2008 yılında dünya genelinde 4 bin civarında büyük çaplı şirket satınalması ve birleşmesi yaşandı. Türkiye’de çoğunlukla enerji, finans ve hizmet sektörlerinde olmak üzere 172 satınalma ve birleşme oldu. Önümüzdeki dönemde başta Almanya ve İngiltere olmak üzere çok sayıda ülkede birleşmelerin beklendiğini söyleyen insan kaynakları danışmanlık firması HILL International’ın CEO’su Dr. Othmar Hill, şirketlere, birleşme sürecinde yüksek potansiyele sahip kişileri ellerinde tutmalarını ve iç iletişime önem vermelerini tavsiye ediyor. 
Şirket satınalmaları ve birleşmeleri, kriz nedeniyle Avrupa’nın en önemli gündem maddesini oluşturuyor. 2008 ve 2009 yılı önemli satın alma ve birleşmelere şahit oldu. Dünyada finans alanında Merill Lynch’in Bank of America tarafından satın alınması, Fransız BNP Paribas’ın Fortis Bank’ı satın alması gibi. İlaç sektöründe Merck, Schering Plough’u; Pfizer, Wyeth’ı; Sanofi Aventis, Zentiva’yı satın aldı. Türkiye’de Enerjisa, Başkent Elektrik’i devraldı. Son olarak Opel’in hisselerinin bir kısmı Kanadalı otomotiv devi Magna tarafından satın alındı. Bu büyük isimlerin yanı sıra birçok orta büyüklükte şirket anlaşmalar yaptı. Tüm bu birleşme ve satın almaların birçoğunun entegrasyon süreçleri başlamak üzere veya devam etmekte. Peki iki şirket birleşince çalışanlara ne oluyor? Önümüzdeki yıl ne tür satın almalara tanıklık edeceğiz? Geçtiğimiz Cuma Hill Yönetim Forumu için İstanbul’a gelen insan kaynakları danışmanlık firması HILL International’ın CEO’su Dr. Othmar Hill ile şirket satın almalarını ve krizde Türkiye’yi nelerin beklediğini konuştuk. 2008 yılında dünya genelinde yaklaşık 4 bin civarında büyük anlaşma gerçekleştiğini söyleyen Hill; “Türkiye’de 172 satın alma ve birleşme oldu. Türkiye’deki işlem çoğunlukla enerji, finans ve hizmet sektörlerinde yoğunlaştı. 2009 sonunda ve 2010 yılı boyunca Almanya ve İngiltere’de çok sayıda satın alma ve birleşme bekliyoruz” diyor. 

Satınalma ve birleşmeler çalışanları nasıl etkiliyor?
Satınalma ve birleşmeler ancak çok detaylı finansal ve hukuksal değerlemeler ve durum tespitleri sonrasında mümkün oluyor. Ancak zaman zaman finansal ve hukuksal konulara yoğunlaşırken bazı hassas faktörler ihmal edilebiliyor. Bir şirket satınalmasında veya birleşmesinde satın alınan veya ortak olunan şirketin yönetim ekibi, insan kaynağı ve süreç boyunca iletişimin doğru sağlanması en çok dikkat edilmesi gereken hususlardandır. Hiçbir zaman unutmamalıyız ki organizasyonlar insanlardan oluşur ve iki şirket birleşirken insanlar işin en önemli ve en zor kısmını oluşturur.
İK departmanına bu dönemlerde nasıl görevler düştüğünü sıralar mısınız?
Öncelikle çok hızlı bir şekilde yönetim ekibinin değerlendirilmesi yapılmalı.
Şirketteki en önemli oyuncular belirlenmeli.
Şirketin insan kaynağı sermayesi genel olarak değerlendirilmeli, bu değerlendirmeye mevcut kontratlar, duyurulmuş olan açık pozisyonlar, sendikalar ile ilişkiler vb birçok konu dahil edilmeli.
Satınalma veya birleşme uluslararası ise mutlaka kültürel faktörler ve farklılıklar ele alınmalı.
Yeni yönetim hızlı bir şekilde devreye girmeli.
Entegrasyon ekibi oluşturulmalı ve süreç için hazırlanmalı.
Önemli oyuncuların elde tutulmalı.
Çalışanlar yeniden konumlandırılmalı.
Yapılandırılmış bir değişim yönetimi süreci başlatılmalı ve tüm süreç boyunca stratejik ama açık iletişim sağlanmalı.

Satınalmalar ve birleşmelerde kimler işini kaybediyor?
Tabi ki çalışanlardan bazılarının işlerini kaybetmesi söz konusu. Bu ister istemez şirkette bir rekabet ortamına neden olabiliyor. Tüm süreçlerin çok adil bir şekilde yürütülmesi, kriterlerin çok objektif olması gerekiyor. Panik havasını engellemek için çok kuvvetli bir yönetim ekibi ile ve doğru şekilde iletişim kurulması gerekli. Açık ve doğru iletişimi sağlayabilmek çok önemli. Panik havasını önlemekte veya yok etmekte üst yönetime ve özellikle de İK yöneticilerine çok önemli bir rol düşüyor.

