Yaptığınız sporun size iş hayatında da farklı özellikler kattığını düşünmüş müydünüz hiç? Sizi daha zinde ve daha sağlıklı yapmanın yanı sıra, her spor dalı size farklı bir yetkinlik kazandırıyor. Örneğin, okçuluk yapanların dikkatlerini toplama, yelken yapanların hızlı karar alma ve değişime hemen adapte olma, basketbol ve futbol oynayanların takım olma özellikleri gelişiyor. Belki farkında değilsiniz, ama spor yaparken edindiğiniz bu tür yetkinlikler iş dünyasında da çevrenizle olan ilişkilerinizde de çok işinize yarıyor. 
Spor, sadece özel hayatınız için değil, çalışma hayatınız için de büyük önem taşıyor.
Spor daha sağlıklı, enerjik, verimli olmanızı sağlamakla kalmıyor, aynı zamanda çalışma hayatınızda size fayda sağlayacak pek çok yetkinlik de kazandırıyor. Bu yetkinlikler yapılan spora göre değişiyor. Örneğin okçuluk yapanların konsantrasyon yeteneği artıyor; paraşüt yapanlar sınırları aşıyor, korkularını yeniyor ve kendine güvenmeyi öğreniyor; yelken, ekip ruhu ve hızlı karar almayı, yakın dövüş iradeyi güçlendirmeyi, binicilik kendi dışındaki bir unsuru kontrol etmeyi, trekking baskıdan kurtulmayı, basketbol ve futbol takım içinde hareket etmeyi, dalış stres altında doğru karar almayı, tenis hızlı ve çevik olmayı öğretiyor.
Tabii tüm bu kazanımlar bir şekilde iş dünyasına da olumlu olarak yansıyor. Bunun farkına varan şirketler de çalışanlarını spora teşvik ediyor. Son dönemde yelken, basketbol ve futbolun iş dünyasında bu kadar popüler olmasının bir nedeni de bu. 
Yapılan sporlar ayrıca CV’lerde de artı olarak görülüyor. İnsan kaynakları uzmanları personel seçerken hobilere de bakıyorlar.
Farklı sektörlerden yöneticilere hangi sporları yaptıklarını ve iş dünyasında, yöneticilik yaparken ne tür kazanımlar edindiklerini sorduk.

Zorluklara karşı kendinizi güçlü hissediyorsunuz
Kinesis İnşaat A.Ş. Genel Müdürü Mimar Orhan Bayrak: Ağırlık çalışmaya 15 yaşında başladı. Her gün ağırlık çalışması, açık hava koşusu ve yer hareketleri ile toplamda 2 saat spor yapıyor. Bayrak, kardiyo ve ağırlık çalışmalarının, kendisi için muhteşem bir antidepresan görevi gördüğünü ve her alanda başarısını güçlendiren bir yol haritası olduğunu söylüyor. Bayrak, sabahları güne bu sporla başlamanın iş hayatında yaratıcılığını çok ama çok artırdığını, zorluklara karşı kendini güçlü hissetmesini kolaylaştırdığını söylüyor: “Güne dinç başlamak, alacağınız kararların doğruluğunu mutlaka artırıyor.”

Cesur ve kararlı olmak gerekiyor
DHL Express Kurumsal İletişim Direktörü Selda Susal: Binicilikle 4 yıl önce tanışan Susal,  “Birlikte çalıştığınız atın da tıpkı sizin gibi bir karakteri var. O nedenle atınızı iyi tanımanız, onunla duygusal bir bağ kurmanız, uyum içinde olmanız ve birbirinize güvenmeniz çok önemli. Binicilik bu açılardan değerlendirildiğinde liderlikten teorik bilgiye ve duygusal zekaya kadar birçok yetkinliğin gelişimine katkı sağlayan bir spor” diyor.
Susal, biniciliğin iş dünyasında kendisine sağladığı en büyük kazanımın cesaret, kararlılık ve hedefe odaklanmak olduğunu söylüyor.

