Bağımsız denetim, vergi, kurumsal finansman ve danışmanlık firması Ernst & Young, krizden çıkışın yolları konusunda girişimcilerin görüşlerini alıp, ’Ekonomik Kriz mi? Fırsat mı? Dünyada Önde Gelen 35 Girişimcinin Görüşleri’ adlı bir çalışma hazırladı. Girişimciler, mevcut ekonomik ortamı yeni fikirler ve yeni iş modelleri geliştirmek için benzersiz bir fırsat olarak görüyor. 
Ernst & Young, bu yıl düzenlediği Dünya Yılın Girişimcisi yarışmasında çeşitli ülkeleri temsil eden 35 ödül sahibi girişimciye, mevcut ekonomik koşullarda aldıkları önlemleri, hükümetlerin mali destek paketleri hakkındaki görüşlerini ve girişimciliğin yanı sıra, dünya ekonomisine yönelik gelecekle ilgili öngörülerini sordu. Girişimcilerin söyledikleri özetle şöyleydi:
* Doğuştan olsun veya olmasın, girişimcilerin içsel olarak farklı düşünme, mevcudu sorgulama ve gerçek anlamda olağanüstü kişileri çevrelerine toplama becerileri bulunuyor.
* Dünya çapında yaşanan resesyon dönemi, büyüme ve inovasyonlar için benzersiz fırsatlar sunuyor.
* Hükümetlerin mali teşvik vermeleri yerinde bir uygulama; ancak paketlerin demode iş modelleriyle faaliyette bulunan büyük kuruluşları desteklemesi konusunda soru işaretleri var.
* Dünya ekonomisinde zedelenmiş olan güven ortamını tekrar oluşturabilmek için yeni düzenlemeler yapılmalı.
* Girişimciler, dünya ekonomisinin canlanmasına yardımcı olacak yatırımları gerçekleştirmeye ve risk almaya kendilerini hazır hissediyorlar.
* Raporu yorumlayan Ernst & Young Genel Müdürü Osman Dinçbaş, dünyanın çok çeşitli yerlerinden gelen girişimcilerin, her birinin ayrı bir başarı hikayesinin, kendine has görüşlerinin ve farklı deneyimlerinin olmasına karşın bazı ortak özellikleri olduğunu söylüyor: <B>”</B>Öncelikle belirsizliklere ve potansiyel başarısızlıklara göğüs germe isteği, inatçılık, kolay pes etmeme, henüz karşılanmamış olan ihtiyaçları görebilme yeteneği, aynı misyon duygusuna sahip kişileri işe alma becerisi, yeni fikirlere hep açık olmak ortak özellikleri. Başarılı girişimcilerin büyük çoğunluğu yaşanan resesyon dönemlerini büyüme ve inovasyon için bir fırsat olarak değerlendiriyor.”

Girişimcilerin ekonomik ortamla ilgili  görüşleri ise şöyle; 
Sıkıntılı dönemler fırsat yaratıyor: Ödül sahipleri, mevcut ekonomik ortamın yeni fikirler ve yeni iş modelleri geliştirmek için benzersiz bir fırsat olduğunu söylüyor. Ekonomik sıkıntı yaşanan dönemlerde, girişimciler verdikleri hizmetleri daha yakından değerlendirmek, rekabet avantajı yakalayacakları yolları belirlemek ve bütçede neyin kesinlikle gerekli olduğunu incelemek zorunda kalabilirler. Örneğin görüşü alınanlardan Belçika’da dünyanın en büyük oyun kağıdı üreticisi Cartamundi isimli şirketin sahibi Chris van Doorslaer, krizle birlikte inovasyona ağırlık verdiklerinin altını çizerek, “Kriz başladığında organizasyonda ’Üst Düzey İnovasyon Yöneticisi’ pozisyonu oluşturduk ve bir kişiyi bu göreve atadık. Salt yeni ürün geliştirme ile ilgilenen çalışanlarımız hálá işlerinin başındalar” diyor.
Ekonomik büyümenin duraklaması ile özellikle yeni yatırımlar için elverişli bir ortamın oluşabileceği görüşüne yer verilen raporda, Finlandiya’nın önde gelen madencilik ve tünel ekipmanı üreticisi Normet Group’un Yönetim Kurulu Başkanı Said Aaro Cantell, “İşinizi, süreçleri, yeni ürün ve hizmetler ile müşteri ilişkilerini geliştirmek için daha çok zamanınız oluyor” diyor.
Hükümetlerin devreye girmesi: Tahmin edileceği üzere, girişimciler hükümetlerin ekonomik hayata dáhil olması karşısında ihtiyatlı bir tutum sergiliyorlar. Piyasaya etki eden büyük kuruluşlara karşı çıkılıyor veya varlıklarından rahatsızlık duyuluyor. Buna rağmen, hükümetler tarafından yapılan düzenlemeler tümüyle olumsuz olarak değerlendirilmiyor. Dünya Yılın Girişimcisi yarışmasının ödül sahipleri, hükümetlerin yürüttüğü dengesiz veya etkin olmayan düzenlemelerin işe yaramadığı kriz ortamında, adil ve istikrarlı piyasalarda güvenin yeniden tesis edilmesini ve akılcı düzenlemelerin öneminin vurgulanmasını en kritik adımlardan biri olarak görüyorlar.
Endonezyalı girişimci Haryanto Adikoesoemo bu konudaki görüşlerini şu sözlerle ifade ediyor: “Tümüyle serbest olan piyasalar da çok tehlikeli. Evet, hükümet girişimcilerin serbest bir ortamda büyümelerine izin vermelidir, ancak aynı zamanda gelişmelere ilgisiz kalmamalı ve etkin düzenlemeler yapmalıdır.”
Hükümetlerin koordineli bir biçimde mali teşvik sağlamalarını birçok girişimci doğru bulmakla birlikte, yapılanların yetersiz olduğu düşünülüyor. Japonya’da Weathernews adlı şirketin kurucusu Hiroyoshi Ishibashi, “Para tek başına hiçbir şeyi harekete geçirmiyor. Ekonominin canlanmasını istiyorsak, iş adamlarını cesaretlendirmeliyiz, bunun için de piyasaya daha çok para sürmek yeterli değildir” diyor. 

