Çevreye olan negatif etkilerini büyük ölçüde azaltan binalara ’yeşil bina’ deniyor. Yeşil binalarla, en az yüzde 30’u, enerji ve para tasarrufu sağlamak, hava kirliliğini azaltmak mümkün. Yapılan araştırmalar yeşil binaların verimliliği de arttırdığını gösteriyor. Yeşil ofislerde çalışanların üretkenliği yüzde 2-16 arasında artıyor. 
Yeşil ofis kavramı Türkiye’de ve dünyada çok yeni. Yeşil ofisleri sertifikalandıran birkaç kuruluş var. Amerikan Yeşil Binalar Konseyi (USGBC) tarafından verilen LEED Sertifikası bunlar arasında en bilinenlerden. Türkiye’de LEED alan sadece 3 şirket var: Unilever, Philips ve Siemens. Dünyada ise LEED sertifikası alan kurum sayısı 3.980. Bu kadar yeni ama gelecekte çokça konuşalacak bir konu olan yeşil binalar, 9-11 Kasım’da yapılacak PERYÖN Kongresi’nin de oturum konularından birini oluşturuyor.
İnşaatı ve operasyonu sırasında mümkün olan en yeni teknolojiler kullanılarak çevreye en az zarar verecek şekilde tasarlanan binalara ’yeşil bina’ deniyor. Yeşil binalar, en az yüzde 30 su, enerji, para tasarrufu sağlıyor ve hava kirliliğini azaltıyor. Ayrıca bu binalarda çalışanların üretkenliği yüzde 2-16 oranında artıyor.
Çevre dostu bina tasarlamak ve yapmak için binanın sadece enerji ve su tüketimi değil her yönüyle çevreye verdiği zararın incelenmesi gerekiyor. Bu konuda, uluslararası kár amacı gütmeyen kuruluşlar sertifika veriyor. Bunlardan en bilinenleri Amerikan Yeşil Binalar Konseyi (USGBC) tarafından verilen LEED (Enerji ve Çevre Dostu Tasarımda Liderlik) sertifikası, İngiltere organizasyonu olan Bina Araştırma Kuruluşu (BRE) tarafından verilen BREEAM sertifikası ve Alman Yeşil Bina Konseyi’nin yeni çıkardığı DGNB sertifikası.
Türkiye’de de bu sertifikaları vermek üzere WGBC (World Green Building Council) şemsiyesi altında kurulan Çevre Dostu Yeşil Binalar Konseyi (ÇEDBİK) şu anda hem LEED, hem BREEAM hem de DGNB ile ilişki içinde. ÇEDBİK uzun seneler ABD’de sürdürülebilir binalar konusunda çalışan yüksek mühendis Dr. Duygu Erten ve TEMA Vakfı Kurucusu Nihat Gökyiğit liderliğinde kuruldu. ÇEDBİK’in asıl amacı uzun vadede bir Türk sertifika sistemi oluşturmak.

Sadece 3 şirkette LEED Sertifikası var
Yeşil ofis kavramı Türkiye’de çok yeni. Yeşil bina sertifikası için başvuran 10 kadar şirket olduğu biliniyor. Tabii sertifikası olmayan yeşil binalar da var olabilir. Türkiye’de yeşil ofis olarak LEED Sertifikası alan şirket sayısı ise 3; Siemens’in Gebze’de inşa ettiği fabrika, Ümraniye’deki Unilever binası ve Philips’in ofisi Türkiye’den LEED alan ilk 3 bina.
LEED Sertifikası için dünyada 14 bin projenin başvurduğu tahmin ediliyor fakat bu süreci pek çok şirket gizli tuttuğundan rakam çok daha fazla olabilir. Resmi olarak ise tüm dünyada LEED Sertifikası alan toplam 3.980 proje bulunuyor. Yani yeşil ofis kavramı henüz dünyada da çok yeni.
Bunun dışında Redevco’nun Erzurum ve Ankara’da yaptığı alışveriş merkezleri de BREEAM Sertifikalı binalardan. Türkiye’de DGNB alan ise henüz yok.
9-11 Kasım’da yapılacak PERYÖN Kongresi’nde “Küresel kriz, küresel ısınmanın önüne geçmesin! Ofisler yeşillensin!” oturumunun moderatörlüğünü yapacak olan Çevre Dostu Yeşil Binalar Konseyi (ÇEDBİK) kurucularından Duygu Erten<B>,</B> bir yılda 10, 2 yılda 50 yeşil binaya ulaşılacağını söylüyor: “Kriz olmasa daha da yüksek olacaktı. Konuya ilgi çok büyük.”

