Banvit kurucusu Vural Görener, 15 yıl önce Banvit’in Bandırma’daki tesislerine bir Çocuk Evi kurdu. Bugün 100 çocuğa eğitim veren Çocuk Evi, işyeri yuvalarından çok farklı. Başında uzman okulöncesi eğitimci Güvem Pınar Türe’nin bulunduğu, her yaş grubuna 2 eğitimcinin düştüğü Çocuk Evi’nde sadece çocuklara bakım hizmeti verilmiyor, aynı zamanda katılımcı eğitim modeli uygulanıyor.

Vural Görener çocukları haftada iki gün Erdek’teki evinde ağırlıyor.

Banvit’in kurucusu Vural Görener, şu günlerde emekliliğin tadını çıkarıyor. Çocukların Vural Dedesi, Erdek’teki evinde eşiyle birlikte haftada iki gün çalışanların çocuklarını konuk ediyor. Çocuklar sabah 10’dan öğlene kadar Vural Dedelerinin evinde denize girme fırsatı yakalıyor. Uzun bir çalışma temposundan sonra yönetimden tamamen çekilen, şirketin yönetimini oğlu Ömer Görener’e bırakan Vural Görener ile hem kariyerini hem de çalışanlarla olan ilişkilerini konuştuk.

Vural Görener, (81) ilkokulu Sultanahmet’teki 44’üncü Numune İlkokulu’nda, ortaokulu ise Tünel’deki “Alman mektebinde” okudu. O günleri “1939’un Eylülünde Almanya, Polonya’ya girerken aynı gün ben İstanbul Tünel’deki Alman mektebine girdim.” diye anlatıyor. 1945’te Alman kökenli öğretmenleri, ki müdürleri hariç tüm öğretmenler Alman kökenliydi, gözaltına alınınca Alman okulu kapandı ve öğrenciler şimdiki Boğaziçi Üniversitesi’nin yerinde bulunan Amerikan Koleji’ne transfer oldu. 1950 senesinde Amerikan Koleji’nden mezun olunca, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ne kaydını yaptırdı ama yaşı 23’e gelmişti. Kendi deyimiyle “O yaşta öğrenci olmak ağır gelmişti” ona. Bir an evvel hayata atılmak isteğiyle iş hayatına başladı. Traktör ithal eden bir firmada yedek parça servisine girdi.

“Herşeyi ondan öğrendim” dediği ilk patronu Yorgo Samotraki’nin resmi bugün bile Görener’in odasında asılı. Görener, “O yıllarda ticaret hayatı ve yönetimle ilgili birçok şey gayrimüslim vatandaşların elindeydi. Ben Yorgo’nun yanında bir sene çalıştım, herşeyi ondan öğrendim, ilk öğretmen gibiydi benim için” diyor. 1951 Kasımında askere giden Görener, Kore Harbi’ne gönderilen 17 tercümandan biri oldu. 1952 sonuna kadar Kore’de kaldı. 1953 yılında babasının Çatalca’da ayçiçek yağı imal eden fabrikasında çalışmaya başladı ama baba oğul anlaşmazlığı yüzünden ancak 6 ay birlikte çalışabildiler. 1952 yılında Türkiye’nin NATO’ya üye olması münasebetiyle, Amerikan şirketleri Türkiye’de hava meydanları kurmaya başlamıştı. Görener de bu şirketlerden birinde muhasebeci olarak iş buldu. Önce Ankara’da, ardından da Merzifon’da çalıştı. Ama artık ailesinden uzak kalmak istemiyordu, o yüzden babasıyla anlaşıp bir kolektif şirket kurmaya karar verdiler. Baba ve iki oğul, Ali Haydar Görener ve Ortakları isminde bir şirket kurdular. Çatalca’da ayçiçek yağı üretiyorlardı, fakat Çatalca verimli bir yer değildi. İşi ne şekilde geliştirebiliriz, diye düşünürlerken Bandırma’da da ayçiçek ekimi yeni yeni başlıyordu. Trakya’da da rekabet çok fazla olunca 1955 yılında Bandırma’ya göç ettiler. Bu yıllarda Devlet de yem sanayine öncülük etmeye başlamıştı. Türkiye’de kurulan 5-6 yem fabrikasından biri de Bandırma’daki yem fabrikası oldu. Vural Görener de ayçiçek yağından elde ettikleri posayı Devlet Yem Sanayi’ne satmaya başladı, Görener’in yem sanayi ile ilişkisi böyle başlamış oldu. 1967’de kendi yem fabrikasını kurmaya karar verdi. Çok ilkel makinalarla yumurta yemi üretimine başladı, modern yem üretimine ancak yıllarca sonra geçebildi. Ağırlıklı olarak kanatlı yemi üretiliyordu ama yavaş yavaş etlik piliç yemine de geçilmişti. 1982-83’te etlik pilicin önemi anlaşılmaya başladı. Etlik piliç üreten Yupi, Köytur, Mudurnu Tavukçuluk, Taç Tavukçuluk gibi büyük şirketler kurulunca bu şirketlerin elde ettiği yüksek kar marjlarını gören Görener, 1984 yılında sınırlı imkanlarla etlik piliç üretime başladı. Daha sonra limited şirketten anonim şirkete geçildi ve şirketin adı Banvit yani Bandırma Vitaminli Yem Sanayi adını aldı. 1985’te saatte 750 kapasiteli piliç kesim hattı kuruldu. Şu anda ise Bavit’in Bandırma ve İzmir’deki tesisleri saatte 22 bin piliç kesim kapasitesine sahip. Banvit tesislerinde 2007 yılı sonu itibariyle toplam 138.747 ton piliç ve hindi eti, ileri işlenmiş hazır ürünler ve kırmızı et üretimi gerçekleştirildi. Buna ek olarak 127 bin ton büyükbaş hayvan yemi üretildi. Bunun 3 bin tonu şirketin kendi besi çiftliklerinde kullanılırken, 124 bin tonu satıldı. Banvit’in 2007 yıl sonu cirosu ise (net satışlar) 543.557.157 YTL. Banvit AŞ’nin bugün 2.300 bordrolu çalışanı var. Bunların yüzde 60’ı erkek, yüzde 40’ı kadın. Çalışanların yaş ortalaması ise 32.

