Türkiye’nin çeşitli üniversitelerinden 42 öğrenci, Floransa’da liderlik eğitimi alıyor. Tanrılar Okulu kitabının yazarı Prof. Stefano D’Anna’nın rektörlüğünü yaptığı European School of Economics’de verilen eğitim, bilinen liderlik eğitimlerinden çok farklı. D’Anna, bir lider için farkındalığın ve duyguların çok önemli olduğunu, Floransa’da İtalyan Rönesansı’ndan ilham alan mükemmel liderler yetiştirmeyi amaçladıklarını söylüyor.
Celal Aras Eğitim ve Kültür Vakfı’nın “Geleceğe Lider Ol” adlı eğitim bursu kapsamında 42 öğrenci Tanrılar Okulu kitabının da yazarı olan Prof. Stefano D’Anna’nın rektörlüğünü yaptığı European School of Economics’in Floransa şubesinde liderlik sertifika programında burslu olarak okuyorlar. Başta mühendislik öğrencileri olmak üzere Türkiye’nin çeşitli üniversitelerinden öğrencilerin katıldığı programda öğrenciler drama dersinden nefes tekniklerine kadar çok farklı alanlarda eğitim görüyorlar.
Liderlik eğitimi bursu kazanmak isteyenlerden ‘Tanrılar Okulu’ kitabını okuduktan sonra “Ben bu bursu istiyorum çünkü…” ile başlayan bir kompozisyon yazmaları istendi. İlk elemeyi geçenler Stefano D’Anna ile bir mülakata katıldı. Kabul edilenler Floransa’da yapılacak 2 aylık bir liderlik programına katılma şansı yakaladı.
European School of Economics’in Rektörü Prof. Stefano D’Anna’nın liderlik programı bildiğiniz, klasik liderlik programlarından değil. 2 aylık programda sanat, müzik, tiyatro, felsefe, vizyon sahibi bir liderin becerilerini ortaya çıkarmak için kullanılıyor. Bu nedenle drama, nefes teknikleri gibi farklı eğitimler veriliyor gençlere. Zaten programda İtalyan Rönesansı’nın doğduğu Floransa’da yapılıyor. Stefano D’Anna, Dante’nin Michelangelo’nun şehrinde, Floransa’da İtalyan Rönesansı’ndan ilham alacak dahiler, liderler yetiştirmeyi amaçladıklarını söylüyor. Görüştüğümüz öğrencilerden birinin de “Burada sadece okulda değil Floransa’da yürürken bile kendinizle ilgili bir şeyler keşfedebiliyorsunuz”  demesi bunu doğruluyor.
Programın ilk 5 haftası tamamlandı. D’Anna gelişimin sinyallerini şimdiden almaya başladıklarını söylüyor.

Drama liderlik için çok önemli
Programa katılan 42 kişi Türkiye genelinden pek çok farklı ilden geliyor. İçlerinde işlerini bırakıp gelenler de var ama ağırlık mühendislik öğrencilerinde. D’Anna, neden mühendislik öğrencilerinin ağırlıkta olduğunu şu sözlerle açıklıyor: “Eğer bunu mühendislik öğrencileriyle yapabilirsek herkesle yapabiliriz demektir. Çok zekiler, çok iyiler ve onlar en zorlu olanları” diyor.
Öğencilerin kimi Tanrılar Okulu kitabını programı duyduktan sonra kimisi de öncesinde okumuş. Bazıları kitabı hatmetmiş bile.
Öğrenciler bu kitaptan sonra görüşlerinin değiştiğini ve hayal etmeyi, hayallerinin ardından gitmeyi öğrendiklerini söylüyorlar. Kitabın ana felsefesi ‘düşlemek’. Öğrencilerden biri, “Burada amaç kişinin kendini bulması, kendinin lideri olması. Aslında bir birey olarak ayaklarımızın üstünde durabilecek miyiz, hayallerimizi bulabilecek miyiz, kendimizi keşfedebilecek miyiz bunu hedefliyoruz. Zaten bunu başarabilmiş biri, toplumu için de çok şey yapabilir” diyor. Bir diğer öğrenci, “Kendi içimize dönerek ne istediğimizi buluyoruz, ne istediğimizi bildiğimiz zaman ne istediğini bilmeyen insanlar bize bakıyor; bu doğal bir liderlik. Herkes düşlerini gerçekleştirmek için burada” diyor.
Ekin Berkyürek, programın hem çok zevkli hem de çok zor olduğunu söylüyor: “Sabah kalkıyorsunuz spor var, drama ve meditasyon var. Korkularımızı teker teker fark edip her an kendimizle savaşıyoruz çünkü bazı şeyleri yıkmak hiç de kolay değil. Bir aydır buradayım çok değiştim ve çok da değişeceğimi hissediyorum.”
Programda çok farklı dersler var, spor, nefes ve meditasyon, drama, grup terapisi gibi. Drama hocası Aaron Craigh, drama derslerinin liderlik için neden bu kadar önemli olduğunu şu sözlerle açıklıyor: “Burada cesaret öğretiyoruz. Amerikada uzun yıllar tiyatro, tiyatronun dışında, insanlara yeni hünerler, yetenekler kazandırmak için kullanıldı. Tiyatro ile suçlulara, cinsel tacize uğrayanlara, annesi babası olmayan çocuklara eğitim veriliyordu, çünkü tiyatro ile kendiniz hakkında çok şey öğrenirsiniz. Cesareti öğrenirsin.”
Öğrencilerden biri, “Drama dersinde aslında günlük yaşantımızda üstlendiğimiz rolleri nasıl üstlenmemiz gerektiğini öğreniyoruz. Ben buraya gelmeden önce bir şeyleri değiştirmek istiyordum, daha yaşanılası bir dünya istiyordum, bir şeyler yapmak istiyordum. Gördüm ki öncelikle kendim için bir şey yapmam gerekiyormuş, kendimiz için  yaptığımız çok ufak bir değişiklik dünyada çok büyük şeyleri değiştirecek” diyor.

Plan program yok
Eğitim boyunca plan ve porgram yok, her şey spontane olarak gelişiyor. D’Anna bunun nedenini “Onlar yarın ne yapacaklarını bilmiyorlar, ben de bilmiyorum. Ders planımız, programımız yok çünkü zamana inanmıyoruz. Sıradan bir programımız sıradan öğrencilerimiz yok” diyerek açıklıyor. Ama bazı öğrenciler plan ve programsızlıktan hiç de memnun değil.

İstanbul’da 1.000 kişiye liderlik eğitimi
Stefano D’Anna, programın aynısını İstanbul’da dünyanın her yerinden gelecek 1.000 kadar kişiye de vermeyi planlıyor. Neden İstanbul diye sorduğumda yanıtı şu oluyor: “Çünkü İstanbul Doğu ile Batı’nın arasında, İslam ile Hristiyanlığın arasında bir köprü kuruyor. Türkiye’den başlayıp tüm dünyaya yayabiliriz bu programı. Mevlana’nın da dediği gibi ‘Gel, ne olursan ol yine gel’. Türkiye’den başlayan bu hayal tüm dünyanın olacak’ diyor.  D’Anna, Türk yöneticilerin kendilerinin daha fazla farkında olmalarının ve duygularına bakmalarının şart olduğunu söylüyor ve bu programın benzerini yöneticilere de uyarlamayı planladığını söylüyor.
Burcu ÖZÇELİK / Hürriyet İK