Türkiye’de 1 milyonun üstünde yabancı kaçak işçi olduğu tahmin ediliyor. Genellikle eski Sovyet ülkelerinden, Balkanlar’dan ve Ortadoğu’dan gelen kaçak işçiler; inşaat, tekstil, deri ve hizmet sektöründe çalışıyorlar. Yabancı kaçak kadınların bir numaralı işkolu ise hasta, çocuk ve yaşlı bakımı. Kimi zaman maaşlarını alamayan, 5 kuruş verilmeden kapının önüne konan hatta tacize uğrayan yabancılar, 3 milyona yakın işsizin olduğu Türkiye’de en kısa sürede para biriktirip ülkelerine geri dönmek istedikleri için en ağır çalışma koşullarını kabul ediyorlar. 
Yıllarca dışarıya göç veren Türkiye, 1990’lı yıllardan itibaren yabancı kaçak işçi cennetine döndü.
Sayı belli değil. Bir milyonun üzerinde olduğu kesin. Gerçek rakamın bunun çok çok üstünde olduğunu iddia edenler de var. 3 milyona yakın işsizin olduğu Türkiye’de hem kayıtdışı çalışanlar (sayıları 10 milyon olarak tahmin ediliyor) hem yabancı kaçak işçiler ekonomiyi zora sokuyor. İTO tarafından hazırlanan Kaçak Göç Raporu’na göre Türkiye’ye her yıl tahminen 200-300 bin kaçak göçmen giriyor ve bunların yarısı diğer bir ülkeye geçmeden Türkiye’de yasadışı olarak çalışıyor. Polisin Türkiye’ye gelen bu göçmenlerin ancak yarısını yakalayabildiği tahmin ediliyor.  
Komşu ülkelerde ve bölgede yaşanan savaşlar, iktidar değişiklikleri, yoksulluk, sefalet Türkiye’ye göçü körüklüyor. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nca hazırlanan Kayıt Dışı İstihdamla Mücadele (KADİM) Projesi’nde yer alan bilgilere göre, Türkiye’ye gelen yabancı kaçak işçiler, küçük ve orta ölçekli işletmelerde ve genellikle Marmara, Ege, Akdeniz ve Doğu Karadeniz Bölgeleri’nde yoğunlaşıyor. Yabancı işçiler çaresizlikten ve en kısa sürede azami para biriktirip ülkelerine dönme beklentisi içinde olduklarından, en düşük ücretlerle en ağır çalışma koşullarını kabul ediyorlar. Ne yazık ki kaçak işçiler ucuza ve uzun saatler çalışmaya razı oldukları için de, yerli çalışanların ücretleri de düşüyor, işsizlik artıyor.
Türkiye’ye yabancı işçiler genelde eski Sovyet ülkeleri, Balkanlar, Ortadoğu, Pakistan, Bangladeş, Endonezya ve siyahi Afrika ülkelerinden geliyor. 1990’lı yıllarda Sovyetler’in çöküşünü takiben Balkanlar, Rusya, Orta Asya, Azerbaycan, Ukrayna ve Gürcistan’dan gelenler her yıl katlanarak arttı. Türkiye’ye gelen yabancılar ağırlıklı olarak inşaat, tekstil, deri, hizmet sektöründe, evlerdeki muhtelif tamirat, boya badana işlerinde, otellerde ve ev bakımında çalışıyorlar.  Sosyolog Prof. Dr. Nilüfer Narlı, Türkiye’de görüştüğü siyahi Afrikalılar’ın en az lise mezunu, Pakistanlı ve Bangladeşliler’in lise ve üniversite mezunu olduklarını söylüyor: “1990’lı yılarda gelen Romen, Bulgar, Rus ve Ukraynalılar yüksek eğitimli genç işsizlerdi. Araba yıkama işinde bile çalıştılar. 2001 krizinden sonra ise Romanya ve Bulgaristan’dan gelenler azaldı. 1990’lı yıllarda Türkiye’den çalışarak ailesine para yollayabilen bir işçi bugün para biriktiremiyor.” 