Maliyet artışı yüzde 1-2
Fakat yeşil bina bilincinin çok yeni olması ve bu işin çok maliyetli olduğu algısı nedeniyle yeşil binalar hem Türkiye için hem yurtdışı için yeni bir kavram. Duygu Erten, yeşil bina olmanın o kadar da maliyetli olmadığını söylüyor: “Yapılan araştırmalar ortalama maliyet artışının yüzde 1-2 arasında olduğunu gösteriyor. Ancak bu maliyet artışı binada yapılan iyileştirmeler sayesinde, operasyon sırasında çok kısa zamanda yatırımcıya ve bina sakinlerine geri dönüyor. Siemens’in 2008’de Gebze’de yaptığı ve LEED-Gold Sertifikasına başvuran proje ekibi, maliyet artışının standart bir binaya göre yüzde 1 olduğunu açıkladı. Maliyetin büyük kısmı tasarım ve mühendislik için daha fazla zaman harcanması olduğundan, yeşil bina uygulaması yaygınlaştıkça, tasarım ve mühendislik çalışmaları standard hale gelecek ve maliyet düşecektir. Bunun en iyi örneği bugün Kaliforniya’da sıfır ön yatırım maliyetiyle inşaa edilmekte olan ’yeşil okullar’dır. Binanın yeşil yapılmasına yatırımcı, mimarla ve proje yöneticisi ekiple el sıkışırken karar verilirse maliyet o kadar düşer. Çünkü yeşil tasarım entegre tasarımdır.”
Diğer taraftan ön maliyet artışının geri dönüş analizini de yapmak gerekiyor. Çünkü yeşil binalar, enerji ve su tasarrufu, inşaat sırasında daha az atık üretme, atık su ve katı atıkların yönetimi, dönüştürülmüş malzeme kullanılması, iç hava kalitesinin iyileşmesi, yeşil yapılan ofis binalarında çalışanların yaşam kalitesinin yükseltilmesi ve üretkenliğin artışı, bununla gelen çalışanların sağlık masraflarının düşmesi ve binanın işletme masraflarının düşmesi ile de değer yaratıyorlar.

Yeşil danışmanlık firmaları
Turkeco, Altensis, Emre Arolat, HAS Mimarlık, ERKE Mimarlık, Entegre Proje Yönetimi, Türkiye’de ilk yeşil uzmanları olan danışmanlık ve mimarlık şirketleri. Aynı zamanda global oyuncular olan Ecofys, Grontmıj, Redevco, Bovis Lend Lease, PE International gibi Avrupalı şirketler de Türk pazarına girdi. Entegre Proje, Alarko-Carrier, Varyap gibi firmalar da kendi ekiplerini yetiştirerek daha eğitimli bir şekilde projelerini yapıyorlar ya da ürün tavsiyesinde bulunuyorlar.
Duygu Erten, artık yapı endüstrisinin uluslararası sürdürebilirlik konusuna geri dönüşü olmayan bir giriş yaptığını söylüyor: “Bugün Türkiye’nin en büyük eksiği bu konularda yetişmiş deneyim sahibi yeşil bina uzmanı. Bu uzmanların görevi tasarıma yeşil bina parametrelerinin zamanında entegrasyonunu sağlamak ve müşteriye finansal olarak yük getirmeyecek çözüm alternatifleri sunmak. İkinci eksiğimiz yenilenebilir enerji teknolojileri için ön yatırım maliyetini düşürecek teşvikler ve vergi indirimleri. Ayrıca tüketicinin yani binaların içinde yaşayan kişilerin bilgilendirilmesi ve yeşil bina talep etmesi çok önemli. Üniversitelerde alanda derslerin açılması ve hatta multidisipliner bölümler kurulması gerek. Kamu kuruluşları henüz bu konuya giremediler. Son dönemde ODTÜ Mimarlık Fakültesi Araştırma, Tasarım, Planlama ve Uygulama Merkezi (MATPUM) Toplu Konut İdaresi’ne (TOKİ) çevre dostu tasarım konusunda danışmanlık veriyor. Yurtdışında bu alanda artık sadece yeşil tasarlayan firmalar var.”

