İş ve özel hayatın birbirinden çok da ayrılamayacağını, evdeki bir sorunun kolayca işe de yansıyabileceğini gören şirketler, çalışanları için anne baba koçluğu çalıştayları düzenliyor. Anne baba koçluğu veren Lifefocus’tan Figen Küçükkoner Kırca, çalışan annelerin çocuklarıyla bilfiil ilgilenemedikleri için hep suçluluk ve kaygı duyduklarını söylüyor: “Çalışan anneler en çok ev-iş dengesini sağlayamamaktan, çocuklarına ve kendilerine yeteri kadar zaman ayıramamaktan şikayetçiler. Eğer çözüm odaklı olur, olumlu bir bakış açısıyla hayatlarına bakarlarsa çok da güzel herşeyi yönetebildiklerini görüyorlar.”
Günümüzün stresli iş yaşantısında çalışanların en büyük sorunlarından biri de ev iş dengesini sağlayamamak. Özellikle çalışan annelerin en büyük kaygısı çocuklarına yeterince zaman ayıramıyor olmak ve işteki stresi eve yansıtıyor olmak. Çalışanlarının bu kaygısını sona erdirmek ve iş ve özel yaşam dengesinini sağlamalarına yardımcı olmak isteyen şirketler, çalışanlarına anne baba koçluğu eğitimi aldırıyor.
Eczacıbaşı’nda Pazarlama Departmanı’nda Marka İletişim Yöneticisi olarak çalıştığı dönemde koçlukla tanışan ve etrafında çalışan ebeveynlerin iş ve özel yaşam dengesini sağlayamamaktan duyduğu huzursuzluğu gören Figen Küçükkoner Kırca, İngiltere’deki The Parent Coaching Academy’de bu işin eğitimini alarak çalışanlara anne baba koçluğu vermeye başladı. 2 saatlik çalıştaylar ve seminerlerle iş ve özel yaşam dengesinin nasıl kurulacağına, çalışan bir anne olarak iş stresinin nasıl azaltılacağına yönelik eğitimler veren Kırca, şu ana kadar Garanti Faktoring, Pfizer, Siemens, Tellcom, Turkcell, Yapı Kredi çalışanlarına ve LG’nin hem çalışan hem de müşterilerine koçluk verdi.
Kırca, çalışan annelerin organizasyon konusunda çok iyi olduklarını, ama sürekli çocuklara ve işe odaklandıklarından kendilerine ve başka şeylere zaman ayırma konusunda eksik kaldıklarını söylüyor. Kırca’nın en sık duyduğu şikayet ise “hiç enerjimiz kalmıyor” oluyor. Kırca, “Günümüzde artık hepimiz çok yoğun bir şekilde çalışıyoruz. İş ev dengesi aslında herşeyin dengesi. İş belki çok fazla zaman alıyor, çocuğun bakımıyla bilfiil ilgilenemeyen anne kendini kötü hissedebiliyor. Niye çocuğumun yanında değilim diyerek suçluluk duyup, vicdan azabı çekebiliyor. Hep olumsuz duygular içine giriyor. Ama çalışan anne olmak kötü bir şey değil, sonuçta bu hayatın içinde olan bir şey, bu sizin tercihiniz. Çalışmasanız ne yapacaktınız? Bunun alternatifi ne diye sorduğumda aslında çok da bir şey çıkmıyor. Eğer çözüm odaklı olur, olumlu bir bakış açısıyla hayatlarına bakmaya başlarlarsa çok da güzel herşeyi yönetebildiklerini fark ediyorlar.”

Çocuğa iyi bir rol model olun
Çalışan annelere bir ayna tuttuklarını, hem sorunları hem de çözüm yollarını kendilerinin bulmalarını sağladıklarını söyleyen Kırca’nın düzenlediği çalıştaylardan bazı satır başları:
Çocuğa verilebilecek en önemli şey bir model olmak. En iyi örnek anne ve baba. Siz sağlıklı, mutlu bir birey olarak çocuğunuzun karşısında durmuyorsanız, o zaman çocuk karşısında doğru bir model görmüyor demektir. Eğer çalıştığınız için üzülüyor, kaygılanıyorsanız ve çocuğa sürekli, “Ah işte ben para için çalışıyorum. Bak şimdi gitmezsem müdürüm kızacak” gibi şeylerin arkasına sığınıyorsanız, çocuk hep karşısında zayıf, güçsüz bir figür görecek. Anne, kontrolün kendinde olduğunu, güçlü, sağlıklı, mutlu bir birey olduğunu çocuğa yansıtmalı. 
İş aile dengesini sağlamada çalışan kendi kendine stres yaratabiliyor. Bir yönetici asistanı bir gün “Benim yapabileceğim bir şey yok, o telefon açık olmak zorunda çünkü genel müdür beni her an arayabilir. Böyle olunca ben yeterince çocuğuma odaklanamıyorum, devamlı telefon çalacak diye bekliyorum” dedi. Müdürünüz sizi kaç kere bu şekilde aradı diye sorduğumda yanıtı “hiç” oldu ve o anda zaten sorunu çözmüş oldu. Kaygı mı gerçek mi, önce onun farkına varın.
Çocuklarımız için çok şey yapıyoruz ama acaba onların bireysel gelişimi için bir şey yapıyor muyuz? Eve gittiğinizde 5 dakika çocuğunuzun gözlerinin içine bakıp bir şey paylaşıyor musunuz? Bu çok büyük fark yaratacak, çocuğun değerli olduğunu hissettirecek.

