“Presenteeism” hasta ya da rahatsız olduğu halde iş yerinde bulunma, bir diğer deyişle bedenen işte olup ruhen bambaşka alemlerde olma, tam performans gösterememe durumuna verilen ad. Sebepleri aşırı iş yükü, çatışmalar, işsiz kalma veya yükselememe korkusu, kararlara katılamama yahut yöneticisinin desteğini alamama duygusu veya işkoliklik.

Türkiye’de rakamlar bilinmiyor ama devamsızlığın Amerikan şirketlerine yıllık maliyeti 8,3 milyar dolar iken, presenteeism’in maliyetinin 35,7 milyar dolar olması durumun ciddiyetini gösteriyor.

Ceren (27) bir banka şubesinde çalışıyor. Geçen yıl ağır bir grip atlattı ama hasta olduğu halde işe gitmek zorunda kaldı. Daha doğrusu kendini işe gitmeye mecbur hissetti. Çünkü çalıştığı şubede hastalık izni kullanması hoş karşılanmayacaktı. Şefine gidip hastayım deyip, onun tavrını çekmektense, hasta hasta işe gitmeyi tercih etti. Sonuçta kendi verimli çalışamadığı gibi hastalığı da çalıştığı şubedeki herkese yaydı. 2 ay boyunca şubedekilar sırayla gribe yakalandı. Arkadaşları da sonunda ona “Keşke gidip evde yatsaydın da, hastalığını geçirip gelseydin” dediler. Ama o bunu göze alamamıştı.

Bu hikayeler aslında hepimize çok tanıdık. Fiziksel olarak ya da ruhsal olarak da kendimizi kötü hissettiğimiz halde kendimizi işe gitmeye mecbur hissediyoruz.

Kısaca hasta da olsak, depresyonda da olsak işe gitmekten vazgeçmiyoruz. Bu durumda ne kendimize gelebiliyoruz ne de işyerinde verimli olabiliyoruz. Hatta diğer çalışanları da etkileyip onların da performansını düşürüyoruz. ’Presenteeism’ olarak adlandırılan bu durum, çalışanın işyerinde geldiği halde, tam kapasitesini veya potansiyelini ortaya koyamaması, “işyerinde bedenen mevcudiyet ancak ruhen ve efektif iş çıktısı olarak yokluk” şeklinde tarif ediliyor. Çalışan, verimli çalışmaya uygun olmadığı veya kendini iyi hissetmediği halde işe gelip düşük (veya sıfır) performans gösterince, kayıp ciddi boyutlara ulaşıyor.

Exelect Genel Müdürü Jale Bengiler, “Düşünün ki, kendinizi zorunda hissederek, doğal süreçte yapılmaması gereken ya da yapmak istemediğiniz birşeyi yapmak mecburiyetindesiniz. Bu durumda ortaya çıkardığınız işin verimliliği ve kalitesinden bahsedebilir misiniz? Bu gerek çalışan, gerek şirket için kayıplar yaşanmasına sebep olur. Gerçekten sağlıksız olan bir çalışan, iyileşme sürecini geciktirir, kendini mecbur hissederek yaptığı için şartlara ve bu şartları yaratan kişi ve kuruma karşı tepkili olur. İşe ve işyerine karşı bağlılığı, sadakati olumsuz etkilenir. Bu durumda ortaya çıkardığı iş verimsiz ve dolayısıyla kalitesiz olur. Çalışma ve üretim hızında düşüşler yaşanır” diyor.

