Henüz 11 yaşındayken bir kunduracıda çalışmak zorunda kalan, sonra turizm sektörüne atılarak bir anda yıldızı parlayan Richmond Otelleri ve Capitol Alışveriş Merkezi’nin sahibi Aksoy Group’un kurucusu Mustafa Aksoy tüm işlerini çocuklarına devredip yelkenle dünya turuna çıkmayı planlıyor. 65 milyon YTL ciroluk Aksoy Group’un kurucusu, 2009’da Atlantik’i geçmek için sabırsızlıkla hazırlıklarını yapıyor.

Aksoy Group’un kurucu Mustafa Aksoy’un hayatı tam bir girişimcilik öyküsü. 6 Mart 1949’da Çanakkale’de doğan Aksoy, 1953’de ailesiyle birlikte İstanbul’a yerleşti. O dönemde babası kunduracı, annesi ise bir tütün fabrikasında işçiydi. İki kardeşin en küçüğü olan Mustafa Aksoy, ilkokulu bitirdikten sonra ailesinin maddi durumu kötü olduğu için 11 yaşında Kapalçarşı’da bir ayakbacıda çırak olarak işe başladı.

Askere gidene kadar burada çalışan Aksoy, o dönemki patronu Mazhar Bey’e çok şey borçlu. Onun yanında sadece para kazanıp geçinmekle kalmamış kendini geliştirmek için de çok çabalamış. Akşamları İngilizce ve dakitola kurslarına gitmiş: “O zaman Küçükçekmece’de otururduk, iş çıkışı kursa gider saat gece 1’de eve gelir, sabah 7’de tekrar işe koyulurdum. 3-4 yıl böyle kurslara gittim. Lisan öğrendim. 10 parmak daktilo kursunda da eşimle tanıştım. Sonra nişanlandık ben askere gittim.” Askerden sonra turizm sektörü canlanmaya başlamıştı. Çalıştığı yer olan Kapalıçarşı’ya tekrar dönüp de deri ceket alan turistleri gördüğünde turizmci olmaya karar vermişti bile. Deri dikip satan bir mağazada tezgahtar olarak işe başladı, 6 ay sonra patrona gidip dericilik yapmak istediğini söyledi. Patronu 5 mağazasından birisini Mustafa Aksoy’a tashisi etti, ona sermaye de verdi, bu sayede Mustafa Aksoy dericiliğe başladı. Aksoy, dükkan hanın içinde olduğundan Kapalıçarşı’ya gidip turistleri çevirerek onları içeri girmeye ikna etmeye çalışıyordu. En sevdiği müşteri Almanlardı: “Almanlar büyük beden bulmakta zorlandıklarından bizi severlerdi, çünkü imalatı da aynı yerde yapardık. Hemen ölçülerini alıp 3-4 saatte ceketi teslim ederdik. Mesela ölçüyü akşam alıp sabahın 4’ünde gemilerine giderek (genelde denizci olurlardı) teslim ettiğimiz çok olmuştur. Adamlar da şaşırırdı.”

İlk ihracatını 1974’te ABD’ye yaptı. Kapalıçarşı’da tesadüfen tanıştığı bir Amerikalı mağazacıya deri ceket ihraç eden Aksoy, ardından Almanya’da ihracata başladı. Bu sırada derici dükkanındaki hissesi yüzde 20’den yüzde 50’nin üstüne çıkınca ayrılıp kendi işini kurdu.

PARALAR GAYRİMENKULE

1977’de Beyazıt’ta bir mağaza açarak kumaş konfeksiyon işine girdi. Sık sık kendisinden alışveriş yapan Rahaat isimli Iraklı ile tanıştı. Aksoy, eğitim için Türkiye’ye gelen bu zengin Iraklı’yı “Gerçekten de rahat bir insandı sık sık alışveriş yapardı” diye anlatıyor. Onun ısrarıyla, 1978’de Türkiye’nin de ilk kez katıldığı Uluslararası Bağdat Fuarı’na katıldı. “Irak’ta her ailede 5 çocuk var, o nedenle hep çocuk kıyafetleri gönderdim. Fuarda 250 bin dolarlık hayatımın ilk büyük siparişini aldım. Sevine sevine Türkiye’ye geldim. Böylece 7 yıl boyunca, buraya konfeksiyon ihrac ettim. İhracatta 5 milyon doları geçtiğim için 9 yıl boyunca İTO’dan altın madalya aldım.”

