Ocak, 2008 için arşiv

TÜRK FRANSIZ TİCARET DERNEĞİ BAŞKANI YVES-MARIE LAOUENAN

Türkler kendilerini işlerine adıyorlar bu zihniyet artık Avrupa’da yok

Türkiye’de 1987 yılında 7 olan Fransız şirket sayısı 20 yılda 260’a çıktı. 18 yıldır Türkiye’de yaşayan Türk Fransız Ticaret Derneği Başkanı ve yatırım danışmanı Yves-Marie Laouenan büyümenin çok hızlı olduğunu ama hala Fransızların Türkiye’yi tanımadıklarını söylüyor. Türkiye’yi Fransızlara anlatmak için bir rehber hazırlayan dernek, sayfalarında Türkiye’de görev yapan 15 Fransız CEO’nun görüşlerinden oluşan bir araştırmaya yer verdi. Araştırmayı değerlendiren Laouenan, “Türkler kendilerini işlerine adıyorlar, bu zihniyet artık Batı Avrupa’da yok” diyor.

Türk Fransız Ticaret Derneği Başkanı Yves-Marie Laouenan (60) Fransız bir baba ve Hollandalı bir annenin oğlu olarak Hollanda’da dünyaya geldi. Babası diplomat olduğu için çocukluğu İtalya, Güney Afrika, İsveç gibi pek çok farklı ülkede geçti. 17 yaşına geldiğinde Almanya’ya giden Yves-Marie Laouenan, Alman ve Fransız Hukuku üzerine eğitim aldı. Daha sonra eğitimine ticari hukuk ve Avrupa Hukuku üzerinde devam eden Laouenan Brüksel’de Avrupa Birliği’nde memur olmak istiyordu fakat bir süre sonra bürokrasiden hoşlanmadığını anlayınca iş dünyasına girmeye karar verdi. Kendi şirketini kurarak Almanya’da yedek parça distribütörlüğü yaptı. 27 yaşına geldiğinde Fransız Hükümeti, askerlik görevi için onu aradı. Fransız olmasına rağmen hiç Fransa’da yaşamamış olan Laouenan, askerliğini de Almanya’da yaptı. Bu sırada şirketini de kapatmak zorunda kaldı. Askerlikten sonra Fransız Ekonomi Bakanlığı’ndan aldığı teklifle 1975’de 28 yaşındayken Stuttgart’da ticaret ateşesi olarak çalışmaya başladı. Stuttgart’da 2 yıl boyunca Fransız Ticari Delegasyonunun başında bulunan Laouenan, aynı zamanda otomotiv endüstrisinde uzmanlaştı. 8 yıl sonra Doğu Almanya’da ticaret ateşesi olarak çalışmaya başladı. Doğu Almanya’da 4 yıl çalıştıktan sonra Düseldorf’da Fransız Alman Ticaret Odası’nın Genel Sekreteri oldu. 1986 yılında Paris’te tanıştığı Türk Fransız Ticaret Odası Müdürü olan Tülay Karayaprak’la evlenince Fransız Ticaret Ateşesi olarak 1987’de İstanbul’a geldi. 7 sonra eşinden boşandı ama Türkiye’de yaşamaya devam etti. 5 yıl diplomat olarak çalıştıktan sonra Set Group Çimento’nun Genel Müdürü olan Laouenan, 2 yıl sonra kendi danışmanlık firması LDS Consulting’i kurdu. Türkiye’ye gelmek isteyen Fransız şirketlerine danışmanlık hizmeti veren Laouenan’ın ilk müşterisi Sodexho oldu. Daha sonradan Carrefour’un yüzde 45’ini alacağı Cora ve ardından Bull gibi firmalarla çalışan Yves-Marie Laouenan, Carrefour, Champion, Heimann, A-Raymond, E.M.T., GIE Dounaexport gibi firmalara da danışmanlık verdi.

ŞİRKET SAYISI 20 YILDA 7 ’DEN 260’A ÇIKTI

Yves-Marie Laouenan, 1987 yılında Türkiye’ye ilk geldiğinde Air France da dahil olmak üzere sadece 7 Fransız şirketi vardı. Bugün sayıları 260’ı bulan Fransız şirketleri 45 binde fazla kişiye istihdam sağlıyor. Türkiye’de sadece 4.600 Fransız vatandaşının yaşamasının tuhaflığının altını çizen Laouenan, “20 yılda 7 şirketten 260 firmaya ulaşması çok iyi bir rakam. Bu büyük bir artış ama Fransızlar’n Türkiye hakkındaki bilgileri hala çok çok zayıf. 75 milyonluk bir pazar ve Gayrisafi Milli Hasıla’sı her yıl büyüyen bir ülke olarak ticari açıdan çok ilgi çekici olmasına rağmen Fransızlar için bugün bile hala Osmanlı Türkiyesi var. Modern Türkiye’nin tanıtımı yeterince yapılmıyor. Bu sadece Fransa için değil, Almanya, Hollanda ve Batı Avrupa’da da geçerli” diyor.

