GEA (mitolojide toprak ana alamına geliyor) Arama Kurtarma Ekibi, 17 Ağustos Marmara depreminin 10’uncu yılında yani yarın Kurumsal Acil Durum Yönetimi Sempozyumu’na ev sahipliği yapıyor. Bu yıl ikincisi düzenlenecek olan sempozyumun ana konusu, kurumların depreme ne kadar hazır oldukları. 
Bugüne kadar Türkiye’de ve yurtdışında 38 operasyonda yer alan GEA Arama Kurtarma Ekibi, aynı zamanda okullara ve şirketlere de depremle birlikte yaşam, acil durum yönetiminin esasları, korku-panik, acil durum takımlarının kurulması, kriz yönetimi ve dekorasyon konularında eğitimler veriyor. GEA Koordinatörü Umut Dinçşahin, kurum eğitimlerinde işe yönetim ekibini ikna ederek başladıklarını söylüyor: “Bir firmada yönetim kurulu desteklemiyorsa gitmiyoruz, kimi zaman ikna etmek için yalvarıyoruz. Bir firmanın en büyük gücü insan gücü, masalar yerine konur, yangında ilk kurtulacak dosyalar da yerine konur, ama insanı yerine koyamazsınız!”

Evlenenlere yangın tüpü götürün
Türkiye’de bir afet olduğunda GEA, Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı’na, yurtdışında bir afet olduğunda ise Birleşmiş Milletler’e bağlı olarak çalışıyor. Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı geçen yıl Başbakanlığa bağlandı ve bu sayede afet hizmetleri tek çatı altında toplanmış oldu. Tüm hizmetlerin tek elden yürütülmesi açısından bu çok olumlu bir adım olarak kabul ediliyor.
Diğer taraftan son dönemde kurumlarda da depreme karşı bir bilinç oluştuğu gözleniyor. “Şirketler, çalışanlarına önce bilinçlendirme eğitimleri vermeli” diyen Dinçşahin, planlamanın önemine dikkat çekiyor: “Acil durum yönetiminin 4 aşaması var: Zarar azaltma, hazırlık, müdahale ve iyileştirme. Zarar azaltma ve hazırlık aslında risk yöntemidir, müdahale ve iyileştirme ise kriz yönetimine girer. Zarar azaltmada dekorasyon analizi yapıyorsunuz. Mesela, sen şimdi Türkiye’de yaşıyorsun, işyerine kalkıp camdan bloklar yapıyorsun ama senin yaşadığın ülkenin bir afet gerçeği var. Senin şirketinde yüksek dolapların olması uygun değil, bel hizasında dolaplar olacak. Türkiye’de yaşıyorsun; çıkışı kapatan dolaplar, yukarıdan sarkan avizeler olmayacak. O yüzden biz gittiğimizde şirketlere dekorasyon değişikliğini öğretiyoruz.”
Risk yönetiminde yapılması tavsiye edilen bir diğer uygulama da tüm çalışanların verilerinin toplanması. Örneğin, GEA, JTI’a bu konuda destek vermiş. JTI’da çalışan tüm personelin ev adreslerinin, ev krokilerinin (kişinin yatak odasını vs çizdiği çok basit krokiler) temin edilmesi ve bu dökümanların iki merkezde toplanması sağlanmış. Dinçşahin, bu uygulamanın çok ciddi bir şekilde personel bağlılığını da beraberinde getirdiğini söylüyor.
İnsanların işyerlerinde de deprem çantaları oluşturmalarının şart olduğunu söyleyen Dinçşahin, “Bir şirket yılbaşı hediyesi verecekse fener versin, arkadaşınız evleniyorsa götürün ona bir tane yangın tüpü” diyor.
Büyük kurumsal firmalarda herkesin depremi ve acil durum yönetimini çok ciddiye aldığını söyleyen Dinçşahin, “Ama iş ağırlıklı olduğu için bazı firmalar hiçbir şey yapmayabiliyorlar. İş çok önemli ama firmalar en önemli kaynaklarının insan kaynağı olduğunu fark etmeliler” diyor.

