Home office yani evden çalışanların sayısı her gün artıyor. Artık şirketler, şirket binalarını sadece toplantı ve sosyalleşme mekanları olarak kullanıp, evden çalışma düzenine geçiyorlar. Şirketlerin işine geliyor da, çalışanların (ve ailelerin) işine geliyor mu acaba? Home office çalışanlara (ve bu arada eşi sabah çıkıp akşam dönmek yerine bütün gün evden çalışan ‘diğer eşlere’) sorduk: Evden çalışmanın artıları, eksileri neler?
“10 senedir evden çalışıyorum. Saat 05:00’te uyanıyorum. İlk iş olarak notebook’umu açıyorum. Eğer müşteri ziyaretine gitmeyeceksem o notebook hiç kapanmıyor. Saat 06:30’dan itibaren önce oğlum, sonra da kızımı uyandırma çabalarım başlıyor. Saat 07:30 gibi evden çıkıp kızımı servisine bırakıyorum. İşyerinin servisine binebilmesi için yaklaşık 8 km mesafe gitmesi gerekiyor. Bu transfer işlemi aslında uzun zamandır yapmayı unuttuğum sabah işe gitme gibi oluyor ve çok keyif veriyor. Ofise (eve) döndükten sonra ilk iş internetten bazı köşe yazarlarını okuyorum. Daha sonra da işe başlıyorum. Paydos saati aslında yok gibi. Evden çalışmanın büyük zararı, insanı iş atmosferinden uzaklaştırması. Sabahları kravat takıp işe gittiğim günleri özlüyorum. Bir de sabah kahvaltısından sonra TV’ye takılmamak gerekiyor. Böyle durumda çok vakit kaybediyorsunuz. En büyük avantajı ise maliyeti. İşe gitme masrafı ve özellikle de İstanbul gibi bir yerde trafik sıkıntınız yok. Bazen çok önemli bir kişi ile telefonla pazarlık yaparken pijamalı olabiliyorsunuz. İş sıkıntısının yoğun olduğu zamanlarda masa başında çalışmaya çalışmak yerine, kanepeye uzanıp TV seyretme arzusunu bastırmaya çalışmak evden çalışmanın en zor yanı. Bir de beni işyerimde ziyaret etmek isteyen müşterim olursa, o zaman sıkıntı olabiliyor. Evden çalıştığımı belirttiğimde yaptığım işi küçümseyenler oldu. Ama bu çok nadir.” Bu sözler 10 yıldır home office çalışan E.U.’ya ait.
B.S.’nin kimya mühendisi olan satış müdürü pozisyonundaki eşi ekonomik krizden sonra home office çalışmaya başlamış. Eşinin evde de büro saatlerindeki gibi çalıştığını söyleyen B.S. eşinin çok disiplinli olduğunu, o nedenle evde çalışıyor olmasından dolayı sorun yaşamadığını söylüyor: “Avantajları; evde olduğumuz için yalnızlık çekmiyorsun, evde birisi var konuşmak için. O da işle ilgili bir sorun varsa bana danışıyor, bir rahatlama oluyor. İşyerindeki sosyal ortam yok tabii. Kendisi evde çalışmanın daha verimli olduğunu söylüyor, bir kere gürültü yok evimizde, sakin. Eve misafir gelecekse önce sormam lazım, onun olmadığı güne ayarlamaya çalışıyorum, o benim için bir dezavantaj olabiliyor. Bir diğer dezavantaj da şu; insan bir ev ortamı istiyor ama home office olunca ofis havası eve taşınıyor. Bütün dosyalar eve geliyor, bu sefer ben de mecbur, dosyaları bir yere sıkıştırıyorum. Bazen kızıyorum şu dosyaları topla diye.”