Türklerin artıları
Sıcaklık ve iletişim kurmaya açık olma
Dinamizm, başarıya istekli olmak
Motivasyon; işe adanmışlık; iş disiplini
Esneklik; çözüm odaklılık
Diğer kişilere ve kültürlere tolerans; açık fikirlilik, kozmopolitanlık
İyimserlik, dışa dönük hayat biçimi, yemekten ve içmekten zevk almak
Türklerin eksileri
Yönetimin karışıklığı ve etkisizliği
Türklerin, genelde milliyetçi duygulara dayanan hassaslık. (Türkler özellikle, üniter yönetim konusundaki eleştirilerde hassaslar.)
Zaman yönetimi zaafı; planların ve sözlerin son dakikada değişmesi
Kısa görüşlülük ve kısa vadeli düşünme.

Fransız CEO’ların gözünde Türk çalışanlar
Fransız-Türk Ticaret Derneği, Fransızlar’a Türkiye’yi daha iyi tanıtmak için hazırladığı rehberde Türkler’le çalışan Fransız CEO’ların görüşlerini konu alan bir araştırmaya da yer verdi. Boğaziçi Üniversitesi’nde Avrupa Birliği üzerine master yaptığı dönemde Behice Ertunu, Türkiye’deki Fransız CEO’larla derinlemesine görüşmeler yaparak onların Türk çalışanlar hakkındaki görüşlerini derledi. Ertunu, araştırma için Avensis Sanofi, Calyon Bank Turk, Arkema, Oyak Renault, Lafarge Turkiye, Carrefour, Danone, Air France, Coface, Axa Oyak, Gefco, L’OrŽal, Schneider Elektrik, Total Oil, Gras Savoy’nın en tepe Fransız yöneticileri ile görüştü. Araştırmaya katılan yöneticilerin Türkiye’de en az 3 yıl deneyimli olmasına dikkat edildi. Katılanlardan 14’ü Türkiye’ye kısa bir ziyaret yapmış olmasına rağmen Türkiye algıları büyük şekilde aynıydı. Katılımcıların en iyisi Türkiye hakkında tarafsız ama çoğunlukla negatif bir tablo çiziyorlardı. Onlar için Türkiye’de olmanın en motive eden yanı pazardaki rekabet ortamıydı. Pek çoğu için Türkiye büyük ve umut vaat eden bir pazardı ve son derece istikrarsız bir ekonomi ve politika ortamında “Kim Türkiye’de başarılı olursa her yerde başarılı olur” anlayışı hakimdi. İşte araştırmadan bazı veriler.

Negatif mitoslar olumsuz önyargılar
Yöneticilerin pek çoğu için Türkler, Arap veya Ortadoğulu’ydu. Türklerin imajı Kuzey Afrikalılarınkine yakındı ama Atatürk ve Osmanlı İmparatorluğu’nun görkemi sayesinde daha iyi bir pozisyondaydı. Hepsi Atatürk ve Osmanlıyı biliyordu, ve en şaşırtıcı tarafı hepsi Viyana kapılarındaki Osmanlı kuşatması hakkında da bilgi sahibiydi. Hepsi Türkler hakkında negatif mitoslarla büyümüşlerdi. Bir yönetici yurt dışındaki Türkler için “Onlar sadece fiziksel olarak değil davranış olarak da farklı. Hep iç dönükler” derken diğer bir yönetici Champs-ElysŽes’deki Fransız Konsolosluğu’nun kirliliğini ve yavaşlığını eleştiriyor. Yöneticilerin çoğu Türkiye hakkında negatif imaja sahip oldukları için buraya gelirken yeni yaşam stillerini hakkındaki beklentilerini de an aşağı çekmişlerdi. Katılımcılar çalışanların yeteneklerinin de çok şaşırtıcı olduğunu vurguluyorlar. Sadece yetenekleri değil, kişilikler ve kültürel özelliklerinin de kendilerini çok etkilediğini söylüyorlar. Gençlik ve dinamizmin yöneticilerin ilk izlenimlerinde en çok sözünü ettikleri iki kelime. Bu iki kavramı globallik, gürültü, kalabalık ve sınıflar arasındaki görünür ayrılıklar takip ediyor. Politik ve ekonomik istikrar Türkiye’de iş yapmaya karar vericiler için daima en büyük sorun ama tüm katılımcılar Türkiye’de bir yabancı yönetici olmalarının onlar için eşsiz ve değerli bir deneyim olduğunda hem fikir.