JTI’da herkes birbirinden sorumlu
Şirketlerde yapılan tatbikatların daha gerçekçi hale gelmesi, şirketlerin içinde kriz yönetim merkezlerinin kurulması, lojistik ve altyapı sistemlerinin oluşmaya başlaması olumlu gelişmeler olarak kabul ediliyor. Ayrıca, birçok firma artık taşınırken analiz yaptırıyor.
Dinçşahin, JTI ve Unilever’de acil durum iletişim zincirleri kurduklarını söylüyor: “Personel haberleşme ağları kuruldu. Mesela acil bir durum sonrası kişiler birbirlerini kontrol ediyorlar. Bir departmanda çalışanlar birbirlerini arayarak, mesaj atarak kontrol ediyor, böylece herkes birbirinden haberdar oluyor.” Genelde uluslararası şirketlerin deprem ülkesi olmadıkları için depreme çok inanmadıklarını söyleyen Dinçşahin, “Sizin şirket merkeziniz İsviçre ise sizin için deprem nedir ki? Türkiye gibi bir ülkede bulunan şirketin depremi birinci sıraya koyması gerekiyor. Her ülkenin kendine has sosyolojik ve psikolojik unsurları var” diyor.

Acil durum başkanlığı kuranlar var
Acil durumda koordinasyon sağlamak insan kaynaklarının görevi. Bazı şirketler ise acil durum yönetimi birimleri kuruyorlar, hatta ayrı bir departman olarak acil durum yönetimi başkanlıkları kuranlar bile var. Birkaç firmada olan bu departmanı kuranlardan biri de Ülker.

Deprem öncesinde ve sonrasında yapılması gerekenler
*
Evinizde ve işyerinde düzenli tatbikat yapın
* Eşyalarınızı sabitleyin
* İlkyardım çantası hazırlayın
* Dekorasyonu yeniden gözden geçirin, özellikle işyerlerinde dolaplar bel hizasında olmalı ve çıkışı kapamamalı. Cam kolonlar, tepeden sarkan avizeler çok tehlikeli.
* Şirkette acil durum yönetim ekipleri kurun
* Deprem sırasında yapılan en büyük hata kaçmak. Kaçmak hayatını kaybetmek demektir. Kaçtığınız zaman üzerimize düşen unsurlara açık hale geliyorsunuz.
* Merdivenlerden ve balkonlardan uzak durun, pencereden atlamayın.
* Deprem anında uygun bir yerde hemen cenin pozisyonu alın, depremin bittiğinden emin olana kadar bulunduğunuz yerde sabit kalın.
* Kontrollü ve ivedi bir şekilde dışarıya çıkmaya çalışın.
* Şirketlerde kontrol ve tahliye ekipleri olmalı. Kontrol ekibi, binanın içini kontrol eder, kişinin durumuna bakar ve bu binanın acil durum yönetim sorumlusuna haber verir, ondan sonra tahliyeye başlar. Bu yapıldıktan sonra aşağıda sayım yapılır, eksik var mı, kim binada kim dışarıda diye bakılır. Kayıp insan varsa arama-kurtarma ekipleri geldiğinde o kişilere bilgi verilir.

Acil durum yönetimi sempozyumu
GEA Arama ve Kurtarma Ekibi, Marmara depreminin 10’uncu yılında 17 Ağustos’ta (yarın) II. Kurumsal Acil Durum Yönetimi Sempozyumu’na ev sahipliği yapıyor. The Marmara’da yapılacak sempozyumda, kurumların karşı karşıya oldukları riskler ve acil durumların yönetimi ele alınacak. Açılış konuşmalarını Türkiye Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanı Hasan İpek ve GEA Koordinatörü Umut Dinçşahin yapacak. Floransa Üniversitesi’nden David Alexander, İngiltere Bournemouth Üniversitesi Afet Yönetim Merkezi Müdürü Richard Gordon ve JTI İnsan Kaynakları Direktörü Ece Süeren Ok da bilgi ve deneyimlerini aktaracaklar. Katılım için 0216 342 48 48