Mustafa Aksoy, ihracattan kazandığı parayı gayrimenkule yatırıyordu: “10 kazandıysam 15’e gayrimenkul alıyordum ki daha çok çalışayım.” Böylece 1988’de İstiklal Caddesi’ndeki Richmond Otel’in arsasını aldı. O zaman iş hanı yapmayı planlıyordu, turizmin t’sinden bile haberi yoktu. Tam da bu sırada turizme teşvik indirimleri başladı. Aksoy bu indirimlerden yararlanmak için binayı otele çevirdi. Hemen yanındaki binayı da katarak 1992’de Richmond Istanbul Otel’i açtı. Ardından Pamukkale’de yarım kalmış 350 odalı bir oteli satın alıp, yanındakiyle birleştirerek 1993’de Richmond Pamukkale Thermal’i, 1995’de Richmond Efes’i, 2000’de Richmond Pamukkale Spa’yı, son olarak Richmond Nua Wellness Center’ı açtı. Şu anda Aksoy Group bünyesindeki 5 otel 2200 kişiye iş sağlıyor. Bu arada 1979’da aldığı arsalardan biri de Capitol Alışveriş Merkezi’nin arsası oldu. Galeria’dan esinlenen Aksoy 18 Eylül 1993’de Türkiye’nin ikinci alışveriş merkezini açtı.

DÜNYA TURU 3-4 YIL SÜRECEK

11 yaşından beri çalışan Mustafa Aksoy son 3 yıldır işleri çocuklarına devrederek, aktif çalışmayı bıraktı. 3 çocuğundan en büyüğü Taner Aksoy (36) şirketin CEO’su, Belgin Aksoy (32) otellerden ve turizmden sorumlu, en küçük oğlu Mert Aksoy (24) ise finans ve mali işlerinden sorumlu. Artık çalışmaktan yorulan Aksoy ise 2009 yılında çıkacağı dünya turu için sabırsızlıkla bekliyor. 3-4 yıl sürecek dünya turunda Atlantiği geçmeyi planlıyor. 2006 Haziranında bir yelkenli almış. Yelkenliyi alır almaz yanına bir kaptan da alarak Fransa’dan Marmaris’e gelen Aksoy: “Çok maceralı, çok keyifli yolculuktu. 33 günde tekneyi Marmaris’e getirdik. Ondan sonra yelkenciliği öğrenmek amacıyla Eylül’de Karayiplere gittim.”

Mustafa Aksoy 29 Mayıs’ta Marsilya’da başlayan Cap Istanbul yarışlarında Capitol teknesiyle yarışan iki Fransız sporcuya Rodolphe Jacq ve Christian Bos’a da sponsor oldu. 16 teknenin yarıştığı Cap Istanbul’da, Capitol teknesi yarışın Trapani (Sicilya), Foça, Bozcaada etaplarını birincilikle tamamladı.

13 YAŞINDAYKEN TOTODAN ÇIKAN PARAYLA SANDAL ALMIŞTIM

Mustafa Aksoy’un yelkene olan merakı çok eskilere dayanıyor. 13 yaşındayken Toto’dan çıkan 1000 liranın 300 lirasıyla sandal alan Aksoy’un denize olan tutkusu taa o yıllarda başlamış: “Sandalımızın adı Teksas’dı. O yıllarda çalıştığım için pazar günleri sandalla açılmak benim için büyük bir zevkdi. Küçükçekmece’de oturuyorduk. Pazar günleri mahalledekiler pazara giderdi, araba da yoktu, o kayığa komşuları toplayıp onları pazara götürmek benim en büyük keyfimdi” diye anlatıyor. Bu sandalın hatırası onun için o kadar değerli ki, yıllar sonra aldığı yelkenliye de Teksas adını vermiş.
Burcu ÖZÇELİK, Hürriyet İK, 24,06,2007