Türkler son dakikacı Fransızlar ise daha planlı
İnsanlarla, farklı kültürlerle rahatça iletişim kurabilmek Türkler ve Fransızlar arasındaki en büyük ortak özellik.
Türklerin yüksek sorumluluk alma, motivasyon ve kendilerini işe adama gibi özellikleri Fransızlarla karşılaştırıldığında en önemli özellik olarak ortaya çıkıyor. Tüm Fransız yöneticiler Türklerin kendilerini yaptıkları işe adamaları konusunda hemfikirler. Başarıya kendilerini adamaları onların saatten bağımsız çalışma huylarını da açıklıyor diyorlar. İçlerinden biri “Fransızların kaybettiği bu direnme gücüne sahipler” diyor.
Şu açık ki Türkler özel yaşantılarını iş yaşantılarından ayırmıyorlar. Araştırma gösteriyor ki iş Türkler ve Avrupalılar için farklı anlamlar taşıyor. Bir Türk için iş bir yaşama yolu, bir kurtuluş anlamı taşıyor. İş önemli, işe saygı duyulmalı ve kişilik kazandırılmalı.
Türkler, Fransızlardan daha esnek ve çözüm odaklı, ama planlamada tam tersi. Somut gerçekler ve planlar, yönetim ve karar verme sürecinin özünü oluşturuyor. Uzun dönem planlar Fransız iş kültürünün iskeletini oluştururken, Türkler son dakikada spontane davranmaya meyilliler.
Türkler daha çok risk alıyor. Katılımcılar Türklerin girişimciliği ve motivasyonu konusunda hemfikirler.
Türkler ve Fransızlar arasındaki diğer bir farklılık, gücü yorumlamaları ve otoritiye olan davranışları. Türkler patronların kararlarına saygılı ve son kararı sorgulayıp, analiz etmiyorlar, bununla beraber Fransızlar ise nedenleri sorgulamaya, kararlarla mücadele etmeye daha meyilli. Bu (Türkler açısından) disiplini ve sorumluluğu beraberinde getirirken, yaratıcılığı azaltıyor.
Türkler, Fransızlar’a göre gerektiğinde kuralları daha kolayca yıkabiliyorlar.
Fransız yöneticiler, Türk medyasının aksine Türkiye’de rüşvetin yaygın olmadığını söylüyorlar.
Türkiye’de iş dünyası, Türk toplumu ile zıtlıklar gösterebiliyor. Örneğin, Türk toplumu erkek egemen gibi gözükse de iş dünyasındaki kadın eşitliği şaşırtıyor.

En büyük avantaj iş gücü
Türkiye’deki Fransız şirketlerinde çalışan Fransız yönetici sayısının azlığına dikkat çeken Laouenan, “Buraya ilk geldiklerinde ülkeyi bilmiyorlar ama insan kaynaklarının da hemen farkına varıyorlar. Genç, teknik bilgiler başta olmak üzere oldukça iyi eğitimli, iyi üniversitelerden mezun olmuş, İngilizce, Fransızca ve Almancayı çok iyi bilen kişilerden oluşuyor çalışanlar. Bu insanlar az bulunur. İşlerine kendilerine adamışlar ki bu zihniyet artık Batı Avrupa’da yok. Örneğin Fransızlar haftada 35 saat çalışıyor. Türk yöneticiler başarılarından dolayı yavaş yavaş diğer ülkelere de gönderiliyor.”
Burcu ÖZÇELİK, Hürriyet İK, 13,01,2008

Reklamlar

Bankalar bu yıl da yeni şubeler açıp eleman almaya devam edecek. Garanti Bankası, Finansbank, Yapı Kredi, Akbank, HSBC, Fortis, Denizbank, TEB, Halkbank ve Citibank’tan oluşan 10 banka 2008 yılında toplam 665 şube açarak 13.074 kişiyi işe alacak. Böylece 9 bankanın şube sayısı 5.036’dan 5.701’e, çalışan sayısı da 106.200’den 119.274’e yükselecek. Kendi elemanlarını kendileri yetiştiren bankalar, ağırlıklı olarak yeni mezun gençleri tercih edecekler. İşe alımlar yıl boyunca devam edecek.

