Bağış değil iş istiyorlar

Yayınlandı: Temmuz 20, 2008 / Yazılar

Türkiye’de engelli olmak zor, çalışan engelli olmak ise çok daha zor. Nüfusun yüzde 12’sini engellilerin oluşturduğu Türkiye’de ne engellilere eğitim verildiği, ne ulaşım ve işyerleri engelliler düşünerek inşa edildiği için istihdam edilen engelli sayısı da yok denecek kadar az. Kendilerine iş verilmediğinden, verilse de vasıflarının altında iş verildiğinden yakınan engelli çalışanlar sosyal sorumluluk projeleri altında yapılan bağışları değil, onlara iş imkanı yaratacak kalıcı çözümler istiyorlar.

Engelli olan nüfusun toplam nüfus içindeki oranı yüzde 12.29 yani Türkiye’de 8.5 milyon engelli var. Ortopedik, görme, işitme, dil ve konuşma ile zihinsel engellilerin oranı yüzde 2.58 iken (yaklaşık 1.8 milyon) süreğen hastalığı olanların oranı ise yüzde 9.70 (Yaklaşık 6.6 milyon). 8.5 milyon engelliden istihdam edilenlerin oranı ise yok denecek kadar az. Engellilerin yüzde 78’nin işgücüne dahil olmadığı görülüyor. Yani 100 engelliden 78’i çalışmamakta ve iş aramamakta. Kalan 22 engellinin ise sadece yüzde 20’si istihdam ediliyor, gerisi işsiz.

Yasalara göre 50’nin üzerinde çalışanı olan şirketler yüzde 3 oranında engelli istihdam etmeli, kamu sektörü ise yüzde 4. Diğer taraftan kamudaki engelli kadrolarında 40 bin açık var. Özel sektörde de işveren yasaya ya uymuyor, ya da sırf engelli istihdam etmemek için çalışan sayısı 49’a geldiğinde ikinci bir şirket kuruyor. İşveren de engellilerin eğitimine, niteliklerine bakmıyor, sırf mecburiyetten iş verdiği için arka plandaki işleri veriyor. Üst düzey yönetici pozisyonunda hemen hiç bir engelli çalışan yok.

Türkiye Sakatlar Derneği Basın ve Halkla İlişkiler Sekreteri Binnur Semiz, işverenin bu konuda bilinçli olmadığını söylüyor: “En basitinden bugün televizyondaki dizilere bakın. Hiçbir dizide çalışan engelli yok, ya mafya dizilerinde birileri sakatlanır, ya da zengin aile çocuğu bir kaza geçirip sakatlanır ama dizinin sonunda ayağa kalkar. İşvereni çok fazla suçlamıyorum çünkü engelli kişiyi çok fazla tanımıyor. Engelli kişiyi çalıştırmanın avantajlarını bilmiyor.”

Engelli çalışanların işlerine son derece sadık oldukları biliniyor. Bugün herkesin iş bulmakta zorlandığı bir dönemde onlar iş bulmanın zorluğunu herkesten iyi biliyorlar ve işlerine çok sıkı sarılıyorlar. Onlar için para kazanabilmek çok büyük bir artı, çünkü kendilerini ispat durumu söz konusu. Tabii Türkiye’de ulaşımda büyük sıkıntı çektikleri için, işyerlerinde engellilerin çalışıcağı koşullar oluşturulmadığı için (ne engelli asansörü, ne engelli tuvaleti, otoparkı, servisler vs) engelliler bazen sırf bu nedenlerden ötürü iş dünyasına girmek bile istemiyorlar.

Sigortanı yapalım paranı al, sen işe gelme

İşverenin engelli istihdam etme konusunda ön yargıları var. Engellilerin prezentabl olabileceğini düşünmüyorlar. Kişinin kolu yoksa saçını, başını, makyajını yapamaz diye bakılıyor. Bir tekstil firmasında üst düzey yönetici olarak çalışan ve 1998 yılında 5. kattan atlayarak intihar girişiminde bulunan Binnur Semiz, malulen emekliye ayrılmış ve kendini Türkiye Sakatlar Derneği’ne adamış. Semiz, prezantabl kelimesinin tam olarak bilinmediğinden yakınıyor: “Ben tekerlekli sandalyedeyim, çok büyük bir dezavatajım olmasına rağmen bir şirkette çalışıyor olsam eminin oradaki en prezantabl çalışanlardan biri olurdum.” Oysaki işveren çalıştırdığı engelliyi ön plana çıkarmak istemiyor. Engellinin eğitim durumu ne olursa olsun, arka planda çoğunlukla sekretarya yaptırıyor. İki baston kullanan bir engellinin yapabileceği pek çok şey varken, ona yeteneklerinin çok çok altında işler veriliyor. İş başvurularında engellilere sanki hep asgari ücrette çalışmak zorundalarmış gibi bakılıyor. Bazen işveren engelli çalışana “biz sana paranı verelim, sigortanı yatıralım sen hiç işe gelme” bile diyebiliyor. Ya da sadece sigortanı yatırırım sen gelme deyip özürlü kotasını dolduran pek çok şirket var.

