İŞ GİRİŞİM’DEN SONRA BU KEZ YABANCI BİR YATIRIMCI BULAN MARS ENTERTAINMENT’IN ORTAĞI MUZAFFER YILDIRIM

Amerikalı yatırımcılar bizi Virgin’a benzettiler

Eğlence sektöründe, sinema, yeme-içme ve şimdi de Kanyon’da açtıkları MAC isimli merkezle spor alanında faaliyet gösteren Mars Entertainment Group, 7 yıl önce Muzaffer Yıldırım (44) ve Menderes Utku’nun (44) ortaklığıyla kuruldu. O sıralar 5 kişiydiler, 500 bin dolarla işe başlamışlardı. İş Girişim’in Mars’a yaptığı yatırım önemli bir yol katetmelerini sağladı. Şimdi çalışanların sayısı 900, şirketin değeri ise 80 milyon dolar. İş Girişim’in hisselerini de geri aldılar. Son 8 aydır yeni bir atılımın eşiğindeler: Amerikalı bir yatırım şirketi, Mars’a yüzde 50 ortak olmaya hazırlanıyor. Şirket bu sayede şu anda 117 olan sinema salonunu 2008’de 268’e çıkarmayı planlıyor.

Burcu ÖZÇELİK

Mars Entertainment Group’un kurucu ortaklarından Muzaffer Yıldırım (44) Anadoluhisarı Spor Akademisi’nde okurken 1982 yılında Vakko Gym’de eğitimci olarak çalışmaya başladı, birinci ligde de basketbol oynuyordu. Oradayken tanıştığı Philip Morris’in Türkiye Müdürü onu ikna ederek tanıtım departmanına aldı. Üç yıl Philip Morris’de Avrupa yakasındaki gece kulüpleri, restoran ve otellerle ilgili bölümden sorumlu olan Yıldırım, iyi para kazandığı halde, hatta anne babasının ısrarlarına rağmen, Alarko Turizm Grubu’na geçti: “Kurumsal yapı nedir, nasıl çalışılır, Alarko’da öğrendim.”

Yıldırım buna rağmen 2000’de Alarko’yu da bıraktı, “Çünkü içim içime sığmıyordu. Yapmak istediklerimi arkadaşım Menderes Utku’ya anlattım. Onun da bir inşaat şirketi vardı fakat o da hayal kuruyordu. Dedim ki Menderes’e, senin hayallerini ve yaratma gücünü ben profesyonel hayata dökeyim, beraber bunu bir işe dönüştürelim.”

İki ortak Kasım 2000’de Levent’te 350 metrekare bir ofiste bir muhasebeci, bir sekreter ve bir şöförle birlikte Mars Entertainment Group’u kurdular. Eğlence sektöründe büyük bir gelecek görüyorlardı ve sinema, spor, yeme-içme gibi tüm alanlarda yatırım yapmayı planlıyorlardı. İşe yiyecek-içecekle başladılar ve Kasım 2000’de Beyoğlu’nda şu anda Nu Pera olan yeri kiraladılar. “O zaman bir Beyoğlucular bir de Etilerciler vardı. Beyoğlu daha bohem, daha enteldir. Bunu kıralım, öyle bir yer yapalım ki herkes bir araya gelip eğlensin dedik.” Nu Pera’nın Mart 2001’deki açılışı krizin patlak vermesiyle aynı ana denk gelmişti. Yıldırım, “Ama risk almıyorsanız büyüme ihtimaliniz yok” diyor. “Yaptığınız şey doğruysa eninde sonunda kazanırsınız ama dayanmanız da lazım.” Gerçekten de Nu Pera, krize rağmen büyük bir başarı oldu. Grubun çalışan sayısı da 25’e çıktı.