GARANTİ 2.600

2007 yılı içerisinde 113 şube açan Garanti Bankası, yıl sonu itibariyle şube sayısını 600’e, çalışan sayısını ise 14.400’e çıkardı. 2008’de şube sayısını 750’ye çalışan sayısını da 17 bine ulaştırmayı hedefleyen Garanti Bankası 2008’de 2.600 kişiyi işe alacak. Banka, hızla genişleyen şube ağı için 2008 yılında da ağrılıklı olarak yeni açılacak şubelerine bireysel, KOBİ ve ticari bankacılık işkollarında şube içi satış pozisyonları için alım yapmayı hedefliyor. Ayrıca, deneyimsiz adayları da bünyesine katıp yetiştirme stratejisine uygun olarak müfettiş yardımcısı, yönetici adayı (management trainee – MT) pozisyonlarıyla şube kadroları için gişe asistanı ve çağrı merkezi müşteri temsilcisi pozisyonları alımları da yıl boyunca sürecek. Çalışanların yüzde 70’i yeni mezunlardan seçilecek.
İşe alım süreci: Yetkinlik bazlı değerlendirmelere ek olarak; deneyimsiz adaylarda üniversite mezunu olmak, en fazla 27 yaşında olmak, askerliği yapmış veya en az 1 yıl tecilli olmak temel kriterleri aranıyor. Bazı özellikli görevler için mezun olunan bölüm önemli olabiliyor, ancak üniversite ayrımı yapılmıyor. Deneyimli adaylarda ise en fazla 32 yaş ve deneyiminin talip olunan göreve uygunluğu baz alınıyor.

AKBANK 2.500

Akbank son bir yılda açılan 35 şube ile şube sayısını 700’e çalışan sayısını da 12.800’e çıkardı. İnsan Kaynaklarından Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Esra Bozkurt, Türkiye ekonomisinin istikrar ortamında büyümeye devam ettiği sürece şube sayısının da artacağını söylüyor: “Ancak verimlilik ve karlılık çok önemli. Şube açma kararlarının dikkatli verilmesi ve karlılık içinde büyümeye katkıda bulunması gerekiyor. Önümüzdeki dönemlerde, bankalar yüksek hız ve düşük maliyet sağlayan alternatif dağıtım kanallarına yatırım yapmayı sürdürecekler; müşteri ilişkisini geliştirmek ve müşteri sadakatini artırmak amacıyla da verimliliği göz ardı etmeden şube ağlarını genişletmeye devam edeceklerdir. 2008 yılında bireysel, küçük ve orta ölçekli müşteri potansiyeline sahip yerlerde şube açmaya devam edeceğiz.” Bu yıl da her yıl olduğu gibi 2.500 civarında kişiyi işe alacak olan Akbank, 2007 yıl sonu itibariyle toplam 2.700 kişiyi işe başlattı. Akbank’ta işe başlayanların yüzde 85 ila yüzde 90’ını yeni mezunlar oluşturuyor. Banka bu yıl şubelerin yanı sıra Genel Müdürlük, çağrı merkezi gibi alternatif dağıtım kanalları, satış pazarlama ekipleri, destek birimleri ve merkezi olarak yürütülen operatif görevler için de alımlar yapacak.
İşe alım süreci: İşe alımlar tüm yıl boyunca devam ediyor. Adaylar önce yetkinlik bazlı mülakata alınıyor. Deneyimsiz eleman alımlarında ise psiko-teknik testler uygulanarak adayın derinlemesine tanınma imkanı doğuyor.

FORTİS 1.564
Türkiye genelinde toplam 268 şubeleri ve 4.975 çalışanları bulunuyor. Fortis, 2008 yılında 40 KredimBenim Şubesi ve 10 perakende şube açmayı ve buna bağlı olarak da 1.564 yeni çalışanı istihdam etmeyi planlıyor. Alınacak personelin yüzde 35’inin deneyimli, yüzde 65’inin ise yeni mezunlardan olmasını öngörülüyor.
İşe alım süreci: Mesleğe yeni başlayanların bankacılıkla ilgili bir bölümden mezun olmasını tercih ediliyor. Ama bu olmazsa olmaz bir koşul değil. İngilizce bilmesi de yine adaylarda aranan diğer bir özellik.

DENİZBANK 1.500
DenizBank’ın toplam 320 şubesi ve 6.800 çalışanı var. DenizBank, özellikle önem verdikleri tarım, turizm gibi sektörlerin ağırlıklı olduğu noktalar ve şehir merkezlerindeki şubeleşme stratejileri doğrultusunda 2008 yılında yaklaşık 80 şube açacak. Yeni şubelerde 1.500 kişinin istihdam edilmesi planlanıyor. İşe alınacakların yüzde 50’sini yeni mezunlar oluşturacak.
İşe alım süreci: İşe alımlar şube açılışları ve mevcut ihtiyaçlar kapsamında münferit ya da toplu alım şeklinde yapılacak. Bankacılık deneyimi gerektiren pozisyonlar için adayların konularında en az 2-3 yıllık deneyime sahip olmaları bekleniyor.

