Geçen hafta başladığımız, tarihi aile şirketleri haberinin devamı olarak bu hafta 1874’den bu yana çiçekçilik yapan Sabuncakis, Atatürk’ün smokinlerini diken İskender Smokin ve 1907’den bu yana helvacılık yapan, adını da İstanbul Laleli’de bulunduğu semtten alan Koska’nın hikayelerine yer veriyoruz. Her biri 4. kuşak tarafından yönetilen bu firmalar aile mirasını başarıyla bugünlere taşımayı başarmış ender firmalardan. 
Smokin ve frağın Türkiye’de yaygınlaşması Cumhuriyet’in ilanı ile oluyor. 4 kuşaktır smokincilik yapan Kordonciyan ailesinin de hikayesi aynı yıllara denk geliyor.
Hemşin’den gelen büyük büyük dede İskender, kuyumculuk yapıyordu, kordon ustasıydı ailenin soyadı de buradan geliyor zaten. İskender Kordonciyan’ın oğlu Levon Kordonciyan (1311 İstanbul doğumlu) yetişsin diye Sultanhamam’da bir ustanın yanına verilmiş; daha sonra Atatürk tarafından frak ve smokin eğitimi almak üzere Paris’e yollanmış. Cumhuriyetin kurulmasıyla Atatürk’ün eğitim için Fransa’ya gönderdiği altı kişiden biri olan büyük dede Levon Kordonciyan, beş yıl Fransa’da terzilik üzerine eğitim görüp staj yaptıktan sonra Türkiye’ye dönmüş ve oğluyla birlikte Havuzlu Han’da “şık takım elbise” ve smokinler dikmeye başlamış. Atatürk başta olmak üzere paşalara devlet adamlarına smokin ve frak hazırlamış.
Vefatından sonra oğlu Leons Usta Eminönü’nde, torunu İskender Bey de Beyoğlu’nda iş hayatına devam etmişler. İskender Bey’in oğlu bugünkü 4’üncü kuşak yönetici Levon Kordonciyan da 7 yaşında dedesinin atölyesinde işe başlamış. Levon Kordonciyan da ailedeki herkes gibi ilkokuldan sonra terziliğe soyunmuş. Hem dedesinin hem babasının atölyesinde iki farklı kuşağın eğitimini alan Levon Kordonciyan, alaydan yetişmiş. Şimdi 11 aylık olan kızının da ondan sonra bu işi devam ettirmesini istiyor.

James Bond’un smokinlerini de o dikmiş
Yüzde 70 smokin ağırlıklı çalışan, takım elbise de yapan Levon Kordonciyan, son 2 senedir frağı da ön plana çıkarmış. Geleneğe göre, sadece davet sahibinin giydiği bu “kuyruklu elbise” Türkiye’de, Orhan Pamuk’un Nobel ödül töreninde frak giymesiyle tekrar gündeme gelmiş. Son Cumhurbaşkanı seçimlerinde de Abdullah Gül frak giyecek mi giymecek mi, tartışması frağın popüleritesini artırmış. En büyük hayali Cumhurbaşkanı’na frak dikmek olan Levon Kordonciyan siyasetçilerden tiyatroculara, sinemacılara kadar pek çok kişinin smokinlerini dikiyor. Hatta Hollywood’a bile açılmış, James Bond’un Casino Royal filminin tüm smokinlerini de kendisi yapmış.
Okmeydanı’ndaki ve Kurtuluş’taki atölyelerinde üretim yapan Levon Kordonciyan’ın 1.800 adet kiralık, 800 parça da hazır satılık smokini var. Smokin kirası 200 TL’den başlıyor. Hazır smokinin satış fiyatı 800-1.000 TL arası. Dikim ise 1.500 TL – 2.000 TL arası değişiyor.  Levon Kordonciyan, dedesinden ve babasından aldığı mirası başkalarına da aktarıyor. Şu ana kadar 30’dan fazla çırağa terzilik eğitimi vermiş.