Yeni bir iş kolu doğuyor
Yeşil ofis olmaları konusunda şirketlere danışmanlık hizmeti veren kişi ya da kurumlar var. Şu anda Türkiye’de 20 LEED ve 10’a yakın BREEAM denetçisi var. Türkiye’de LEED Akredite Profesyonel (AP) yani LEED danışmanı olan ilk kişi Alarko Carrier Sanayi ve Ticaret Grup Koordinatör Yardımcısı (Pazarlama) Hırant Kalataş. LEED Sertifikası almak için neler yapılacağı konusunda Alarko’nun çalıştığı firmalara danışmanlık yapan Kalataş, Amerika’da Yeşil Bina Konseyi’nin yaptığı sınava girerek LEED AP olmuş. Genelde mimar, makine, elektrik ve inşaat mühendislerinin bu sınava girdiğini söyleyen Kalataş, sınavların artık daha zorlaştığını söylüyor: “Geçmişte her bir programın kitabı vardı, o kitaba iyice çalışıp, sınava girip geçmeniz gerekiyordu. Sınavı geçince LEED AP oluyordunuz fakat Haziran ayından itibaren değişiklik getirdiler, önce çırak oluyorsunuz, çırak olduktan sonra bir iki projede görev almanız, belli eğitimlere katılmanız gerekiyor. Sonra bir sınav daha verip LEED AP Plus oluyorsunuz” diyor. 
Yeşil bina danışmanlık işini profesyonel olarak yapanlar ise herhangi bir mimar veya mühendisin danışmanlık ücreti kadar kazanıyorlar. Duygu Erten, “Yeşil hareket kesinlikle yeni bir iş kolu doğurmuştur. Yaklaşık 3-4000 TL bir yatırımla bu yabancı sertifika sistemlerinin uzmanı olunabiliyor” diyor.

SIEMENS: Yüzde 30 tasarruf hedefliyoruz
Siemens AŞ’nin 2 Nisan 2009 tarihinde Gebze Organize Sanayi Bölgesi’nde faaliyete başlayan üretim tesisi, Türkiye’nin ilk ’altın’ yeşil bina sertifikasını (LEED Gold) aldı. Tesiste yaklaşık 600 kişi çalışıyor. Çalışanlarına sağlıklı bir ortam yaratmayı hedefleyen tesis, doğal kaynakların verimli şekilde kullanılması neticesinde, enerji maliyetlerinde de önemli ölçüde tasarruf sağlıyor. Aydınlatma, ısıtma, soğutma ve havalandırma gibi uygulamalarda, yüksek verimli sistemlerin kullanılması ile yüzde 30 enerji tasarrufu hedefleniyor. Ayrıca ithal çim yerine az su tüketen yerel bitkilerin tercih edilmesi, sprinkler sulama sistemi yerine damlama sisteminin kullanılması ve biyolojik su arıtma sisteminin çıkışındaki suyun peyzaj alanlarında kullanılması ile de yüzde 70 su tasarrufu elde edildi.