YAPI KREDİ 1.410

Yapı Kredi’nin Türkiye genelinde 673 şubesi ve 14 binden fazla çalışanı var. Önümüzdeki yıl boyunca şubeleşme faaliyetlerine yoğun bir şekilde devam edecek olan banka, 160 şube açıp, bu çerçevede 1.410 yeni personel işe alınacak. Yeni şube açılışlarına paralel olarak satış ekiplerine alımlar ağırlıklı olacak. Yapı Kredi yeni mezunları işe alıp, kurum içinde yetiştirmeyi tercih ettiğinden sadece bazı özel durumlarda başka kurumlarda çalışmış kişiler de işe alınacak. Yeni çalışanlara, özellikle yeni mezunlara işe girişlerinde bir temel bankacılık eğitimi veriliyor.
İşe alım süreci: Bankacılık ihtiyaçlarını karşılamak üzere üniversite veya bankacılık/sigortacılık yüksek okulları öncelikli olmak üzere; iyi eğitim almış, bankacılığı öğrenmek isteyen adayları tercih ediliyor. Toplu alımlar planlanarak, yoğun bir eğitim dönemi hazırlanıyor.

HSBC 1.200

HSBC 240 şubede 5.600 çalışanıyla faaliyet gösteriyor. 2008’de 80 şube açıp 1.200 kişiye iş imkanı sağlayacak HSBC, deneyimsiz eleman alımı ağırlıklı olup, özellikle cari hesaplar, satış /müşteri temsilcileri için işe alım yapacak.
İşe alım süreci: Banka, pozisyona göre değişkenlik göstermekle beraber, bankacılıkta uzmanlaşmayı kendine hedef edinmiş, kariyerine önem veren, iyi düzeyde İngilizce bilgisine sahip, girişimci, takım çalışmasına yatkın kişileri işe alacak.

FİNANSBANK 1.000
406 şubesi ve yaklaşık 9.100 personeli olan banka, 2008 yılında 80 şube açarak bin kişiyi daha işe almayı planlıyor. Açılacak şubelerinde gerek satış-pazarlama kadrolarına gerek operasyon kadrolarına yönelik alımlar yapılacak. 2007 yılında yeni alımların yüzde 75’ini yeni mezunların oluşturduğu Finansbank, bu yıl da ağırlıklı olarak teknik bilgisi banka tarafından kazandırılacak yeni mezun arayışında. Bankanın kendi yöneticileri kendi bünyesinden çıkarma oranı yüzde 92. O yüzden yeni mezunlara özel önem veriliyor. Yapılacak alımlar bir yıla yayılacak ama Genel Müdürlük için planlanan Management Trainee ve Müfettiş Yardımcısı alımları Nisan-Mayıs döneminde yapılacak.
İşe alım süreci: İlanlara yapılan başvurular ilgili pozisyonlar bazında değerlendirilip, uygun tüm başvurular pozisyonlarla göre değişiklik gösteren sınavlara davet ediliyor. Belirlenen normlara göre yapılan değerlendirme sonucunda başarılı olan adaylarla yetkinlik bazlı görüşmeler gerçekleştirilip, uygun adaylara iş teklifi yapılıyor.

HALK BANKASI 500
Halk Bankası’nın Aralık 2007 itibariyle 11.511 personeli ve 557 şubesi bulunuyor. Şu anda yeni şube açmayı planlamayan banka, büyüme hedefleri ve müşterilerin ihtiyaçları doğrultusunda şube organizasyonunu gözden geçirecek. Banka, 2008 yılının ilk çeyreğinde İstanbul Avrupa Yakası şubeleri için 500 kişilik alım yapacak.
İşe alım süreci: Halk Bankası’na katılacak banko görevlilerinin lise veya 2 yıllık yüksek okul mezunu olması, servis görevlisi ve uzman yardımcılarının ise 4 yıllık yüksek okul mezunu olma şartı aranıyor. Başvurular bankanın internet sitesinden yapılıyor.

TEB 500

2007 sonu itibariyle şube sayısı 273’e, çalışan sayı da 5.200’e çıktı. Banka 2008’de yurt genelinde 40 civarında şube açacak. Şubelerin operasyon ve satış kadroları için eleman alımı yapacak olan banka, yeni mezunları almaya önem veriyor. Her yıl yetenek havuzu kapsamında yaklaşık 150 yeni mezunu işe alıyorlar. Bunlardan 100’ü Satış Yetenek Havuzu kapsamında, 50’si ise Genel Müdürlük Yetenek Havuzu kapsamında işe alınıyor.
İşe alım süreci: Gelişime ve değişime açık, yenilikçi ve yaratıcı, özgüveni yüksek, güçlü iletişim yeteneğine sahip, takım çalışmasına yatkın, iyi eğitimli ve etik değerlere saygılı olmak işe alınacak adaylarda aranan temel özellik.