1874’ten bu yana çiçekçilik yapan Sabuncakis
Sabuncakis’ler dört kuşaktır çiçekçi. İstanbul’un en eski firmalarından biri. Eski İstanbullular’ın gözünde Sabuncakis firması çok özel bir yere sahip. Şirketin kuruluşu taa 1874’e dayanıyor.
Büyük büyük büyük baba İstavro Sabuncakis, sabun üretimi yaptığı için bu soyadını almışlar. İstavro Usta’nın 500 altın vererek farklı bir iş kurması için İstanbul’a yolladığı 13 yaşındaki oğlu İstirati sayesinde aile çiçekçilik işine başlamış. Pera’da çiçekçilik yapan iki dükkanda çalışıp işi öğrendikten sonra 1874’te soyadını taşıyan ilk çiçekçi dükkanını açan İstirati, kısa süre sonra, o zamanların Tatavla (bugünkü Kurtuluş) çayırlarından bir arazi satın alıp, çiçekleri burada kurduğu sera ve bahçelerde yetiştirmeye başlamış.  İstirati, 1890’a doğru, Beyoğlu’ndaki Aynalı Pasaj’da şube açmış. Daha sonra ise Pera’daki 366 ve 304 numaralı dükkanları alıp, Lorando Çıkmazı’nın başındaki dükkanları da kiralamış. İstirati’den sonra 5 oğlundan ikisi, Yorgi ve Konstantin çiçekçilik işine devam etmişler. İki kardeş babalarının ölümünden sonrada işleri beraber götürmüş. 1928’de Atatürk’ün teşviki ile Ankara Ulus’da ilk şubelerini açmışlar fakat Ankara’ya gitme fikri iki kardeşi bölmüş. Yorgi Ankara’da, Konstantin İstanbul’da kalmış. Sabuncakis o zamanın Ankara’sında bütün önemli olaylarını çiçekleriyle süslemiş. Ankara’da Gençlik Parkı’nı ve Hipodrom’u yeşillendiren ilk şirket olmuş. Bütün bunlar için Yorgi’nin Kurtuluş’ta ve Çengelköy’de kendi çiçek ve bitki yetiştirme yerleri varmış. Avrupa’dan ithal seralar getirmişler, aynı zamanda bitki, fide, çiçek soğanı ve kesme çiçek ithalatı da yapıyorlarmış.

Kurumsallaşma için çalışıyor
Yorgi’nin dört çocuğundan biri olan, ailenin yaşayan en yaşlı üyesi olan İstirati Sabuncakis ise 1929’da doğmuş. 1961 yılında İstirati Sabuncakis Kadıköy’de ve 1965 yılında Şişli’de iki dükkan açmış. 1952 yılından sonra Ankara’daki dükkanın kontrolü de İstirati Sabuncakis’e geçmiş ve 1967’de Kavaklıdere’de ikinci bir şube açılmış. 1970 ile 1980 yılları İstirati Sabuncakis, İstanbul’da Göztepe, Yeşilyurt, Bakırköy, Tarabya ve Caddebostan şube açmış. Toplam şube sayısı 11’e çıkmış. Artık Sabuncakis 100 senelik geçmişiyle gerçek bir marka haline gelmiş. İstirati Sabuncakis’in, Çiçekler Odası’nın kurulmasına katkısı olmuş, İnterflora ve Teleflora gibi çiçekçiler derneklerini kurmuş.
İstirati Sabuncakis’in kızı ve şirketin 4’üncü kuşak yöneticisi Evi Sabuncakis, şu anda şirketin kurumsallaşması için çalışıyor: “1980 yıllarına kadar çiçekçilik İstanbul’da altın yıllarını yaşadı. 1980’den 2000 yılına kadar İstanbul nüfusunun artmasına rağmen zamanın politik, kültürel ve ekonomi krizleri ve değişikleri mesleğin maalesef gerilemesine yol açtı. 1985 yılından sonra ekonominin zor zamanlarında şartlar onları bu dükkanları çalışanlarına devretmeye mecbur etti. Ancak isim hakkını kendileri elinde tuttu. Bu o zamanın zor şartlarını atlatmak ve markayı canlı tutmak için İstirati Sabuncakis’in yürürlüğe koyduğu ’zamanın şartlarına uygun’ bir tür franchise sistemi idi. Kendisi İstanbul’da bir dükkan Ankara’da bir dükkan tuttu. Ancak 2000 yılına doğru, marka parçalanma tehlikesi ile karşı karşıya kaldı, bazı bilinçsiz kişiler tarafından izinsiz ve kontrolsüz Sabuncakis markasının kullanılması, dükkanlar arasında anlaşmazlıklar, dükkanlarda hizmet ve kalite düşüşüne ve Sabuncakis markasını ciddi bir yıpranmaya doğru götürüyordu. Bunun üzerine artık 75 yaşına gelen babam İstirati Sabuncakis, 2000 yılında benim firmanın başına geçmemi istedi.” Evi Sabuncakis, Sabuncakis markası ile çalışacak dükkanların kalite, hizmet ve konsept standardı altında çalışmalarını sağlamak ümidiyle yola çıkmış. Bugün Sabuncakis ismini taşıyan İstanbul’da 10 çiçekçi dükkanı var. Evi Sabuncakis kendisinden sonra da kızının bu mesleği devam ettirmesini arzu ediyor.

