Türkiye’de yelken sporunun popüler olması 2000’li yıllara rastlıyor. Yelken dersi vermek ciddi bir işe dönüştü, düzenlenen kupalar ve kışın denizde gördüğümüz yelken sayısı arttı. Yelken aslında bu popülerliğini iş dünyasına borçlu. Üst düzey yöneticilerin ve patronların sevdiği sporların başında geliyor. Onların bu sevgisi, şirketlerine de yansıdı. Çalışanlarını yelken kurslarına gönderen, takımlar kuran, yarışlar düzenleyen işyerleri arttı. Hatta alınacak yeni elemanları yelken başında denemek gerektiğini söyleyen yöneticiler, tüm şirketin organizasyonunu yelkenli hiyerarşisine göre yeniden kuran şirketler bile var. Bu sporu yapan tüm profesyoneller, şirket yönetmekle yelken kullanmak arasında bir paralellik kuruyor ve yelkenlideki iş bölümü, ekip çalışması ve hedefe yönelik yolculuğun çalışma hayatı için benzersiz bir model oluşturduğunu ileri sürüyor. Yelkenciliği rehabilitasyon veya meditasyon gibi görenler de hiç az değil.

Uzel, Koç Bilgi Grubu, British American Tobacco, Wyeth İlaç, Unilever, Cargill, Turkcell, Pepsi Cola, Siemens, Volvo, Microsoft, Zorlu Holding, HP, Bossa, Ak Emeklilik, Ford Otosan, Vassilev Maritime Nakliyat, Philip Morris, Denpar, Metis, Coca Cola…

Farklı büyüklükte, farklı sektörlerden bu şirketleri aynı listede birleştiren, yelken sporuyla olan ilgileri. Yelkencilik eğitimi veren kuruluşların müşterilerinin büyük bir kısmını da zaten iş dünyasından kişiler oluşturuyor. Örneğin İstanbul Sailing Academy’nin eğitimlerinin yüzde 80’inini, bilişim, bankacılık, finans, sigorta, havacılık, teknoloji, gıda, risk yönetimi, ölçümleme-analiz, ilaç, tarım, ambalaj, kağıt ve hızlı tüketim malları alanlarında faaliyet gösteren firmalara yönelik kurumsal eğitimler oluşturuyor.

Peki neden yelken şirketler arasında böyle moda? Bir kere bunun Türkiye’ye özgü değil, global bir ilgi olduğunu söylemek gerek. İstanbul Sailing Academy Kurumsal Pazarlama Direktörü Arzu İnan Baştımar “İş dünyasında esen her rüzgar muhakkak Türkiye’ye de uğruyor. Avrupa ve Amerika’daki şirketlerde yelken sporu inanılmaz popüler” diyor.

Herkes, yelken ve iş dünyası arasındaki bağ konusunda hemfikir. Yelken tam bir takım sporu. Teknedeki herkesin bir görevi var ve kaptandan aşçıya, güverte üstünden taktisyene kadar herkes işini doğru, tam zamanında ve güvenlik kurallarına uyarak yapmak zorunda. Sistemdeki bileşenlerden biri aksadığında, ekip yarışı kaybediyor. Bu mekanizma, bir şirketin ideal çalışma biçimine bensiyor.

DALGALI DENİZ İŞ
DÜNYASINA BENZER

Türkiye’nin iş ortamının dalgalı denizlere ne kadar benzediğini düşünürseniz, aradaki bağ daha da yakınlaşıyor. HP Türkiye Görüntüleme ve Baskı Grubu Ülke Müdürü Fikret Ergüder bu benzetmeyi şöyle yapıyor: “Türkiye’de ne zaman ne olacağı belli değil. Ekonomik ortam rüzgara göre değişiyor. Yelkende de rüzgarın yerinin değişmesi, havanın duraklaması, özellikle Marmara’da yelken yapıyorsanız karşınıza çıkan deniz otobüsleri, şehir hatları vapurları gibi birçok etkene karşı mücadele ediyorsunuz. Bu mücadelede en önemli şey, sabır ve odaklanma. Mesela dümenci arkadaşlar dikkati bir an kaybetse tekne hemen geri kalabilir. İş dünyasında da benzer bir durum var. Bir manevra yaparken, bir şirketin genel müdürü bile arkadaşlarına kolaylık sağlamakla yükümlüdür. Ben kaptanım, söylediğimi yapın, diyemez. Onlar sıkıntıya düştüğünde dümeni ayarlar ve işlerini kolaylaştırır. Zor zamanlarda ekiplerin, liderin yanlarında olduğunu hissetmesi de gereklidir. Yani, işe odaklılıkla insan yönetimi arasında tam bir uyum sağlanmalı.”

