Geçtiğimiz hafta başladığımız patronlar iş dünyasına nasıl adım attı haberinin ikinci ve son bölümünde 7 yaşında bardak yıkayarak iş hayatına atılan ve pek çok işte çalışan Reis Gıda’nın sahibi Mehmet Reis, lise birinci sınıfta oto sanayi bölgesinde oto boyaları ve malzemeleri satan bir nalburda kışları yarı zamanlı, yazları tam zamanlı tezgahtarlık yaparak iş hayatına adım atan ve bugün 30 bin araçlık filosu bulunan Intercity ’rent a car’ın kurucusu Vural Ak ve tezgahtarlıkla işe başlayan Xerox Genel Müdürü Mehmet Sezer’in kariyer hikayelerine yer veriyoruz.  

Çalışmaya 7 yaşında bardak yıkayarak başladı, ramazan davulculuğu dahil her işi yaptı
Bakliyat sektörünün önde gelen firmalarından Reis Tarımsal Ürünler Sanayii Ticaret AŞ’nin kurucusu Mehmet Reis, dişiyle tırnağıyla kazıyarak gelmiş bugünlere. Ailesinin maddi durumu iyi olmadığından 7 yaşında çalışma hayatına atılan Reis, doğup büyüdüğü Kastamonu’nun İnebolu ilçesinde okul çıkışı, haftasonu tatillerinde, yaz aylarında hep çalışmış. Babası balıkçılık yapan Mehmet Reis’in ilk işi 7 yaşında İnebolu Plajı’nda bir çay ocağında bardak yıkamak olmuş. Daha sonra yaptığı işler çaycılık, garsonluk, bulaşıkçılık ve giyinme soyunma odalarında çalışmak olmuş. Ayrıca haftasonları ciklet, simit, gazoz, sinema önünde de Teksas Tommiks satmış.
Ticarete eğilimli olduğu daha 8 yaşındayken belliymiş. Babası tuttuğu balıkları satarken ona yardım eden Reis, ticarete ilk adımını şöyle anlatıyor: “O dönem kese kağıtları vardı, naylon torbalar daha yeni çıkmıştı. Beni gidip 1 kilo naylon torba alıp tek tek sayıyordum, kaça maliyeti oluyor diye. Sonra da hamsiye naylon diyerek satıyordum.”
Şubat tatillerinde yaşlı insanların evine gidip odun kesen Mehmet Reis’in 2 yıl boyunca Ramazan davulu çalmışlığı bile var.
Mehmet Reis zor bir çocukluk geçirmiş. Yazın kazandığı parayı babasına verir, öğle yemekleri için babasından aldığı parayla 25 kuruşa çeyrek ekmek alıp, bakkala koşup içine 5 liralık zeytin koydururmuş.
Okula yamalı pantalonla gider, resmi geçitlerde ona büyük gelen babasının ceketini giyermiş. Reis, 7 yaşında kazandığı ilk parayla yarım kilo kıyma alıp, annesine etli gözleme yaptırdığını anlatırken gözleri doluyor: “Biz et yiyemezdik. Zeytini bile babam kayınpederi geldiğinde ona ikram etmek için saklardı.”

Okurken aynı zamanda iki işte birden çalıştı
İnebolu’dan sonra Samsun’a eğitim enstitüsüne giden Reis, burada 1 yıl yurt işletmeciliği yaptıktan sonra, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nin yolunu tutmuş. Hukuk Fakültesi’nde okurken Fener’de eski bildiği iş olan garsonluğa devam etmiş. Ardından Unkapanı’nda pirinç ticareti yapan bir firmada muhasebe, satış ve pazarlama elemanı olarak işe başlamış. Sabah işte çalışıp, öğleden sonra okula giden Reis, akşamları da sabaha kadar taksicilik yapmış. Tam 3 sene bu yoğun tempoda devam ettikten sonra okulu bırakmış ve 1981 yılında cebinde bir kuruş yokken bir telefon ve bir masayla Reis Ticaret’i kurmuş. Okulu bırakıp ticarete atılmaya nasıl karar verdiniz, sorusuna şöyle yanıt veriyor: “Babam balıkçılık yaparken onun yanında  olmam ticaret hayatına daha yatkın olmamı sağladı. Balığa naylon satışı da ticaretin ilk adımıydı.” 