Evde çalışanlar artıyor
Kaçak kadınlar ise daha çok hasta, çocuk ve yaşlı bakımında çalışıyorlar ve bu sektörde çalışanların sayısı her geçen gün artıyor. Yabancı kaçak ev hizmetlisi kadınlar artık resmen bir sektör haline geldi. Ağırlıklı olarak Rusya, Ukrayna, Gürcistan, Kırım (Kırım Tatarları) ve Filipinliler’den gelen kadınlar bu sektörü tercih ediyor. İstanbul Özel İstihdam Büroları Derneği Başkanı ve başta ev hizmetlerinde çalışacak personel bulmak üzere hizmet veren Damla İnsan Kaynakları’nın sahibi Vural Şeker, yabancı kaçak işçiler nedeniyle iş yapamamaktan şikayetçi: “Yabancı işçi sorunu İŞKUR tarafından ruhsat almış, düzenli olarak denetime tabii olan, insan kaynakları hizmetleri veren firmaları kötü yönde etkiliyor. Çünkü mevcut işleri kaçak işçiler aldıkları için, Türk vatandaşlarının iş bulması zorlaşıyor. Türkiye’de 2.5 milyon işsizimiz varken; KKTC bile kaçak çalışan Türk işçilerine ceza kesip Türkiye’ye gönderirken, Türkiye’de bizim vatandaşımızın gelir kaybına neden olan kaçak işçiler konusunda kamuoyunu ikna edici adımların atılması hepimizin ortak beklentisidir” diyor.  İşverenler, artan istihdam maliyetleri sebebiyle (bahanesiyle) kaçak işçi çalıştırma yoluna başvuruyorlar. Kaçak işçilerin hiç bir sosyal güvencesi (ve bağlı masrafı) yok, sadece asgari ücrete yakın bir maaş ve yemek parasına çalışıyorlar. Ne yazık ki kaçak işçiler insan haklarına aykırı uygulamaların da hedefi haline gelebiliyor.

Kriz kaçak işçileri de vurdu
Diğer taraftan yabancılar daha ucuza ve daha çok çalıştıkları için özellikle ev işlerinde Türkler’e tercih ediliyorlar. (Yabancı kadınların çalıştıkları evde yatılı kalabilmesi de tercih sebeplerinden biri.)  Örneğin Ayfer B.(*) 21 yıl önce ilk çocuğu dünyaya geldiğinde kendine yardımcı olması için eve bir bakıcı aldığını, geçen sürede kaç bakıcı değiştirdiğini bile hatırlamadığını söylüyor. Bir türlü aradığını bulamadığını, ya çocuklarıyla gereği gibi ilgilenmedikleri ya da hırsızlık yaptıkları için sık sık bakıcı değiştirdiğini söyleyen Ayfer B. bakıcı temin eden şirketi aradığında da muhatap bulamadığını hatırlıyor: “Bana günü birlik, sokaktan buldukları elemanları gönderiyorlardı.” Ayfer B., çevresindeki insanların da aynı sorunlarla boğuştuğunu görünce o zamanki Moldovalı bakıcısıyla birlikte Moldova’dan Türkiye’ye (kaçak) bakıcı getirmeye başlamış. 1999 yılından bu yana 4.000 işçi getiren Ayfer B., 1999-2000’de Türkiye’de Moldova, Etiyopya, Türkmenistan ve Ermenistan’dan çok sayıda bakıcı geldiğini; şu anda Özbek, Türkmen ve Kırımlıların çoğunlukta olduğunu söylüyor. Türkiye’de kaçak çalışanların çoğu turist vizesi alarak bir aylığına geliyor ve süreyi aşınca hem ceza ödüyor (mesela bir yılı aşkın süre kaçak kalanların çıkışta ödediği ceza 1.500 lira) hem de Türkiye’de kaçak kaldığı süre kadar (mesela 6 ay kaldıysa 6 ay) ülkesinden buraya tekrar giriş yapamıyor. Ayfer B., çalışma izni almanın çok zorlu bir süreç olduğunu ve başvuruların genelde reddedildiklerini söylüyor: “Yanında eleman çalıştıran her 5 evden 3’ünde yabancı var. Türkler doğru dürüst çalışmıyor, sürekli hastalanıp, düğün, bayram vs için izin istiyorlar. Hem de çok az iş çok para peşindeler. 1.5 milyar maaş istiyorlar. Yabancı aldığınızda her işi yapıyor, bu nedenle herkes yabancı istiyor” diye iddia ediyor. Ama krizle birlikte hızla yükselen dolar yabancı kaçak işçileri de vurdu. Pek çoğu şu anda işsiz. Bir kısmı ülkelerine geri dönüyor.

