MG Gülçiçek tam 49 yıldır koku üretiyor. Bir esans ithalatçısının yanında çırak olarak işe başlayan Mişel Gülçiçek, başta kozmetik ve temizlik maddeleri olmak üzere pek çok sektöre ve ürüne, hatta kurumlara koku üretiyor. Kurumlar tıpkı logoları, amblemleri olduğu gibi kurumsal bir kokuları da olsun istiyorlar artık. Esans yani koku üreten MG Gülçiçek firması bundan tam 49 yıl önce Mişel Gülçiçek tarafından kuruldu. Küçük yaştan ticarete meraklı olan Mişel Gülçiçek, yaz aylarında manifaturacılar, gömlekçiler ve tuhafiyelerde çalışıp ticareti öğrenmiş, hatta okuduğu Saint Benoît’da arkadaşlarına dosya kağıdı vs satmış. 11 yaşında babasını kaybeden Mişel Gülçiçek, Saint Benoît’da orta okulu bitirdikten sonra bir esans ithalatçısının yanına girip (kendi deyimiyle) “garçon de bureau” yani ofis boy olarak çalışmaya başlamış.

Daha sonra Pe-Re-Ja Kolonyaları’nı kuracak olan esans ithalatçısının yanında da 3-4 yıl çalıştıktan sonra işi öğrenen Gülçiçek, askerlik dönüşü Pe-Re-Ja’da satış müdürü olarak çalışmaya başlamış.
Kendi işini kurma kararı
1961 yılında da kendi dükkanını açmaya karar veren Gülçiçek, Tahtakale’de 10 metrekarelik bir dükkanda toptancılık yapmaya başlamış. Tüm birikmiş parası olan 50 bin lirayı bu dükkana yatırmış. Bu dükkanda, yarı imalat yapan patronu da ona destek olmuş. Burada ilk kez kokuların hammaddeleri ile tanışmaya başlamış. Koku deyip geçmeyin, bu işin 3-4 bin civarında hammaddesi var. Bir koku üretilirken içine 10’larca, yüzlerce hammadde katılıyor.
Derken ufak ufak imalat yapmaya başlayan Gülçiçek, hem okuyan hem de yanında çalışan yeğenini de okulu bitince Avrupa’ya staja yollamış ve 1980’lere gelindiğinde Gülçiçek Kimya ve Uçan Yağlar Ananonim Şirketi’ni kurmuş. “O zamanlar her şey ihtaldi” diyen Gülçiçek, bugün 54 ülkeye ihracat yaptıklarını, yıllık esans üretim kapasitelerinin 1.500-2.000 tona ulaştığını söylüyor.
Birkaç hafta önce Tüketici Akademisi tarafında kalite ve inovasyon uygulamalarında AB normlarını uygulayarak örnek teşkil eden markalara verilen AB Kalite Ödülü’nü alan Gülçiçek’te 140 kişi çalışıyor.
Şirketler kurumsal koku istiyor
Gülçiçek firması, aklınıza gelebilecek her türlü ürüne koku üretiyor. Örneğin bir deterjana, bir şampuana, bir ruja, kokusunu onlar veriyor. Ürünün üreticisinden fikir alıp, nasıl bir şey istediklerini öğrenip sonra çalışmaya başlıyorlar. Koku hazırlandıktan sonra müşteri de beğenirse o koku o ürüne yapışıyor ve artık bir daha o kokuyu o üründen almak neredeyse imkansızlaşıyor. Koku ürünle özdeşleşiyor. Çünkü yapılacak bir değişikliğin müşteriyi rahatsız etmesi olasılığı yüksek.
Gülçiçek, başta kozmetik ve temizlik ürünleri olmak üzere her sektöre koku üretebiliyor. Kimi zaman ayakkabı tabanı yapanlar, kimi zaman ‘boyamız güzel koksun’ diyen boyacılar kimi zaman da mekan sahipleri müşterileri oluyor. Restoran, fırın, kafeler, Spa’larda sürekli aynı kokuyu istediklerinde esans üreticilerinin kapısını çalışıyorlar.
Gülçiçek son dönemde yeni bir trendden bahsediyor, o da kurumsal kokmak isteyen firmalar. Bir firma düşünün örneğin bir perakende firması, tüm mağazalarının veya tüm personelinin aynı kokmasını istiyor. Tıpkı kurumsal bir logo, bir amblem gibi kurumsal koku isteyen firmaların da sayısı hızla artıyormuş. 1 kilo alacak olana da 10 ton alacak olana da hizmet veren Gülçiçek, 1 hafta içinde siparişleri hazırlayabilecek kapasiteye sahip.