Bu sırada ikilinin sinema arayışları da devam ediyordu. 6 Eylül 2001’de yani 11 Eylül saldırılarından hemen önce Ritz Otel’de ilk butik konseptli, localı, şampanyalı, suşili sinemayı açtılar. Bu, Menderes Utku’nun fikriydi. Yıldırım “Ortağım çok enteresandır” diyor. “8 yıl sinemaya gitmemiş biri olarak buraya loca yapalım dedi. Küçük ekranlar ona klostrofobik geliyormuş. Böyle bir ortak işte… Farklı bir bakış açısı var. Ortağımın amatör bir ruhu benim daha ticari ve profesyonel bir kafam var. O nedenle projelerimiz çok dengeli gidiyor. ”

AMATÖR RUH,
PROFESYONEL KAFA
Bunları Antalya’daki Migros Alışveriş Merkezi ve İzmir’deki Konak Pier Alışveriş Merkezi’ndeki sinema salonları izledi. Tam bu sırada İş Girişim Sermayesi’nden bir telefon geldi: “Sinema sektörüne yatırım yapmak istediklerini söylediler. Oysa biz daha çok küçüktük. Ama onlar müşteri gibi sinamalara gidip şikayet formları dolduruyorlarmış ve onlara tek geri dönen sinema da biz olmuşuz. Çok etkilenmişler bizden.”

Üç aylık bir audit (denetim) döneminden sonra İş Girişim 2003’te şirketin yüzde 60’ını satın aldı. Mars bu yatırım sayesinde hemen o sene G-Mall, Flyinn ve Arcadium alışveriş merkezlerinde 3 sinema daha açtı. Şirket birden ikiye katlanmıştı. Artık 36 salonları ve 150 çalışanları vardı. 2005’te Tepe Grubu sinema işinden çıkınca onların alışveriş merkezlerindeki Cinemaxx salonlarını da Mars satın aldı. Kanyon’da 9 salonluk bir sinema kompleksinin konratı yapıldı.

Şirket Eylül 2006’da İş Girişim Sermayesi’ndeki hisselerini geri aldı. Ama bu kez, Amerikalı bir yatırım grubu Mars’a yüzde 50 yatırım yapmak üzere harekete geçti. Muzaffer Yıldırım, grubun Mars’ı nasıl keşfettiğini şöyle anlatıyor: “Onlar gelip bizi buldu. Dünyadaki en küçük yatırımları biziz. Türkiye’de pekçok sektöre girmek istiyorlar, bunlardan biri de eğlence. Eğlence sektörüne bakarken küçük ama parlak bir şirket görüyorlar. Şirketin sahibi sırf bizimle sohbet etmeye, bizi tanımaya geldi. Genç olduğumuzu görünce şaşırdılar. Daha önce Virgin’a da yatırım yapmışlar; bizi de iki ortaklı olduğumuz için Virgin’e çok benzetiyorlar (İngiliz Virgin Grubu da 1972’de Richard Branson ve Nik Powell adlı iki gencin girişimiyle kurulmuştu). Amerikalılar daha büyük düşünmemizi sağlıyor. Adamlara sunum yaptım yatırımlarımızı anlattım sürekli next, next (başka ne var) diye soruyorlar.”

Mars şimdi bu ortaklıkla 18 ayda 11 sinema kompleksi açmayı planlıyor. Sinema salonlarının tamamı alışveriş merkezlerinde açılacak.

Sinemada belli bir yere geldikten sonra iki ortak 2000’den beri hayalini kurdukları spor merkezi Mars Athletic Club’ı (MAC) geçtiğimiz ay Kanyon’da kurdu. “Bizim hayalimizdi, çünkü ikimiz de sporcuyuz” diyor Muzaffer Yıldırım. “Benim için tam 20 yıllık bir hayal.” Mars, İstanbul, Ankara ve İzmir’de 5 health club daha açacak. İki yılda bitecek projeler için 23 milyon dolarlık yatırım planlanıyor. Ayrıca Nu Pera’da birlikte çalıştıkları Mehmet Gürs’le beraber geliştirdikleri hızlı ve güzel yemek konseptindeki Num Num restoran sayısı da yıl sonunda 9’a ulaşacak.

