OECD 2006 istihdam raporuna göre, kadınların işgücüne katılma oranı OECD ülkelerinde ortalama yüzde 60. Türkiye ise yüzde 26.5 ile 30 OECD ülkesi içinde ’en kötü’ durumda olan ülke. Manpower’ın “Az Çalışılmış Çözüm: Kadınlar ve Yetenek Sıkıntısı” araştırmasına göre kadın istihdamının önündeki en büyük küresel engel esnek olmayan iş modelleri. 
İnsan kaynakları alanında hizmet veren Manpower’ın “Az Çalışılmış Çözüm: Kadınlar ve Yetenek Sıkıntısı” araştırması kadın istihdamına odaklanıyor. Kadınların tüm dünyada işgücünde heyecan verici atılımlar yaptılarını fakat kayda değer bir şekilde erkeklerin gerisinde kaldığını vurgulayan araştırmaya göre artık iş dünyasını iki trend yeniden şekillendiriyor: Hizmet sektörünün büyüyen hakimiyeti ve çalışan yaştaki nüfusun daralması. Bu iki trend birleşince küresel yetenek kısıntısının daha da artacağı ortaya çıkıyor, özellikle de mevcut mali krizden çıkmamızdan sonra. Resesyon uzun vadede meseleleri hafifletmiyor. Şimdi bile mühendislik, bilgi teknolojisi ve sağlık gibi servis sektörü alanlarında her seviyeden pozisyon boş kalıyor. Sorunu ele almak için, hükümetlerin ve şirketlerin iş güçlerini nasıl genişletebileceklerinin yollarını bulmaları gerekiyor. Bunu yapmak için de, resmi ekonomide acı verecek derecede kıt temsil edilen ve aslında çok büyük katkı sağlayabilecek belirli bir demografik gruba bakmaları gerekiyor: Kadınlar.
Kadınların işgücüne katılımlarının faydaları çarpıcı. OECD’nin bir raporuna göre, “Dünya kadın nüfusunun daha iyi kullanılması, ekonomik büyümeyi arttırabilir, yoksulluğu azaltabilir, toplumsal refahı çoğaltabilir ve tüm ülkelerde sürdürülebilir gelişmenin sağlanmasına yardımcı olabilir”. Kadınlar zaten göreceli olarak hizmet sektörü işlerine yerleşiyorlar bile ve eğer yapabilseler bunu daha da büyük sayılarla yaparlar. Ama onların katılımlarının önünde birçok engel var. Öncelikle modası geçmiş iş yapıları yeniden gözden geçirilmeli ve gerçek istihdam esnekliğine doğru adım atılmalı.

Hizmet sektörü kadınları bekliyor
İş dünyası bir dönüşümden geçiyor. Hizmet sektörü tırmanışına devam ettikçe, işçi ihtiyacı da büyüyerek artıyor. Ekonomistler, 2004 ile 2015 arasında, hizmet sektörünün en az 500 milyon kişiye yeni iş imkanları sağlayacağını, bunların büyük çoğunluğunun Asya’da ve on milyonlarcasının da Avrupa, Amerika kıtası ve Ortadoğu’da olacağını söylüyorlar. Bu arada gelişmiş dünya nüfusu yaşlanıyor ve işgücüne katılan genç insan sayısı azalıyor. 2015 itibariyle 34 yaşın altındaki işçi sayısı İngiltere’de yüzde 3, Fransa’da yüzde 11 ve İspanya’da yüzde 25 azalacak. Rusya’nın çalışan nüfusunun 2020’dan itibaren yüzde 10 azalması ve bu düşüşün yüzde 95’inden fazlasının 15-39 yaş grubundan gelmesi bekleniyor.
İtalya, Almanya ve Japonya da benzer şekilde ağır bir darbe alacak. Aslında gelişmiş dünyadaki hiçbir ekonomi bu eğilimden kaçamayacak. Avrupa, Amerika kıtası ve Asya’nın bazı kısımları ekonomik bir saatli bombayla karşı karşıya, büyümeyi çekecek olan işleri yapacak yeterince kalifiye işçi olmayacak. Bu nedenle kadın istihdam kaynağı çok daha önem kazanacak.

