Büyük firmalar çalışanların kıyafetlerini artık ünlü modacılara yaptırıyor. Son iki yılda Cemil İpekçi, TYH hosteslerinin, Beyoğlu Belediyesi çalışanlarının ve ardından simitçilerin, Arzu Kaprol TSK, Yurt İçi Kargo, Çelebi Hava Servisi ve Turkcell mağaza çalışanlarının, Faruk Saraç Devlet Demir Yoları çalışanlarının, Hakan Yıldırım İz-Air çalışanlarının, Gamze Saraçoğlu ise otel ve restoran çalışanlarının kıyafetlerini tasarladı. Çünkü üniforma sadece çalışanların rahat hareket etmesini sağlamaya yaramıyor. Şirket imajını güçlendiriyor ve çalışanda aidiyet duygusunu sağlamlaştırıyor.

Hakan Yıldırım ın tasarladığı İz-Air hosteslerinin etek ve ceket rengi, çalışmanın ciddiyetini ve güvenini gösteren lacivert, gömlek rengi ise klasik asaleti vurgulayan beyaz olarak seçildi solda. Gömleğin üzerindeki mavi biye detayları, uçakların rotalarını simgesel olarak anlatıyor. Ceketlerin üzerindeki pelerinler ise uçak kanatlarından esinlenerek yapılmış. THY, Beyoğlu Belediyesi için çalışan Cemil İpekçi, belediyenin isteğiyle simitçiler için bile kıyafet tasarladı üstte .

Üniforma herşeyden önce bir firmanın kimliğinin aynası. O nedenle kimlik kazanmak isteyen, daha şık ve modern bir görünümle imaj açısından güçlenmek isteyen firmalar artık üniformalarını ünlü modacılara tasarlatıyorlar. Yeni kurulan hava taşımacılığı şirketi İz-Air in hosteslerinin kıyafetlerini tasarlayan Hakan Yıldırım, artık dünyanın her yerinde bir marka olabilmek için belirgin kimliklere ihtiyaç duyulduğunu söylüyor: “Zaten üniformanın önemi de bu arada kendini gösteriyor. Bence sizi temsil eden ilk şey görünüşünüz, gerisi sonradan geliyor.”

Bir firmaya yeni bir kimlik kazandırmak için tasarım yapmak zor ve detaylara dikkat etmeyi gerektiren bir iş. Kuruluşun faaliyet alanı, çalışan sayısı, firmanın projeleri tasarım yaparken göze alınıyor. Dizayn yapılmadan önce modacılar kuruluşa girip gözlem yapıyor ve çalışanlardan görüş alıyorlar. Örneğin Faruk Saraç, Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demir Yoları nın üniformalarını tasarlarken firma yetkililerine haber vermeden 4-5 kez İstanbul-Ankara tren yolculuğu yapmış, çalışanları incelemiş ve onlarla konuşmuş. Faruk Saraç “Hem fonksiyonel hem de şık tasarımlarla kendilerini kurumlarıyla özdeşleştirmeleri gerektiğini düşünüyorum” diyor.

Renk, İz-Air in üniformalarını tasarlayan Hakan Yıldırım için en önemli seçimlerden biri. Yıldırım, rengin kurumsal kimliğin başrol oyuncuları olduğunu söylüyor. Etek ve ceket rengi, çalışmanın ciddiyetini ve güvenini gösteren lacivert, gömlek rengi ise klasik asaleti vurgulayan beyaz olarak seçilmiş. Gömleğin üzerindeki mavi biye detayları, uçakların rotalarını simgesel olarak anlatıyor. Önlükler daha fonksiyonel kullanılsın diye çift taraflı olarak tasarlanmış. Ceketlerin üzerindeki pelerinler ise uçak kanatlarından esinlenerek yapılmış. Hosteslerin dünyanın çeşitli iklimlerine uçtukları düşünülerek 4 mevsim giyebilecekleri ve kırışmaz kumaşlar seçilmiş.

Faruk Saraç da firmayı çağrıştıran, ona sorumluluk yükleyen logoların en önemli detay olduğuna dikkat çekiyor: “TCDD logosu kırmızı ve lacivert ağırlıklıydı. Yıllardır devlet demiryolu yolcusunun aşina olduğu renklerde tabii ki bir anda büyük değişiklik yapmak çok zor. Ama laciverde alternatif saks mavisinden de takım hazırladık. Alışılmışın dışında özel fosforlu tulumlar, yağmurluklar yapıldı, yazın serin kışın sıcak tutan özel kumaşlar dokutulup her ünvan için ayrı kıyafet tasarlandı.”

