Richmond otelleri, Capitol alışveriş merkezi ve sahibinden.com’un patronu turizmci Mustafa Aksoy, Nisan 2008’de başladığı dünya turunu 4-5 yıl daha devam ettirmeyi planlıyor. Bir yelkenliyle okyanusu geçen ve Namibya, Brezilya, Karayipler’de 2 yıl geçiren Aksoy, dünya turu için tekne dahil 1 milyon dolar harcamış. 11 yaşından bu yana çalışmak durumda kalan Aksoy, şimdilerde denizin ve doğanın güzelliklerinin tadını çıkarıyor, çalıştığı yılların sefasını sürüyor. 

Bünyesinde, Richmond İstanbul Otel, Richmond Pamukkale Thermal, Richmond Efes, Richmond Pamukkale Spa, Richmond Nua Wellness Center, Capitol Alışveriş Merkezi ve sahibinden.com’u barındıran Aksoy Group’un patronu turizmci Mustafa Aksoy ile 2007’de yaptığımız görüşmede işleri çocuklarına devredip bir yelkenli ile dünya turuna çıkmaya hazırlanıyordu. (Bknz Hürriyet İK 24 Haziran 2007) Mustafa Aksoy, dediğini yapmış. 2 yıldır dünya turunda olan Aksoy yaklaşk 1 ay önce geçici bir süreliğine Türkiye’ye döndü.
11 yaşından bu yana çalışmak zorunda kalan, iş hayatına bir kunduracıda çırak olarak başlayan ve yıllarca didinip bugünkü konumuna gelen Aksoy (Bknz Hürriyet İK 28 Mart 2010), şimdi sefasını sürüyor. Çalışmaktan yorulan ve tüm işleri çocukları Taner, Belgin ve Mert Aksoy’a devreden Mustafa Aksoy, denizin, güneşin ve doğanın tadını çıkarıyor. Dünya seyahatinden 10 yaş gençleşmiş olarak dönen Aksoy, “Yeniden doğmuş gibiyim, ikinci bir hayat başladı; ben de 11 yaşımdan 57 yaşıma kadar, yapamadığım, zaman ayıramadığım, özlemini çektiği, gönlümde olan bir çok şeyi şimdi yapma fırsatı buluyorum” diyor.
Aksoy yelkenle dünya turuna çıkmaya karar verince ilk iş kendine bir katamaran aramaya başlamış. En son Londra’da bir fuarda gördüğü katamaranı almaya karar vermiş.

Cape Town’dan yola çıktı
Önce teknenin satışının yapıldığı yere Amerika’ya ardından da üretildiği yer olan Güney Afrika’ya, Cape Town’a gitmiş. 
7.70 eninde, 14 metre boyunda bir tekne alan Mustafa Aksoy, 22 Nisan’da iki arkadaşıyla çocuklarının isimlerinin ilk iki harflerini simgeleyen Betame ismini verdiği teknesi ile Cape Town’dan dünya seyahatini başlatmış.
Hedef Atlas Okyanusu’nu geçmek, okyanusun ortasındaki St. Helena Adası’na uğrayıp oradan Rio de Janeiro’ya gitmekmiş. Fakat tekne yeni olduğundan, tekneyi iyi tanıyamadıklarından önce jenaratör ardından otopilot ve son olarak su yapıcı arıza yapınca rotayı Namibya’ya çevirmişler. Amaçları önce tekneyi tamir ettirip daha sonra yola çıkmakmış. 3 gün boyunca 7-8 metre yükseliğindeki dalgalarla boğuştuktan sonra Namibya’ya Walvish Bay sahiline ulaşan Aksoy, Namibya’ya 20 günlüğüne gittiklerini ama 3-4 ay kaldıklarını anlatıyor: “İyi ki de gitmişiz. Orada restoran işleten Alman asıllı çok iyi bir aile ile tanıştık, bize çok yardımcı oldular. Bize tüm Namibya’yı, her tarafı gezdirdiler, inanılmaz günler yaşadık. Şimdi kardeş gibi diyebileceğim çok iyi dostlarım var Namibya’da. Ve hayatta göremeyeceğim vahşi hayvanları gördüm, kobra, yılan, aslan, fil, zürafa… Namibya bu konuda müthiş bir yer.” Tekneyi Namibyalı dostlarına emanet edip bir süreliğine Türkiye’ye gelen Aksoy, daha sonra tekrar seyahate kaldığı yer olan Namibya’dan devam etmiş.