Amerika’da yıllık maliyeti 42.8 milyar YTL

Presenteeism’in yarattığı maliyet rakamları durumun ciddiyetini gösteriyor. Devamsızlığın Amerikan şirketlerine yıllık maliyeti 8,3 milyar dolar (10 milyar YTL) olarak hesaplanırken, presenteeism’in maliyetinin 35,7 milyar doları (42,8 milyar YTL) bulduğunu söylersek, olayın boyutları hakkında en azından bir fikir edinebilirsiniz. Cornell Institute for Health and Productivity tarafından yapılan araştırmalar, şirketlerin sağlık maliyetlerinin yüzde 60’ına presenteeism’in sebep olabileceği yönünde. İngiltere’de yapılan bir çalışmaya göre, stres ve ruhsal rahatsızlıklara bağlı kayıplar yılda 70 milyon işgünü ve 8,4 milyar pound’a (20 milyar YTL) malolurken, presenteism’e bağlı kayıpların fiziksel hastalıkların 2 katı fazla oranda yılda 15,1 milyar pound (36 milyar YTL) düzeyinde kayba yol açıyor. Kanada’da yapılan bir çalışmaya göre, her 10 çalışandan 4’ü fiziksel rahatsızlığı olduğu halde işe geliyor. Yine AB bünyesinde yayımlanmış son raporlardan birinde presenteeism’e bağlı verimlilik kaybının, devamsızlığın yol açtığı kayıpların yüzde 50 ile yüzde 500 üzerinde olduğu bildiriliyor.

Bu arada, presenteeism’in temel nedenlerinden biri olan depresyon da giderek daha ciddi boyutlar alarak verimliliği olumsuz yönde etkiliyor. Yale Üniversitesi’nde kronik depresyon belirtileri gösteren çalışanlar üzerinde yapılan araştırma, bu çalışanların diğer çalışanlara göre 7 kat daha fazla verimsizlik gösterdiğini kanıtlıyor. İş-yaşam dengesinin kurulamamasının en ciddi sonuçlarından biri olan depresyon, kişinin kendi verimliliğini olumsuz yönde etkilediği kadar takım çalışması temelli projelerin yürütüldüğü şirketlerde diğer çalışanların da verimliliğini düşürüyor.

6 farklı sebebi var

Presenteeism aslında yeni değil, tıpkı devamsızlık gibi, insanevladı kadar eski. Ancak adı yeni konuluyor, ciddiyeti ve boyutları yeni fark ediliyor. Avita Çalışan Destek Hizmetleri Genel Müdür Yardımcısı Dr. Atilla Erdağ, presenteeism’in 6 farklı durumda oluştuğunu söylüyor:

1.Tükenmişlik (hedeflere ulaşma yolunda fiziksel ve psikolojik kaynakların yok olması)

2.Fiziksel sağlık sorunları (fiziksel sıkıntılara bağlı nezle, grip, migren, baş ağrıları, diyabet, kardiyovasküler hastalıklar, kas-iskelet hastalıklarına bağlı yetersiz performans)

3.Ruhsal sağlık sorunları (kaygı, depresyon, konsantrasyon güçlükleri, karar alma güçlükleri, odaklanma problemleri)

4.İşe dair baskılar (şirket politikaları, işbirliğine yanaşmayan çalışma arkadaşları, üstlerle yaşanan sıkıntılar, şirket birleşme-satınalma-küçülme kararları, performans ve verimlilik konularının dikkate alınmaması stres yaratır ve konsantrasyonu ve yaratıcı düşünceyi köreltir)

5.Hayata dair baskılar (çocuk, yaşlı veya bağımlı bakımı, ulaşım, ev ortamı, evlilik ve ilişki güçlükleri, finansal problemler işte tam kapasiteyle çalışmaya engellerdir)

6.İşe bağlılık (aylaklık, özel işlere yoğunlaşma, şirket kültürü veya kararlarından memnuniyetsizlik gibi sebeplerle tam kapasiteyle çalışmama durumları)

Avrupa Halk Sağlığı Dergisi’nde yayımlanan bir araştırmanın sonuçları presenteeism’in kadınlarda ve kronik hastalıkları olan kişilerde daha yaygın olduğu görülüyor. Ayrıca, uzun saatler ve baskı altında çalışan kişilerde de yaygın olarak görülürken, iş tatmini yüksek, üstleri tarafından desteklenen ve iş tanımları belirli olan kişilerde daha az görülüyor.