Reis, artık ABD’ye de ihracat yapıyor
1981’den 93’e kadar pazarcılara ve toptancılara ürün satan Reis, 1993’te Reis Tarımsal Sanayi Ticaret AŞ’yi kurdu. Fasülye, nohut, kırmızı mercimek ve pirinci Reis markasıyla paketli hale getiren Mehmet Reis’in bugün yılda 15-20 ton üretim yapan şirketi başta ABD’de olmak üzere pek çok ülkeye de ihracat yapıyor.

İşporta tezgahında satış yapmak ilk ticaret deneyimi oldu
Xerox Türkiye Genel Müdürü Mehmet Sezer, çalışma hayatına çok erken başlayanlardan. Sezer, maddi durumları çok da iyi olmadığından ailesinin geçimini sağlamak için çalışmak zorunda kaldı. Ankara’da yaşayan Sezer, ilk işine 13 yaşında başladı. Yaz tatilinde tam zamanlı, okul zamanı hafta sonları ve okuldan dönüşte çalışıyordu. İlk olarak bir mobilyacı dükkanında tezgahtarlık yaptı. 15 yaşında ikinci işine başladı, bu sefer daha el emeği ve işçiliği fazla olan bir işe girerek, profil raf sistemleri kurulumu yapmaya başladı. Lise dönemimdeki son işi ise bir erkek konfeksiyon mağazasında tezgahtarlıktı. Yaz tatilinde mağazanın bir önceki dönemde satamadığı malları Bakırköy’de işporta tezgahında satmak ise onun için gerçek anlamda ilk ticaret deneyimi oldu.
Üniversite sınavını kazandığında ise artık daha fazla para kazanabileceği, bahşiş de alabileceği bir iş bulması lazımdı, buldu da. Marmaris’te bir İngiliz Yat Kulübü’nde garsonluk ve barmenlik yaptı, ki bunun hayatında tecrübe ve yaş grubuyla karşılaştırdığında en iyi para kazandığı dönemlerden biri olduğunu söylüyor. ODTÜ’de Elektrik Elektronik Mühendisliği okurken de özel matematik, fizik ve İngilizce dersleri veren Sezer’in profesyonel olarak ilk işi Siemens Nixdorf’daydı. Teknik servis bölümünde part-time çalışmaya başlayan Sezer, Türkiye için çok yeni olan ATM makinalarının kurulumunda ve banka şubelerindeki bilgisayar ve yazıcıların periyodik bakımlarında görev aldı. Genellikle hafta sonları şubelerin kapalı olduğu günlerde çalıştı, hafta arası da ders vermeye devam etti.