CITIBANK 300
Citibank’ın 57 şubesi ve 2.500’e yakın çalışanı var. 2008’de 25 şube açmayı planlayan banka yaklaşık 300 kişi istihdam edecek. Bireysel bankacılık için öncelikle satış elemanları, ticari bankacılık için ise öncelikle müşteri temsilcileri istihdam etmeyi planlayan banka, destek birimlerinde de işe alımlar yapacak. Citibank, işe alımlarda büyük çoğunlukla tecrübeli elemanlara öncelik verecek. Bireysel ve ticari bankacılık için ilk etapta kıdemli müşteri temsilcisi ve müşteri temsilcileri, veznede görev alacak elemanlar, şube destek elemanları, şube yöneticisi ve kredi satış elemanları işe alınacak.
İşe alım süreci: İşe alımlar yıl boyunca devam ediyor. Pozisyonun ihtiyacına göre değişmekle birlikte yönetim kadrosu ve İK yöneticileri, birkaç aşamalı mülakat yöntemi ile adayları değerlendiriyor. Yetkinlik bazlı mülakat yapılıyor.
Burcu ÖZÇELİK, Hürriyet İK, 13,01,2008

 

Şirket kulüpleri bugün artık düzenledikleri aktivitelerle üniversite kulüplerini de, profesyonel etkinlik organizatörlerini de aratmıyor. Her türlü dans kursu, spor turnuvası, yurtiçi-yurtdışı geziler düzenleyen şirket kulüpleri artık yaratıcılıklarını bir adım öne çıkarıp en iyi meleme, şirket içinde etkili espri yapma gibi ilk duyulduğunda bu da ne dedirten daha farklı boyutlarda etkinlikler de düzenliyorlar. Ne yaparlarsa şirket içinde yoğun ilgiyle karşılaşıyorlar. Hepsinin amacı aynı, şirkete bağlılığı arttırmak, iç iletişimi güçlendirmek.

Dans kursu, tiyatro kursu, dart turnuvaları, işyerinde etkili espri yapmak kursu, kurban bayramında en iyi meleme yarışması, adabıyla rakı ve viski kursları, futbol turnuvaları, yurtiçi yurt dışı geziler, şeker hamurlu kurabiye kursu, sihirbazlık kursu, briç turnuvası, sinema seansı, barmenlik kursu, sirtaki, ritim, kısa film atölyesi, gitar, bağlama, ahşap boyama kursları, define adası macerası vesaire, vesaire… Bunlar şirketler tarafından çalışanlarına sunulun etkinliklerden yalnızca bazıları. Şirket kulüpleri bu halleriyle profesyonel etkinlik organizatörlerini aratmıyorlar. Üniversitelerde bile bu kadar çok kulüp bulunmuyor. İşyerinde etkinlik organizasyonlarıyla uğraşan gönüllü kişiler, çalışanların nabzını ölçerek şirketin onlara sunduğu bütçeyle etkinlikler düzenliyorlar. Amaç çalışanları şirkete bağlamak, aynı zamanda çalışanlar arasındaki iletişimi güçlendirmek. Metro Cash&Carry İnsan Kaynakları Direktörü ve Yönetim Kurulu Üyesi Figen Alkan, “Çalışanların iş dışında çeşitli faaliyetlerde birlikte zaman geçirmesi ve ortak bir faaliyet için bir arada bulunmalarının çok büyük avantajları var. Genel işleyiş içerisinde birbiriyle çok iletişimde bulunmayan departmanların birbirlerini tanımaları bu sayede gerçekleşiyor. Birbirlerini tanıyan insanların günlük iş yoğunluğu içerisinde birbirinden iş isterken veya yardım talep ederken birbirlerine karşı daha toleranslı ve birbirlerine daha çok destek olmalarını dolayısıyla şirket içi uyum ve motivasyonun artmasını sağlıyor” diyor. Örneğin Turkcell’in 35 kişilik Turkcell Sosyal Aktivite Grubu (TSAG), geçen yıl 248 aktivite düzenledi. Bu aktivitelere çalışanların yakınları da dahil olmak üzere toplam 21.500 kişi katıldı. Turkcell İç İletişim Bölüm Başkanı Yusuf Özer, amacımız şirkete bağlılığı sağlamak diyor: “Günün sonunda bunları bağlılık için yapıyoruz. Çalışan şirketi düşünürken şirketin ona sunulan avantajlarının yanı sıra bunu da görüyor. Etkinliklerde olabildiğince yaratıcı olmaya çalışıyoruz.” Düzenlenen sosyal aktiviteler aynı zamanda şirkete yeni mezunları çekmekte de işe yarıyor. DHL Kurumsal İletişim Müdürü Selda Susal, “İşgücü azalması ve yetenekler için savaş gibi kavramların yoğun olarak telaffuz edildiği günümüzde şirketlerin piyasadaki yetenekleri kendisine çekmesi için, kendini, uygulamaları itibari ile de farklılaştırması lazım. Şirket içerisinde kurulan ve şirket tarafından desteklenen bu tip sosyal kulüpler kendinizi farklılaştırabileceğiniz noktalardan biri. Ayrıca bir işveren olarak çalışanlarınız sizin en büyük marka elçilerinizdir. Onları memnun etmeniz onların sizi başkalarına tavsiye etmesini sağlıyor” diyor.