90 bin kadın sınırdışı edildi
2008 yılı Ekim ayında Bahçeşehir Üniversitesi Mesleki Teknik Eğitimi Geliştirme Merkezi (METGEM) ve İŞKUR İstanbul İl Müdürlüğü’nün ortak eğitim projesi çerçevesinde bakıcı anne, yaşlı ve hasta bakımı alanlarında eleman yetiştirmeye yönelik programın tanıtımında konuşan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, bakıcı anne alanında kayıtdışının yanı sıra yabancı kaçak işçi çalıştırma sorununa da değinmiş ve 90 bin kaçak kadının sınır dışı edildiğini söylemişti: “Türkiye’de çok sayıda kaçak bakıcı annelik yapan işçi var. Şu anda bu yüzden 90 bin kişi sınır dışı edilmiş durumda. Bu mesleğe Türkiye’de yaşayan bayanlarımızı yönlendirmeliyiz.” İş piyasasının ihtiyaç ve beklentilerine uygun  bireyler yetiştirilmesi amacıyla geçen yıl Bahçeşehir Üniversitesi bünyesinde kurulan Mesleki Teknik Eğitimi Geliştirme Merkezi’nde (METGEM) Bakıcı Anne programına şu ana kadar 58 kişi, Hasta ve Yaşlı Bakımı programına ise 40 kişi katıldı. 
* Haberde hikayelerini anlatanların isimleri ve ülkeleri değiştirilmiştir.

Amacımız para kazanıp dönmek
Türk Cumhuriyetlerinden gelen Gül, son 5 yıldır Türkiye’de aynı ailede hasta bakıyor. Buraya geldikten hemen sonra kendi ülkesinden arkadaşları ’bizi de oraya al’ deyince arkadaşlarını burada tanıdığı ve güvendiği ailelere yerleştirmeye başlamış. Şu ana kadar ülkesinden 40-50 kişiyi getirip bir kaçak işe yerleştirmiş. Gelenler turist vizesiyle geliyorlar, sınırdışı edilmemek için çok fazla ortalıklarda görünmüyorlar. Polis yakalarsa diye yanlarında hep parayla geziyorlar. Polis fuhuş yapanları hemen sınırdışı ediyor diyen Gül: “Hasta bakanlara ’at bir benzin parası, çay parası’ diyen polislere 50, 100 YTL sıkıştırıyoruz” diye iddia ediyor. Gül, Türk bakıcıların ise niye tercih edilmediklerini şöyle anlatıyor: “Türk bakıcılar sorunlu oluyor, kocası hasta oluyor, birisinin  düğünü var diyor, sık sık izin alıyor, oysaki bizim burada akrabamız yok, amacımız para kazanıp bir an evvel dönmek.”

