Pek çoğumuzun öğrencilik hayatında yaptığı anektörlük hiç de kolay bir iş değil. Anket yapmak uğruna dayak yiyenler, kapı dışarı edilenler, hatta girdikleri zengin semtlerde huzuru bozdukları gerekçesiyle karakolluk olanlar bile var. Geçen ay Araştırmacılar Derneği İçişleri Bakanlığı’na bir mektup göndererek anketörlerin boşu boşuna karakollarda sorgulanmamalarını istedi. Yetişmiş elemanlar bu nedenle meslekten soğuyorlardı derneğe göre. Kamuoyu araştırması yapan şirketler için bu çok önemli bir sorun. Artık anketörlerini elde tutmak için onları kadroya alıyor, sosyal aktivitelerle memnun etmeye çalışıyorlar.

Anketörlük Türkiye’de yapılması en zor işlerden biri. Halkın bu konudaki bilinçsizliği işe başlayanları kısa sürede pes etiriyor. Çalışanların moralini en çok bozan da, kapılardaki “Buraya pazarlamacı, anketör, dilenci giremez” yazıları.

Araştırmacılar Derneği Başkanı ve Millward Brown Genel Müdürü Betül Khan, “Türkiye’de satış noktası panelleri, ev içi tüketim panelleri, tv izleme panelleri vs. ve kamunun yaptığı anketler hariç, yaklaşık 3 milyon anket yapılıyor. Buradan yola çıkarak da 3 bin anketör olduğunu tahmin ediyoruz” diyor. Ancak sabit maaşlı ve kadrolu çalışanların oranı çok az, yüzde 10 düzeyinde. “Tabii bunda reklam harcamalarının da payı var” diyor Betül Khan, “2.8 milyar dolar reklam haracaması var. Gelişmiş ülkelerde reklam pazarlama harcamalarının yüzde 10’u araştırma yatırımına gider. Türkiye’ye uyarlayacak olursak 250-300 milyon dolarlık bir araştırma sektörü olması gerek ama 94 milyon dolardayız. Büyüdükçe, bilgi talep eden müşteri portföyü oluştukça, istihdam da planlı olacak, uzun vadeli çalışma imkanı ve düzenli maaş sağlanabilecek; anketörler de bu işi meslek olarak görecek.”

Pazar ve kamuoyu araştırmaları alanında hizmet veren GfK’da çalışan bin 250 anketörden 36’sı kadrolu. Tıp, otomotiv gibi sektörlerde uzmanlaşan kadrolu elemanlar, çoğunlukla bu alanda eğitim görmüş üniversite, yüksek okul ve meslek liselerinden seçildi. Şirket, kadroluların işe alımlarında sıkı bir prosedür izledi. Sadece seri ilan, arkadaş tavsiyesi değil her türlü mülakat da yapılıyor.

GfK Türkiye IK Yöneticisi Pırıl Yay bir işe alım makinesi gibi çalıştıklarını söylüyor. “5 kişi farklı şehirlerde sırf anketör bulmakla ilgileniyor. Her çarşamba part-time anketörler için bir günlük genel eğitim veriliyor. Her hafta 3 kişi de olsa 5 kişi de olsa bu eğitim veriliyor. Anketin güvenirliği açısından sıkı denetimler var.”

GfK Kantitatif Saha Hizmetleri Grup Yöneticisi Turabi Dursun ise önemli olan anketörü bulmak değil elde tutmak diyor: “Anketörlerin memnuniyetini sağlamak gerek. Bunun için İstanbul, Ankara ve İzmir’de her ayın sonunda farklı mekanlarda sadece anketörler için eğlenceler yapıyoruz. Kariyer imkanları sunuyoruz, işe anketörlükle başlayıp süpervizör, proje yöneticisi ve araştırma yöneticisi olan pekçok kişi var.”