Stres altında doğru kararlar alıyorsun
Cardif CEO’su Yılmaz Yıldız: 7 yaşında şnorkelle, 14 yaşından itibaren de tüple dalmaya başlayan Yıldız, mağara dalışları, batık gemi dalışları ve köpek balıklarıyla dalış gibi macera dalışlarını seviyor. Yıldız, dalışın kendisine planlama, stres altında doğru karar alabilme, ani değişiklerde hızlı uyum sağlayabilme gibi yetiler kattığını söylüyor.

Takım sporu ve liderlik
Canon Eurasia CBS Ülke Direktörü Peter Saak: 6 yaşında futbola başlayan, 20 yaşından bu yana Viyana amatör liginde kendi takımını yöneten Saak, “Takımımda çoğunlukla orta sahada oynuyorum. O nedenle hangi oyuncunun hangi yeteneğe sahip olduğunu ve onları nasıl desteklemem gerektiğini öğrendim. Bu aslında tamamen iş dünyasındaki liderlikle de kıyaslanabilir bir durum. Şunu anladım ki, bir takımın başarılı olması için her zaman en iyi oyuncuların oynamasına gerek yok, önemli olan en iyi uyumu yakalamak” diyor.

Disiplin ve özgüven
TurkNet Murahhas Üyesi ve Genel Müdürü Cem Çelebiler: Spor yapmaya ilkokul yıllarında başlayan Çelebiler, 1999 yılında Avrasya, 2004 yılında Paris maratonlarına katıldı. 2000 yılından bu yana da neredeyse her yıl Avrasya 15 km yarışına katılan Çelebiler, koşmanın kendisine disiplin kattığını söylüyor: “Koşuda bir hedef koymak ve o hedefe ulaşmak özgüveni artırıyor.  Zaman zaman, özellikle de soğuk havalarda kendimi zorladığımda endorfinin devreye girdiğini hissediyorum. O anlarda da ’dünyada ulaşılamayacak hiçbir hedef yok’ düşüncesine kapılıyorum.”

Konsantrasyon, strateji ve motivasyon
Canon Eurasia Genel Müdürü Roman Troedthandl: 2005 yılının Ağustos ayından beri haftada bir kez golf oynayan Troedthandl, bu spora iki haftalık tatillerde bir yere gidemediklerinde kızıyla birlikte vakit geçirmek amacıyla başlamış. Golfün sevdiği bir yönünün aklı ve zihni arındırması olduğunu çünkü golfü iyi oynayabilmek için rahatlık ve iyi bir konsantrasyon gerektiğini söyleyen Troedthandl, “Zor ve iddialı bir spor oyunu olduğu için, handikapınızı hesaba katmak ve stratejik düşünmek zorundasınız. O nedenle, bu sporun bana sağladığı yetkinlikler konsantrasyon, stratejik düşünme ve motivasyon.”

Hedef oluşturup konsantre oluyorsunuz
Cosmo Car’ın sahibi Tuncer Bilgin: Okçuluk onun çocukluk aşkı. Hayalinde, uykusunda bile ok attığını söyleyen Bilgin, “Okçuluk atalarımızdan geliyor, bizim DNA’larımızda var” diyor. Bilgin, okçuluğun iş dünyasında kendisine kattığı çok şey olduğunu söylüyor: “Hayatta başarının yol haritası, hedef oluşturmak ve o hedefe ulaşmak değil midir? İşte okçuluk da zaten budur. Uzak-yakın, büyük-küçük, haraketli-sabit bir hedef belirlersiniz ve o hedefe vekalet verdiğiniz oklarla ulaşmaya çalışırsınız. Hedefi bulan her bir ok, size inanılmaz bir rahatlık verir. Çünkü, hedefinizi yakalamışsınızdır. Okçuluk size yoğunlaşmayı da öğretir. Hem de son derece seri bir biçimde. Hedefinize kilitlenir, yayı gerer, nişan alır ve okunuzu bırakırsınız. Her hedefi bulan oku siz atmışsınızdır. O başarı sizindir. O oku siz gönderdiniz ve hedefi de vurdunuz. İnanılmaz bir duygu. Oku havada giderken takip ediyorsunuz ve saplandığını görüyorsunuz. Tüfek ve benzeri aletlerle atış bu zevki vermez.”