Gerçek anlamda esneklik
Manpower’ın araştırmasına göre kadın istihdamının önündeki en büyük küresel engel esnek olmayan iş yapıları: Birçok kadın, pazartesiden cumaya art arda her gün sekiz saat büroya bağlanamıyor. Onların işlerini nerede ve ne zaman yapacaklarını seçmelerine izin veren bir işe ihtiyaçları var. Pek çok şirket esnek zaman ve tele-çalışma gibi kadın dostu politikalar benimsedi ama bu girişimlerin çoğu 40 saatlik çalışma haftasının varyasyonu olmaktan öteye pek gitmiyor. Çalışma yasaları da bu demode konsepti destekleme eğiliminde.
Gerçekten esnek iş pratiği insanların kendi takvimlerini ayarlamalarına ve pratikte uygunsa bürodan kaçmalarına izin vermeli. Yeni işçi ihtiyacının en fazla olduğu hizmet sektöründeki işler genelde bu tür bir düzenlemeye olanak sağlayabiliyor. Ancak esneklik tek başına yeterli değil. İşverenler hálá haftada 45 saatlik çalışma modeli dışında yapılan işi daha az değerli görme eğilimindeler.
Diğer taraftan ücret eşitsizliği bir sorun olmaya devam ediyor. OECD ülkelerindeki kadınlar, erkeklerden yüzde 17 daha az kazanıyor. ABD’de bu fark yüzde 20,8’e çıkıyor.
Tabii hükümetler ve girişimler her şeyi yapamaz. Kadınların da inisiyatifi ele alması gerekiyor. Eğitim ve öğretim programlarında kadınlar o kadar büyük bir ilerleme kaydettiler ki, örneğin dünyanın dört bir yanında, erkeklerden daha fazla kadın üniversiteden mezun oluyor. Üniversiteden mezun olmayan kadınlar için de, özellikle de turizm ve sağlık gibi büyüyen sektörlerde yeterince fırsat var ve birçok kadın için, girişimcilik bir çözüm. Tüm dünyada, özellikle de gelişmekte olan bölgelerde kadın iş sahipleri iş kurallarını yeniden yazıyor ve ekonomileri yeniden şekillendiriyor.
Manpower’ın araştırması özetle ülkelerin ve şirketlerin gelişmesi için, kadınların işgücünde daha büyük rol oynaması gerektiğini vurguluyor. Küresel ekonomi ayağa kalktıkça aciliyet kazanması kesin olan yetenek sıkıntısı varken, daha fazla kadını çalışanların saflarına çekmedeki başarısızlık krize neden olabilir. Ama eğer kadınların katılım konusundaki cesaretini kıran engelleri ele almak üzere şimdi harekete geçmek bu durumu önleyebilir.

4 kadından 1’i iş gücüne katılıyor
Türkiye’de dört kadından sadece birinin işgücüne dahil olduğunu söyleyen Manpower Türkiye Genel Müdürü Ebru Coş, “Kadınların evlilik, çocuk yetiştirme gibi aile içi sorumluluklara bağlı olarak 25-29 yaşlarından itibaren çalışma hayatından geçici veya kalıcı olarak ayrılma eğilimi gösterdiklerini görüyoruz. Kadınların iş gücüne katılımı 25 yaşına kadar artıyor. 25-30 yaşlarında evlenip çocuk sahibi olunması ile birlikte kadın işgücü piyasasından çekiliyor ve çocuğunu büyütmeyi tercih ediyor. 30’lu yaşların ortasında ise kadın çocuğunu büyütüp tekrar iş hayatına dönüyor ve kırklı yaşların sonlarına kadar çalışıyor. Kadınların eğitim seviyesi yükseldikçe işgücüne katılım oranı ve çalışma hayatında kalma süreleri artıyor. Eğitim seviyesi düşük ve belirli bir işte uzmanlaşma sağlayamayan kadınlar, niteliksiz işlerde, çoğunlukla kayıtdışı sektörlerde ve düşük ücretlerle çalışmak durumunda kalıyorlar; bu durum kadınları çalışmaktan kolayca vazgeçiriyor.
Türkiye’de kadınlar bazen kazandıkları paranın sadece bakıcı veya yuva parasına yettiğinden hareketle evde oturmayı tercih ediyorlar. Türkiye’de kadının işgücüne katılmasını engelleyen faktörlerin önemli biri de çocuk ve yaşlı bakım hizmetlerinin yetersizliği. Buna İstanbul gibi uçsuz bucaksız bir metropolde ev ile işyeri arasındaki mesafelerin uzaklığı, trafik, ücretlerin erkeklerden daha düşük tutulması, bazı sektörlerde sosyal güvenceden yoksun çalışmak, evdeki sorumlulukları nedeniyle işten vaktinde ayrılmak zorunda olmalarından ötürü işyerinde statü ve terfi kazanmalarının daha güç olması gibi olguları da eklediğimizde ortaya maalesef yüzde 26,5 gibi düşük bir kadın istihdam oranı çıkıyor” diyor.
Burcu ÖZÇELİK / Hürriyet İK

Reklamlar