TÜRK FRANSIZ TİCARET DERNEĞİ BAŞKANI YVES-MARIE LAOUENAN

Türkler kendilerini işlerine adıyorlar bu zihniyet artık Avrupa’da yok

Türkiye’de 1987 yılında 7 olan Fransız şirket sayısı 20 yılda 260’a çıktı. 18 yıldır Türkiye’de yaşayan Türk Fransız Ticaret Derneği Başkanı ve yatırım danışmanı Yves-Marie Laouenan büyümenin çok hızlı olduğunu ama hala Fransızların Türkiye’yi tanımadıklarını söylüyor. Türkiye’yi Fransızlara anlatmak için bir rehber hazırlayan dernek, sayfalarında Türkiye’de görev yapan 15 Fransız CEO’nun görüşlerinden oluşan bir araştırmaya yer verdi. Araştırmayı değerlendiren Laouenan, “Türkler kendilerini işlerine adıyorlar, bu zihniyet artık Batı Avrupa’da yok” diyor.

Türk Fransız Ticaret Derneği Başkanı Yves-Marie Laouenan (60) Fransız bir baba ve Hollandalı bir annenin oğlu olarak Hollanda’da dünyaya geldi. Babası diplomat olduğu için çocukluğu İtalya, Güney Afrika, İsveç gibi pek çok farklı ülkede geçti. 17 yaşına geldiğinde Almanya’ya giden Yves-Marie Laouenan, Alman ve Fransız Hukuku üzerine eğitim aldı. Daha sonra eğitimine ticari hukuk ve Avrupa Hukuku üzerinde devam eden Laouenan Brüksel’de Avrupa Birliği’nde memur olmak istiyordu fakat bir süre sonra bürokrasiden hoşlanmadığını anlayınca iş dünyasına girmeye karar verdi. Kendi şirketini kurarak Almanya’da yedek parça distribütörlüğü yaptı. 27 yaşına geldiğinde Fransız Hükümeti, askerlik görevi için onu aradı. Fransız olmasına rağmen hiç Fransa’da yaşamamış olan Laouenan, askerliğini de Almanya’da yaptı. Bu sırada şirketini de kapatmak zorunda kaldı. Askerlikten sonra Fransız Ekonomi Bakanlığı’ndan aldığı teklifle 1975’de 28 yaşındayken Stuttgart’da ticaret ateşesi olarak çalışmaya başladı. Stuttgart’da 2 yıl boyunca Fransız Ticari Delegasyonunun başında bulunan Laouenan, aynı zamanda otomotiv endüstrisinde uzmanlaştı. 8 yıl sonra Doğu Almanya’da ticaret ateşesi olarak çalışmaya başladı. Doğu Almanya’da 4 yıl çalıştıktan sonra Düseldorf’da Fransız Alman Ticaret Odası’nın Genel Sekreteri oldu. 1986 yılında Paris’te tanıştığı Türk Fransız Ticaret Odası Müdürü olan Tülay Karayaprak’la evlenince Fransız Ticaret Ateşesi olarak 1987’de İstanbul’a geldi. 7 sonra eşinden boşandı ama Türkiye’de yaşamaya devam etti. 5 yıl diplomat olarak çalıştıktan sonra Set Group Çimento’nun Genel Müdürü olan Laouenan, 2 yıl sonra kendi danışmanlık firması LDS Consulting’i kurdu. Türkiye’ye gelmek isteyen Fransız şirketlerine danışmanlık hizmeti veren Laouenan’ın ilk müşterisi Sodexho oldu. Daha sonradan Carrefour’un yüzde 45’ini alacağı Cora ve ardından Bull gibi firmalarla çalışan Yves-Marie Laouenan, Carrefour, Champion, Heimann, A-Raymond, E.M.T., GIE Dounaexport gibi firmalara da danışmanlık verdi.