İç dinamizm ve huzur katıyor
Natixis Pramex Türkiye Temsilcisi Dr.Rıza Kadılar: Trekking’e 90’lı yılların başında Stanford’da okurken merak sardı.  İş hayatının hem çok uzun hem de çok kısa olduğunu, kimi zaman dayanıklılık, kimi zaman da sürat gerektirdiğini söyleyen Kadılar, bu bağlamda trekking’in kendisini çok geliştirdiğini söylüyor: “Her uzun yürüyüş programı, öncesinde çok iyi bir planlama gerektirir. Ancak, yolda herşey planladığınız gibi gitmeyebilir.  İş hayatında da durum aynı. Trekking, bana iş hayatında huzur, özgüven, yaratıcılık  ve olaylara değişik açılardan bakabilme yetkinlikleri kattı.”

Ekip ruhu ve paylaşım 
Metis Genel Müdür Yardımcısı Gökhan Sungun: Basketbola çocukluk yaşlarında başlayan Sungun, son beş yıldır da Business League’de şirket takımıyla bu sporu aktif olarak yapmaya devam ediyor. Basketbolun sosyal iletişiminin ilerlemesine, takım oyuncusu ve paylaşımcı olmasına, sosyal yetilerinin gelişmesine katkı sağladığını söyleyen Sungun, yaptığı sporun iş hayatında kendisine neler kattığını 4 başlıkta özetliyor: 
Liderlik; özgüven, saygı, disiplin, getiri-risk odaklı daha etkin karar verme, sonuç odaklılık, örnek olma, motive edebilme, başarılı takım çalışması 
Enerji ve dinamizm; hızlı karar verme, cesaret
İş verimliliği; daha az hasta olma, strese karşı dayanıklılık
Networking; ilişki geliştirerek yeni iş imkanları ve sinerjiler bulmak.

Planlıyor ve sınır tanımıyorsunuz
Satko Teknoloji Genel Müdürü Nedim Çelebiler: Brüksel’de okurken, her gün 14 kilometre yol yapıp okula bisikletle gidip gelen Çelebiler, bisiklet sayesinde kendini özgür hissettiğini söylüyor. Çelebiler, bisikletin planlama becerilerini de geliştirdiğini belirtiyor: “Her bisiklet sürücüsü, farklı vitesler kullanarak, hatta farklı hızlarda ilerleyerek aynı parkuru bitirebilir. Konulan hedef büyük olunca kişinin gözü korkabilir ancak kat edilecek yolu küçük etaplara ayırınca hedefe ulaşmak daha kolay olur. Bu noktada da planlamanın önemi ortaya çıkar. Bisiklete bana kendine hedef koyarken sınır tanımamayı öğretti.

Çeviklik ve gücün iyi kullanımı 
Software AG Türkiye Genel Müdürü Yüce Erim: 2000 yılından bu yana düzenli olarak tenis oynuyor. Erim, tenisin en başta dayanıklılık, konsantrasyon ve süreklilik isteyen bir spor olduğunu söylüyor: ” Ben mücadeleye olan düşkünlüğümle işimde başarılı olduğumu düşünüyorum. Birçok sporla uğraştığımdan, bunların çeşitliliğinin beni zenginleştirdiğini düşünüyorum. Sonuç odaklılık, kazanma hırsı, rakibe saygı, gücün ve enerjinin idareli kullanımı, ruh sağlığı, stres altında doğru kararlar verebilmek, hepsi iş hayatının ihtiyacı olan yönetici meziyetleri.”
Burcu ÖZÇELİK / Hürriyet İK