PERFORMANS GEREKTİREN ÜRÜNLER
UZMANLIK ALANIMIZ
Türk Silahlı Kuvvetleri, Çelebi Hava Servisi, Yurtiçi Kargo ve Turkcell in mağaza çalışanlarının kıyafetlerini tasarlayan Arzu Kaprol, şimdi de Petrol Ofisi F1 İstanbul Grand Prix nin tüm ürün ve ekip tasarımlarını hazırlıyor.
Arzu Kaprol bir üniforma tasarımında şirketin kurumsal kimliğinin ve görsel olarak kendini konumlandırdığı noktanın en önemli konular olduğunu söylüyor ve “Özellikle performans gerektiren ürünler bizim uzmanlık alanımız” diyor.
Arzu Kaprol ve tasarım ekibi, Çelebi Hava Servisi üniformalarını hazırlarken farklı istasyonları ziyaret ederek çalışanların yorum ve önerilerini almışlar. “Ankara, İstanbul ve Adana gibi istasyonlarda coğrafi koşullar, özellikle açık havada çalışılıyorsa büyük farklılık gösteriyor. Bu yüzden personelin birebir bize fikirlerini aktarmasını sağladık.”
Yerinde yapılan ziyaretler ve yüzyüze görüşmeler sonrasında şirket yöneticileri ile bir araya gelen ekip, ana tasarım prensibine karar veriyor ve ürün tasarımına başlıyor. Kaprol “Farklı tasarımlar alternatif ürün degerlendirmeleri, tekrar çalışanların önerileri derken Çelebi için gerçekleştirilen proje yaklaşık 1 yıl sürdü” diyor. “Çelebi Hava Servisi için görsel önem taşıyan yer hizmetleri görevlisinde estetik öne çıkarken, kargo bölümünde, uçak altında veya güvenlik birimlerinde çalışan ekipler için özel performans çözümleri üretildi” diyor.

TEKRAR TEKRAR
KONTROL ŞART
TSK için çalışmalar ise büyük bir gizlilik içinde başlamış. “Tasarım konusu kamuflaj elbisesinin iyileştirilmesi olduğu için öncelikle gerçek kamuflaj desenini oluşturmak gerekiyordu” diyor Kaprol: “TSK Amerikan ordusunun kullandığı kamuflaj desenini olduğu gibi kullanmıştı. Ben projeye dahil olduğumda TÜBİTAK ile kumaş geliştirme aşaması tamamlanmış, TÜBİTAK uydudan Türkiye nin farklı bölgelerinin fotoğraflarını çekmiş ve bu fotoğraflardan kumaş desenleri oluşturulmuştu. Genel coğrafyaya uygun bir tek desene karar verildi. Ardından hareket öncelikleri, taşıdıkları yük ve arazi koşulları düşünülerek tasarımlar oluşturuldu. Kumaşların üzerine NASA için de çözüm üreten SCHOELLER 3 x DRY teknolojisi uygulandı. Böylece leke tutmama, kolay kuruma, teri hızla dışarı atma fonksiyonlarına sahip bir üniforma ortaya çıkarıldı.” Tasarımlar 20 birlik tarafından 6-8 ay denendi. Şu anda, yani projenin başından itibaren 15 ay sonra, son aşamaya gelindi. Kaprol “Köklü bir değişim olacağı için bu büyük projelerde her aşamanın tekrar tekrar kontrolü hayati önem taşıyor” diyor.

HAKAN YILDIRIM: “Kıyafet, toplum hizmeti veren kurumlar için çalışan bireyleri, kurumları birebir temsil ettiği ve kimliğin güvenilirliğini, istikrarını ve topluma karşı duruşunu simgelediği için çok önemli. Üniforma giymek, bireyin kişiliğini sınırlasa da aslında o kurumun vizyonudur. Vizyon da modayı oluşturur.”

FARUK SARAÇ: “Kıyafetlerde kullanılan düğmeler için özel kalıplar hazırlatıp, TCDD logosu bastırıldı. Ceket, pantalon, pardesü ve aklınıza gelebilecek tüm tasarımlarda buna çantaları da dahil TCDD logosu işlendi. Bunda amacım bir makinist ya da kondoktör üniformasını giydiği zaman, işte bu benim kurumum ve ben bu kurumun makinistiyim, kondoktörüyüm, demesi.”

ARZU KAPROL
Performans, estetik, teknoloji
üniformanın üç bileşeni
Tasarım 2000 lerin ana konusu. İş kıyafetlerinin de tasarım kaygısıyla gözden geçirilmesi kaçınılmazdı. Ancak buna sadece moda gibi değil, endüstri ürünü tasarımı gözüyle bakmak en doğrusu. Performansı, artık giyimden de bekliyoruz. Moda ise gelişen teknoloji ile kendi uzmanlık alanlarını yaratıyor. Sadece estetiğin ön planda olmadığı, teknoloji, performans ve estetiği kurum kimliği içinde çözümlediğimiz tekstil ürünleri yaratıyoruz.

CANAN GÖKNİL
Üniforma konusunda uzman atölyelerle çalışılmalı
Otel üniformaları tasarlayan Canan Göknil, kurumun imajı, üniformayı giyenin memnuniyeti, yaptığı iş, projenin bütçesi, üretici firmanın uzmanlığı ve tasarımcının akılcı çözümlerinin paralel çalışması gerektiğini söylüyor. İlgili ilgisiz herkesin fikir yürütmesinin zararlı olduğunu ekliyor: “Kurumsal kimlik için o servisi veren kişinin fikri sorulmalı. Oysa herkes ucuz maliyet peşinde. Üniforma üretimindeki tecrübeli insanlar dikkate alınmalı, bu konuda uzman atölyelerden servis almalı. Her iş gibi üniforma dikimi ve üretimi uzmanlık gerektirir.”
Burcu ÖZÇELİK, Hürriyet İK, 30,07,2006