonra İngilizce ve Fransızca öğrendi. Hukuk okuduktan sonra İngiltere ye uluslararası ilişkiler ve ekonomi master ı yapmaya gitti. Türkiye ye uzanan yolculuğu 1995 te üniversitede tanıştığı bir Türk kızına aşık olmasıyla başladı.
Yüksek lisansını tamamladıktan sonra bir süre Kanada ya gidip birkaç finans şirketinde danışmanlık yapan Lehto, 1997-1999 arasında ABD de çalıştı. 1999 da ise o Türk kızını görmek için Türkiye ye geldi ve bir daha da kopamadı: “Aslında amacımız birlikte 6 ay tatil yapıp Londra ya yerleşmekti ama kalmaya karar verdik.” 1999 da İş Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı nda danışman olarak işe girmesi de bir tesadüf sonucu oldu: “Doğru zamanda, doğru kişilerle ve doğru yerde olmak bir şanstı.”

PART-TIME DANIŞMANLIKTAN YÖNETİCİLİĞE
İş Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı nın gelecek planları, büyüme potansiyeli ilgisini çekmişti. Kendisinin de halka arzlar, gelişmekte olan piyasalar ve yatırım bankacılığı deneyimi İŞGYO nun dikkatini çekti ve part-time danışman olarak çalışmaya başladı:
“İşim yabancı yatırımcılara yönelik olarak şirketin misyonunu ve profilini düzenlemekti. İŞGYO nun yabancı yatırımcılarla ilişkisi derinleşti, uluslararası platformda bilinirliği arttı. Şu anda İŞGYO hisselerinin yarısından çoğu yabancı yatırımcılara ait.”
Lehto nun yarı zamanlı başladığı danışmanlık tam zamana dönüştü ve 2001 de Pazarlama Müdürü oldu. Tüm İŞGYO gayrimenkullerinin satış ve kiralanması da görev alanına girdi. Bu projeler arasında İş Kuleleri, Kule Çarşı, Marmaris teki Solaris Plaza, Tatilya, Seven Seas Hotel de vardı. Eylül 2003 te İŞGYO ve Eczacıbaşı grubu Kanyon un yönetimi, işletimi ve pazarlanması için bir ortaklık kurdu. Lehto o dönemden beri projenin başında.
Aslında ilk başta bir alışveriş merkezi fikri Markus Lehto ya çok sıcak gelmemişti. “Ben müşteri olarak bu tarz mekanlardan çok keyif almam. Ama bu proje farklı bir konseptti, o nedenle kabul ettim. Çok da memnunum burası artık bizim hayatımız oldu.”

Türkiye’ye adapte olmak imkansız, olmak da istemem
* Türkiye ye adapte olmanız ne kadar sürdü, en çok hangi konuda zorlandınız?
-Türkiye nin iyi tarafı insanın hiçbir zaman tam olarak adapte olmaması. Bu Türkler için bile geçerli. Şehrin büyüklüğü, eski-yeni, zengin-yoksul, doğu-batı kontrastı sürekli değişimi getiriyor. Bu nedenle hiçbir zaman tamamen adapte olamayacağım, umarım da olmam. İstanbul her zaman şaşırtıyor ve ilham veriyor.
* Türk tüketicileri nasıl buluyorsunuz?
-Diğer Avrupa ülkelerindeki tüketicilerden daha hızlı tepki veriyor ve satınalma kararlarını da çok önceden planlamıyorlar. Bu “önce al, sonra düşün” mantığı taksitlendirmenin bu kadar popüler olmasını da açıklıyor. Tabii bir diğer neden de, Tüklerin sıcak Akdenizli karakterinden geliyor.
 Türk iş dünyası ve iş adamları hakkındaki görüşleriniz neler?
-Beni önceleri şaşırtan şimdi ise doğal gelen bazı eğilimler var. Birincisi “burası Türkiye” yada “idare eder” gibi tabirler. Bu, fazla çaba sarfetmemeyi yada olması gerekenden azını kabullenen, başarıya odaklanmak yerine performansı bu basmakalıp beklentilerle kıyaslayan bir yaklaşım. Yani insanlar başarısızlık kendinin değil de Türkiye nin hatasıymış gibi davranıyor, sorumluluğu üstlenmek yerine, başkasına yüklemek istiyorlar. Bu nedenle bence birçok Türk işadamı planlarını kötümser yada tutucu şekilde yapıyor. Bu muhtemelen yıllardır yaşanan çalkantılı ekonominin de bir sonucu. Bu Türk iş hayatı için olumsuz bir yön gibi görünse de, aynı zamanda bir güç. İstikrarsızlığın getirdiği iniş çıkışlar, birçok kişiyi ve firmayı aslında batırabilir. Türk kuruluşlarının kısa vadede tepki vermek ve günlük kararlar almak zorunda olması, onları esnek ve yaratıcı olmaya itiyor. Gerektiğinde Türk işadamları çok kısa sürede inanılmaz gelişmeler sağlayabiliyor. Şimdi ekonomi belirli ölçüde düzeldiği ve uzun vadeli planlar yapılabildiği için, bu özellikler Türk iş dünyasının hızla gelişmesini sağlayacak.