Brezilya’da 17 ay kaldı
Hedef yine Rio de Janeiro’ymuş fakat yolda telsizden Rio’da bir salgın hastalık olduğunu ve 86 kişinin öldüğünü duyunca rotayı Salvador’a çevirmişler. 11 gün sonra yine okyanusun ortasındaki St Helena adasına uğrayan Mustafa Aksoy, burada 1 hafta kalmış. 1 hafta sonunda da 12 gün sürecek olan bir yolculukla Salvador’a varmışlar. Salvador’da onları Aksoy’un Türkiye’de tanıştığı Brezilyalı arkadaşları karşılamış. Aksoy bu seyahatlerin en güzel kısmının dostluklar olduğunu söylüyor: “Bu seyahatlerin en güzel tarafı dostluklar, asla menfaate dayanmayan sadece ve sadece dostluğa, samimiyete dayanan arkadaşlıklar. Bir kuruş paranın, menfaatin olmadığı arkadaşlıklar bunlar.”
Okyanusu geçerken 10-12 metreye varan dalgalarla boğuştuktan sonra 20 Ağustos’ta Salvador’a varmışlar. Burada 17 ay kalan Aksoy, bu sürede Brezilya adalarını gezmiş: “Dünya seyahati yapmak sadece dünya etrafında yelkenle dönmek değil, mühim olan yakınında olduğun tüm o güzel yerleri de gezmek. Arada Türkiye’ye dönüp özlem giderdik. Sonra tekrar Brezilya’ya döndük. Ve bu sefer tekneyi Salvador’da bırakarak uçakla Arjantin’e gittik. Buenos Aires’i gördük, oradan Uruguay’a geçtik.”

Önce Karayip’ler sonra Pasifik
17 ay sonra 20 Şubat’ta Salvador’dan yola çıkan Aksoy’un hedefi Karayip’lere Trinidad’a gitmekmiş. Yol boyu Recife, Natal, Fransız Guyanası, Suriname’a gidip hepsinde 15’er, 20’şer gün kalan, en son Tobago ve sonra da Trinidad’a varan Aksoy, hortum dönemi yaklaştığından teknesini karaya çekip İstanbul’a dönmüş. Şimdi Göcek koylarında yelken yapıyor.
Ekim ayında tekrar Trinidat’tan yola çıkıp 2011 yılına kadar Karayip adalarını bu sefer tek başına gezecek. Aksoy, “Karayip adaları bir dizi boncuk gibi, her biri 80-90 mil aralıklı, çok keyifli bir yıl bekliyor beni” diyor.
Dünya turunu 6-7 yılda bitirmeyi amaçlayan Aksoy, “Çabucak dönüp gelenler pişman oluyorlar ben şimdi bunun tadını çıkara çıkara yapacağım. Bir yıl Karayipler’de kalacağım. Küba, Dominik vs… Dünya çok büyük. Ondan sonra Pasifik’e açılıp, dünyanın etrafını dönmeye Pasifik’ten başlayacağım. Hazmede hazmede yapacağım bu turu.”
betameonline.com’dan Aksoy’un gittiği güzergahları takip etmek mümkün.

1 milyon dolar harcadı
Tekne dahil seyahat için 1 milyon dolar (1,52 milyon TL) harcayan Aksoy, denizi seven, kafasına koyan, vakti olan herkese bunu öneriyor ve sanıldığı gibi dünya seyahatinin çok pahalıya patlamadan da yapılabileceğini söylüyor: “Benim teknem 700 bin dolarlık ama 100 bin dolarlık bir tekneyle de insan bu seyahate çıkabilir. Sandalla çıkan da var. İnsan denizde bir şey harcamıyor. Rakam kişilerin lüks beklentileri ile alakalı. Çok büyük paralar gerekmiyor. Alakası yok, bu böyle söylenmiş Türkiye’de. Araba alacağına tekne al. 5 kamaralı lüks bir marka değil ama bugün bir araba fiyatına bir yelkenli almak mümkün” diyor.

İlk sandalını Toto’dan çıkan parayla almıştı
Aksoy’un denize olan merakı çok eskilere dayanıyor. 13 yaşındayken Toto’dan çıkan 1.000 liranın 300 lirasıyla sandal alan Aksoy’un denize olan tutkusu ta o yıllarda başlamış. “Sandalımızın adı Teksas’tı. O yıllarda çalıştığım için pazar günleri sandalla açılmak benim için büyük bir zevkti. Küçükçekmece’de oturuyorduk. Pazar günleri mahalledekiler pazara giderdi, araba da yoktu, o kayığa komşuları toplayıp onları pazara götürmek benim en büyük keyfimdi” diye anlatıyor. Bu sandalın hatırası onun için o kadar değerli ki, yıllar sonra aldığı yelkenliye de Teksas adını vermiş.
Burcu ÖZÇELİK / Hürriyet İK