NEW YORK’A SAĞLIK KULÜBÜ
Yeni Amerikalı ortak, Mars’ın önünde bambaşka bir ufuk da açıyor. Grubun spor merkezi kolu MAC, ABD’ye gidecek. New York, Chicago, Los Angeles, Miami ve San Fransisco’da yapılacak 5 sağlık kulübü projesini üstlenecekler. İlk health club, New York’da açılacak.

Eğlence sektörü nereye gidiyor?
BİR ALIŞVERİŞ MERKEZİNDE SİNEMA OLMALI Biz alışveriş merkezleriyle büyüyoruz. Dünyada alışveriş merkezlerinin içinde sinema olması çok önemli. Çünkü orada sinemaya giden adam film seyrettiği için gazete okuyor, gazete okuduğu için giyimine dikkat ediyor. O nedenle alışveriş merkezine faydası çok fazla.
AMERİKALI İLE TÜRK ARASINDAKİ FARK ABD’de geçen yıl 11 şehirde en az 28 sağlık kulübünü gezdik ama ne bir konsept ne bir dizayn ne de bir ambiyans var. Çünkü Amerikalı geliyor, konuşmuyor bile, sporunu yapıp gidiyor. Biz Akdenizliyiz. Bizde farklı birşey olması lazım. Avrupa’da da şimdi health club’larda tasarım önem kazanmaya başladı.
SPOR MERKEZİ VE AVM BİRBİRİNİ ÇOK GÜZEL TAMAMLIYOR Alışveriş nerkezlerinde artık spor merkezleri isteniyor. Çok güzel tamamlıyorlar birbirlerini. Spor en çok pazartesi, salı, çarşamba ve perşembe yapılıyor. Cuma ve hafta sonları ise daha tenha. Spor yapanlar hafta içi yoğunlaşır, alışveriş yapanlar da hafta sonu. Çok güzel dengeliyorlar. Örneğin Kanyon’da MAC’ı sabah 06.30’da açıyoruz, bir sürü insan geliyor, sporunu yapıyor, sonra bir salata yiyip işine gidiyor. İşe gitmeden spor yapma alışkanlığı da hızla yaygınlaşıyor.
TÜRKİYE’DE SİNEMAYA GİTMEK SOSYAL BİR PROGRAM Yurt dışında insanlar tek başına sinemaya gidip izler, Türkiye’de 3-5 arkadaş bir araya gelinip gidilir. Ben hep söylüyorum kalabalık gruplar erken seanslara gitmeliler, sonra yemek yiyeceksin ki filmi tartışasın. Türkiye’de eğlence denince akla ilk başta gece kulüpleri, barlar, son zamanlarda müthiş gelişen kafe kültürü geliyor. Sinema ve spor salonları daha yolun başında.

Herkes patron gibi çalışmalı
Muzaffer Yıldırım, “Son 6 yıldır kendi işimi yapıyorum” diyor. “Ama başka iş yerlerinde çalışırken de yaptığım işi patrondan daha çok sahiplenirdim. Alarko’dayken parasını ödemeyen bir kişiyle yumruklaşma seviyesine geldim neredeyse. O kadar sahiplenmiştim. Benden daha az uyuyan kimse yoktu. Hala da günde 6 saat uyuyorum. Daha ne yapabilirim diye düşünmekten uyuyamıyorum. Buradaki çalışanlara da benden daha az uyuyan bir yönetici bulduğum zaman daha rahat uyuyabileceğim diyorum. İşi böyle sahiplendiğim için bu şirketi kurduğumda zorlanmadım. İş hayatında patron gibi çalışmamış adam patron olamaz.”
Burcu ÖZÇELİK, Hürriyet İK, 15,04,2007

Reklamlar