Çevrenizin geniş olması, her kesimden farklı insanları tanımanız size ne kazandırır? Türkiye gibi işlerin kendi sistemi içinde değil de hep tepeden birilerinin talimatıyla yürüdüğü bir ülkede sosyal çevre, Amerikalıların deyişiyle network çok önem kazanıyor. Sorunları hızla çözmek, yeni işler yaratmak, yeni insan kaynağı veya parasal kaynak bulmak için çevrenizin geniş olması şart. Ayrıca, farklı çevrelerden dostları olanların, olaylara farklı açılardan bakabilmesi, değişik alternatifleri değerlendirebilmesi de kolaylaşıyor.

Ama bunu mesai saatine sıkışıp kalarak değil, farklı ortamlarda bulunarak yapabilirsiniz. Okuldan askerliğe, üye olduğunuz dernekten spor kulübüne, komşularınızdan mahalle muhtarınıza kadar bulnduğunuz her ortamda arkadaş edinmeniz ve en önemlisi bunları korumanız gerek. Girişken olmak da önemli bir özellik. Sofra Genel Müdürü Deniz Gürsoy yeni bir ortama girildiğinde insanlarla nasıl iletişim kurulabileceğini şu örnekle açıklıyor: “Benim bir tanıdığım var, her partide veya konferansta bir ufak topluluğa ilişip hep aynı fıkrayı anlatarak ilk giriş buzlarını kırar, eritir, ardından kartvizitini dağıtırdı. Bir Asya ülkesinin fahri konsolosluğunu yapan bir ağabeyimiz yıllarca bu tür toplantılarda cebinden çıkardığı ufacık cam filleri herkesin ceket yakasına iliştirir ve bağlantıyı böyle kurardı.”

Peki network işinizde size nasıl fayda sağlar? Bir kere yalnızlık çekmiyorsunuz. Hiç olmayacak gibi görünen bir işi o konuda uzman olan bir dostunuza açtığınızda çoğu zaman çözümü bulabiliyorsunuz. Yeni gelişmelerden önceden haberdar oluyor, rakiplerinize karşı avantaj elde ediyor ve krizleri daha kolay atlatabiliyorsunuz. Geniş bir çevre edinmenin yollarını, bu konuda tecrübesi olanlara sorarak araştırdık.

SOSYALLEŞMENİN TEMELLERİNİ OKULDA ATMAK
Girişkenlik çoğunlukla genç yaşlarda edinilen bir özellik. Örneğin Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği Başkanı Prof. Dr. Türkan Saylan, aşırı disiplinli bir ortamda büyümüş. Ama okulunda tiyatro, izcilik, koro, gezi gibi pekçok faaliyete katılmış. “Bu etkinliklerle sosyalleşmeyi öğrendik. Ondan sonrası da çorap söküğü gibi geldi” diyor. Bulunduğu ilde herkes tarafından tanınan Denizli Sanayi Odası Başkanı Müjdat Keçeci de çocukken katıldığı şiir günlerinin, futbol maçlarının, tiyatro faaliyetlerinin sosyalleşmesinde büyük etki yarattığına inanıyor. Bugünkü sosyalliğini lisedeki kulüp başkanlığı tecrübelerine borçlu olan Sofra Yemek’in Genel Müdürü, mutfak kültürü yazarı Deniz Gürsoy, gençlere lisede mutlaka kulüplere katılmalarını salık veriyor.

OKUL ARKADAŞLARINI KAYBETMEMEK

Çevresi geniş insanlar okul arkadaşlarıyla bağlarını koparmıyor. Örneğin Türkan Saylan, ilkokul arkadaşlarıyla senede en az bir kez bir araya geldiğini, ayda bir telefonlaştığını söylüyor. Ortaokul ve üniversite arkaşlarıyla yılda bir görüşüyor, lise arkaşlarıyla da zaten hep beraber olduklarını söylüyor. Deniz Gürsoy da okuldan arkaşlarıyla muntazam ayda bir, hızını alamadıklarında da haftada bir görüşüyor.

İKİNCİ CÜMLEYE GEÇEBİLMEK

Bir partide, konferansta ya da kokteylde tanımadığınız biriyle nasıl ilişki kurarsınız? “Bugün hava çok güzel” veya “Bugün hava yağmurlu” demek kolay ama asıl maharet, ikinci cümleyi bulmakta. Tabii, konuşacak bir şeyiniz varsa. Türkan Saylan, birisiyle konuşmak istediğinde sözü okumuş olduğu bir makaleden açtığını söylüyor: “Yoksa kimse gelip de size ne güzel kaşın gözün var gel arkadaşlık edelim demez artık bu çağda.”

