Pek çok ülkenin kanunlarında yerini alan mobbing (işyerinde psikolojik taciz ve yıldırma) artık Türk hukuk sistemine de giriyor. 25 Aralık’ta Adalet Komisyonu’ndan geçen ve Meclis tarafından onaylanıp uygulamaya geçmesi beklenen Borçlar Kanunu Tasarısı’nın yeni halinde, işverenin psikolojik tacize karşı da önlem almakla yükümlü olduğu söyleniyor. Fakat Türkiye’de kavram hálá çok yeni, bir çok insan mobbinge uğradığının farkında değil. Bu nedenle 5 yaşam koçu, 2 psikolog ve 1 avukat bir araya gelip Mobbing Bilgilendirme ve Araştırma Destek Merkezi’ni kurdular. Merkez, mobbinge uğrayanlara (kurbanlara) ücretsiz danışmanlık ve destek hizmeti veriyor. M.A.: “Uluslararası bir şirkette, kıdemli analist olarak yabancı bir yöneticiye bağlı çalışacağımı öğrendiğimde çok mutlu olmuştum. Başlangıçta 4-5 ay herşey çok iyi gitti ve hatta benim gelecekte yönetici olarak devam edeceğimi söyleyerek beni motive etti, destekledi. Hamile olduğumu açıkladıktan sonra bütün resim değişti. Kendisinin sağ koluyken sanki can düşmanı olmuştum. Hamilelere fazla mesai yaptırılmasına yasada bile yer yokken ayda 20-25 saat fazla mesaiye kalmaya başladım. Yöneticim bana doğum izni ve süt iznini yasal sürelerde kullanmamamı, işyerinde iş yükünün ağır olmasından dolayı çalışmaya derhal başlamam gerektiğini söyledi. Bunu kabul edemeyeceğimi söyledim ve tüm bunları ıK’ya detaylı olarak anlatan bir yazı yazdım. Bu girişimimin ardından yerime bir erkek eleman alındı. Yöneticim tarafından hiçbir toplantıya çağrılmıyordum, hiçbir sözlü iletişime – günaydın ve iyi akşamlar dahil – geçilmiyordum. Bütün gün bomboş oturuyordum. Bölümde 4-5 boş masa varken, beni tuvaletin önündeki masaya tek başıma kalacağım şekilde oturttular. Yaklaşık 2 ay burada çalıştım. Böylece bölümle fiziksel temasım da kesildi. Yetkinliklerime dayalı bir iş verilmedi. Sekreterya ile ilgili, dosyalama ve benzeri diğer işleri yaptım. Bunun üzerine ıK’dan başka bir bölüme transferimi istedim. Beni finansman bölümüne aldılar. Doğumdan 3 ay sonra sütten kesildim. Zam döneminde, doğum izninden dolayı zam alamayacağım söylendi. Ardından şirkete dava açmakla tehdit ettiğim gerekçesiyle tazminatsız işten çıkarıldım. Özel eşyalarıma el konuldu. Savcılığa suç duyurusunda bulundum. Bundan dolayı bir kamu davası açıldı. şu anda hem işe iade davam hem de mobbing davam devam ediyor.”
Hiç anlam veremediğiniz bir şekilde işten mi uzaklaştırılıyorsunuz? Yok mu sayılıyor, bütün gün masanızın başında yalnızlığa mı itiliyorsunuz? Kimse size iş vermiyor mu? Sürekli horlanıyor, bu işi niye yapamıyorsun şeklinde aşağılanıyor musunuz? Siz de bir mobbing mağdurusunuz.
Avrupa Birliği’ne üye devletlerde, işverenlerin çalışanları fiziksel, psiko-sosyal ve/veya cinsel şiddet ve tacize karşı koruma yükümlülüğüne ilişkin yasal düzenlemeler getirme zorunluluğu var. Örneğin bazı Avrupa ülkelerinde mobbing destek hatları bile var. Halbuki ki mobbing, Türkiye’de ne işveren ne de çalışan tarafından yeterince biliniyor; pek çok insan işyerlerinde psikolojik tacize uğramasına rağmen nereye başvuracaklarını, ne yapacaklarını bilmiyor.

