Citibank’ın müşterilerine özel hizmet veren CiV Hayat Sigortası, satış ekibinin motivasyonunu artırmak için futbol konseptli bir etkinlik başlattı. LaCiVert Saha adı verilen etkinlik kapsamında yüksek performans gösteren çalışanlar bir gün bounca Fenerbahçe’nin eski kalecisi Toni Schumacher’in de katılacağı bir gün geçirip, beraber VIP’de derbi izleme şansı yakalayacaklar.  

Sadece Citibank müşterilerine ürün tasarlayıp sunan CiV Hayat Sigortası, satış ekibinin motivasyonunu artırmak için futbol içerikli bir satış motivasyon etkinliği başlattı. Bu kapsamda sadece Citibank çalışanlarının girebileceği LaCİVert Saha adı verilen bir site oluşturuldu. Satışta yüksek performans gösteren ve bu sitede yer alan futbolla ilgili anketleri cevaplayanlar, başta derbi maçlara VIP bilet olmak üzere çeşitli hediyeler kazanabilecekler. Asıl önemlisi, bu derbileri Fenerbahçe’nin eski efsanevi kalecisi Toni Schumacher ile izleme fırsatı yakalayacaklar.
CiV Sigorta bu etkinliğin bir benzerini Almanya’da da uyguluyor. Almanya’da Borussia Mönchengladbach takımına sponsor olan CiV, başarılı gördüğü satış ekibi için Borussia Günü adı altında bir gün boyunca çeşitli etkinlikler düzenliyor. Sabahtan buluşuluyor, yemek yeniyor, daha sonra maça gidiliyor. CiV’nin ayrıca Borussia Mönchengladbach’ın sahasında bir locası da bulunuyor; bu sahada oynanan maçları, belirli hedefleri tutturan Citibank çalışanları Fenerbahçe’nin ve Alman Milli Takımı’nın efsanevi kalecisi Toni Schumacher ile birlikte izliyorlar. Maçtan sonra hep beraber eğlenceye gidiliyor. 

6 derbiye katılacak
Türkiye’de CiV’nin locası yok, ama satışta belirli performans gösterenler tıpkı Almanya’daki gibi Toni Schumacher ile çeşitli aktivitelerle dolu bir gün geçirdikten sonra beraber maç izleyecekler. Schumacher, Beşiktaş, Fenerbahçe ve Galatasaray’ın birbirleriyle oyanacakları 6 derbiyi yaklaşık 30-35 kişilik bir grupla izleyecek.
Sadece Citibank çalışanlarının üye olarak girebilecekleri LaCiVert Saha sitesi, süperlige paralel olarak kurgulanacak. Sitede bu hafta kaç gol atılacak, kimler atacak gibi tahmin anketleri yer alacak, çalışanların büyük kısmı kadın olduğu için futbol modası, dünyadaki futbolcular hakkındaki bilgiler ve futbolu öğreniyorum köşesi yer alacak. Üyeler anketlere verdikleri cevaplar ve futbolla ilgili paylaştıkları fotoğraflarla çeşitli hediyeler kazanma imkanı yakalayacaklar. Esas amaç çalışanların motivasyonunu arttırmak.
Porejenin adının LaCiVert olarak belirlenmesinin nedeni ise lacivertin hem şirketin kurumsal renklerinden olması hem de CiV’yi içinde barındırması.
CiV Hayat Sigorta Genel Müdürü Viktor Hodara, futbolun iletişim için çok iyi bir vasıta olduğunu, futbol sayesinde herkesle iletişim kurulabileceğini söylüyor: “Futbolla satış birçok açıdan birbirine benziyor; ikisinde de rekabetçilik var, takım oyunu var, birinci olma istediği var. Hem futbolu hem satışı birleştirecek güzel bir konsept yaratmak istiyorduk. Almanya’da CiV tarafından çok benzeri yapılıyor ve Almanya’da çok büyük motivasyon kaynağı oluyor. Maçlara gitmek için kıyasıya bir mücadele yaşanıyor, dolayısıyla satışlar da artıyor” diyor.

Futbolla iş dünyası çok benziyor
Toni Schumacher aynı zamanda CiV Hayat Sigorta’nın Yönetim Kurulu Üyesi. CiV ile tanışması, CiV Almnaya’nın kurucusu Norbert Kox sayesinde olmuş. Futbolla haşır neşir olan ve pek çok futbolcu arkadaşı olan Kox, Türkiye’de şirketin kurulması gündeme gelince Türkiye’deki deneyimleri ve tecrübesinden dolayı Schumacher’e projenin içinde yer almasını teklif etmiş. Schumacher de bu teklifi seve seve kabul ettiğini söylüyor. Schumacher, “İkinci vatanım” (Türkçe olarak söylüyor) dediği Türkiye’de olmaktan çok mutlu.
 