Vural Görener Haziran ayında yönetim kurulu başkanlığını oğlu Ömer Görener’e devretti, artık emekliliğin tadını Bandırma Erdek’teki evinde eşi ile birlikte haftada iki gün çalışanlarının çocuklarını ağırlayarak çıkarıyor. Vural Görener, her sabah erkenden kalkıp bahçenin en serin köşesine kuruluyor. Tıraşını da sabahları bahçedeki lavabosunda yapıyor. Saat 7 civarında kahvaltısını hazırlayıp, semaverini yakıyor. Çocukların gelişi de Vural Görener’in kahvaltısını bitirip, kahve içmeye başladığı zamana yani saat 10’a denk geliyor. Kapıyı onlara Vural Dedeleri açıyor. Yaklaşık 60 çocuk sabah 10’dan öğlene kadar bu evde denize giriyor. Bizim Çocuk Evi’ni ziyaretimiz programı yarım saat kadar aksattığından, Vural Bey’in evine 30 dakika kadar gecikiyoruz. Vural Görener, bu gecikmeye sitem ederek hemen başlıyor çocukların biyolojik saatinin öneminden konuşmaya: “Çocuk terbiyesi çok enteresan, bu çocukların saatleri yok, saat okumasını da bilmiyorlar ama hepsinin biyolojik bir saati var, hazır oldukları an var. Şaşırısınız yemek vakti gelince 2 yaşındaki çocuk da daha yemek gelmeden gidip oturuyor sofranın başına. Bu gibi şeylerde alıştıkları rutinin bozulmaması gerek” diyerek bizi uyarıyor.

Vural Görener, çalışanlarına ve onların çocuklarına gerçek anlamda değer veren bir patron. Banvit’in Bandırma’daki fabrikasına kurduğu Çocuk Evi 15 yıldır faaliyette. Evet şirketlerin belirli bir sayıyı geçtikten sonra yuva kurma mecburiyetleri var ama bu yuva bildiğimiz işyeri yuvalarından farklı. Bugün tam 100 çocuğa hizmet veren Çocuk Evi’nin başında deneyimli okulöncesi uzmanı Güvem Pınar Türe bulunuyor. Çocuklar 0-2, 3, 4, 5 ve 6 yaş gruplarına ayrılıyor ve her bir grubun başında 2 deneyimli grup lideri bulunuyor. Çocuk Evi’nde, çocukların okulöncesi eğitimlerinin en sağlıklı biçimde verilebilmesi için katılımcı eğitim modeli uygulanıyor. 2001 yılında uygulamaya koyulan bu sistemde çocuğun merkezde olduğu bir eğitim modeli benimseniyor. Sınıflarda öğretmen yok, grup liderleri var. Yapılan faaliyetler sayesinde sorumluluk kavramı ile erken yaşta tanışan çocuklar zaman içinde kendini anlatabilen, ne istediğini bilen ve değerli bir birey olduklarının bilinciyle yetiştiriliyor.

Kitap okuyana hediye

Banvit, 3 yılda bir çalışanlarının çocukları için sünnet düğünü düzenliyor. En son 3 hafta önce 35 çocuk sünnet edildi, tüm masrafları Banvit karşıladı. Yine 2004 yılından itibaren ortaöğretimi tamamlayıp lise eğitimine başlayacak gençler için kültürel ve tarihi mekanlarına günübirlik ziyaretler düzenleniyor. 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı ile 23 Nisan Çocuk Bayramı gibi özel günlerde çocuklara her yıl değişen tutarlarda bayram çekleri armağan ediliyor. Şirket içinde ise kitap okuyanlara hediyeler verilmesi gibi farklı insan kaynakları uygulamaları var.