Yelkenin profesyonellere öğrettiği bir başka gerçek de, ekip çalışması ve takım ruhu gibi kavramların sadece laftan ibaret olmadığı. İstanbul Sailing Academy Başeğitmeni Deniz Güman, “Yelkendeki görev dağılımı sırasında ast-üst ilişkisi ortadan kalkıyor ve takım çalışması başlıyor” diye anlatıyor. “Ortak bir hedef için çalışan takımın bireyleri oluyorsunuz. Yardımlaşma çok önemli. Astlardan biri vinci çevirirken, üstü iskotanın boşunu alabiliyor. Tabii tekne içinde de bir hiyerarşi var. Dümencinin emirlerine göre yönlendirme yapılıyor. Yelkenin doğasında bulunan takım çalışması, bu tür eğitimlerde bütünleştirici bir unsur; ofis ortamında verilen eğitimlerden çok daha renkli ve verimli.”

BİR ÇEŞİT
REHABİLİTASYON

Yelkenin sıkı bir tempoyla çalışanlar için bir başka fonksiyonu daha var. 2004’ten beri düzenli olarak yelken sporuyla ilgilenen AKG Grubu Yönetim Kurulu Başkan Vekili Bülent Akgerman’a göre bu sporun bu kadar popüler olmasının bir nedeni de bir çeşit rehabilitasyon veya terapi ile eşdeğer etki yaratması. Teamworks Genel Müdürü Arif Gürdenli’ye göre de yelken bir tür meditasyon: “Denize açılan, teknesiyle ilgilenen insan başka hiçbir şey düşünemez hale geliyor.”

Yelken insana sabırlı olmayı öğretiyor, ruhunu dinlendiriyor, karar vermeyi, mücadele etmeyi öğretiyor. Metis AŞ Genel Müdür Yardımcısı Fatma Küçüktaş işe alınacak elemanların önce yelkene çıkmasından yana. Çünkü yelken yaparken karakterin hemen açığa çıktığını söylüyor: “Tezcanlı mısınız, paylaşımcı mısınız, tembel mi, ilgili mi, dağınık mı, hemen görünüyor. O nedenle işe alacağınız elemanlarla işe almadan önce yelkene çıkma fırsatınız olsa çok iyi olurdu.”

Küçüktaş’a göre, yelken insanın kendi kendisini keşfetmesini sağlıyor: “Deniz, aslında zorludur. Zorluklar karşısındaki duruşunuzu ortaya koyuyorsunuz. Olanaksız gibi görünen durumlarda oldurma potansiyelinizi fark ediyorsunuz. Yaratıcılığınızı keşfediyorsunuz. Bence yelken sporu, mücadeleci yanınızı ve kendini tanıma dürtüsünü ortaya çıkarmanın bir aracı.”

İstanbul Yelken Kulübü Yönetim Kurulu Üyesi Kaptan Mümtaz Ünel diyor ki: “Yelken eğitimi almış bir yönetici, ileriyi daha iyi görebilen, çevresindekilerle daha iyi iletişim kurabilen, koordinasyonu iyi sağlayabilen, sabırlı ve karar verme yeteneği en üst düzeyde olan kişidir.”