Satınalma ve birleşme trendini kriz nasıl artırdı?
Son birkaç ayda nakit darlığı ve şirketlerin satınalma kredisi bulmakta zorlanması nedeniyle anlaşmaların sayısında önemli bir düşüş oldu ancak 2009 sonunda tekrar artmasını bekliyoruz ve 2010 boyunca da hızlı bir şekilde devam edeceğini düşünüyoruz. Türkiye’de önümüzdeki günlerde enerji sektöründe hareketlilik ve anlaşmalar devam edebilir.

Şirket birleşmeleri ve satınalmalarını en çok hangi ülkelerde ve sektörlerde göreceğiz?
Şu an için 2009 sonunda ve 2010 yılı boyunca Almanya ve İngiltere’de çok sayıda satınalma ve birleşme bekliyoruz. Sektörler konusunda ise çok net bir trend yok. Krizden çok etkilenen sektörler fırsatları içinde barındırıyor tabii. Birçok önemli şirketin kriz nedeniyle satınalma değerleri düşmüş durumda ancak mevcut finansal kriz ve likidite problemi nedeniyle bu fırsatlar değerlendirilememekte. Anlaşmalar için finansal kaynak yaratmakta zorlanan şirketler istedikleri birleşme ve satın almaları gerçekleştiremiyorlar. Diğer yönden şu anda en kuvvetli sektörler hızlı tüketim, perakende, enerji, mühendislik/makine üretimi ve telekomünikasyon. Bu sektörlerde daha çok hareket görülebilir.

Türkiye’de güçlü kadınlar görevde
Siz, kriz döneminde Türkiye’yi nasıl değerlendiriyorsunuz?
Türkiye gelecek vaat eden ve gelişmeye çok açık bir pazar. Türkiye’deki şirketler birçok Orta ve Doğu Avrupa ülkesindeki şirketlere nazaran çok daha profesyonel yönetiliyor. Eğer Türk şirketleri bu yönetim kapasitelerini yabancılara gösterebilir ve kendilerini kanıtlayabilirlerse yurtdışından çok daha fazla yatırımcı Türkiye’ye gelecektir. Çünkü birçok yabancı yatırımcı sıfırdan bir şirket kurmaktansa burada mevcut başarılı işleyen ve yönetilen hazır bir şirketi satın almayı tercih ediyor.

Hangi özellikleriyle ön plana çıkıyor Türk yöneticiler?
Türkler çok girişimci, örneğin Ukrayna, Romanya ve Balkan ülkelerinde kesinlikle bu girişimci ruhu göremiyoruz. Risk almayı hiç sevmiyorlar ve girişimde bulunmak yerine bir şirkette uygulayıcı bir rolde çalışmayı tercih ediyorlar. Türkler kendi kendilerine yetmeye çalışan, çalışkan bir yapıya sahipler ve bu ülkenin geleceği açısından çok ümit verici.
Yine Türkiye’de yönetim kademelerinde çok başarılı ve güçlü kadınlar görev almakta. Bu da Orta ve Doğu Avrupa’da çok sık rastladığımız bir durum değil. Hatta Avusturya’da bile az rastlanan bir durum. Türk kadınları güçlü yönlerinin farkındalar ve kendilerine güveniyorlar.
Şirketlere şu dönemde başarılı olmak için neler tavsiye edersiniz?
İlk olarak gelecek 3 yıl için çok iyi bir stratejik plan yapmalarını ve danışmanlardan destek almalarını öneriyorum. Belki bir planları var ama koşullar o kadar hızlı değişiyor ki, bu değişiklik gerçekleşir gerçekleşmez aksiyon alıp iki günlük bir kick-off ile başlayarak önce stratejinizi revize etmek, sonrasında her hafta düzenli yönetim toplantıları ile 6-8 hafta içerisinde yeni ortama uyum sağlamak gerekiyor. İkinci olarak iyi bir İK stratejisine sahip olmalılar. Yüksek potansiyele sahip kişilerin şirketten ayrılmasına imkan vermemeliler ve şirketteki değerli bilgi birikiminin dışarı çıkmasını engellemeliler. Bu ancak doğru İK politikaları ile mümkün olabilir. Şirketteki yetenekleri belirlemek, bu yetenekleri eğitmek, geliştirmek, terfi ettirmek ve ödüllendirmek, motive etmek dolayısıyla elimizdeki saklı hazineyi ve potansiyeli ortaya çıkarmak çok önemli. İçerden yerleştirme yapmak  uzun vadede büyük kazanç sağlayacaktır.
Burcu ÖZÇELİK / Hürriyet İK