Çocuk Evi, diğer yuvalara da eğitim veriyor

Toplamda 100 çocuğun kaldığı Çocuk Evi’nden her yıl 25 çocuk mezun oluyor. Çocuklar her sabah saat 7.30’da evlerinden servisle alınıp, 17.30’da yine evlerine bırakılıyorlar. Çocuk Evi’ne talep yoğun olduğundan hem annesi hem babası çalışan çocuklara öncelik veriliyor. Çocuklar burada sadece bir bakım evindeki gibi karınları doyurulup, oyalanmıyorlar; çocukların faaliyette bulunmaları da sağlanıyor. Her yıl yapılan Uludağ gezileri, anneler günü pikniği, hayvanat bahçesi ziyaretleri, sık sık gidilen sinema ve tiyatro aktiviteleri ile çocukların gelişimlerine katkıda bulunuluyor. Marul, ıspanak yetiştirip, turşu yapan çocukların yaptıkları ürünler kermeste satılıyor, elde edilen para yine Çocuk Evi’nin düzenlediği etkinliklerde kullanılıyor. İki ayda bir veli toplantıları yapılıyor. Çocuk Evi’nde verilen eğitim Bandırma’daki diğer yuvalara, hatta Milli Eğitim Bakanlığı’nın yuvasına bile aktarılıyor. Çocuk Evi’nin grup liderleri diğer yuvaları ziyaret edip yaptıkları etkinlikleri anlatıyorlar. Üç senedir tüm Bandırma’daki yuvalarda çalışan grup liderleri ve ana sınıfı öğretmenleri için de seminerler düzenliyorlar. Çocuk Evi’nin başında bulunan Türkiye’nin ilk okulöncesi eğitim uzmanlarından Güvem Pınar Türe, “Banvit’in yuvası sadece bakım hizmeti değil, eğitim ağırlıklı bir yuva. İlkokula giden çocuklar Banvit’ten geldiklerini söyleyince farklı bir muamele görüyorlar, başarıları seçiliyor. Biz çocukları ilkokulda takip ediyoruz, kopmuyoruz, yardıma ihtiyaçları varsa yardımcı oluyoruz” diyor.

Yuva sorunu kadını eve bağlıyor

Vural Görener, kendisini en çok mutlu eden şeyin kadın çalışanların çokluğu olduğunu söylüyor: “Biz Bandırma’ya 55’te geldiğimizde burada bir kadının çalışması söz konusu değildi. Şimdi Bandırma’nın içinde lise ve altı eğitim seviyesinde iş arayan kadın neredeyse yok, hatta civar ilçelerden de her gün işçi getiriyoruz. Kadınların çalışması beni en çok mutlu eden şey. Çünkü kadınlar çalışmadıktan sonra Türkiye’nin bir tarafa gelemeyeceği kesin.” Güvem Pınar Türe, Türkiye’de kadınların yuva probleminden dolayı çalışamadıklarından yakınıyor: “Türkiye’de çocuk sadece kadına ait, kadın evde oturup çocuk bakacak diye bakılıyor. Ancak yuva olduğu zaman iş hayatına katılmış oluyor. İçi de rahat, her zaman gelip çocuğunu görebiliyor. İçi rahat işçi, kafası da rahat olduğu için daha fazla randıman veriyor.”

Bu işin maliyetini düşünsek biz de yapmazdık

Vural Görener, Çocuk Evi’ni daha da geliştirmeyi planladıklarını söylüyor: “Ne olursa olsun çocuklara, gençlere yapılan yatırım bu ülkenin menfaatine. Bir sürü insan çocuğu için çırpınıyor, memleket için de aynı şekilde düşünmek lazım. Hem bir çocuk gelişmesini izlemek canlı film izlemek gibi. İnsan iftihar ediyor, o sıfır yaşından büyüyor, konuşuyor, ilkokul, ortaokul, üniversiteye gidiyor… Bu bambaşka bir duygu.” Vural Görener bu kadar yatırımı niye yaptıklarını “Bize iyi geliyor o yüzden yapıyoruz” diye yanıtlıyor. Peki bu işin Banvit’e maliyeti ne kadar, “Bunun maliyetini düşünmeyin, biz düşünmüyoruz. Belki hesaplarda bir şey takip ediliyor, bütçesi var ama örneğin tadilat yapılacaksa kendi dahili birimlerimiz devreye giriyor. Genel olarak tüm yönetim bu gibi birimlere yardımcı olmak için gönüllü oluyor. Zaten biz bunun kaç paraya mal olduğunu hesaplarsak, (ki birçok şirket bu hesabı yaptığı için o kadar para harcayacağım bunun ne faydası olacak deyip vazgeçiyor), bu hesabın içine girersek biz de yapmayız belki. Ama bu hesabın içine girmenin doğru olmadığı görüşündeyiz.”
Burcu ÖZÇELİK, Hürriyet İK, 31,08,2008

Reklamlar