Sorun kotayla çözülmez eğitim şart

Soruna başka açıdan bakıldığında engellilerin çalışma hayatında yer almamasının en büyük nedenlerinden biri de eğitimsizlik. Engellilerin yüzde 36’sı okuma yazma bilmiyor. İstihdam hizmetleri sunan Manpower Türkiye’nin Genel Müdürü Ebru Coş da bunu doğruluyor: “Engelli kişilerin istihdamı ile ilgili problemler, maalesef iş yerlerine belirli bir kota rejimine göre engelli istihdam etme zorunluluğu getirmekle çözülemiyor. Çünkü temel sorun engelli vatandaşların, okul çağının başlangıcından itibaren ileride istihdam edilebilir donanımda birer birey olmalarını sağlayacak genel, özel ve mesleki eğitimlerin aileleri ve devlet tarafından sağlanıp sağlanamadığı ile ilgili. Çalışan sayısının yüzde 3’ü oranında engelli çalıştırma yasal yükümlülüğünü yerine getirmek isteyen pek çok şirketin temel sorunu belirli bir alanda meslek edinmiş veya meslek edindirilmeye yeterli temel donanıma sahip adaylar bulamamak. Bu nedenle özel sektörün İş-Kur ve diğer ilgili devlet kuruluşları ve sivil toplum örgütlerinden beklentisi, evlerinde umutsuzca iş görüşmesine çağrılmayı bekleyen engelli vatandaşların muhasebeci, personel uzmanı, bilgisayar operatörü, yazılımcı, çağrı merkezi elemanı, tele-marketing elemanı gibi pozisyonlarda istihdam edilebilecekleri şekilde meslek edindirdikten sonra işverenleri istihdama davet etmeleridir.”

Avrupa Birliği’nde devlet teşviği

Dünya nüfusunun yaklaşık yüzde 10’unun özürlü olduğu, gelişmiş ülkelerde bu oranın dünya ortalamasının altına düştüğü, gelişmekte olan ülkelerde ise üstüne çıktığı tahmin ediliyor. Avrupa Birliği’ne dahil ülkelerde özürlülerin istihdamında da birçok sorunun olduğu görülüyor. İngiltere’de çalışma çağındaki nüfusun yaklaşık yüzde 10’u yani 4.5 milyonu engelli. Bunlardan 1.8 milyonu istihdam edilirken, 250 bin engelli işsiz. İngiltere’de işsizlik oranı yüzde 6.6 engellilerde ise yüzde 13.3. İspanya’da engellilerin yüzde 50’si gelir getirici bir işte çalışıyor. Ayrıca Avrupa Birliği’nde engelli erkeklerin engelli kadınlara, engelli gençlerin engelli yaşlılara göre istihdam şansının daha fazla olduğu gözleniyor. Çalışan engellilerin büyük bir bölümü tarım ve inşaat işlerinde, küçük bir bölümü ise sağlık ve diğer hizmetlerde, çok küçük bir bölümü ise imalat sektörü ile finans ve eğitim sektöründe çalışıyor. AB’de engellileri işe yerleştirmek için uzmanlaşmış iş bulma hizmetleri ve korumalı çalışma olanakları gibi yeterli önlemler ve çalıştıranların engellileri işe kabul etmelerini teşvik edici tedbirler alınıyor. Günümüzde Avrupa ülkeleri engelli istihdamında özel sektöre zorunlu istihdam kotası getirmekten çok sigorta ve vergi indirimleri gibi teşviklerle zorunlu engelli istihdamını gönüllü girişimlere bırakıyor.

Kalıcı çözüm için istihdam

Engellilerin istihdamına sadece yasal zorunluk olarak bakmayan şirketler de var. Ama sosyal sorumluluk sadece bağış yapmak değil. Binnur Semiz, “Bugün siz bana bağış yaparak benim 3-5 aylık problemimi çözersiniz. Benim işe ihtiyacım var. Kalıcı bir çözüm için hem engellinin hem de işverenin eğitilmiş olması gerek” diyor. Ama iş istihdamla da bitmiyor. İşyerlerinin de engellilerin çalışmasına uygun şekilde düzenlenmiş olması gerek. Kelly Services İnsan Kaynakları ve Danışmanlık Genel Müdürü Taylan Kovanlıkaya, bu soruna parmak basıyor: “Söz konusu kişiyi, istihdam etmeye şirketin fiziki koşullarının ne kadar uygun olduğu da bir diğer olgu. Örneğin; tekerlekli sandalye ile işe gelip gidebilen birini istihdam etmek için pek çok faktör dikkate alınmalı, ofisin bulunduğu binanın giriş-çıkışa uygunluğu (binalarımızın durumu dikkate alınırsa ilk engel burada karşımıza çıkıyor), ofisin iç konumu, mobilyaların durumu, ulaşımın nasıl karşılanacağı vb. Bu konudaki sorunlar sadece personel bulmakta değil, istihdam sonrasında uygun çalışma ortamı yaratmak da bir diğer olgu olarak şirketlerin karşısına çıkıyor. Ancak; bazı şirketler engelli personelden beklentilerini çok yüksek tuttuyorlar ve uygun kişilere ulaşmakta bu nedenle oldukça zorlanıyorlar.”