TANIŞIKLIKLARI DOSTLUĞA ÇEVİRMEK

Kimilerine göre bu tür ortamlarda edinilen tanışıklıkları dostluğa çevirmek imkansız. Yapı Kredi Bankası eski Genel Müdürü ve Burhan Karaçam Partnership’in kurucusu Burhan Karaçam şöyle diyor: “Dost anlamında dost, bu tür ortamlarda ortaya çıkmaz. Zaten iş hayatından çok dost çıkaramayabilirsiniz. Çünkü menfaat üzerine kuruludur ve bunu bildiğiniz sürecede bu sizi rahatsız etmez.” Tabii herkes aynı fikirde değil. Deniz Gürsoy, “Tanışıklıkları dostluğa çevirmek için o kişiyi görüştüğünüz konunun dışına çıkarıp tartarak karakterinize uygunluğunu araştırmanız lazım” diyor. “Eğer uygunsa, onun sevdiği bir konuya bağlantı kurup bir etkinliğe davet etmelisiniz. Bunun hoşlandığınız bir kadını yemeğe davet etmekten hiç bir farkı yoktur.”

DERNEKLERE, KULÜPLERE ÜYE OLMAK

Derneklere, vakıflara, spor kulüplerine üye olmak, kurslara katılmak farklı kişilerle tanışmayı ağlıyor. Bu tür tanışıklıklar bazen aile dostluğuna, iş arkaşlığına dönüşebiliyor. Sofra Genel Müdürü Deniz Gürsoy, bunun önemini şöyle anlatıyor: “Ben bu kulüplere işlerimin gelişmesine oralarda kurduğum dostlukların yardımı olsun diye katılmadım ama otuz-otuzbeş yıl sonra geriye dönüp baktığımda çoğunlukla iş yapmışız. Özellikle Sofra’nın ilk zamanlarında aldığımız işlerin çoğu çeşitli derneklerdeki dostlarım tarafından verildi.” Burhan Karaçam ise, farklı çevrelerde tanıdığınız kişilerin bakış açınızı geliştirdiğini söylüyor: “Çok farklı çevrelerin, farklı ihtiyaç ve sorunların neler olduğunu görüyorsunuz. Tamamen amatör ruhla, severek bazı toplumsal sorunlara ve ihtiyaçlara çözümler buluyorsunuz, takım oyununu geliştiriyorsunuz. Farklı konulara girdiğiniz zaman kendi esnekliğinizi arttırıyorsunuz.”

ULUSLARARASI KONGRELERE KATILMAK

Bazı mesleklerde örneğin tıpta uluslararası kongrelerin rolü büyük. İnsanın mesleğinde yerinde saymamasını, geriye düşmemesini bu sağlıyor. Altı kez Hindistan’a giden Saylan, artık kendini Hindistan vatandaşı gibi hissettiğini söylüyor. 1986’da bir ödül dolayısıyla Hindistan Cumhurbaşkanı’yla bile tanışan Saylan ülkenin protokolünde yer alıyor.

Network platformu cember.net’in 200 bin üyesi var

Eylül 2005’te, Çağlar Erol ve eşi Nihan Çolak Erol tarafından kurulan network platformu cember.net’in 200 bin üyesi var. Bu üyeler kendilerine ait sayfalarda şirketleri, pozisyonları, aranınca bulunabilmelerini sağlayan özel anahtar sözcükleri, mezun oldukları okullar, ilgi alanları gibi bilgilere yer veriyor. Çağlar Erol, “Konu iş yapmak olduğunda insanlar kişisel olarak az da olsa tanıdıkları insanlara hiç tanımadıkları insanlardan daha fazla güvenirler” diyor. “Bunu yalnız üst düzey iş bağlantıları için düşünmemek gerek. Profesyonel yaşamın farklı basamaklarında da aynı şey geçerli.”

CEP TELEFONUM BÜTÜN TÜRKİYE’NİN CEBİNDE
Deniz Gürsoy’un cep telefonunda 1.200, Burhan Karaçam’ınkinde 1000, Tansu Yeğen’inkinde 500’den fazla isim kayıtlı. Müjdat Keçeci ise artık ezberlediği numaraları rehberden silerek kendine yer açmaya çalışıyor. Aynı zamanda hekim olan Türkan Saylan’ın cep telefonu numarasını ise bilmeyen yok gibi: “Az önce Gümüşhane’den bir kız aradı, ’Kızım telefonumu nereden buldun’ dedim. Bir arkadaşından almış, arkadaşı bir başkasından almış. Tüm Türkiye’de telefonum var.”

BİN DÜĞÜN BİN CENAZE
Çevresi geniş olan bir insanı nasıl tanırsınız? Katılması gereken düğünler yüzünden yaz tatiline çıkamıyorsa. Denizli Sanayi Odası Başkanı Müjdat Keçeci, yılda 30-40 düğüne katıldığını ve çoğunda şahit olduğunu, Deniz Gürsoy ise düğün çiçekleri dolayısıyla çiçekçiyle, vefatlar dolayısıyla da Türk Eğitim Vakfı ile neredeyse akraba olduğunu söylüyor.

