Aralık, 2006 için arşiv

SOYSAL DANIŞMANLIK BAŞKANI SUAT SOSYAL
Çalışma saati ve ücret düzeltilmezse
kimse perakendede kariyer görmez

20 yıldır perakendecilere eğitimler veren ve geçen yıl Perakende Okulu’nu kuran Sosyal Danışmanlık’ın Başkanı Suat Soysal ile perakendecilik sektöründeki insan kaynakları sorunlarını konuştuk. Bu sektörde işverenler yüksek sirkülasyondan hep şikayetçi. Çalışanlar çok sık iş değiştiriyor. Ayakkabı mağazaları hariç, mağazalarda sirkülasyon genelde yüzde 50’lerde. Peki bu neden kaynaklanıyor?
Suat Soysal yanıtladı.

ÇALIŞANLARIN YÜZDE 25’İ

BU İŞİ MESLEK OLARAK GÖRÜYOR
Eskiden perakende sektörünün hiç cazibesi yoktu. Alışveriş merkezlerinin açılması, yabancıların gelmesiyle firmalar kurumsallaşmaya başladı. Şimdi Migros’ta, Tesco’da, Marks & Spencer’da çalışmak iyi bir şey. Üniversite mezunları merkezde çalışmak üzere mağazacılığı bir meslek olarak görüyor. Esas problemimiz mağazalarda. Eskiden mağazada çalışmak erkeklerin askerlikten, kızların evlenmeden önce yaptığı bir işti. Bu biraz değişti ama tam değil. Şu anda mağazalarda çalışanların (satış elemanı, kasiyer, mağaza müdürü) yüzde 25’i bu işi meslek olarak görüyor. Hala performans değerlendirme sistemleri yok, vardiya sistemine geçilmemiş, insanlar cumartesi, pazar, bayram, yılbaşı demeden çalışıyor.

NEDEN LİSELERE GİDİP MAĞAZACILIĞI
ANLATMIYORUZ
Biz bu çocuklara birincisi statü vermeliyiz, çok iyi eğitimler vermeliyiz ki mesleğimsi bir yerde olduklarını hissetsinler. İkincisi mağazaya girene meslek adımı sunmazsanız o da bu işi meslek olarak görmez. Neden liselere gidip mağazacılığı anlatmıyoruz? Nasıl büyük şirketler kariyer günleri yapıyorsa perakendeciler de yapabilir. Bu işin meslek olduğunu anlatma sorumluluğu sektörde.
Mustafa Taviloğlu’nun bir ilanı vardır “Kan, ter ve gözyaşı çekecek elemanlar arıyoruz” diye. Çünkü mağazacılıkta kan, ter ve gözyaşı dökmeniz lazım. Ama çalışanlara olabilecekleri şeyi göstermelisiniz. Hedef olursa biz onlara kan, ter ve gözyaşı verecek eleman bulabiliriz. Firmaların kariyer adımlarını belirlemesi ve anons etmesi lazım.

ATALAR’DA SATIŞ ELEMANI OLDUM
ARKADAŞLARIM ÜZÜLDÜ
Sektörde yaş ortalaması 20-21 civarında. Yüzde 95’i lise mezunu. Arada gelen üniversite mezunları var, onlar da bir an önce yönetici olmak istiyorlar. Ben 80’lerin başında tesadüfen Atalar’a satış elemanı olaral girdim. Boğaziçi Üniversitesi mezunu bir endüstri mühendisiyim. Arkadaşlarım benim için çok üzüldü. Bir grup da ayıpladı. Bu anlayış çok değişmedi aslında. Ancak bu işin geliri, prestiji çok artacak ki üniversite mezunları gelsin. Bir de mağaza müdürü lise mezunuysa üniversite mezununu yönetemiyor. Önce üniversite mezunu mağaza müdürleri yerleşecek ki onlar üniversite mezunlarını çalıştırabilsin.

HERKES MAĞAZA MÜDÜRÜ
OLUYOR 50 MİLYON İÇİN İŞ DEĞİŞTİRİYOR
İşe ilk girdiğinde stajyer satış elemanı oluyor sonra sırasıyla satış elemanı, uzman satış elemanı, rehber eleman oluyor. Uzman satış elemanı kilit nokta. Oradan sonra ya yatay devam edecek rehber eleman olacak ya da yönetici özellikleri varsa reyon şefi, reyon kat şef yardımcısı, mağaza müdürü olacak. Oysa Türkiye’de sistem şöyle işliyor: Lise mezunu çocuk satış elemanı olarak giriyor, üç ay sonra yönetici olacağım yoksa giderim diyor, reyon şef yardımcısı yapıyorlar, 2 ay sonra ben artık reyon şefi olmalıyım diyor ve oluyor, 6 ay sonra mağaza müdürü oluyor ve orada tıkanıp kalıyor. Herkesi yönetici yapıyoruz, ondan sonra o çocuk ben mağaza müdürlüğü yaptım deyip, 50 milyon daha fazla para için başka mağazaya geçiyor ama sonu oluyor çünkü mağaza müdürlüğü yapacak kapasitede değil.