Çok geniş bir bakış açısı kazanıyorsunuz
Üniversiteden sonra ilk işi biomedikal sektöründe oldu. Mikrobiyoloji laboratuvarlarına cihaz temin eden bir Amerikan firmasının Türkiye distribütöründe teknik servis müdürlüğü görevi yaptı. Sezer, hayatının geri kalanında teknik değil, satış konusunda bir yol çizeceğinin kararını bu işte vermiş: “Buradan ayrıldıktan sonra satış konusunda kendimi bulabildiğim ilk işe attım desem yalan olmaz. 1994-1996 yılları arasında Tuzla’da ham deri imalatından başlayıp, Kayseri Develi’de deri işleme fabrikasından geçen ve Rami’de bir çanta ve ayakkabı fabrikasında sonlanan dericilik deneyimi yaşadım. Askerlik öncesi işten ayrılmam ve birliğe teslim olmam arasında geçen 1 aylık sürede ise yine başka bir Amerikan firmasında çok kısa fakat başarılı bir dönem geçirdim. Evlerde demo yaparak oldukça yüksek fiyatlı bir elektrik süpürgesi satıyordum. 1 ay içinde 22 adet süpürge satarak tüm askerlik dönemim boyunca beni ayakta tutacak parayı kazanmıştım. Daha sonra ise askerlik, askerlikte eski mesleğe devam: Subay-astsubay kafeteryasında garsonluk.” 
Askerlik bittikten sonra ise ilk işi Xerox oldu. Şu anda Xerox Türkiye’nin Genel Müdürü olan Mehmet Sezer, “Bu kadar farklı seviyede ve farklı sektörde çalışmak, hiç bir okulda kazanamayacağınız geniş bakış açısını veriyor size. Her seviyeden insanlarla çok kolay ilişki kurabilme yeteneği ise başka bir kazanç. Her zorluk bir sonraki zorluk için bir idman haline geliyor. Daha sonra ise zorluk diye bir şey kalmıyor sadece tecrübe ve anılar oluyor. Yaptığım her işi severek yaptım, özellikle karşılığını aldıklarımı daha da çok sevdim. Ama öğrendiğim en önemli ders, hayatta başarı sadece sizinle alakalıdır. Aynı zamanda başarı duruma göre değişen ve beklentiyle doğru orantılı olarak artan veya azalan bir kavramdır” diyor.

Oto sanayide çalıştı, şimdi 30 bin araçlık filosu var
Bugün 30 bin araçlık filosuyla en yakın rakibinin 4 katı büyüklükte olan araç kiralama şirketi Intercity’nin kurucusu Vural Ak, lise birinci sınıfta oto sanayi bölgesinde oto boyaları ve malzemeleri satan bir nalburda kışları yarı zamanlı, yazları tam zamanlı tezgahtarlık ve boya malzemeleri satışı yaparak adım atmış iş hayatına. Bu iş onun hayatında çok önemli bir rol oynuyor. Ak, “Kuruş kuruş küçük bedellerle çok ciddi cirolar yapılıyordu ve her bir boyacıda çalışan küçük çırak çocuk bizim için çok önemli bir müşteriydi. Hepsini çok ciddiye alıp eksiksiz ve doğru hizmet etmek gerekiyordu. Dolayısıyla sizinle iş yapan herkes çok önemlidir, dersini erken öğrenmeme yardımcı oldu bu deneyim, kimseyi küçümsemeden ve eşit davranarak” diyor.
Boğaziçi Üniversitesi Uluslararası İlişkiler ve Siyaset Bilimi’ni kazanan Ak, o ilk sene turistlere rehberlik edip, hediyelik eşya satmaya başlamış.
Yine üniversiteye okurken bir araç kiralama şirketinde şoför ve satış elemanı olarak çalışmaya başlayan Ak, 5 yıl boyunca her kademede çalıştıktan sonra edindiği deneyimlerle 1991 yılında Intercity’i kurdu. İlk zamanlar işler planladığı gibi gitmemiş, şirketi yetersiz bir sermaye ile kurduğu için şirket 2 yıl sonra batmış. İlkin eşten dosttan aldığı arabaları kiralayan Vural Ak, ilk arabasını 1993 yılında almış. Yalnızca turistlere ve Türkiye’ye gelen yabancı iş adamlarına günübirlik araç kiralayan Ak, turistlere araç kiralama işi dönemsel olduğundan filo kiralama işine girmiş.
Hiç kimsenin ilgi göstermediği büyük şirketlere giderek onları filo kiralamaya ikna eden Ak, 1993’te yabancı bir beyaz eşya firması ile anlaşarak onlara daha düşük maliyetlerle araç kiralamaya başladı. Bu yeni yöntem şirketin 95-96 ve 97 yıllarında her yıl iki kat büyümesini sağladı. 2001 krizinden ise reklam vererek çıkan Ak, her yıl iki kat büyüdü.
Şu anda 30 bin araçlık filosu olan Intercity’e, 2008 yılında Japon Mitsubishi Grubu ortak oldu. Ak, hedeflerinin 100 bin araca çıkmak olduğunu söylüyor.
Burcu ÖZÇELİK / Hürriyet İK

Reklamlar