ÇOCUKLAR YOLUYLA ŞİRKETE BAĞLIYORUZ
Peki hafta içi sürekli yüz yüze görüştüğünüz kişilerle hafta sonu da bir arada olmak herkesin isteyeceği bir şey mi? TSAG Başkanı Yusuf Özer, çok küçük de olsa etkinliklerden hoşlanmayan bir kitlenin olduğunu söyleyerek, onları da farklı şekilde aktivitelerle şirkete bağladıklarını söylüyor: “Bir kitle vardır, hiçbir aktiviteye katılmaz ama çocuğuyla ilgili bir şey yaptığınız zaman onu şirkete bağlarsınız. Sonuçta bunları çalışanları şirkete bağlamak için yapıyoruz. Mesela 0 yaş, 1, 3, 6, 9 yaşında çocukların doğum günlerinde mutlaka kişisel yaş günü hediyeleri gider. Her çalışanın 3 yaşındaki çocuğunun adına bestelenmiş şarkısı vardır. Sizin çocuğunuzun adı Yiğit ise şarkıda da, ona gönderilen hikaye kitabında da baş kahraman Yiğit’tir. Hatta çocuğun en yakın arkadaşının ismini öğrenip hikaye kitabında ikisinin isimlerini geçiririz. Çocuklarla çok sıkı işbirliğimiz var. Etkinliklere katılmayan çalışanları da bu şekilde yakalıyoruz.”

Çalışan, şirketiyle gurur duyuyor

DHL 2005 yılında DHL insan kaynaklarının önerisi ile kurulan 28 kişilik organizasyon komitesi DHL Social Souls, çalışanlar için çeşitli aktiviteler düzenliyor. Latin dans derslerinden, şeker hamurlu kurabiye atölyesine, spor etkinliklerinden tiyatro kulübüne, gezilere kadar birçok etkinlik düzenleyen DHL Social Souls, geçen yıl 20’nin üzerinde etkinlik düzenledi. Bunlar arasında en ilgi çekenlerden biri de DHL Tiyatro Kulübü oldu. Yeni başlayan bu aktivite kapsamında isteyen şirket çalışanları 6 aylık bir atölye çalışmasına katılabiliyor. Çalışanlar profesyonel eğitmen tarafından haftada 1 kez 2 saat eğitim alıyorlar. Bu etkinliklerle çalışanların tiyatro eğitimiyle iç içe kendilerini geliştirmelerine rehberlik etmek, tiyatro ve oyunculuk sanatı yoluyla kişilerin kendilerini daha iyi ifade edebilmelerine katkı sağlamak, çalışanların yaratıcılıklarını geliştirmek amaçlanıyor. Atölye çalışması kapsamında temel tiyatro, konsantrasyon ve psikodrama, diksiyon, sergileme ve oyun çalışmaları yapılıyor. Aktiviteye göre her organizasyona 25 ile 90 kişi arasında katılım oluyor. Bu tip sosyal kulüplerin olması şirket içinde insan ilişkilerinin farklı boyutlara taşınmasına son derece olumlu yönde katkı sağladığını söyleyen DHL Kurumsal İlişkiler Direktörü Selda Susal, “Çalışanlarınızın sosyal hayatına kattığınız renk, ekibin genel motivasyonuna olumlu katkı sağladığı gibi, çalıştığı şirketle gurur duymasını da beraberinde getiriyor. Sizi iyi bir işveren olarak tanıdıklarına önermesini sağlıyor.”

Sirtaki, aikido gitar, bağlama

Siemens’in iç iletişim faaliyetlerinde büyük önem taşıyan Siemens Sosyal Kulübü 4 yıldır faaliyette. Siemens AŞ, Kartal kampusu içerisinde hafta içi 5 gün faaliyet gösteren Sosyal Kulüp’e, kurulduğu günden bu yana 714 kişi üye oldu. Hafta içi her gün mesai saatleri dışında çalışanların talepleri doğrultusunda seçilen dersler, iki döneme ayrılıyor ve dersler profesyonel öğretmenler eşliğinde veriliyor. Sosyal Kulüp üyeleri aynı dönemde birden fazla derse kayıt yaptırabiliyorlar. Açıldığı günden bu yana Sosyal Kulüp’te verilen dersler; fotoğrafçılık, latin dansları, sirtaki, ritim, kısa film atölyesi, gitar, bağlama, ahşap boyama, aikido ve yoga oldu. Sosyal Kulüp’te her ay bir ya da iki kez farklı konularda sadece Sosyal Kulüp üyeleri için değil aynı zamanda tüm Siemens çalışanlarına yönelik olarak seminerler veriliyor. Sosyal Kulüp etkinlikleri ve gerçekleşecek olan seminerler şirket içine mail gönderimi ve kampus içerisindeki ortak alanlara poster asılarak duyuruluyor.