Ekonomik kriz ne zaman bitecek?
Raporda, belki iyimser yapıları nedeniyle dünya ekonomisini çok gerçekçi bir yaklaşımla değerlendiremeyen katılımcıların, genel olarak mevcut ekonomik krizden endişe duymadıkları belirtiliyor. Bu kapsamda, ekonominin gerçekten tahribata uğradığını düşünenler bile, çıkan fırsatların uğranılan zararları fazlasıyla kapatacağını ifade ediyorlar. Örneğin Yeni Zelandalı girişimci Michael Hill, “Sanki bütün güçsüz ağaçları deviren ve sadece güçlüleri bırakan çetin bir fırtına üzerimize doğru geliyor” diyor.

Girişimcilik ruhu neler gerektirir?
İlham kaynağından esinlenmek: Birçok girişimcide inovasyon ve risk alma dürtüsü genelde küçük yaşlarda ortaya çıkıyor. Örneğin, Polonya’da video oyunları geliştiren ve Orta ve Doğu Avrupa’da dağıtımını yapan öncü şirketlerden CD Projekt’in kurucu ortakları Marcin Iwinski ve Michal Kicinski lise yıllarında tanışmışlar. Video oyunlarına çok düşkün olan iki arkadaş okul bittikten sonra en çok sevdikleri işi yapmaya karar vermişler ve önce oyunların dağıtımını ve satışını yaparak işe başlamış, daha sonra geliştirme işine girmişler. 
Girişimcilere göre önemli olan, bilinen sorunları yeni bir bakış açısıyla ele alabilmek. Yunanlı Vassilios Katsos’un ifadesiyle: “Dünyamızda yeni fabrikalara değil, yeni fikirlere ihtiyaç var. Piyasada büyük bir inovasyon eksikliği yaşanıyor.” 
Farklı düşünmek: Herkesin yaptığını tekrarlamanın yeterli olmadığını bilmek girişimciliğin özünü oluşturuyor. Küçük şirketler farklılaşarak ve piyasaya gerçek anlamda özel bir şey sunarak büyüyebilirler. Halen Endonezya’da bir kimyevi madde dağıtım şirketi olan Haryanto Adikoesoemo, işini kurmadan önce yabancı rakiplerinden daha akıllı, daha ucuz ve daha iyi olması gerektiğini görmüş. Daha sonra pazar araştırması yapan ve hiçbir rakibinin sunamadığı ürün ve dağıtım kanallarıyla piyasaya giren Adikoesoemo, Asya’nın rekabetçi kimya sektöründe en büyük şirketlerden birinin sahibi olmuş.
Ekip kurmak: Dünya Yılın Girişimcisi yarışmasına katılanlar da, ’ekip kurmanın’ büyümeyi sağlayan en önemli faktörler arasında yer aldığını ifade ediyorlar. Çek Vladimir Kovar’ın ifadesiyle: “Gençleri ve dáhileri işe almaktan korkmuyorum. Belki bir süre önce Çek Cumhuriyeti’ndeki en iyi programcılardan biriydim, ama şimdi değilim.” Kovar ve diğer girişimciler için yetenekli kişileri işe almak, gelecekteki büyümeye güven duyulduğu anlamına geliyor ve onlar çalışanlarının ileride kendilerinden daha başarılı olmalarını ümit ediyorlar.
Burcu ÖZÇELİK / Hürriyet İK