Reddedilenler kaçak çalışıyor
Yabancı personel çalışma ve ikamet izinleri konusunda danışmanlık veren 4M Danışmanlık’ın kurucusu Himmet Öztürk, şartlar yeterince bilinmediğinden izin konusunda ciddi sorunlar yaşandığını söylüyor. Diğer taraftan Türkiye’de yaşamak ve çalışmak isteyen yabancıların çokluğu sebebiyle Bakanlık izin verme kriterlerini zamanın koşullarına göre değerlendirerek daha da zorlaştırabiliyor. Öztürk, “Reddedilen izin taleplerine rağmen ikamet izni sona eren yabancılar kaçak durumda Türkiye’de kalmaya ve çalışmaya devam ediyorlar. Özellikle bakıcılar, eğlence ve turizm sektöründe, turistlere satış yapan mağazalarda çalışanlar izinsiz çalışıyorlar” diyor.
Yabancılar için süreli, süresi, bağımsız ve istisnai olmak üzere 4 tip çalışma izni var. Bunlardan en çok başvurulan Süreli çalışma izni, en çok bir yıl süreyle (ilk müracaatta bir yıl, uzatmalarda üç yıla kadar) veriliyor. Bakanlığın değerlendirme kriterleri arasında yabancı ve çalışacağı şirkete ait bilgi ve belgelerin yorumları, yabancının Türkiye’de çalışmasının sağlayacağı yararlar ve Türk vatandaşı yerine yabancı istihdamın gerekçesi de var.

Türkiye’ye gelmek isteyen çok ama korkuyorlar
Moldovalı E.K. (40) kendi ülkesinde bizdeki 2 yıllık üniversiteye tekabül eden dikiş-nakış ve terzilik eğitimi aldı. Okul sonrası 5 yıl kadar boyacı ustası olarak çalıştı. Bebeği doğunca bakacak kimse olmadığı için bir süre çalışamadı. Oğlu 10 yaşına gelince onu babasına bırakıp İtalya’ya çalışmaya gitti. Orada 1,5 yıl bir hastaya baktı. Türkiye’ye de bakıcı olarak çalışmak ve para kazanmak için geldi. İlk gelişinde 6.5 ay Levent’te bir ailenin 2 yaşındaki çocuğuna baktı. Sonra ülkesine geri döndü. Geçen Ağustos ayında yine Türkiye’ye geldi ve şu anda bir ailenin 3 yaşındaki çocuğuna bakıyor. E.K. çocuk bakımının yanı sıra akşam yemeklerinin hazırlanması ve temizlik işlerinden de sorumlu. Haftanın 6 günü çalışıyor, bir günü de kiliseye gitmek için kullanıyor. Kaçak çalıştığı için polisin arama noktalarına yaklaşmıyor, hatta sadece ibadet için sokağa çıkıyor. Çünkü polise yakalanınca başına gelebilecek iki şey var: Ya iyi bir para vererek kurtulmak, ya da sorgusuz sualsiz sınırdışı edilmek. Bir diğer ciddi sorun da sağlık güvencesi. Kaçak işçiler burada hasta olmamak için dua ediyorlar. Burada başlarına bir şey geldiğinde her aile aynı hassasiyeti göstermiyor. Ölüm döşeğindekiler bile ülkelerine dönüp tedavi oluyorlar. 