Anketörlüğe başlayan ama kısa süre sonra soğuyan pek çok kişi var. Bu işe Boğaziçi Üniversitesi Piskoloji öğrencisiyken anketör olarak başlayan Araştırmacılar Derneği Yönetim Kurulu Başkanı ve Millward Brown Genel Müdürü Betül Khan, moralinin bozulup bir köşede çok kez hüngür güngür ağladığını söylüyor:

“Kapıyı kapatanlar, sizi omzunuzdan tutup itenler oluyor. Bunun yanı sıra eve alıp çay kurabiye ikram etmeye çalışanlar da var.” Çok zengin, korunaklı sitelere girmekte zorlandıklarını söyleyen Khan, polis tarafından karakolluk olan anketörler için de İçişleri Bakanlığı’na dernek olarak bir mektup yazdıklarını söylüyor. “Anketörler çalışırken huzur bozmak nedeniyle şikayet edildiklerinde veya polislerle karşılaştıklarında karakola götürülüp sorgulanıyor. Bir gün sorgulandıktan sonra tabii anketörde moral de kalmıyor. O nedenle tüm emniyet ekipleri haberdar edilip bilinç yaratılsın diye Devlet Bakanı Beşir Atalay’ın da desteğiyle İçişleri Bakanlığı’na 26 Mart’ta bir dilekçe gönderildi.”

Mektupta, veri toplamak için sahada çalışan anektörlerin keyfi gerekçelerle polis müdahalesiyle engellendiği, gerekmediği halde resmi makamlardan izin/belge talep edildiği ve bu nedenle kötü muamele gören, belirli bir süreyi göz altında geçiren anketörlerin sektörden soğuduğu belirtiliyor ve meslekle ilgili bilgisizliğin, şüpheciliğin sektöre zarar verdiğine değiniliyor.

Anketörlerle ilgili
özel yasa istiyoruz

Bir araştırma şirketinde müşteri temsilcileri, danışmanlar, araştırma projelerini koordine eden, dataylı analiz yapan, veri giren, kodlayan departmanlar da mevcut. Sosyal bilimler, istatistik, ekonomi ve işletme mezunları bu sektörde çalışabiliyor. Lise mezunu, ikna kabiliyeti yüksek herkesin şansı var. Betül Khan, “Bu büyüyen bir iş kolu ama öğrencilerin, iş arayanların çok da farkında olmadığı bir sektör” diyor.

Anketör adayı önce mesleği ve ikna yöntemlerini öğreneceği tam günlük bir eğitimden geçiyor, sonra çalışacağı proje hakkında eğitim alıyor. Sahaya çıktıklarında süpervizörleri tarafından sürekli gözleniyor. Günde ortalama 8 saat çalışıyorlar. Ücretler, sadece maaş, günlük ücret veya anket başı ücret şeklinde olabiliyor. GfK Türkiye kadrolu elemanları için maaş + prim sistemini uyguluyor. Bir anketörün cebine ayda en az 700 YTL giriyor. Betül Khan anketörlerin sigortalı olması gerektiğini söylüyor: “Düzenli yapılamıyorsa bile, proje bazlı hizmet sözleşmeleriyle SSK’ya tabi çalışıp iş bitiminde de işten çıkarılmaları gerekir. Anketörlerle ilgili özel bir yasa istiyoruz, özel bir sigortalama sistemi olabilir” diyor. Dernek bu konuda İçişleri Bakanlığı’ndan destek istiyor.