Evden çalışma yaygınlaşıyor
Evden çalışanların sayısı her geçen gün artıyor. Hatta bazı firmalarda neredeyse ofisin yarısı evden çalışıyor. Misal HP’de çalışanların yüzde 40’ı evden çalışıyor, Siemens ise 1 ay önce Ankara ofisindeki tüm çalışanları için evden çalışma uygulamasını başlattı. Siemens Genel Müdürü Hüseyin Gelis, 2015’te beyaz yaka çalışanların yüzde 20’sinin evden çalışır hale geleceğini söylüyor. Gelis, satış-pazarlamadan, Ar-Ge’ye tüm çalışanların bu şekilde çalışabileceğini söylüyor ve 10 yıl sonra ofislerin yarısına gerek olmayacağını tahmin ettiğini belirtiyor. (Bkz: Hürriyet İK 28 Kasım 2010)
Evden çalışan insanların şirketlerinde ofisleri, masaları, telefonları olmuyor; genelde haftada bir gün ofise toplantı veya sosyalleşmek için gidiyorlar. Evden çalışmanın avantajlarının yanı sıra dezavantajları da var.
Örneğin maliyet tasarrufu sağlaması, çalışanı trafik işkencesinden kurtarması, çalışana esneklik sağlaması en büyük avantajları.
Dezavantajları ise iş özel hayat dengesinin tutturulamaması, gece gündüz çalışır vaziyette olmak, sosyalleşememek. O nedenle home office çalışanlara iş-özel yaşam dengesi için eğitim vermek, sistemin nasıl işlediğine dair bilgi vermek, çalışanların sosyalleşecekleri alanlar yapmak çok önemli.
Tabii bu avantajlar ve dezavantajlar home office çalışanların aileleri için de geçerli. Örneğin eşiniz evde çalışıyorsa o saatlerde eve misafir gelemez; eşiniz sizden öğlen yemek, gün boyu çay-kahve servisi bekleyebilir; evde gürültü yapmamak için özel çaba sarf etmeniz gerekebilir, vs.

Memurlara da home office
Şu anda son derece popüler olan home office çalışma gelecekte daha da yaygınlaşacak gibi gözüküyor. Hatta devlet memurları için bile home office çalışmak gündemde. Memurlara evde çalışma imkanı getiren, özürlü memurlara farklı mesai uygulanmasını düzenleyen ve yüzde 25’i ödenen idari para cezalarının yüzde 75’inden vazgeçilmesini öngören kanun teklifi geçtiğimiz haftalarda TBMM Başkanlığı’na sunuldu. Memurların yürüttükleri hizmetin özelliklerine göre, bu madde uyarınca tespit edilen çalışma saat ve süreleri ile görev yerlerine bağlı olmaksızın çalışabilmeleri mümkün hale geliyor. Memurlara, teknolojik gelişmelere uygun olarak ve günün şartlarına göre, gerektiğinde evlerinde, özel ofislerde veya benzeri başka yerlerde çalışabilmelerine imkan sağlanıyor.

Home office çalışanlar anlattı
Evden çalışma fikri hoşuma gitti ama çok tereddüt ettim
HP Indigo MEMA Bölge Müdürü Seza Baboğlu, 10 ülkeden sorumlu. 2005’ten bu yana home-office çalışıyor. İşi gereği haftada en bir kez seyahet eden Babaoğlu, mobil çalıştığını söylüyor. Kendisi için çalışan 19 kişi ile de sürekli smart-phone, kurum içi msn, e-posta ve telefonla iletişim kuran Babaoğlu, günün 3’te 1’ini kendi çalışanları ve müşterileri ile telefonda konuşarak geçiriyor.
Seza Babaoğlu, pozisyonu böyle gerektirdiği için evden çalışmaya başlamış. Evden çalışma fikri onun hoşuna giden bir fikir olmuş ama şirkette sabit bir yerinin bulunmaması çok tereddüt etmesine sebep olmuş. Bu tereddütü şöyle açıklıyor Babaoğlu: “Çünkü bir alışkanlığın değişmesi söz konusu oldu ilk başta, buna herkes gibi ben de tepki gösterdim. Bu değişikliği yaşayan herkeste ben bunu gözlemliyorum. Son 5-6 senedir evden çalışan oranları çok ciddi arttı, bu yeni bir trend. Genelde satış rolü üstlenen herkes evden çalışıyor.”

Sürekli online olmak kötü
Seza Baboğlu, her sabah 7’ye doğru kalkıp, 10 yaşındaki kızını okula gönderiyor, sonra kendine bir kahve yapıp, bilgisayarın başına geçiyor, sorumlu bulunduğu ülkeler arasında 4-5 saatlik bir zaman farkı olduğundan sabahın köründe veya gece yarısı mail atanlar olabiliyor. Dolayısıyla ilk iş maillerini kontrol ediyor.
Sonra normal günlük programı başlıyor, eğer bir toplantısı varsa onu yapıyor veya seyahata çıkacaksa hazırlıklarını sürdürüyor. Akşam saat 8’e, 9’a kadar bilgisayar başından kurtulamıyor ve yatmadan öncede mutlaka mesajlar kontrol ediliyor, aynı şekilde telefonu da sürekli açık.
Babaoğlu evden çalışmanın en kötü tarafının sürekli online olmak olduğunu söylüyor: “Evden çalıştığınızı bilen yöneticileriniz, müşterileriniz sizden anında cevap bekliyorlar. Evden çalışma ortamının getirdiği en önemli dezavantaj çevrenizdekilerin zaman kavramı konusunda geri dönüş bekleme hızları çok hızlı.”