Kazandığımızı ceza olarak ödüyoruz
E.K. Türkiye’de geçici bir süre çalışıp, eşiyle birlikte kendi deyimiyle “Çalışalabilecek bir ülke olan Fransa’ya” gitmek istiyor. Türkiye’de turist vizesiyle bulunan ve 1 ayı geçince çıkışta ceza ödemek zorunda kalan E.K. “Türkiye’de ceza oranları çok yüksek. Ülkemizde çalışma fırsatımız olsa zaten bu sorunları yaşadığımız bir yere gelmek istemeyiz. Birlikte çalıştığımız aileler son derece pozitifler, fakat devletiniz aynı şekilde bize iyi davranmıyor. İtalya’da 1,5 yıl çalışmama rağmen ülkeden ayrılırken hiçbir ceza ödemedim. Oysa burada kazandığımızın büyük bir bölümünü ülkemize geri dönerken ceza olarak ödüyoruz” diyor. Ülkesinden pek çok akrabasının ve arkadaşının çalışmak için Türkiye’ye gelmek istediklerini ama korktuklarını söyleyen E.K. <B>”</B>Bizim ülkemizden hatta şehrimizden çok fazla arkadaşım var burada. Çalıştığım ailenin komşularında da çalışan arkadaşlarım var. Ayrıca kilisede görüştüğüm pek çok arkadaşım var. Arkadaşlarım da bebek, hasta ve yaşlı bakıcılığı yapıyorlar ya da ev işlerinde temizlik, ütü, yemek  gibi işlerde çalışıyorlar. Çok küçük bir kesim ise Laleli’de mağazalarda çalışıyor. Ancak mağazada çalışmak çok zor. Oralardan alınan maaş ile yaşamak, kira ödemek pek mümkün değil. Genellikle burada eşi, ailesi olanların tercih edebileceği bir iş bu. 2 yıl önce bir arkadaşım Türkiye’ye gelişinin ilk haftasında yakalanmıştı. Oysa 1 aylık vizesi vardı. Buraya çok zor koşullarda geldiğini, çok fakir bir aile olduklarının biliyorum. Borçlanarak gelmişti, geri gönderildikten sonra ülkemizde çok uzun süre büyük sorunlar yaşadılar. Sonra bu olay eşi ile arasının bozulmasına neden oldu ve boşandılar. Bir çocukları var. Şimdi perişan halde olduklarını biliyorum. Buraya da gelemiyor, çünkü tekrar yakalanmaktan korkuyor.”

Yabancıların çalışma izinleri
4817 sayılı Yabancıların Çalışma İzinleri Hakkında Kanun’a göre yabancılar, yurt dışından çalışma izni için başvurularını, uyruğunda bulundukları veya daimi ikamet ettikleri ülkedeki Türkiye Cumhuriyeti temsilciliklerine yapıyorlar. Temsilcilikler, çalışma izin talebine ilişkin olabilecek değerlendirmeleri ile başvuruları doğrudan Çalışma Bakanlığı’na iletiyor. Başvuru sırasında istenilen belgeler ise, yabancının temsilciliğe başvurduğu tarihten itibaren en geç üç iş günü içerisinde yabancının işverenince Bakanlığa intikal ettiriliyor. Bu durumda Kanunun 12. maddesindeki doksan günlük süre tüm belgelerin Bakanlığa intikal ettiği tarihte yurt içinden ise sadece en az altı ay süreli ikamet tezkeresi almış ve bu süresi sona ermemiş olan yabancılar veya bunların işverenleri, başvurularını doğrudan Bakanlığa yapabiliyorlar. Türkiye’de yabancı kaçak çalışan ile işverene verilen cezalar 280 TL ile 5.600 TL arasında değişiyor. Tekrarlanması halinde cezalar bir kat daha artırılıyor.
Ev hizmetleri: Konutunda, hasta, yaşlı veya çocuk bakımı gibi hizmetlerde yabancı çalıştırılması taleplerinde; yabancıya ait uzmanlık belgeleri, sertifika, diploma ve sair belgeler ibraz edilmesi iseniyor. Ayrıca işveren olarak yabancı istihdam talebinde bulunan kişinin; Cumhuriyet savcılıklarından alınmış adli sicil belgesi, nüfus cüzdanı örneği, ikametgah ilmuhaberi, konutta yaşayanların iştigal ve gelir durumunu gösterir belgeler ile yabancı çalıştırma talebi sağlık sorunları olan bir kişinin bakımıyla ilgiliyse buna ilişkin rapor ve sair belgelerin ibrazı zorunlu. (www.cgm.gov.tr)
Burcu ÖZÇELİK / Hürriyet İK