HP Türkiye İK Müdürü Adnan Erdoğmuş, daha önce engelli istihdamına yönelik Fiziksel Engelliler Vakfı, İşkur Kadıköy Şubesi ve KRM Danışmanlık işbirliği ile yeni mezun olmuş veya uzmanlık kazanmış engellilere yönelik olarak HP’yi ve bilişim sektörünü tanıtıcı etkinlikler düzenlediklerini söylüyor ve ekliyor: “Bu alanda asıl zorluk, üniversite mezunu engellilerden ziyade daha çok ilk ve orta öğretim mezunu engellilerin istihdamında ortaya çıkıyor. Bu profildeki kişilere yönelik meslek ve beceri kazandırma eğitim ve kurslarına öncelik verilmesi gerektiğine inanıyoruz. Özellikle de yerel yönetimlerin, meslek kuruluşlarının ve öğretim kurumlarının bu konuya daha çok eğildiklerini görmeyi diliyoruz” diyor.

YASA NE DİYOR
22.05.2003 tarihinde kabul edilen 4875 sayılı kanunun 30. maddesine göre işverenler, elli veya daha fazla işçi çalıştırdıkları özel sektör işyerlerinde yüzde üç engelli, kamu işyerlerinde ise yüzde dört engelli ve yüzde iki eski hükümlü işçiyi meslek, beden ve ruhi durumlarına uygun işlerde çalıştırmakla yükümlüler. Aynı il sınırları içinde birden fazla işyeri bulunan işverenin bu kapsamda çalıştırmakla yükümlü olduğu işçi sayısı, toplam işçi sayısına göre hesaplanıyor. Özürlülerin Emekli Olma ve Kendilerine Malul Aylığı Bağlanma Şartları: 5434 sayılı Emekli Sandığı Kanunu’na tabi olarak işe girenler; çalışma gücünün en az yüzde 40’ını kaybettiğini belgeleyerek engelli olarak işe girmiş olanlar, en az 15 yıl fiili hizmet süresini doldurdukları takdirde istekleri üzerine emekliye ayrılabilirler. 5434 sayılı Kanuna tabi olarak çalışırken herhangi bir hastalık veya kaza sonucu çalışma gücünü kaybederek (hayatını çalışarak kazanamayacak derecede) malul duruma düşenlere 10 yıllık emekliliğe tabi hizmetleri olmaları halinde aylık bağlanır.

İŞ BAŞVURUSU

Engelli çalışan, Sosyal Güvenlik Kurulu’nca yetkili kılınmış sağlık kurullarında muayene olarak, buradan engellilik durumuna göre derecelendirilmiş rapor ile İş-Kur’a başvurur. Bu rapor ve İş-Kur yönlendirmesi ile çalışacağı firmaya sevk edilir. Engelli çalışan için gelir vergisi matrahı, belirlenen engel derecesine göre değişiklik arz ediyor. Örneğin, çalışma gücünün yüzde 40 ile yüzde 59’u aralığını kaybeden çalışan 3. derece engelli sayılıp, gelir vergisi matrahından 150 YTL/ay indirim yapılır; çalışma gücünü yüzde 60 ile yüzde 79 aralığını kaybeden çalışan 2. derece engelli sayılıp, gelir vergisi matrahından 300 YTL/ay indirim yapılır. Çalışma gücünün yüzde 80 ve üstünü kaybeden çalışan 1. derece engelli sayılıp, gelir vergisi matrahından 600 YTL/ay indirim yapılır.