İŞE GİRMEK EN KOLAYI,
10 DAKİKADA GİRERSİNİZ
Perakende sektörünün en büyük yanlışlarından biri çok kolay eleman alması. Firmaya girdikten 10 dakika sonra işe alınırsınız. O zaman niye iş arayayım ki, buradan başlayayım diyorlar. Bir de kısa süre için keyifli bir iş. Düşünün Metrocity’de çalışıyorsunuz, öğlen yemeği için 10-15 alternatif var, sinema var, müşteri var. Ama ayaklar ağrımaya, işin sorumluluğu binmeye başlayınca kaçıp bir ofis işi aramaya başlıyorlar. Bu sektöre girerken gereken tek özellik aile terbiyesi. Bunu öğrenemediyse hiçbir şey öğretmeniz mümkün değil. Kızlar niye avantajlı? Küçükken sehpanın tozunu aldığı, misafir geldiğinde çay verdiği için. Biz bir eğitim firmasıyız. Herkese eğitim veriyoruz ama aile terbiyesi olmayan bir elemanı eğitmek mümkün değil. O nedenle iş eğitmekten önce doğru adamı seçmekte.

ÇALIŞANLARIN YAŞINI YÜKSELTMEK GEREK
Çözmediğimiz en büyük konu yaş meselesi. Marks & Spencer başladı hala deniyor. Boyner denedi devam ettiriyor. Mesela bebe mağazalarının 35 yaşında insan çalıştırması kadar güzel bir şey olabilir mi? Bebeğinize biberon seçmeye gidiyorsunuz karşınızda 18 yaşında bir çocuk neredeyse birberondan yeni kurtulmuş, şunu tavsiye ederim diyor. Oysa karşınızda 35 yaşlarında çocuğu yada yeğeni olan bir kadın olsa, bunun değeri müthiş. 18 yaşındaki satıcı 5 tane satacaksa 35 yaşındaki satıcı 35 tane satar. Ama zor, çünkü full time çalıştırmazsınız o elemanı. Ayakları çabuk ağrır, az paraya çalışmaz. O zaman ona göre bir sistem kuralım.

İDEALİ YÜZDE 50 PRİM
YÜZDE 50 ÜCRET
Genelde satış elemanı işe asgari ücretle girer. Prim uygulaması çok çeşitli. En uç örnek prime yüklenenler. Bunlar yüzde 80 prim, yüzde 20 maaş sistemini uygularlar. Örnek alınan firma da Amerikalı Nordstrom mağazalarıdır. Bundan 6-7 yıl önce efanseydiler. Hiç maaş vermezler sırf primle çalıştırırlar. Tehlikesi şu, çocuk kendini güvende hissetmiyor, piyasa gerilerse, satışlar düşerse durumu kötü. İkinci uç yüzde 80 maaş, yüzde 20 prim verenler. Bu da kötü. Benim maaşım garanti niye uğraşayım ki prim için diyorlar. Bizim hep önerdiğimiz yüzde 50-50 yapmak. Ama genelde prim oranları düşük: Yüzde 70 maaş yüzde 30 prim civarlarında.

BİREYSEL PRİM ÖNEMLİ
TAKIM PRİMİ EKLENEBİLİR
Prim sisteminde iki eğilim var. Bir, takım çalışmasına prim vermek. Mağazaya hedef veriliyor, bu hedefi tutturursanız herkes şu kadar prim alacak deniyor. Buna inanmıyorum, çünkü bireyi gözardı ederseniz insanlar çaba göstermiyor. İkinci tarzda bireylerin tek tek hedefleri oluyor. Bence mantıklı olan da bu. Ama o zaman da kavga başlıyor. İyi müşteriyi hepsi kapmaya çalışıyor. Ona da şöyle bir rötuş lazım: Herkes hedefine göre kişisel prim alır, takım olarak da şu rakamı geçersek ilave bir prim alınır, denilebilinir.

ÜCRETTEN ÖNCE ÇALIŞMA
SAATLERİ DÜZELTİLMELİ
En önemlisi vardiya sisteminin kurulması. Günde 12 saat ayakta çalışmak ölüm. Sadece hafta içi izin kullanabiliyorlar ama o da iyi bir şey değil. Daha çok eleman çalıştıralım, vardiyalı çalıştıralım, daha az saat çalıştıralım. Part-time çalıştıralım.
Burcu ÖZÇELİK, Hüriyet İK, 24,12,2006

Reklamlar