Adını bulunduğu semtten alan helvacı: Koska
Helva dedince akla ilk gelen markadır Koska. Koska’nın tarihi 1907’ye dayanıyor. Denizli’de yaşayan Emin Dindar, o tarihlerde tatlıcılık ve helvacılık yapıyormuş. Oğlu Halil İbrahim Adil Dindar da baba mesleğini devam ettirip, oğulları ile birlikte İstanbul’a gelerek Laleli’de Koska semtinde “Helva Evi” adıyla bir dükkan açmış. Zamanla ürettikleri helva ve tatlıların lezzetiyle ünlenmişler. Bulundukları semtten dolayı Koska Helvacısı olarak anılmaya başlamışlar ve “Helva Evi” de ondan sonra Koska adını almış.
Koska kısa sürede ününe ün katmış, üretim yetmeyince Adil Dindar, yine Koska’da daha büyük bir atölye kurmuş. Daha sonra 3 oğlu Mümtaz, Nevzat ve Mahir Dindar kardeşler üretimi büyüyüp, Merter’e tonlarca üretim ve ihracat yapan bir fabrika kurmuşlar. Fakat kardeşler arasında görüş ayrılıkları başlayınca Mahir Dindar ayrılıp kendi mağazalarını açmaya başlamış. Nevzat Dindar ile Mümtaz Dindar ve çocukları da birarada kalıp üretime devam etmişler. Mümtaz Dindar vefat ettiği için şu anda Koska’da Nezat Dindar, 3 çocuğu ve Mümtaz Dündar’ın 2 çocuğu kalmış.

Hepsi kendi alanında eğitim gördü
Zincir marketlere, yerli yabancı firmalara üretim yapan, Avcılar, Beylikdüzü, Bakırköy, Otogar ve Babıali’de dükkanları olan Koska’nın yönetim kurulu başkanlığını Nevzat Dindar yürütüyor. Şirketin üst yönetimde aileden 6 kişi bulunuyor; tüm aile bireyleri eğitimini aldıkları alanlarda çalışıyorlar.
Nevzat Dindar’ın büyük oğlu Faruk Dindar, işletme eğitimi almış, şu anda Mali İşler Genel Müdür Yardımcısı olarak çalışıyor. Elektrik mühendisliği ve aynı zamanda robot dizaynı okuyan Tarık Dindar Teknik İşler Genel Müdür Yardımcısı. Kızı Hande Eryiğit ise İngilizce sosyoloji okuduktan sonra Boğaziçi Üniversitesi’nde insan kaynakları alanında eğitim almış ve şirkete de insan kaynakları departmanını kurmak üzere katılmış. Şu anda İnsan Kaynakları ve Müşteri İlişkilerinden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı ve Mağazacılık Genel Müdürü. Mümtaz Dindar’ın çocukları Tülin Çantay, işletme okumuş, üretim planlamasında görev almış, şimdi Yönetim Kurulu Üyesi. Emin Dindar ise pazarlama okumuş, şimdi İhracattan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı, aynı zamanda halkla ilişkiler de onun sorumluluğunda.
4’üncü kuşak yöneticilerden Hande Eryiğit, aile şirketlerini başarıya götüren en önemli hususun görev ve sorumlulukların net çizgilerle belirlenmesi olduğunu söylüyor: “Aynı işi birkaç kişi yürütmemeli, çizgiler çok net ayrılmalı. Bir de iyi bir yöneticiye sahip olmak çok önemli” diyor.
Koska aynı zamanda 3 yıldır Prof. Dr. İlhan Erdoğan’dan aile şirketleri yönetimi konusunda danışmanlık alıyor. Prof. Dr. Erdoğan, Koska’nın aile anayasasını yazmış. Örneğin bir çocuğun aile firmasına, yönetime nasıl katılacağı, hangi kademelerde çalışacağı, yetkinlikleri, eğitimi vs A’dan Z’ye yazılmış.

Franchise verecekler
Bugün Avcılar-Ambarlı’da 18 dönüm kapalı üretim alanına sahip olan Koska, helva, krokan çeşitleri, pişmaniye, fındık kremaları, organik ürün çeşitlerinin (organik reçeller, organik tahin, organik bal, organik pekmez) üretimini yapıyor. Ayrıca mağazacılık için bunların yanı sıra pasta, baklava çeşitleri, şuruplu tatlı grubu, börek çeşitleri, kuru pastalar ve çikolatalar da üretiliyor. Koska, bu yıl hem mağaza açacak hem de franchise verecek.

Çalışanlarla da tam bir aile şirketiyiz
Koska’da 600 civarında çalışan var. Çalışanların da uzun yıllar kendileri ile birlikte olduğunu söyleyen Eryiğit, “Tam bir aile şirketiyiz, çalışanlar da öyle. Aslında doğru olan bu değil, çok fazla aileden kişilerin işe alınması doğru değil. Çünkü insanlar ister istemez bir takım duygusallıklar, sıkıntılar yaşayabiliyorlar, ama firma çok eski olduğundan ailece çalışanlar çok” diyor.
Burcu ÖZÇELİK / Hürriyet İK