Samsung Türkiye’nin üst yönetiminde 16 Koreli 14 Türk yönetici var; hal böyle olunca şirketteki Kore kültürü ağırlığını hissettiriyor. Türkler’in de bundan bir şikayeti yok. Çalışkan, disiplinli Koreli yöneticiler, ofiste terliklerle dolaşmaları, ofis açılışında yaptıkları dua ritüelleri, yüksek sesle konuşmaları ile farklı bir portre çiziyorlar. Türk yöneticiler Korelilerin çalışkanlıklarını, Koreliler ise birbirimize ne kadar benzediğimizi anlata anlata bitiremiyorlar. 
Samsung 1984’den beri Türkiye’de. 1984-2000 yılları arasında temsilcilik ofisi olarak faaliyet gösteren, daha sonra pazarlama ofisi halini alan Samsung, 1 Ocak 2010’dan beri satış ofisi olarak hizmet veriyor. 210 kişinin çalıştığı Samsung Türkiye’nin üst düzeyinde 16 Koreli 14 Türk yönetici görev yapıyor. Rakamların da ortaya koyduğu gibi şirketin üst yönetiminde Koreliler baskın. Koreliler’in bir kısmını yurtdışından atananlar, bir kısmını da halihazırda Türkiye’de bulunan, Türkiye’ye eğitim için gelen veya bir Türk ile evlenip kalanlar oluşturuyor.
Son dönemde LG, Miele, Nokia gibi şirketlerden transfer edilen yöneticiler Samsung’da çok farklı bir kültürle karşılaştıklarını, iş yapış şekilleri arasında da dağlar kadar fark olduğunu söylüyorlar. 
Şirketin üst yöntiminde neden bu kadar çok Koreli olduğunu sorduğumuzda Samsung İnsan Kaynakları ve İdari İşler Müdürü Banu Öksün, diğer ülkelerde de aynı şekilde Koreliler’in sayısının benzerlik gösterdiğini, çok belirli pozisyonlarda Koreliler’in çalışmasının dilin kullanımı açısından önemli olduğunu söylüyor. Türkiye’deki ofiste ise Koreli oranının daha yüksek oluşunu, (Kore Savaşı’na dayanan) Türk-Kore dostluğuna bağlıyor. Öksün, “Merkez Seul ofiste İngilizce seviyesi çok yüksek olmadığı için işlerin aksamadan yürümesi için Korece bilen Koreliler’le entegre bir şekilde çalışmak bizler için avantaj teşkil ediyor” diyor.

Ofiste terlikle dolaşıyorlar
Korelilerin iş yapış şekilleri de bizimkinden farklılık gösteriyor pek tabii. Samsung ofisine taşındıklarında Koreliler’in yaptıkları dua ritüeli Türk çalışanları çok şaşırtmış. Koreli çalışanlar eşlerinin evde yaptıkları yiyecekleri, tütsülenmiş balıkları ofise getirip, dua seremonisi eşliğinde ofis bereketli olsun diye secde etmişler. Bu ritüele ilk şahit olduklarında Türk çalışanlar çok şaşırmışlar.
Türk çalışanlar da ofiste Korece günaydın demeyi, teşekkür etmeyi biliyor, tıpkı Kore kültüründe olduğu gibi ceketlerini ilikleyip sol elleri karınlarında eğilerek selamlaşıyorlarmış. 
Samsung ofisinde terlikle dolaşmak ise artık tamamen benimsenmiş, sıradan bir hal almış. 
Korelilerin özellikle iş ortamında strese girdiklerinde yüksek sesle konuşmaları ise ilk zamanlar yadırgansa da artık olağan karşılanıyormuş. Banu Öksün, Türk çalışanlara birçok Koreli’nin asker ailelerde büyüdüğü ve yüksek sesle konuşmanın yadırganacak birşey olmadığını anlatmaya çalışmış.
Yine göz göze gelmemek de Kore kültüründe yaygın bir şey. Asansörde birisiyle karşı karşıya geldiklerinde göz göze gelmemeye çalışan Koreliler’in bu davranışının sebebinin özel hayata saygı olduğu şirket çalışanlarına anlatılmış.

Alkole dayanıklı değilsen terfi edemezsin
Sofra kültürü ise Türkler ile Koreliler’in ortak paydası. Alkol ve balık her iki kültürün de vazgeçilmezi. Kendisi uzun yıllar batı kültüründe çalışan Banu Öksün, Samsung’a gelince kültür şoku yaşamış. Çünkü Koreliler içki içmeyi çok seviyormuş. Hatta iş görüşmesinde Kore’de adaya alkole dayanıklı olup olmadığı bile sorulurmuş. Bir yemekte sohbet ettiğimiz Türk yöneticilerden biri bana dönerek masanın karşı tarafında oturan ve ilk içkisinden sonra kıpkırmızı olan bir Koreli yöneticiyi göstererek, “5 yıldır aynı görevde, terfi edemedi, çünkü alkole dayanıklı değil” diyerek takılıyor. Bu esnada bir Koreli yöneticinin önderliğinde kadehler sürekli kalkıyor ve fondip yapılıyor. Bense bir seferde içkiyi bitirmemenin Kore kültüründe çok hoş karşılanmadığını hissediyorum.
Koreliler’in sağlam içmelerine rağmen, saat 8’de sektirmeden iş başında olmayı da başarabilmeleri, alkole ne kadar dayanıklı ve ne kadar disiplinli olduklarını gösteriyor. Türk yöneticiler buna hayranmış.
Internetten şöyle bir araştırdım, meğer Koreliler gerçekten de içkiye çok dayanıklı bir millet olarak tanınıyorlarmış, içki içmek Kore’de bir kültür, bir tür samimileşme yoluymuş.
İş görüşmesinde annen baban ne yapar diye sormak ise ayrı bir Kore geleneğiymiş. Banu Öksün de iş görüşmelerinde ‘annen baban ne iş yapar?’ diye sormaya başlamış. Çünkü Koreliler iyi aile altyapısına inanıyor ve bunu olumlu bir gösterge olarak kabul ediyorlarmış.