Tat testi için gitti, dayak yedi

Lise mezunu olan Selda Aktepe (38), 12 yıl noterde katib olarak çalıştıktan sonra emekli oldu. 3-4 yıl sonra da gördüğü bir gazete ilanı sonucunda anketör olmaya karar verdi. Önceleri iş çok zor geldi, hatta birkaç kez bıraktı ama daha sonra tekrar başladı. “Eğitimli insanla görüşmemiz çok kolay oluyor, çünkü onlar bu işi ne için yaptığımızı biliyorlar” diye anlatıyor. “Ama çok zengin ve eğitimsiz olunca ters tepki gösteriyorlar. Mesela aylık geliriniz ne kadardır diye bir kotamız oluyor, bunu yanlış anlayıp bizi maliyeci sanıyorlar.” Selda Aktepe bir ay önce Başıbüyük’de bir semte denenmesi için yeni çıkan bir margarin bıraktı. Daha sonra ürünü beğendiniz mi diye sormaya gitti fakat para almaya geldiğini zanneden ev sahibi büyük tepki gösterdi. Aktepe anketi bırakıp çıktı ama arkasından gelen ev sahibi onu sokak ortasında dövdü. “Ağladım, etraftakiler beni adamın elinden aldılar. Çok üzüldüm ama bırakmayı düşünmedim.”

Aktepe, ev kadınlarının eğitimsizliğinden de söz ediyor: “Mesela hangi partiye oy verdiniz diyoruz, ’ben bilemem, eşime sormam lazım’ diyor. Hangisine vereceksin diyoruz ’Bilemem, eşim ne derse ona vereceğim’ diyor. Hangi çayı kullanıyorsunuz sorusuna bile ’eşimden habersiz birşey söyleyemem’ diyorlar. Çayla, çamışırla eşinin ne ilgisi var?”

Zoruma giden hiç tepki alamamak

Diyarbakır Dicle Üniversitesi Beden Eğitimi mezunu olan Sedat Artun (28), İstanbul’da bir arkadaşının tavsiyesi üzerine 1.5 ay önce anketörlüğe başladı. Biz Sedat Altun’la görüştüğümüzde Beşiktaş’da araştırma şirketinin stüdyosunun önünde insanları tat testi yapmaya ikna etmeye çalışıyordu. Artun, işini çok seviyor, çünkü sürekli insanlarla içiçe ama bazen beklemediği davranışlarla karşılaştığını söylüyor: “Benim en moralimi bozan çevirdiğim insanın hiçbir tepki vermemesi. Kızabilirler, çünkü hiç bir şey vermeden zaman istiyorsunuz ama tepkisizlik moralimi bozuyor. Gerçi anketörün hiçbir zaman moralinin bozulmaması gerekiyor. Sürekli kendini motive etmeli.” Sedat Artun, apartmanlarda ilk kez anketör giremez yazısını gördüğünde çok kötü olduğunu söylüyor: “18 yıl okudum, 13 yıllık spor geçmişim var, nereden nereye geldik dedim. Ama isteyerek çalışıyorum. Böyle bir işle uğraşmak ufkunuzu açıyor.”

İlk gün ürkütücüydü

Marmara Üniversitesi İktisat Fakültesi’ni 2. sınıfta terk eden Pınar Abdireisoğlu (28), 3 yıldır anketör. Öğrenciyken anketörlüğe part-time olarak başladı. “Şimdi buradan aldığım ücret yetiyor, haftanın 5 günü çalışıyorum” diyor. Abdireisoğlu, arkadaşlarını da getirmeye çalışmış ama pek çoğu bu işi yapamamış, “İlk bir ay çok önemli. İlk ankete çıktığım gün bir bayanla görüşüyordum, sonra eşi geldi, polisi aramakla tehdit etti. Sahadaki sorumlu arkadaş yardımcı oldu. İlk gün ürkütücüydü.” Pınar yaşadıkları en büyük sorunun da pazarlamacılarla karıştırılmak olduğunu söylüyor: “Çoğu başlangıçta ’imza atmam!’ diyor. Aradaki farkı anlatmaya çalışıyorum hatta imza konusunda uyarılarda bile bulunuyorum.” Özel sitelere girmek ise o kadar kolay değil. “Güvenlik müsaade ederse giriyoruz. Ama İstanbul dışında Gölcük ve Gebze gibi yerlere gittiğimizde insanların tavrı çok daha iyi. Daha sıcaklar, misafirperverlik kendini gösteriyor.”
Burcu ÖZÇELİK, Hürriyet İK, 29,04,2007

 

Reklamlar