UNILEVER: Maliyet farkı sadece yüzde 2 
Unilever’in Ümraniye’deki yeni binası LEED sertifikası almaya hak kazanan ilk ofis oldu. Ofis maksimum gün ışığından yararlanacak şekilde inşaa edilmiş, tabana yaygın bir bina olduğu için kolon kullanımı çok az, dolayısıyla büyük camlardan maksimum güneş ışığı alınması sağlanıyor. Klima sistemleri sayesinde normal bir ofise göre ofisin havası yüzde 30 daha temiz. Çatıda yağmur depolanıp, pisuvarlarda bu yağmur suyu kullanılıyor ve normal pisuvarlara göre yüzde 30-40 daha az su kullanılıyor. Tüm binada kullanılan sıcak su da solar enerji panelleri ile üretiliyor. Unilever binasında kullanılan malzemenin yüzde 65’i Türk patentli, Türkiye’den alınmış ürünler. LEED duvardaki boyadan, binanın lokasyonuna kadar herşeyi inceliyor.
Bina genelinde yüzde 40 su, yüzde 30 enerji tasarrufu sağladıklarını söyleyen Unilever Kurumsal İletişim Müdürü Ebru Şenel Erim, Unilever’de sürdürülebilirliğin çok önemli olduğunu söylüyor.  “Bir sürdürülebilirlik raporu hazırladık. 1952’den bu yana Türkiye’deyiz, toplam 7 fabrikamız var. Bu fabrikalarda zaten 2000 ila 2008 yılları arasındaki ölçümlerle de netleştirdik, yüzde 60 karbon salınımda azlama sağlamışız, yüzde 50 kadar su ile enerji tasarrufu yapmışız, yüzde 60 katı atıkta azalma sağlamış.”
Yeşil ofislerin henüz yeteri kadar yaygınlaşmamasının bir nedeni insanların bu konuda henüz bilinçlenmemiş olması, diğer bir nedeni de yeşil ofisin maliyetli olduğu düşüncesi. Oysaki Erim, “Yeşil ofis değil de normal ofis yapsaydık aradaki fark yüzde 2 olacaktı” diyor.

PHILIPS: Müşterilerimize tutarlığımızı göstermeliyiz
Philips Türkiye ofisi, Gümüş (Silver) seviyesinde LEED sertifikası almaya hak kazandı. Ümraniye’de Unilever binasının iki katını kiralayan Philips ofisinde enerji verimli aydınlatma armatürleri ve ampuller kullanılarak, uluslararası standardlara göre yüzde 30 oranında aydınlatma enerjisinden tasarruf ediliyor, akıllı aydınlatma sistemleri ve günışığı sensörleri kullanılarak, gün ışığından azami derecede faydalanılıyor. Ofis kullanımı esnasında ortaya çıkacak atıkların ayrıştırılması ve geri dönüşüme gönderilebilmesi için gerekli sistemler kullanılıyor. Bunlar yapılanlardan sadece bazıları.
Philips Türkiye ve Kafkaslar CEO’su Anton Booij, LEED’in sürdürülebilirlik planları çerçevesinde de önemli bir gösterge olduğunu söylüyor: “Philips’in hedefi 2012’ye kadar operasyonlarındaki enerji verimliliğini yüzde 25 oranında artırmak ve toplam ciromuzda yeşil ürünlerden elde ettiğimiz gelirin oranını yüzde 30’a yükseltmek. Philips, çevre dostu yeniliklere yaptığımız yatırımı da 1 milyar Euro’ya yükseltti. Bu binaya taşınırken ilk düşündüğüm şey şu oldu: ’eğer söylediklerimizde müşterilerimize karşı tutarlı olduğumuzu göstermek istiyorsak, çalışanlarımızın içinde bulunduğu bina da yeşil olmalı’ Müşterilerimize sadece ’yeşil olun, enerji tasarrufu yapın’ demek işin bir kısmı ama bunu gösterirsen, evet bu daha inandırıcı.”
Burcu ÖZÇELİK / Hürriyet İK