Ücretsiz destek
Koçluk, eğitim ve danışmanlık firması Berkarda, çalışma psikoloğu Prof. Dr. Pınar Tınaz’ın da desteğiyle, yaşadığı bu sürecin ne olduğunu bilemeyenlere, mobbing hakkında hem destek vermek hem de yol göstermek için Türkiye’nin ilk Mobbing Bilgilendirme ve Araştırma Destek Merkezi’ni kurdu. Tamamı gönüllü çalışan 5 koç, 2 psikolog ve 1 avukatın mobbing mağdurlarına ücretsiz olarak destek verdiği merkezi şu ana kadar 20 kişi aradı. Arayanların hepsi beyaz yaka, iyi eğitimli, büyük şirketlerde çalışan kadınlar.
Mobbing mağdurları önce bilgi@mobbingdestek.com adresine mail atıp veya 0216 492 18 40 numaralı telefonu arayarak randevu alıyorlar. Haftada bir saat kendilerine tayin edilen koçlarla seanslara katılan mağdurlar yaşadıkları olayları anlatıyorlar. Koçlar yaşanan olayın mobbing olup olmadığını sorguluyor ve mağdur eğer isterse koçluk almaya devam ediyor veya gerekli görülürse psikoloğa yönlendiriliyor. Son aşamada kişi dava açmak niyetindeyse, merkezin gönüllü avukatından danışmanlık hizmeti alıyor. Merkez, başvuranların talebi halinde işyerine gidip aracılık hizmetinde bulunmayı yani yöneticilere ve ıK departmanına “haberiniz var mı sizin işyerinizde mobbing var” demeyi de öneriyor, ama henüz bunu kabul eden mobbing mağduru çıkmamış.
Mobbing Bilgilendirme ve Araştırma Destek Merkezi ileride mobbingle ilgili araştırmalar yapmayı, bir dava arşivi oluşturmayı amaçlıyor. Berkarda Koçluk, Eğitim ve Danışmanlık’ın kurucusu Çağlar Çabuk, sadece mağdurları değil, işvereni de bilgilendirmek istediklerini söylüyor: “Borçlar Kanunu’ndaki tasarı da yasalaşırsa işveren de tazminat ödeme yükümlülüğü ile karşı karşıya kalacak. Psikolojik taciz süreçleri için önlem almıyorsa işveren de mağdur duruma düşebilir.”

Mobbing Türk hukukunda
Avukata gidip mobbing davası açmak hiç de kolay bir süreç değil. Kişi hala şikayet konusu şirkette çalıştığı için veya işten ayrılmış olsa da diğer iş başvurularında açmış olduğu davanın sicilinde karşısına çıkacağını düşünerek dava açmaya kolay kolay yanaşmıyor. Bugüne kadar avukata gelenler ise ancak maddi ya da manevi tazminat davası veya haksız nedenle iş akdinin feshi davası açabiliyorlardı. Çünkü mobbing henüz yasalarda yoktu. Avukatlar, mobbingi maddi ve manevi tazminat davalarının içinde tanımlıyorlardı. Ama mobbing çok yakında yasada da yerini alacak. 25.12.2008 tarihinde komisyondan çıkan ve Meclis tarafından onaylanıp uygulamaya geçmesi beklenen Borçlar Kanunu Tasarısı’nın yeni halinde “ışveren, hizmet ilişkisinde işçinin kişiliğini korumak ve saygı göstermek, sağlığını gerektirdiği ölçüde gözetmek ve işyerinde dürüstlük kurallarına uygun bir çalışma düzeni kurmak, özellikle işçilerin psikolojik ve cinsel tacize uğramamaları, daha önce bu tür tacizlere uğramış olanların daha fazla zarar görmemesini sağlayıcı önlemler almakla yükümlüdür” (Madde 416) diyor. Böylece ilk kez psikolojik taciz sözü Türkiye’de kanunlara girmiş oluyor.
Türkiye’de mobbing kelimesinin Türk hukukunda ilk kez kullanımı ise Tülin Yıldırım davası ile olmuştu. 2006 yılında Jeoloji Mühendisleri Odasına (JMO) dava açan Tülin Yıldırım bu davayı Aralık 2006’da kazanarak ilk örneği oluşturmuştu. JMO tarafından Yargıtay’a itiraz edilen karar, yüksek mahkeme tarafından Temmuz 2008’de onanmış ve hukuki olarak mobbing davalarının önünü açmıştı. şimdi kanunlarda açık seçik yerini alacak olan mobbing konusunda diğer bir sorun tazminatlar.
Tülin Yıldırım açtığı davayı kazanmış ama sadece 1.000 TL tazminat alabilmişti. Merkezde gönüllü avukatlık hizmeti veren Nergis Özcan Türkiye’de manevi tazminat miktarlarının çok düşük olduğunu söylüyor: “ışverenin mobbing konusunda caydırıcı önlemler alması için çıkacak yasanın yanı sıra tazminatların da miktarının yükselmesi gerekiyor.” Özcan, mobbinge uğrayanlara şunları tavsiye ediyor: “Eğer hala aynı işyerinde çalışıyorlarsa mobbingi uygulayan kişilerin üstlerine başvursunlar. Mutlaka dava için yazılı deliller toplasınlar, çünkü davada şahit dinletmek çok işe yarasa da insanlar genelde bir yandan çalışıp bir yandan şahitlik etmek istemiyorlar.”