ERİŞİM KISITLANIYOR

Başbakanlık Özürlüler İdaresi Başkanlığı verilerine göre en fazla zihinsel engellilerin (yüzde 63,9), ikinci olarak konuşma engeli bulunanların (yüzde 45,9) “çalışamaz” durumda olduğu belirtiliyor. Bununla birlikte, görme engeli bulunanların sadece yüzde 15,4’ü; işitme engeli bulunanların yüzde 18,2’si ve bedensel engeli bulunanların ise sadece yüzde 27’si için “çalışamaz” yargısında bulunuyor. Bu verilere göre engellilerin çalışma durumlarına bakıldığında, iş yaşamına erişimlerinin kısıtlandığı görülüyor. Çünkü, sadece yüzde 15,4’ü için “çalışamaz” denmesine karşın, görme engellilerin sadece yüzde 16,8’i çalışma imkanı bulabiliyor. Bir başka deyişle, her 10 görme engelliden 8’i iş görme imkanına sahip olmasına karşın iş yaşamına ulaşımları kısıtlanıyor. Bu nedenle engelliler çalışmanın verdiği sosyal hayata katılım imkanını da kaybetmiş oluyorlar.

MADRID DEKLARASYONU

Mart 2002’de 34 ülkeden 600 kişinin katılımıyla Madrid’de yapılan Avrupa Engelliler Kongresi bir deklarasyon yayımladı. AB’nin bu konudaki tavrı bildiride şu şekilde özetlendi:

Engelli insanlar kendi haklarına sahiptirler.

Destek hizmetlerinin tüketicisi olarak görülen engelli insanlar kendi ülkelerinin tam vatandaşıdırlar.

Engelli insanlar kendi kararlarını verebilirler ayrıca kendi yaşamlarının sorumluluklarını alabilirler.

Engelli insanların ihtiyaçlarını da içerecek şekilde toplumu değiştirmeye çalışıyoruz.

Engelli insanların olanakları hakkında konuşuyoruz ve toplum bu konuda gerekli desteği sağlamaktadır.

Herkesin kendine yer bulabildiği bir toplum oluşturmak istiyoruz.

Engelli insanlar yaşamın her alanında yer alabilecektir.

Tüm hükümetler çalışmalarında engelli insanların ihtiyaçlarını dikkate almalıdırlar.

MSD’nin eğitimleri 40 kişiye istihdam sağladı

Merck Sharp & Dohme (MSD) İlaçları’nın engelli vatandaşların eğitimine ve istihdamına yönelik olarak başlattığı Kendini Engelleme Eğitimleri ile 100 engelliye eğitim verildi. Eğitimler 3 ana başlıktan oluştu: İlk olarak kursiyerlere iletişim, kendini ifade etme ve sosyal çevreye uyum, ikinci olarak iş yaparken en çok kullanılan bilgisayar, ofis programları konusu ve spor eğitimleri verildi. Daha sonra, eğitimleri sadece kendi çalışanları değil tüm İstanbul için yararlı hale getirebiliriz düşüncesiyle, MSD projeyi tüm engellilere açtı. Sarıyer Belediyesi, Sarıyer Spor Kulübü, İŞKUR, bilgisayar ve lojistik desteği veren firmaların da yardımıyla İstanbul’da yaşayan engellilere üçer aylık 3 kurs verildi. Haftada 2 gün toplam 8’er saat verilen eğitimlere devam zorunluluğu kondu. Eğitim alanlardan 15’i MSD bünyesinde işe yerleştirildi. MSD işi burada bırakmadı, eğitim alan diğer kursiyerlerin de iş bulmalarına yardımcı olmak için onların bilgisayarda kendi hazırladıkları özgeçmişlerini İŞKUR ve başta ilaç firmaları olmak üzere sektördeki uluslararası firmalarla paylaştı. Toplamda 40 kişiye iş imkanı sağlandı.

Yüzde 100 engelli dostu işyeri nasıl olmalı sorusunu MSD İK Direktörü Zeynep Yazgan Akıalp şöyle yanıtlıyor: “MSD olarak biz engelli dostu firmanın, öncelikle engellilere maksimum düzeyde istihdam imkanı sağlaması gerekir. Türkiye’de engellilere yönelik iş alanları oldukça kısıtlı; bununla birlikte eğitim ve kendini geliştirme olanağından mahrum kalan engelli vatandaşların işe adapte olması ve gerekli performansı göstermesi de zor olabiliyor. Bize göre yüzde yüz engelli dostu firma olmanın temelinde engellilere çalışma olanağı sağlamamın bir zorunluluk olarak görülmemesi yatıyor. Biz yaptığımız çalışmalarda eğitimin bu anlamda ne kadar önemli olduğunu gördük, öncelikle yatırım yapıp eğittiğiniz engelli çalışanlar firmaya adapte olma ve iş anlamında talebe karşılık vermede güçlük çekmiyor. Bu şekilde iki tarafta kazanıyor. Aynı zamanda şirket içindeki fiziksel koşulların ve de bu arkadaşlarımızın iş akışlarının da uygunluğunu sağlamak ve gerekli değişiklikleri yapmak gerekiyor.”
Burcu ÖZÇELİK, Hürriyet İK, 20,07,2008

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s