ŞİRKET SAYISI 20 YILDA 7 ’DEN 260’A ÇIKTI

Yves-Marie Laouenan, 1987 yılında Türkiye’ye ilk geldiğinde Air France da dahil olmak üzere sadece 7 Fransız şirketi vardı. Bugün sayıları 260’ı bulan Fransız şirketleri 45 binde fazla kişiye istihdam sağlıyor. Türkiye’de sadece 4.600 Fransız vatandaşının yaşamasının tuhaflığının altını çizen Laouenan, “20 yılda 7 şirketten 260 firmaya ulaşması çok iyi bir rakam. Bu büyük bir artış ama Fransızlar’n Türkiye hakkındaki bilgileri hala çok çok zayıf. 75 milyonluk bir pazar ve Gayrisafi Milli Hasıla’sı her yıl büyüyen bir ülke olarak ticari açıdan çok ilgi çekici olmasına rağmen Fransızlar için bugün bile hala Osmanlı Türkiyesi var. Modern Türkiye’nin tanıtımı yeterince yapılmıyor. Bu sadece Fransa için değil, Almanya, Hollanda ve Batı Avrupa’da da geçerli” diyor.

Türklerin artıları
Sıcaklık ve iletişim kurmaya açık olma
Dinamizm, başarıya istekli olmak
Motivasyon; işe adanmışlık; iş disiplini
Esneklik; çözüm odaklılık
Diğer kişilere ve kültürlere tolerans; açık fikirlilik, kozmopolitanlık
İyimserlik, dışa dönük hayat biçimi, yemekten ve içmekten zevk almak
Türklerin eksileri
Yönetimin karışıklığı ve etkisizliği
Türklerin, genelde milliyetçi duygulara dayanan hassaslık. (Türkler özellikle, üniter yönetim konusundaki eleştirilerde hassaslar.)
Zaman yönetimi zaafı; planların ve sözlerin son dakikada değişmesi
Kısa görüşlülük ve kısa vadeli düşünme.

Fransız CEO’ların gözünde Türk çalışanlar
Fransız-Türk Ticaret Derneği, Fransızlar’a Türkiye’yi daha iyi tanıtmak için hazırladığı rehberde Türkler’le çalışan Fransız CEO’ların görüşlerini konu alan bir araştırmaya da yer verdi. Boğaziçi Üniversitesi’nde Avrupa Birliği üzerine master yaptığı dönemde Behice Ertunu, Türkiye’deki Fransız CEO’larla derinlemesine görüşmeler yaparak onların Türk çalışanlar hakkındaki görüşlerini derledi. Ertunu, araştırma için Avensis Sanofi, Calyon Bank Turk, Arkema, Oyak Renault, Lafarge Turkiye, Carrefour, Danone, Air France, Coface, Axa Oyak, Gefco, L’OrŽal, Schneider Elektrik, Total Oil, Gras Savoy’nın en tepe Fransız yöneticileri ile görüştü. Araştırmaya katılan yöneticilerin Türkiye’de en az 3 yıl deneyimli olmasına dikkat edildi. Katılanlardan 14’ü Türkiye’ye kısa bir ziyaret yapmış olmasına rağmen Türkiye algıları büyük şekilde aynıydı. Katılımcıların en iyisi Türkiye hakkında tarafsız ama çoğunlukla negatif bir tablo çiziyorlardı. Onlar için Türkiye’de olmanın en motive eden yanı pazardaki rekabet ortamıydı. Pek çoğu için Türkiye büyük ve umut vaat eden bir pazardı ve son derece istikrarsız bir ekonomi ve politika ortamında “Kim Türkiye’de başarılı olursa her yerde başarılı olur” anlayışı hakimdi. İşte araştırmadan bazı veriler.

Negatif mitoslar olumsuz önyargılar
Yöneticilerin pek çoğu için Türkler, Arap veya Ortadoğulu’ydu. Türklerin imajı Kuzey Afrikalılarınkine yakındı ama Atatürk ve Osmanlı İmparatorluğu’nun görkemi sayesinde daha iyi bir pozisyondaydı. Hepsi Atatürk ve Osmanlıyı biliyordu, ve en şaşırtıcı tarafı hepsi Viyana kapılarındaki Osmanlı kuşatması hakkında da bilgi sahibiydi. Hepsi Türkler hakkında negatif mitoslarla büyümüşlerdi. Bir yönetici yurt dışındaki Türkler için “Onlar sadece fiziksel olarak değil davranış olarak da farklı. Hep iç dönükler” derken diğer bir yönetici Champs-ElysŽes’deki Fransız Konsolosluğu’nun kirliliğini ve yavaşlığını eleştiriyor. Yöneticilerin çoğu Türkiye hakkında negatif imaja sahip oldukları için buraya gelirken yeni yaşam stillerini hakkındaki beklentilerini de an aşağı çekmişlerdi. Katılımcılar çalışanların yeteneklerinin de çok şaşırtıcı olduğunu vurguluyorlar. Sadece yetenekleri değil, kişilikler ve kültürel özelliklerinin de kendilerini çok etkilediğini söylüyorlar. Gençlik ve dinamizmin yöneticilerin ilk izlenimlerinde en çok sözünü ettikleri iki kelime. Bu iki kavramı globallik, gürültü, kalabalık ve sınıflar arasındaki görünür ayrılıklar takip ediyor. Politik ve ekonomik istikrar Türkiye’de iş yapmaya karar vericiler için daima en büyük sorun ama tüm katılımcılar Türkiye’de bir yabancı yönetici olmalarının onlar için eşsiz ve değerli bir deneyim olduğunda hem fikir.