İklim değişir hammadde değişir
Mişel Gülçiçek, yılların tecrübesiyle artık hammaddeleri çok iyi tanıyor, burnu iyi koku alıyor. Her gün 3-5 tane yeni koku çıktığını söyleyen Gülçiçek, “Doğadaki her tür değişim, örneğin iklimlerdeki değişim bize yeni bir hammadde olarak dönüyor” diyor.
Gülçiçek firmasının farklı projeleri de olmuş. Örneğin Fatih Akın’ın Soul Kitchen filminin galasında sinema salonun koku verilmiş. Filmde yapılan afrodizyak tatlının içeriğindeki vanilyanın, beyaz çikolatının kokusu sinema salonunu kaplamış. Gelecekte sinemada film izlerken bu tür şeylere rastlayacak mıyız, diye sorduğumuzda Kurumsal İletişim Direktörü Duygu Beşbıçak Karahan, Japonya’dan örnek veriyor: “Japonya’da Disneyland stüdyolarında koltuklara koku da veriyorsunuz, hareket de ettiriyorsunuz. Biz bu şekilde bir salonu yapsak mı diye araştırdık. Bize koltuğun tanesi 18 bin Euro dediler” diyor.
Mişel Gülçiçek, bir arkadaşının devamlı koku veren bir makina üzerinde çalıştığını ve çok yakın zamanda bu makinanın tüm rezidanslar, oteller ve fabrikalar tarafından kullanılacağını, yurtdışında da büyük ilgi göreceğini söylüyor.
Yine Avrupa Kültür Başkenti 2010 kapsamında İstanbul kokusu da üretmişler ama 2010 komisyonunda değişiklik olunca hazırlanan koku yarım kalmış. Firmanın bir diğer projesi de Yunus Emre kokusu üretmek olmuş. Ressam İsmail Acar, opera sanatçısı Hakan Aysev ve piyanist Burçin Büke’nin Yunus Emre’yi anlatmak için ‘Sevgi’ temasıyla gerçekleştirdikleri “Yunus” projesi için koku tasarlamışlar.
 
Şofördü fabrikaya müdür oldu
Gülçiçek’te 140 çalışan var. Bu şirkette herkesin terfi şansı var. Örneğin Hasan Çebi, 1993 yılında Mişel Gülçiçek’in şoförü olarak başlamış işe. Aynı zamanda tahsilat ve sevkiyat işlerini de yürütmüş. 2007 yılında personel şefliğine atanan Çebi, atamasının yapıldığını panoda görerek öğrenmiş ve bu sürpriz karşısında çok şaşırmış. Daha sonra personel müdürlüğüne, ardından da fabrika müdürlüğüne yükselen Çebi, fabrikada çalışan 130 kişiden sorumlu. Çebi, Gülçiçek’te bu tür atamaların çok sık olduğunu, sekreterken dış ilişkilere, labaratuvardan satışa geçenlerin olduğunu söylüyor.
 
Burnu 1.5 milyon dolara sigortalı
Gülçiçek’te çalışan 7 parfümör var. Ayrıca yurtdışından deneyimli parfümörler de eğitim ve danışmanlık vermek üzere Gülçiçek’e geliyorlar. Bunlarda biri de Amerikalı ünlü şef parfümör Andor Hun. İki üç ayda bir, iki haftalığına Gülçiçek’e gelip, danışmanlık veren Hun, tam 55 yıldır bu sektörde ve burnu bir köpeğinki kadar hassas (diyorlar). Kokladığı her şeyin içinde ne var ne yok biliyor, örneğin “x hamaddeden binde 1 oranında koyun veya çıkarın” gibi çok ince detayları o fark edip, yön veriyor.
Macar asıllı, sekiz çocuklu bir aileden gelen Andor Hun’un ailesi II. Dünya Savaşı’nda Amerika’ya sığınmış. Hukuk ve kimya eğitimi alan Hun, küçük yaşta dünyanın en önemli parfüm şirketlerinden birine muhasebede çalışmak üzere girmiş. Orada, yeteneği keşfedilerek Columbia Üniversitesi Kimya Bölümü’ne eğitime gönderilmiş.
Uzun yıllar, uluslararası tanınmış bir firma olan IFF’de şef parfümör olarak çalışmış. Zaman içinde ‘dünyadaki en önemli üç burun’dan biri olmuş. Burnu da bu yüzden, 1.5 milyon dolara (2,3 milyon TL) sigortalanmış. Bugün, 30 yıllık bir çalışma hayatının ardından emekli olan şef parfümör Hun’un imzasını taşıyan binlerce formülü var. Jean Patou’nun Joy gibi çok ünlü parfümleri Hun’un eseri.
Hun, “Bazı insanlar 2-3 şeyi birleştirip koku yarattığımızı düşünüyor ama bazen bir kokuyu elde etmek için 400-500 çeşit kullanıyoruz. Sürekli seyahat ediyorum ve mesleğimi çok seviyorum” diyor.
Burcu ÖZÇELİK/Hürriyet İK