Dengeyi bulacak olan sizsiniz
İş ev dengesini sağlarken çalışan anne olmanın o kötü psikolojisinden kurtulmak lazım. Ben bunu yapabilirim, çalışmak benim tercihim, bu bana çok şey katıyor, bunda hiç kötü bir taraf görmüyorum diyebilmeli. Karşımıza çıkan sorunlar illa ki olacaktır, çalışmasak olmayacak mı?
Çalışan anne şu kadar saat şunu yapmalı vs gibi yaklaşımları yanlış buluyorum, bu herkesin hayatına, bakış açısına, çocuğuyla ilişkisine göre değişir. Anne kendini ve çocuğunu iyi hissettirmek için ne yapması gerekiyorsa bunu hayata geçirmeli. Bir hafta boyunca seyahatte olabilirsiniz, döndüğünüzde onu telafi etmek için yapılacak şeyi en iyi siz bilirsiniz. O haftasonunu evde geçirmesi gerektiğini düşünüyorsa geçirecek. Bu dengeyi bulacak olan kendisi, olumlu ve çözüm odaklı bir psikolojiye bürünün.

Kendine vakit ayırmak lüks değil
Çalışan anneler hep iş hep çocuk derken bir süre sonra “yeter artık” diyebiliyor. Örneğin arkadaşlarıma da zaman ayırmak istiyorum, diyorlar, niye yapmıyorsunuz dediğimde “Zaten haftada bir gün çocuğumlayım, o bir günün bir kısmını da arkadaşıma ayırırsam suçluluk duyacağım” diyorlar. Peki o bir saati arkadaşınızla değil de çocuğunuzla geçirdiğinizde mutlu oluyor musunuz? diye sorduğumda “Eh işte, yani…” diyorlar. İnsanın kendine vakit ayırması bir lüks değil. Maalesef günümüzde bunu lüks olarak algılıyoruz.
İngiltere’de yapılan bir araştırma çocuk doğduktan sonra ebeveynlerin en çok sosyalleşme, eşle vakit geçirme ve maceracı olma konularında kayıplar yaşadıklarını gösteriyor. Yaptığım çalıştaylardan birinde annelerden çocuklarına somut bir randevu vermelerini istedim. Hepsi, “zaten bizim hayatımız çocuklar, başkasıyla randevulaşsak olmaz mı” dediler. Aslında şunu da fark ettiler ki çocuklarla yeteri kadar vakit geçiriyorlar, fakat başka şeyleri kaçırıyorlar.

Çocuğunuza sevmediği bir yemeği satabiliyor musunuz?
Zaman algısını değiştirmek lazım. Eve gittiğimizde “ya bugün de çocuğumu 1 saat göreceğim” değil, “yaşasın bir saat çocuğumlayım” denmeli. Öbür türlü “hay Allah bir saat hiçbir şeye yetmiyecek” diye düşündüğünüzde gerçekten de bir saat bir şeye yaramıyor.
İş ve ebeveynliği sanki birinden alınıp öbürüne koyacakmış gibi görüyoruz. Aslında ikisi de dengede olmak durumunda ama teknoloji nedeniyle ikisi birbirine çok karışıyor. Bunun farkında olmak lazım ama bireysel olarak da işte iş, evde evi yapabilmek lazım. İşe gittiyseniz artık çalışan olmalısınız, ev evde kaldı, içiniz rahat çocuğunuzu bıraktınız. Eve geldiğinizde de yüzde 100 anne baba olmak zorundasınız. Tabii ki arada telefon gelecek, arada evde çalışmanız gerekecek ama çocuğunuza ayırdığınız o vakitte yüzde 100 ona odaklanmalısınız. Diğer işteki bir takım yetkinliklerimizi eve taşıyabiliriz. Mesela bir pazarlamacı olarak çocuğumuza sevmediği bir yemeği satabiliyor muyuz? Ya da bir reklamcıysak eğer, hiç çocuğumuzla yeni bir oyun icat ettik mi?
Burcu ÖZÇELİK / Hürriyet İK