Sırada ’Nuri Alço ile viski adabı günü’ var

Turkcell Turkcell Sosyal Aktivite Grubu (TSAG) 2001 yılında farklı departmanlarda çalışan 35 kişi tarafından kuruldu. TSAG’ın başında bulunan İç İletişim Bölüm Başkanı Yusuf Özer, kulübün her şirkette olduğu gibi farklı bir şeyler yapalım fikrinden ortaya çıktığını söylüyor. Adeta profesyonel bir etkinlik organizatörü gibi çalışan ekip şimdiye kadar çeşitli yurtiçi ve yurt dışı turları, her pazar kültür gezileri, günübirlik geziler, spor turnuvaları, yelken kursu, sihirbazlık kursu, model uçak kursu, DJ’lik kursu, sohbetler, şirket içinde öğle tatillerinde masaj hizmeti, sıra gecesi, horon tepme kursu, halay kursu, Dünyayı Kurtaran Adam seansları, Lost seansları, pop-star yarışması, play-station, briç, satranç, her öğlen yapılan tavla turnuvaları gibi pek çok etkinlik düzenledi. Tadım günlerinin de yoğun olarak yapıldığı Turkcell’de geçtiğimiz günlerde ’adabıyla rakı günü’ de yapıldı. Rakının duayeni Vefa Zat’ın katıldığı gece için Turkcell’in VIP kafesine çilingir sofrası ve saz heyeti kuruldu. Şimdi de sırada Nuri Alço ile viski adabı günü var. Sadece yemek üzerine organize edilen Oburtur için düzenlenen gezilerde tek amaç yemek yemek. Örneğin ciğer yemek için Edirne’ye gidiliyor ama içlerinden biri gelmişken Selimiye Cami’ne de gidelim derse konsept dışı olduğundan kabul edilmiyor. Artık şirketler sosyal faaliyetlerinde yaratıcı olmak için çabalıyor. TSAG’ın düzenlediği şirket içinde etkili espri yapma kursu ve kurban bayramında düzenlenen en iyi meleme yarışmaları da bunu doğruluyor. Yusuf Özer: “Aklımıza ne gelirse yapıyoruz, ilk başta ’bu da ne’ diyorlar ama sonra meliyorlar” diyor. TSAG tarafından geçen yıl yapılan 289 aktiviteye, çalışanların yakınları da dahil 21.500 kişi katıldı.

Öğrenciler sosyal faaliyetleri soruyor

METRO Çalışanları için Latin dansları, geleneksel halk dansları ve Ege dansları, fotoğrafçılık ve gezi kulübü, bowling ve tavla turnuvaları, Türk Sanat Müziği Korosu gibi etkinlikler düzenleyen Alman perakende şirketi Metro C&C, açacağı kursları öneri değerlendirme sistemiyle belirliyor. Metro Cash&Carry İK Direktörü ve Yönetim Kurulu Üyesi Figen Alkan, sosyal faaliyetlerin genç yetenekleri şirkete çekmekteki etkisini şu sözlerle anlatıyor: “Kariyer günlerinde firmamızı tanıtırken özellikle bu konuları soran kimi adaylarla karşılaşıyoruz. . Genç nesil çalışma hayatı dışında sosyal faaliyetlere de zaman ayırmayı istiyor..”

Kültür ve Sanat Kulübü 2 ay önce kuruldu

Frito Lay Lay’s, Ruffles, Doritos ve Cheetos gibi cips markalarının üreticisi Frito Lay’in Kültür ve Sanat Kulübü, insan kaynaklarının teşvikiyle kasım 2007’de kuruldu. Kulübün amacı kültür ve sanat alanında İstanbul’da gerçekleşen aktivitelere katılmak isteyen Frito Lay çalışanlarını bir araya getirmek. Gerçekleştirilmesi hedeflenen aktiviteler arasında sergi gezmek, tiyatro izlemek, İstanbul kültür gezisi düzenlemek ve film festivallerine katılmak var. Yine aynı ay içerisinde faaliyete geçen Frito Lay Okuma Kulübü de (FOK) kitap okumayı ve tartışmayı seven kişileri bir araya getirmek ve birlikte kitapları irdelemelerini sağlamayı amaçlıyor.
Burcu ÖZÇELİK, Hürriyet İK, 13,01,2008