Koreliler çok çalışkan
Türk yöneticilere Korelilerin en karakteristik özelliklerini soruyorum. Hepsinin ortak görüşü Korelilerin çok çalışkan olması, bırakın 7/24’ü 8/25 çalışmaları. Kendilerine çalışmayı felsefe edinen, kaybettiklerinin yerine koymak için çok çalışan ve bundan da mutluluk duyan Koreliler, bizim 10 günlük bayram tatiline çok şaşırmışlar.
Tüketici Elektroniği Direktörü Lemi Paksoy, “Çok çalışkanlar, bence tarihlerinden de gelen bir şey, çalışmaktan başka şansları olmadığını düşünüyorlar. Çalışmaya, disipline çok önem verirler, uzun saatler çalışmaya hazırlar. İş hayatları normal hayatlarında çok önemli bir yer tutar. Aile hayatı kadar önemli iş hayatı. Haftada 6 gün işe gidiyorlar, hatta dönem dönem 7 gün çalışıyorlar.”
Türk yöneticiler, Korelilerin hayatlarının büyük kısmını iş olarak gördüklerini söylüyorlar.
Türk yöneticilerin dikkatini çeken bir diğer nokta ise aidiyet duygusu olmuş.
Kore’de insanlar bir işe girip oradan emekli olana kadar çalışabiliyor. Aynı şey Japonya için de geçerli. Japonya’da çalışanlar için şirket mezarları bile mevcut. Panasonic, Sharp, Nissan, Sony, Toyota gibi büyük Japon şirketleri sadık çalışanlarına meşhur Okuno-in Mezarlığı’nda özel yerler tahsis ediyorlarmış. (Bkz: Hürriyet İK 24 Ekim 2010)

Kendimi yabancı hissetmiyorum
Beyaz Eşyadan Sorumlu Müdür Jiwoong Kim ise Türk yöneticilerin aksine Koreliler’le Türk yöneticiler arasında büyük farklar görmediğini söylüyor. Diğer Avrupa ülkeleri ile kıyaslama yaptığında Avrupa’da takım olmanın çok zor olduğunu söyleyen Kim, “Avrupa’da insanlar biraz daha bencil, takım çalışmasının yerini kişisel beceriler alıyor. Türkiye’de böyle değil, bir takım halinde çalışıyoruz o nedenle çok benziyor Kore kültürüne.”
Kim, Koreliler’in en karakteristik özelliklerinin hız olduğunu söylüyor: “Yemek hızlıdır, içmek hızlıdır, takımımızla çalışırken hızlıyız, Türkler de öyle.” Kim, Türkiye’de kendini yabancı bir ülkede gibi hissetmediğini söylüyor. 
IT Ürün Grubu’ndan Sorumlu Müdür Dongju Yang, 75 milyon nüfusu ve yüksek potansiyeliyle Türk pazarının her yıl büyüdüğünü söyleyerek, “5 yıldır Türkiye’deyim, bundan önce 4 yıl da Kore’de Türkiye’den sorumluydum. İş arkadaşlarım yarı Türk olduğumu söylüyorlar. Türkler bence Koreliler’e çok yakınlar. İnsanlar daha samimi, aile odaklı, grup çalışmasına yatkın, saygılı, onurlu ve tutkulular. Pek çok ülkede deneyim edindim, kendime en yakın bulduğum ülke Türkiye oldu. Türkler’i Koreliler’e çok benzetiyorum” diyor.

Korece şarkı söyledim, yemek yaptım
Samsung İK ve İdari İşler Müdürü Banu Öksün, global liderlik programı kapsamında 1.5 hafta Kore’ye gitmiş, eğitim sırasında Kore’nin geleneksel yemeklerinden, Korece şarkı söylemeye pek çok şey yapmış Kore kültürüne dair. Bunun tamamen bir entegrasyon eğitimi olduğunu söyleyen Öksün, “Amaç, bir lidere Kore’de Koreliler’le nasıl çalışılır, Kore kültürü nedir özümsetip, buraya gelip burada bunun temsilciliğini yapmasını sağlamaktı” diyor.
Koreliler’in entegrasyon süreci ise çok daha uzun. Bir Koreli global bir göreve gelecekse, o ülkeye 2 sene öncesinden kendisine hiç bir iş yüklenmeden gönderiliyor. Bu kişiler evlerini kendileri tutuyor, pasaport dairesinin yerini kendileri öğreniyor, arabalarını kendileri kiralıyor, hiçbir yardım almadan kendi kendilerine o ülkede ayakta kalmaya çalışıyorlar. Türkiye’de şu anda bu şekilde çalışan 9 Koreli varmış. Fakat bu Korelilerin Samsung Türkiye ile alakaları yok, ofise gelip gidiyorlar, ama Samsung Türkiye’den herhangi bir iş talep etmiyorlar. Geldikleri andan itibaren Türkçe öğrenmeye başlayan bu 9 Koreli, Türkiye ya da bölge dahilindeki diğer ülkelerden birinde görevlendirilecek.
Burcu ÖZÇELİK / Hürriyet İK