 Gönüllüler nasıl çalışıyor?
GEA, 1994 yılında Yüksektepe Kültür Derneği’nde felsefe ve psikoloji çalışmaları yapan gönüllüler tarafından kuruldu. GEA’nın ilk işi 1996’da Kırıkkale’de meydana gelen bir fabrika patlaması oldu.  Yurtiçinde ve yurtdışında çeşitli eğitimlerden geçen GEA ekibi, 1999 senesinde Marmara depremine, 2000 senesinde Düzce depremine ardından Hindistan ve El Salvador depremlerine müdahale etti. Akabinde Fas, Cezayir, Afyon, Bingöl depremlerinde, HSBC Bank ve İngiliz Konsolosluğu’ndaki patlamalarda arama kurtarma çalışmaları yapan ekip, elde ettiği bilgi ve birikimi aynı zamanda şirketlere de aktarıyor.
17 Ağustos’tan sonra hayatlarında çok şeyin değiştiğini söyleyen GEA Koordinatörü Umut Dinçşahin, “Enkaz altından birisini kurtardıktan, birine yardım ettikten sonra artık hayatımız aynı olmuyor. Bir ya da iki kişi için gidiyorsunuz genelde. Bu çok enteresan bir duygu, aynı olmuyor hayat sizin için. Hayatın anlamı nedir diye baktığınızda bir Çin atasözünde de dediği gibi “Gül veren elde gül kokusu kalır” (Konfiçyus)”
GEA ilk kurulduğunda ekibin tamamı öğrencilerden oluşuyordu, şimdi ise ekipte doktor, işçi, çalışma ekonomisti, genel müdür, insan kaynakları direktörü, öğrenciler gibi her biri farklı meslekten 358 kişi var. Üyelerin ortalama yaşı 32; yüzde 45’i kadın, yüzde 55’i erkek. Ekiptekiler, böyle bir arama kurtarma ekibi içinde olduklarının bilgisini daha ilk başta şirketlerine veriyorlar, şirketler de bunu destekliyorlar.

Şirkete ve insan kaynaklarına düşen görevler 
II. Kurumsal Acil Durum Yönetimi Sempozyumu’na konuşmacı olarak katılacak olan İngiltere Bournemouth Üniversitesi Afet Yönetim Merkezi Müdürü Richard Gordon, kurumların, personellerini, taşeronlarını ve personellerinin aileleri ile en yakındaki toplulukları gözetmekle görevli olduklarını söylüyor: “Kurumların tüm departmanları içine alacak şekilde kurum hiyerarşisi içinde afetlerin nasıl yönetileceğini tanımlayan açık strateji politikaları olmalı. ”
Birçok kurumda insan kaynakları departmanının kurumun afet yönetim politikası ve stratejisi için bir odak noktası olduğunu söyleyen Gordon, göz önüne alınması gereken kilit soruları şu şekilde sıralıyor:
* Risk azaltma konularından kurumunuzda kim sorumlu? Ne yapılacağına kim karar veriyor?
* Hangi yollarla işçiler ve taşeronların, olmayı bekleyen kazaları, tanımlaması ve raporlaması teşvik ediliyor?
* Kurum yerel toplantılara katılıyor ya da temsil ediliyor mu?
* Yerel Acil Durum Planlama Sorumlusu’nu biliyor musunuz?
* Yerel Acil Durum Planlama Sorumlusu sizin planınızı gördü mü?
* Kurumunuzda bir kriz durumunda kullanılabilecek özel becerilerin ya da imkanların bir envanterini çıkardınız mı? (Örneğin bilinen diller, ilkyardım, çağrı merkezi imkanları, dini gelenekler, hayvanların bakımı, kablosuz internet, altyapı…)
* Yerel yöneticiler geniş çaplı bir yerel olayda sizin kurumunuzda var olan imkanları biliyor mu?
* İletişim ve IT sistemleriniz kendini ne kadar çabuk toparlayabilir?
* Ne kadar hızlı bir şekilde taşınabilirsiniz? (iş devamlılığı için)”
Burcu ÖZÇELİK / Hürriyet İK

 

Reklamlar