Almanya’da Borussia Günü’nde neler yapıyorsunuz?
Buradakinin çok benzerini Almanya’da yapıyoruz. Borussia Günleri’ne katılıp yüksek performans gösteren çalışanlarla bir gün geçirip beraber maç izliyoruz. Ayrıca zaman zaman konuşmalar yapıp, deneyimlerimi aktarıyorum. Burada da 6 derbi boyunca çalışanlarla özel aktivitelerde bir araya gelip, VIP’de beraber maç izleyeceğiz.
 
Futbolla iş dünyası arasında paralellik var mı?
İkisinde de iyi bir takım oluşturmalısın önce, yetenekli insanları bir araya getirmen lazım. Onların başında iyi bir antrenör olması gerekiyor, organizasyonun tepesinde de iyi bir müdür olması gerekiyor. Ondan sonra bir prim sistemi olması gerekiyor, satış elemanları ekstra birşey yaptıklarında onlara prim veriyorsunuz, bu futbolcuların için de geçerli.

2010’da Fransa takım değildi
11 çok yetenekli futbolcuyu bir araya getirip takım olamamanın örnekleri vardır, örneğin 2010 Dünya Kupası’ndaki Fransa takımı, hepsi çok yetenekli ve ünlü futbolculardan oluşuyordu ama çok kötü futbol oynadılar. Çünkü takım değillerdi, belirli bir hedefe yönelik birliktelikleri yoktu. Yani 11 yetenekli insanı bir araya getirmekte olmuyor. Başlarındaki kişinin de iyi bir yönetici olması, aynı hedefe doğru kitlenmeleri gerekiyor. Satışta da futbolda da aynı şey.
İyi bir teknik direktörünün en önemli özelliği, ki bu futbolda da iş hayatında da böyle, her oyuncusunun vazgeçilmez ve en iyi olduğunu hissettirebilmesi. Şirketteki şoförden, çay getiren kişiye kadar, futbolda da belki defansta çok ünlü olmayan, takım için gerçekten çok önemli olan kişilere yakın olup ‘sen benim için çok önemlisin, bu takım için çok önemlisin’ diyerek motive etmeyi bilmesi çok önemli. İyi teknik direktörler ve iyi yöneticiler bunu iyi yapan insanlardır.
 
Hazır dünya kupasından söz açılmışken İspanya’nın şampiyonluğunu bekliyor muydunuz?
Evet, benim tahminim İspanya’ydı. Çok iyi futbolcu olduğum için hemen bildim. (Gülüyor!)
Neden İspanya dediniz?
İspanya, 2 yıl önce Avrupa Şampiyonu olmuştu. O andan itibaren oynadıkları 30 küsür maçtan sadece ikisini kaybettiler. Tek tek baktığımızda inanılmaz kaliteli futbolcular var, ama şu çok önemliydi, takım olarak savaştılar, gerçekten çok önemliydi onlar için Dünya Kupası’nı kazanmak. O kadar yetenekli ve bireysel olarak yıldız olmalarına rağmen, burada bir takım oyunu vardı. Hepimiz birimiz birimiz hepimiz için; bu futbolda da iş dünyasında da hayatta da böyle.
Alman takımını nasıl buldunuz?
Çok iyi oynadılar, çok genç ve heyecanlı bir takım, ‘çok kültürlü’ Alman takımı bizim geleceğimiz için çok önemli. Takımda Polonya, Brezilya, Türkiye, Tunus, Polonya kökenli futbolcular var. Daha önce böyle değildi, bu ilerisi için çok önemli ve faydalı bir gelişme.
Türkiye’de seveniniz çok. Ne sıklıkta geliyorsunuz?
Ayrıldıktan sonra her yıl Türkiye’ye gelmeye devam ettim. Özellikle Bolluca Çocuk Köyü’nü ve Manavgat’taki, Hüseyin Vural İlöğretim Okulu’nda engelli çocukları ziyaret ediyorum, hem maddi hem manevi destek oluyorum. Yazın 2 hafta Manavgat’taki futbol kampını yönetip, oradaki engelli çocuklarla vakit geçiriyor, onlara destek oluyorum. Kimi zaman çocukların hazırladıkları piyesleri, oyunları izlemek için Türkiye’ye geliyorum.
(Henüz detayları netleşmemiş; ama her satılan poliçenin belli bir kısmının bu veya başka hayır kurumlarına bağışlanması veya futbol sezonun devre arasında Schumacher’inde katılımıyla geliri bağışlanmak üzere bir maç organize edilmesi düşünülüyor.)
Burcu ÖZÇELİK/Hürriyet İK
Reklamlar