Ya işimi kaybedersem

Çoğu şirketin verimliliği artırmak için uyguladığı baskı ve hızlı büyüme, işini kaybetme korkusu, performans kaygısı, sağlık problemleri gibi sebepler presenteeism’i tetikliyor. Exelect Genel Müdürü Jale Bengiler, presenteeism’in temelinde, çalışanın kendisini işe gitmeye mecbur hissetmesi yatıyor, diyor: “İşyerindeki baskı ortamı, iş yükünün fazla olması iki temel neden. Planlanan iş süreçlerinden geri kalma endişesi, çalışanın sorumluluk duygusunun fazlalığı, belirlenen hedeflerin ulaşılabilir olmaması ve iş-yaşam dengesizliği presenteeism’i doğuruyor. Presenteeism sonucu, kişilerde depresyon, fiziksel sağlık sorunlarında artış, kronikleşen sağlık sorunları gözlenirken, şirketlerde verim kaybı, mutsuz ve güvensiz çalışma ortamı karşımıza çıkıyor.” Avrupa Çalışan Destek Hizmeti Derneği (Employee Assistance European Forum EAEF) Başkanı Brigitte Vaudolon, işini kaybetme korkusu, şirket kültürü ve şirketteki genel yaklaşımın insanları bedensel ve ruhsal rahatsızlık durumlarında dahi işe gelmeye zorladığını söylüyor. İşsizlik ve kolay iş değiştirme imkanlarının kısıtlılığı halinde çalışanlar hasta halde işe geliyor, uzayan çalışma saatleri ile giderek iş-yaşam dengeleri bozuluyor. Preseenteism’in kişiden kaynaklanan sebepleri de var. Çalışanlar işkolik olup, hasta olsa da işe gitmek zorunda hissedebiliyor kendini. Bu da sorun yaşanmasına sebep oluyor. Örneğin gripli bir haldeyken işyerine giderek başka çalışanlara ve sonuçta şirketin geneline de zarar verebiliyor.

Psikiyatrist Dr. Alp Karaosmanoğlu, işkoliklikten kaynaklanan presenteeism’i ’aşırı vicdan hali’ olarak özetliyor. Yani kişi hep en doğruyu yapmaya odaklandığından zayıflığa yer vermiyor. Bu durumdaki bir kişi için çalışamayacak durumda olmak kabul edilemez ve kişi kendisini zor olsa da iş yerine götürür. Diğer bir neden de boyuneğicilik diye adlandırılan kavramdan kaynaklanıyor. Karaosmanoğlu, “Boyun eğicilik alanında şikayeti olan kişiler, kendi haklarını söylediklerinde karşıdaki kişinin kendilerine kızacağı, bedelini ödeteceği, intikam alacağı veya kişiyi dışlayacağını düşünürler ve benzeri davranışlar gösteren ebeveynler ile büyüme bu düşünme kalıplarının gelişimine neden olur. Kişiler hasta iken dinlenmek gibi doğal bir hakkı ve ihtiyacı olan şeyleri dahi otorite durumunda olan kişilere söylemekten kaçınırlar. Bu nedenle bu kişilerde uzun dönemde, çalıştıkları yere karşı bir asilik veya isyan gelişmeye başlar. Kendi ifade edemediği hakları kendisinden alınmış gibi hisseder ve bunu haksızlık olarak yorumlar. Çalıştığı yere karşı aidiyet hissi azalır ve buna uygun davranışlar gösterebilir” diyor.

Türkiye’de pek bilinmiyor

Presenteeism, dünya ile beraber Türkiye’de de bir sorun olarak iş piyasalarını tehdit ediyor ama Türkiye’de presenteeism’in yarattığı sorunlara karşı tam anlamıyla bir bilincin oluştuğunu söylemek zor. Human Resources Management Kurucu Ortağı Aylin Coşkunoğlu Nazlıaka, “Türkiye’de ’presenteeism’i engellemek için alınan önlemler arasında grip aşısı, motivasyonu ve bilinci artıracak eğitim ve seminerler, uygun bütçe planlaması, esnek çalışma saatleri ve sağlık problemlerine karşı uygulamalar yer alıyor. Ama bu uygulamalar sadece büyük ve uluslararası şirketlerde yaygınlık kazanmış durumda. Ülkemizde zaman zaman ortaya çıkan kriz ortamı dolayısıyla önceliklerin farklı tanımlanması, bu önlemlerin çok az şirket tarafından benimsenmesine neden oluyor. Dünya ile paralel olarak şirketlerin küçülme politikaları izlemesi, çalışanların şirketlerine karşı güvenlerini kaybetmelerine yol açıyor. Bu da iş-yaşam dengesinin kurulmasını imkansız kılıyor ve baskı ortamının oluşmasına kaynak sağlıyor” diyor.