Türkler son dakikacı Fransızlar ise daha planlı
İnsanlarla, farklı kültürlerle rahatça iletişim kurabilmek Türkler ve Fransızlar arasındaki en büyük ortak özellik.
Türklerin yüksek sorumluluk alma, motivasyon ve kendilerini işe adama gibi özellikleri Fransızlarla karşılaştırıldığında en önemli özellik olarak ortaya çıkıyor. Tüm Fransız yöneticiler Türklerin kendilerini yaptıkları işe adamaları konusunda hemfikirler. Başarıya kendilerini adamaları onların saatten bağımsız çalışma huylarını da açıklıyor diyorlar. İçlerinden biri “Fransızların kaybettiği bu direnme gücüne sahipler” diyor.
Şu açık ki Türkler özel yaşantılarını iş yaşantılarından ayırmıyorlar. Araştırma gösteriyor ki iş Türkler ve Avrupalılar için farklı anlamlar taşıyor. Bir Türk için iş bir yaşama yolu, bir kurtuluş anlamı taşıyor. İş önemli, işe saygı duyulmalı ve kişilik kazandırılmalı.
Türkler, Fransızlardan daha esnek ve çözüm odaklı, ama planlamada tam tersi. Somut gerçekler ve planlar, yönetim ve karar verme sürecinin özünü oluşturuyor. Uzun dönem planlar Fransız iş kültürünün iskeletini oluştururken, Türkler son dakikada spontane davranmaya meyilliler.
Türkler daha çok risk alıyor. Katılımcılar Türklerin girişimciliği ve motivasyonu konusunda hemfikirler.
Türkler ve Fransızlar arasındaki diğer bir farklılık, gücü yorumlamaları ve otoritiye olan davranışları. Türkler patronların kararlarına saygılı ve son kararı sorgulayıp, analiz etmiyorlar, bununla beraber Fransızlar ise nedenleri sorgulamaya, kararlarla mücadele etmeye daha meyilli. Bu (Türkler açısından) disiplini ve sorumluluğu beraberinde getirirken, yaratıcılığı azaltıyor.
Türkler, Fransızlar’a göre gerektiğinde kuralları daha kolayca yıkabiliyorlar.
Fransız yöneticiler, Türk medyasının aksine Türkiye’de rüşvetin yaygın olmadığını söylüyorlar.
Türkiye’de iş dünyası, Türk toplumu ile zıtlıklar gösterebiliyor. Örneğin, Türk toplumu erkek egemen gibi gözükse de iş dünyasındaki kadın eşitliği şaşırtıyor.

En büyük avantaj iş gücü
Türkiye’deki Fransız şirketlerinde çalışan Fransız yönetici sayısının azlığına dikkat çeken Laouenan, “Buraya ilk geldiklerinde ülkeyi bilmiyorlar ama insan kaynaklarının da hemen farkına varıyorlar. Genç, teknik bilgiler başta olmak üzere oldukça iyi eğitimli, iyi üniversitelerden mezun olmuş, İngilizce, Fransızca ve Almancayı çok iyi bilen kişilerden oluşuyor çalışanlar. Bu insanlar az bulunur. İşlerine kendilerine adamışlar ki bu zihniyet artık Batı Avrupa’da yok. Örneğin Fransızlar haftada 35 saat çalışıyor. Türk yöneticiler başarılarından dolayı yavaş yavaş diğer ülkelere de gönderiliyor.”
Burcu ÖZÇELİK, Hürriyet İK, 13,01,2008

Reklamlar