İşyerinde mobbing nasıl önlenir?
Yeni yasa taslağı mobbinge karşı önlem alınmalı, diyor ama nasıl önlem alınacağına değinilmiyor. Mobbing Destek Merkezi yetkilileri, şirketlerin öncelikle mobbingin ne olduğunu öğrenmeleri, hem kendilerinin hem de çalışanlarının bu konuda eğitim almaları gerektiğini söylüyorlar. Peki mobbingi önleme konusunda ıK departmanlarına ne tür görevler düşüyor. Yetkililer: “ıK departmanı, kendilerine gelen şikayetleri basit bir iki kişinin çekişmesi olarak görmemeli, hakikaten sistemli bir taciz olup olmadığını dinlemeli. Gerçekten o öyküde yerini tutmayan bir takım şeyler hissettiğinde soruşturmaya başlamalı. şikayetleri çok dikkatli dinlemeleri kesinlikle çok önemli. şirketler eksiklerine bakmalı, şirket kültürünün mobbinge uygun olup olmadığını sorgulamalı. şeffaf yönetim modelleri, çalışanların memnuniyeti üzerine kurulmuş yönetim sistemleri şirketleri   mobbingden koruyabilir. Ayrıca manevi tazminat miktarları artırılmalı” diyorlar. 

İntihara bile neden oluyor
İş yaşamında mobbing kavramı, ilk kez 80’li yılların başında İsveç’te yaşayan endüstri psikoloğu Heinz Leymann tarafından kullanıldı. Leymann, mobbingi “bir veya birkaç kişi tarafından, bir diğer kişiye sistematik bir biçimde, düşmanca ve ahlak dışı bir iletişim yöneltilmesi şeklinde ortaya çıkan psikolojik terör” olarak tanımlıyor. Mobbing üstünüzden gelebileceği gibi, çalışma arkadaşlarınızdan veya sizin altınızdaki kişilerden de gelebiliyor. Mobbingde amaç çalışanı yıldırıp işten uzaklaştırmaya çalışmak. Örneğin kişiye iş vermeyerek, onu yok farzederek ya da çok basit işler vererek, toplantılara çağırmayarak, masasını kuytu bir köşeye taşıyarak, onun başarısız olduğuna inandırarak ruh sağlığını bozmak  gibi. Mobbing intiharlara bile yol açıyor. Örneğin ısveç’te intiharların yüzde 10-15’ini psikolojik taciz nedenli intiharlar oluşturuyor.
Türkiye’de mobbing konusunda araştırmalar yapan ve İşyerinde Psikolojik Taciz (Mobbing) kitabının yazarı çalışma psikoloğu Prof. Dr. Pınar Tınaz, son kitabı Çalışma Psikolojisi ve Hukuki Boyutlarıyla İşyerinde Psikolojik Taciz’de süreç içinde mobbing kurbanlarının yaşadıklarını şu şekilde sıralıyor:
-Bireyde hastalık septomları ortaya çıkar, hastalanır, işe gelemez, işine son verilir.
-Stres yaşar ve buna bağlı olarak psikosomatik septomlar ortaya çıkar. Bazen ağır bir depresyon yaşar, intiharı düşünebilir ve hatta intihar girişimde bulunabilir.
-Rolünü geri rol olarak tanımlar ve ’beni aralarına almıyorlar’ der.
-Bir yandan suçlu olduğuna inanır, diğer taraftan her şeyi her zaman yanlış yaptığına inanır.
-Kendine güveni yoktur ve aynı zamanda genel bir kararsızlık içindedir.
-İçinde bulunduğu durumdan dolayı her türlü sorumluluğu reddeder veya her şeyden kendini sorumlu tutar.