Japonya’da gördüğümüz Canal City bize ilham verdi
Kanyon un diğer alışveriş merkezlerinden farkı nedir?
-Dünyada çok standart formüller var. Her yerde alışveriş merkezleri aynı gibi gözüküyor. Biz, daha iyi bir yer yaratmak istedik. Bölgede 50 bin kişi yaşıyor ama hiçbir buluşma noktası yok. Buraya çalışmak için gelip sonra dönüyorlar. Örneğin Londra da herşeyi aynı bölgede yapabilirsiniz. Levent te böyle bir fırsat yok. O yüzden biz şehir içinde şehir yapacağız dedik.
Diğer alışveriş merkezlerinde de şehir havası yok mu? Hepsi kendilerini yaşam merkezi yada küçük şehir olarak niteliyorlar.
-Evet ama ruhu farklı. Bütün alışveriş merkezleri kapalı kutu gibi. Burada açık havada alışveriş yapıyorsunuz, bir şehir havası yaratıyor.
Peki bu konsepte uygun mimarları nasıl seçtiniz?
-Dünyada çok az mimarlık şirketinin bu tarz projeler yaptığını gördük. Üçünü davet ettik. Hepsiyle bir hafta geçirdik, herkes buraya açık bir mekan yapma konusunda birleşti. Sonra Jerde Partnership ve Tabanlıoğlu Mimarlık ile çalışmaya karar verdik.
 Jerde Partnership, Kanyon benzeri başka projelere de imza atmış mı?
-Evet bu tarz projeler yapıyorlar. Karar vermeden önce Güney Japonya ya gittik. Orada Canal City isimli bir proje vardı. Hiç konut yok ama iki otel, küçük bir iş merkezi ve böyle açık bir alışveriş merkezi var. Canal City yi dolaştık. Bize ilham verdi. Dünyada herkes aynı şeyi yapıyor biz farklı bir şey yapacağız diyoruz ve bir risk alıyoruz zaten. Bu tarz projeler Tokyo ve Osaka da da var. Avrupa da ve Amerika da ise Kanyon un örneği yok.
Kanyon un hedef kitlesi kim?
-Sadece A yada A+ yada cebinizde kaç para var diye bakmıyoruz. İnsan farklı bir yerde olmayı, en yeni trendleri takip etmek istiyorsa buraya gelebilir.
Öyleyse neden sadece üst kesime hitap ediyor gibi bir imaj doğdu?
-Diğer alışveriş merkezlerinde olmayan markalar var. O yüzden insanlar sadece zenginler için diye düşünüyor. Aslında herkese uygun şeyler de var.
Marka karması nasıl yapıldı?
-Bir kat konsepti oluşturduk. -2. katta her yaştan kişiye uygun şeyler var, -1 için daha genç enerjik markalar seçildi, zemin katta daha lüks markalar var, en üst katta ise lokantalar ve sinema. Yeni bir konsept olduğu için Metrocity, Akmerkez, Profilo ya da yakındaki mağazalarda markaları olanları tercih etmedik. Markalar arasında seçim yapmak zordu, ihale açtık. Her mağaza ve lokasyon için farklı seçeneklerimiz oldu.

“Alışveriş merkezi yönetmek doktorluk gibi, çünkü bu yaşayan bir organizma. Ziyaretçiler kan ve oksijen, bina da ruh ve beden. Hepsi organizmanın yaşaması için doğru şekilde biraraya gelmeli. Yöneticilerin görevi, bunu sağlamanın ötesinde işe bir ruh katmak.”

Burcu ÖZÇELİK, Hürriyet İK, 25,06,2006

 

Reklamlar