Psikolojim kötü bugün yokum

Exelect Genel Müdürü Jale Bengiler Türkiye’deki şirketlerin hala çalışanları için ’bugün işe gelemeyeceğim’ diye telefon açmasınlar yeter, diye düşündüklerini söylüyor: “Her durumda çalışanın işe gelmesi olumlu bir durummuş gibi düşünüyoruz. Bunun yaratabileceği kayıpların pek de farkında değiliz. Halbuki, sağlıksız bir çalışan, diğer çalışanları da olumsuz etkiliyor. Alışkanlık haline gelmediği sürece, sabah arayıp da ’psikolojim iyi değil, bugün işe gelmek istemiyorum’ derse bunu belli periyodlarda anlayışla karşılamak gerekir. Tabii işini aksatmayacak zamanlarda ve sıklıkta. Çünkü, eğer o çalışan işe gelip de, diğer kişilerin de motivasyonunu ister istemez bozacaksa, gün içinde verimsiz olacaksa, işe hiç gelmesin daha iyi.”

Çalışan destek ve esnek çalışma

İşverenlerin konuya yaklaşımı önemli, eğer ruhsal problemleriyle veya günlük sıkıntıları ile baş edemeyen çalışanlar destek görmezlerse, ayrılma noktasına gelene kadar en azından bazı hastalıklara maruz kalıyorlar. Mutsuz çalışanlar mesai arkadaşlarını olumsuz yönde etkileyebiliyor ve işten ayrılmalar, yeni eleman arama, yeni elemanların eğitim masrafları haline dönüşebiliyor.

İşverenler çalışanlarına ’çalışan destek programları’ sunarak, hem çalışanın (sorunlarına çare ararken) zaman kazanmasını hem de sağlanan danışmanlık hizmetleri ile sorunlarına ilişkin doğru çözüme ulaşmalarını sağlıyorlar. Eğer çalışanın sorunu kronik ise, uygun uzmanlara yüzyüze danışmanlık için yönlendirme yapılarak sorun daha kötü bir hal almadan tedbir alınabiliyor. İngiltere’de yapılan bir araştırmaya göre, işyerinde çalışanların ruhsal açıdan kendini iyi hissetmesi için yapılan 1 poundluk yatırım, işe devamlığı artırması ve performansı artırması yönüyle 2,5 pound’luk bir geri kazanım sağlıyor.

Alınması gereken tedbirlerin başında ’çalışan destek programları’ geldiğini söyleyen Brigitte Vaudolon, “İş ve özel hayattaki sorunların çözümüne yardımcı olmayı amaçlayan çalışan destek programlarında çalışanlar, deşifre olma korkusu duymadan ilgili uzmanlardan (psikolog, doktor, hemşire, avukat, mali müşavir vd) destek alabiliyorlar. Çalışan destek programlarının devamsızlığı ve presenteeism’i azaltma yönünde olumlu etkileri var. Bu programların yanı sıra şirketler presenteeism hakkında farkındalık yaratmak için çeşitli eğitim programları ve seminerler de düzenleyebilirler.” Esnek çalışma saatleri ise bir diğer çözüm. Esnek çalışma saatleri uygulamaları, çalışan memnuniyetini artırarak, kişinin iş ve özel yaşam dengesini oluşturmasına yardımcı oluyor.

Alınması gereken tedbirler

– Şirket içerisindeki iş akış süreçlerinin ve şirket kültürünün geliştirilmesi, iş tanımlarının yapılması, çalışana uygunsuz ve potansiyelinin ötesinde iş yüklenmesinden kaçınılması

– Esnek çalışma saatlerinin düzenlenmesi

– Çalışanlara ve aile bireylerine danışmanlık hizmetleri sunan Çalışan Destek Programları

– Bedensel, ruhsal ve sosyal sağlıkla ilgili uygulamaların düzenlenmesi, çalışanlarda bu konu ile ilgili bilinç oluşturulması

– Kurumsal ve biresyel eğitimler verilmesi, çalışanlarda bu konuda bilinç yaratılması
Burcu ÖZÇELİK, Hürriyet İK, 27,07,2008