İSO NUN EN BÜYÜK 1000 ŞİRKET ARAŞTIRMASINDA ÇALIŞANLARIN DURUMU

İlk 500 de istihdam az ücret fazla İkinci 500 de istihdam yoğun ücret az

İstanbul Sanayi Odası nın yaptığı Türkiye nin İkinci 500 Büyük Sanayi Kuruluşu 2005 araştırması ile Birinci 500 Büyük Sanayi Kuruluşu araştırması gösteriyor ki, iki kesim arasında ücretler, çalışan sayıları ve ücretlerin şirket satış gelirleri içindeki payı açısından derin farklılıklar var. Birinci 500 de çalışan sayısı az, ücretler fazla. İkinci 500 de tam tersi çalışanlar fazla, ücretler az, ama ücretlerin satış gelirleri içindeki payı yüksek. Araştırmaları yorumlayan iktisatçılardan Boğaziçi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İşletme Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Özer Ertuna, bu şirketlerin desteklenmesi gerektiğini, YTL gerçek değerini bulduğunda bu sorunların hallocağını söylüyor.

İstanbul Sanayi Odası tarafından yapılan Türkiye nin en büyük 1000 sanayi kuruluşu araştırmasında, ilk 500 şirketle ikinci 500 şirket arasında çalışanlar açısından önemli farklılıklar var.
İlk 500 şirkette çalışan sayısı 514 bin 642 özel sektör çalışanları 440 bin 155 , ikinci 500 de çalışan sayısı ise 182 bin 321 özel sektör çalışanları 173 bin 532. Araştırmayı yorumlayan Prof. Dr. Özer Ertuna, ilk 500 şirketin ikinci 500 e oranla 7 kat büyük olduğunu fakat istihdam açısından sadece 2.5 kat fazla olduğuna dikkat çekiyor. Ayrıca, birinci 500 büyük kuruluşta çalışanlara yapılan ödemeler, toplam satış gelirlerinin yüzde 6.6 sıyken, ikinci 500 şirkette yüzde 10.1 i. Üstelik, ikinci 500 şirketin ödediği ücretler ilk 500 e göre çok daha düşük.
Prof. Özer Ertuna bunun Türkiye için çok önemli bir çelişki olduğunu söylüyor: “İkinci 500 şirket, ucuz çalıştırdığı işçi sayesinde yaşayabiliyor. Birinci 500 deki ücretleri ödeyecek olsa yaşamasına imkan yok. Bu Türkiye için çok önemli bir sorun. Tabii bu istihdamın yapısından da kaynaklanıyor olabilir. İlk 500 şirket, daha kalifiye eleman kullanıyor olabilir ama rakamlar bu tezi desteklemiyor. İkinci 500 deki ücretler ekonomik şartlardan çok daha ciddi etkilenmiş durumda.”
2005 yılında birinci 500 büyük kuruluş kapsamındaki özel şirketler 1 milyon YTL tutarında satış için 2.5 kişi istihdam ederken, ikinci 500 büyük kuruluştaki özel şirketler 6.8 kişi istihdam ediyor.

İLK 500 DE ÜCRET 26 BİN 387,
İKİNCİ 500 de 14 BİN 782 YTL
Ertuna birinci 500 le ikinci 500 arasındaki ücret farkının neredeyse yarı yarıya olduğunu söylüyor: “İkinci 500 de ortalama ücretler 2005 yılında kişi başına yıllık 26 bin YTL iken ikinci 500 de 15 bin YTL civarında. Farkın ne kadar büyük olduğu ortada. Tabii şunu da düşünmek lazım, bugün aldığımız rakamlar ortalama rakamlar. Eğer ikinci 500 ün alt uçlarındaki ücretlere bakarsanız durum çok daha vahim.”
Ertuna, yoğun işçi kullanan küçük şirketlerde ücretlerin büyük şirketlere kıyasla çok düşük olduğunu söylüyor. Küçük ve büyük şirketlerde ücretler eşitlenecek olsa, zaten satış karlılığı düşük olan küçük şirketlerin karlılıklarının da düşeceğini ve belki de zarar dönüşeceğini ekliyor.
Türkiye de satış gelirlerinin yüzdesi olarak çalışanlara yapılan ödemeler, hem ilk 500 de hem de ikinci 500 de paralel bir seyir izliyor: 2001 krizinden itibaren çalışanların aldığı pay sürekli düşüyor.
Birinci 500 deki özel şirketlerde ücretlerin satış gelirleri içindeki payı 2000 de yüzde 9.1 iken, krizden sonra yüzde 6.5 dolaylarına geriledi. İkinci 500 deki özel şirketlerde ise, satış gelirinin yüzdesi olarak çalışanlara yapılan ödemeler 2000 de yüzde 12.4 iken 2001 ve 2002 de yüzde 9 a geriledi. Sonra da yüzde 10 civarında seyretti.
Ertuna çalışanlara ödenen payın düşmesinin en önemli nedenini şöyle açıklıyor: “Üretimde ara malı ithalatına kayıldı. Döviz ucuzladığı için ara malını dışarıdan almak şirketlere daha cazip geliyor. O nedenle KOBİ ler daha mağdur oluyor. Çünkü büyük şirketlere ara malı yapan küçük şirketlerdir. Bakıyoruz, ücretler son iki yılda hafif artarken istihdam düşmüş. Bu nasıl oldu, teknolojiden mi kaynakladı? Hayır. Ara mallarının daha çok ithal edilmesinden kaynaklanıyor.”

Tekstilde ucuz işçiden
eğitimli çalışana geçiliyor
Tekstil, istihdam yoğunluğu açısından Türkiye nin bir numaralı sektörü. Dokuma, giyim, deri ve ayakkabı sektörü 2005 te birinci 500 şirkette imalat sanayi kesiminde istihdamın yüzde 21.9 unu ikinci büyük 500 şirkette ise istihdamının yüzde 50.4 ünü kapsıyor.
Tekstilin çok ilginç bir gelişim izlediğine değiniyor Ertuna: “Üretim ikiye parçalandı. Hem fiziki malın üretimi var, hem de bu mallara kimlik kazandırma faaliyeti, yani moda ve tasarım var. Türkiye yeni yeni tekstilde moda ve tasarıma kayıyor. Önceden fasona dayalıydı. Fasonda, işçiliğin en ucuz olduğu yerde üretim yaparsınız. Türkiye biraz geç de olsa başarılı bir şekilde marka ve tasarıma yöneldi. Tasarım, marka konularındaki üretimi ise artık yetişkin, eğitimli insan gücü yapıyor.”
Burcu ÖZÇELİK, Hürriyet İK, 03,09,2006