Psikolojik tacizin sınıflandırılması
-İletişime yönelik saldırılar
-Amir, mağdurun kendini ifade etme olanağını sınırlar,daima sözünü keser
-Çalışma arkadaşları, kurbanın kendini ifade etme olanağını sınırlarlar
-Kurban azarlanır ve/veya küçümsenir
-Yaptığı işler ve özel yaşantısı sürekli eleştirilir
-Sessiz ve tehdit edici telefonlar alır
-Sözlü ve yazılı tehditlere maruz kalır
-Uzaklaştırıcı bakışlar ve davranışlar yöneltilerek kurbanla temas reddedilir
-Sosyal ilişkilere saldırılar
-Kurbanla konuşulmaz, herhangi bir söz yöneltilmez
-Çalışma arkadaşlarından uzakta bir ofiste ya da alanda çalışmak zorunda bırakılır
-Çalışma arkadaşlarının kendisiyle konuşmaları engellenir, sanki o yokmuş gibi davranılır
-Sosyal imaja saldırılar
-Arkasından konuşulur, dedikodu yapılır
-Gülünç duruma düşürülür
-Akıl hastası olduğuna dair kuşku yaratılır
-Psikiyatriste ya da psikoloğa gitmesi için ikna edilmeye çalışılır
-Fiziksel engeliyle alay edilir, yürüyüşü ya da konuşması taklit edilir
-Politik ya da dini inançlarına saldırılır
-Özel yaşamıyla, milliyetiyle alay edilir
-Onurunu zedeleyici işler yapmak zorunda bırakılır
-Yaptığı iş, yanlış ve yaralayıcı bir tarzda yargılanır
-Aldığı kararlardan şüphe edilir
-Küfür ya da aşağılayıcı sözler sarf edilir
-Kurbana karşı sözlü ve sözsüz cinsel talepler yöneltilir
-Mesleki ve özel konuma saldırı
-Mağdura iş verilmemeye başlanır
-İşini artık yaratıcı anlamda yapamaması için her türlü çalışma faaliyeti engellenir
-Kendisine anlamsız, uzmanlık alanının çok altında veya kendisine aşağılayıcı işler verilir
-Mağdurun beceriksizliğini ortaya koymak için kendisine yeteneklerinin çok üstünde işler verilir.

Sağlığa yönelik saldırılar
-Kurban, sağlığına zararlı işlerde çalışmak zorunda bırakılır
-Fiziksel şiddetle tehdit edilir
-Kurbana ders vermek amacıyla ufak bir şiddet (tokat veya itme gibi) hareketinde bulunulabilir
-Daha ağır fiziksel şiddete maruz kalmasına çalışılır
-Mağduru zarara sokmak için çeşitli girişimlerde bulunulabilir
-Evine veya işyerine zarar verilebilir
-Mağdura cinsel tacizde bulunulabilir

“Çalışma Psikolojisi ve Hukuki Boyutlarıyla ışyerinde Psikolojik Taciz” kitabından
Tüm şirketin verimi düşüyor
Mobbing Bilgilendirme ve Araştırma Destek Merkezi gönüllü psikologlarından Merve Tepeli Yürüten, mobbinge uğrayan kişinin bir süre sonra psikolojisinin bozulduğunu, iş performansının ve motivasyonun düştüğünü, işyerinde konsantrasyonunun azaldığını söylüyor: “Kişinin kendine olan saygısı, güveni olumsuz yönde etkileniyor, yavaş yavaş psikolojik rahatsızlıklar oluşuyor. Eğer işten ayrılmak gibi bir süreci seçtiyse, sonrasında yaşadığı ruhsal durum yeni işinde de performans düşüklüğü ve motivasyon kaybına neden oluyor. Mümkün olduğu kadar bunlar oluşmadan önce müdahale etmek gerekiyor ama kişi içinde bulunduğu durumda bunların çok farkına varamayabiliyor. Ya da bir şey yapamayacağını düşünüp, bununla yaşamaya başlıyor. Bunların sonucunda depresyon kaçınılmaz oluyor. Burada psikologlar devreye giriyor ama hastalık boyutundaysa bir psikiyatrın da desteğini almak gerekiyor. Bu da iş kaybı, performans kaybı ve tüm çalışanların böyle bir ruh hali içinde olmasına neden oluyor, dolayısıyla örgütün de psikolojisini bozuyor.”
Burcu ÖZÇELİK / Hürriyet İK