BU SPORU ÇOK SEVENLER
Uzel Grubu yelkenli gibi örgütlendi
Grup, 2004’te başlattığı yeni organizasyon sürecini yelken sporuyla özdeşleştirerek adına “Trim” dedi. Trim, geminin en uygun şekilde hedefe gitmesini sağlamak için yelkende yapılan ayarlamalara verilen bir denizcilik terimi. 40 orta ve üst düzey yöneticinin yer aldığı trimde temel adımlar hep yelken terminolojisindeki gibi adlandırıldı. Örneğin proje yöneticisine komodor, yönetim takımının üyelerine amiral, proje ekibi üyelerine armador, proje çekirdek ekibine de trapezciler dendi. Uzel ekibe temel yelkencilik dersi de aldırdı. Ardından Uzel Yelken Kulübü doğdu. Şimdi 20 kişilik iki ayrı yarış ekibi var.

Microsoft 20 kişilik yelken ekibi kurdu
Şirkette 20 kişiden oluşan yelken takımı, Microsoft toplantı odalarında teorik eğitim aldıktan ve denizde antrenman yaptıktan sonra Eshquia teknesiyle 2004 Bodrum Gant Kupası yarışlarına katıldı. Ekiptekiler, yıl boyunca Bodrum’daki yarışlara katılarak belli bir seviyeye kadar geldi. 2005 ve 2006’da Eshquia ile İstanbul’daki yarışları takip ettiler. 2007’de ise Bodrum Gant kupası ikincisi oldular. Microsoft ekibi sene başında bir trofe seçti, onunla ilgili tüm yarışlara katılmaya ve trofe’yi kovalamaya karar verdi. Yarış olmadığı zaman haftada 1 gün antreman yapıyorlar. Genel Müdür Çağlayan Arkan ekibin aktif üyelerinden, teknede ana yelken ve baş üstü olarak 2 farklı pozisyonda görev alabiliyor. Ekipte herkes 2 pozisyonu çok iyi biliyor, böylece yarış zamanı ekip kurmak daha kolay oluyor.

Coca Cola yelkenli inşa ettiriyor
Coca Cola, İstanbul Yelken Kulübü ile anlaşma yaparak Ege Yat 30T modeli bir yelkenli inşa ettirmeyi, şirketin 100 çalışanını eğitip 3 yıl boyunca antrenmanlar yaptırarak yarışlara katılmalarını planlıyor. Coca-Cola çalışanları 30 saat teorik, 20 saatte denizde olmak üzere 1 aylık yelken eğitimi alacaklar. Üç yıl boyunca hafta sonu bir gün tekneyi istedikleri gibi eğitmen eşliğinde kullanabilecek ve bu günlerde yılda 8 yarışa 8-10 kişilik bir ekip olarak katılabilecekler.

HP yöneticileri birlikte denize açıldı
Üniversitede okurken yelken yapmaya başlayan HP Türkiye Görüntüleme ve Baskı Grubu Ülke Müdürü Fikret Ergüder, şirketteki diğer çalışanları da yelkene teşvik ediyor. Şirket, Genel Müdür Şahin Tulga’nın önderliğinde 3 Grup Müdürü, Finans Müdürü, İnsan Kaynakları Müdürü, Operasyon Müdürü ve Servis Müdüründen oluşan 7 kişilik bir ekiple Marmara’dan denize açıldı. Ergüder, “İlk yelken kokusunu almak için Marmara’dan denize açıldık. O kokuyu seven arkadaşlarla bunun devamını getireceğiz” diyor.

Pahalı bir spor ama sanıldığı kadar değil
İş dünyası-yelken ilişkisinde bu sporun maliyetinin yüksekliği de etkili değil mi? 1979’da yelkenciliğe başlayan, iki olimpiyata, pek çok dünya ve Avrupa şampiyonasına katılan Teamworks Genel Müdürü Arif Gürdenli tekne sahiplerinin yüzde 90’ının iş adamlarından oluştuğunu söylüyor. Ama ona göre yelken sporu çok da yüksek bir bütçeye sahip olmadan da yapılabilir: “Elbette, iyi bir tekneye sahip olmanın bedeli yüksek. Ancak, daha küçük bir tekneyle, yılda 5 bin dolarla da bu sporu yapabilirsiniz.”
Burcu ÖZÇELİK, Hürriyet İK, 01,07,2007