KİM NEREYE ÜYE
Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği Başkanı Türkan Saylan: Kandilli Kız Lisesi, İÜ Tıp Fakültesi mezunu. Cüzzamla Savaş Derneği, Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği, Kandilli Kız Lisesi Eğitim ve Kültür Vakfı’nda aktif olarak çalışıyor.
Sofra Yemek Genel Müdürü Deniz Gürsoy: English High School, Robert Kolej ve Boğaziçi Üniversitesi’nde okudu. Robert Kolej Mezunlar Derneği, BÜMED, İstanbul Fındıklı Rotary Derneği, Propeller Club-Port Istanbul, YASED, TÜSİAD, Türk-İngiliz Ticaret Odası, Türk-Fransız Ticaret Odası, Kemer Country Golf Club ve Trafik Kazalarını Önleme Derneği’ne üye.
Burhan Karaçam Partnership’in kurucusu Burhan Karaçam: Tarsus Amerikan Koleji, Robert Kolej ve Boğaziçi Üniversitesi’nde okudu. Okuduğu okulların derneklerinin yanı sıra Beyoğlu Güzelleştirme Derneği, Türk Eğitim Gönüllüleri, TÜSİAD, Fenerbahçe 1907 Derneği’nde aktif roller alıyor. Ege Kültür Sanat Derneği’nin de kurucuları arasında.
Denizli Sanayi Odaası Başkanı Müjdat Keçeci: Denizli Lisesi ve İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu. Er-Bakır’ın Genel Müdürü ve Denizli Sanayi Odası Başkanı. Denizli Orman Çevre Vakfı Yönetim Kurulu Başkan Vekili, Denizli Kültür Sanat Vakfı Yönetim Kurulu Başkan Vekili ve Denizli Rotary Kulübü geçmiş dönem başkanlarından. Pamukkale Tenis Kulübü’nün 8 sene başkanlığını yapan Keçeci, Erbakır Santranç Kulübü’nün de kurucusu ve başkanı.
Life Genel Müdürü Tansu Yeğen: Alman Lisesi ve Boğaziçi Üniversitesi ve Marmara Üniversitesi’nde eğitim gördü. Pek çok derneğe ve kulübe üye, en keyif aldığı Hillside Spor Kulübü ve Rotary Derneği’ydi. Şu anda Ukrayna’daki görevi nedeniyle Amerikan Şirketleri Derneği ve Avrupa Şirketleri Derneklerine üye oldu.

BURHAN KARAÇAM
Çalıştığınız kurumun etkisi büyük
Arthur Andersen’in Türkiye’deki kurucularından olan Burhan Karaçam, o dönemde işi gereği büyük kurumların bütün üst düzey yöneticileriyle tanışıyordu. Sonra bankacılık sektörüne giren Karaçam, “İzmir’de Egebank’ta genel müdürlük yaptığım için Ege’de çok çevrem oldu. İş yaratmak için çok yere girip çıkmak durumundasınız. Oralara sadece para istemek için değil hizmet etmek için de girdiğinizde sizin kurumunuza artı olarak geri dönüyor.” Bu dönemde Burhan Karaçam’a Göztepe Kulübü’ne başkanlığı bile teklif edilmiş. Daha sonra Yapı ve Kredi’ye geçen Karaçam, “Yapı Kredi kendi başına bir devdi o dönemde” diyor. “Çok farklı faaliyetler içindeydik: Kültür sanat, spor, yayıncılık, reklam, yeni ürünler, yeni piyasalar, yurtdışı açılışlar. O kadar hareketli bir kurumun başındaysanız çok yerden çağrılıyorsunuz. Bu bulunduğunuz, temsil ettiğiniz kurumun size verdiği güçten kaynaklanıyor.”

TÜRKAN SAYLAN
Vereceğin bir şey olacak ki alacağın bir şey olsun
Dernek, kulüp, vakıf üyeliklerinin network geliştirmeye katkısı büyük ama insanlar oraya çevrelerini geliştirmek için değil, ben ne yapabilirim diye gitmeli. Oraya gideyim herkes benimle ilgilensin, kendimi tanıtayım demek yerine orada paylaşacağınız bir şeyin olması lazım. Bir sivil toplum örgütüne girenin çalışması gerek. Vereceğin bir şey olacak ki alacağın birşey olsun.

TANSU YEĞEN
Yabancı bir ülkede nasıl çevre edinilir
Apple’ın genel müdürlüğünden Ukrayna’nın 3. en büyük operatörü life:)’ın genel müdürlüğüne geçen Tansu Yeğen, Ukrayna’daki bu görevi nediyle Amerikan Şirketleri Derneği ve Avrupa Şirketleri Derneği’ne üye oldu. Ülkede yeni olması nediyle bu derneklerin çevre konusunda kendine çok yardımcı olduğunu söylüyor: “Şu anki işimde network’un önemi çok fazla. Ortak pazarlama çalışmaları yapmak veya kamuda aksayan problemlerin çözümünde güvenebileceğim kişilere hızlıca ulaşmak şirketin hızına hız katıyor.” Tansu Yeğen’in bir diğer network kurma yönetimi de arkadaşlarının arkadaşları ve müşterileri.
Burcu ÖZÇELİK, Hürriyet İK, 19,08,2007