Kaliteli zamanı nasıl kullanacağınızı öğrenmelisiniz
Babaoğlu, home office çalışmanın en büyük avantajının, esneklik, kendi iş hayat özel hayat dengesini kendi programıma göre yapabilmek olduğunu söylüyor. Ama ilk iki sene bunu yapmakta çok zorlanmış. Evde olduğu için işe daha çok zaman harcadığını söylüyor: “Daha doğrusu kaliteli zamanı nasıl kullanacağınızı öğrenmeniz gerekiyor. Bunun için de belli bir süreçte tecrübe kazanmak gerekiyor. Tecrübe kazanıncaya kadar daha zordu ama şu anda iş değiştirmediğiniz müddetçe oldukça kaliteli zaman ayırabiliyorsunuz ailenize.”

Arkadaşlarla buluşmak için ofise gidiyoruz
En büyük eksikliğini çektiği şey ofis ortamındaki sosyalleşme imiş: “Evden çalışmak sizi daha asosyal kılıyor. Bunu yapmak için kendinizi zorlayıp sabah evden çıkıp ofise gitmeniz gerekiyor, eğer seyahat etmiyorsanız. Haftada 1-2 gün arkadaşlarımızı görmek için, ofiste buluştuğumuz günler oluyor, bir kahve içelim, öğle yemeği yiyelim istiyoruz. Türkiye’de olduğum zamanların yarısında ofise gidiyorum. Her katta 8-10 masa var, erken gelen o masalara oturuyor, bazen yer bulamıyorsunuz, erken gelen oturuyor o masalara.”

Giyinip evden çıkar, sonra hırsız gibi eve girip çalışırdım
www.okulariyoruz.biz global eğitim portalında direktör olarak görev yapan Işıl Tabağ, 2005 yılından bu yana evden çalışıyor. 2005 yılı Kasım ayında ikinci kızı doğdunda (ilk kızı henüz 19 aylıkken) evde çalışmak onun için kaçınılmaz olmuş. Tabağ saat 06.45’te kalkıp, kızlarını okula hazırlıyor. Eşiyle kahvaltı ettikten sonra 6 aylık oğlunu yardımcı ablasına verip alt kata ofisine iniyor.
SKYPE iş arkadaşlarıyla günü planlamak için en çok kullandığı araç. Yurtdışına hazırladığı makaleleri yazıyor, ekibin çalışmalarını kontrol ediyor, gelen öğrenci e-postalarını mümkün olduğunca cevaplamaya çalışıyor. Tüm işi internet ve telefon. Tüm bunların dışında Türkiye’deki liselere ve üniversitelere de çeşitli konularda danışmanlık veriyor, seminerlere gidiyor. Böyle bir organizasyonu varsa o gün bilgisayar başında olan işleri delege ediyor. Aslında esas işi tüm ekip arasında koordinasyon ve kontrol. Özellikle raporları her gün mutlaka inceliyor, istatistiklere bakıyor. Outlook ve cep telefonu yapılacak işler listesiyle dolu. Çünkü evde olunca ne pişirilecek, ne alınacak her şeyden de sorumlu aynı zamanda. Aralarda 6 aylık oğlunu emziriyor. Her tür işini saat 16.00’da, kızları okuldan geldiğinde bitiriyor. 

Büyümelerini kaçırmadım
Işıl Tabağ için evden çalışmanın en büyük artısı çocuklarının büyümelerini kaçırmadan çalışma imkanına sahip olmak: “Ofiste çalışıyor olsaydım muhtemelen günün belli bir vakti trafikte geçecekti. Hem zaman kaybedecektim hem de enerjim yorgunluk nedeniyle düşecekti. Ancak ofis ortamı çalışanı motive eden bir ortam. Ben çalışmayı çok seven ve de iş konusunda oldukça disiplinli olduğum için televizyon, rahat koltuklar, biraz uyku gibi kaçamaklarım olmuyor. Ama bu dengeyi kurmak çok zor. Home office çalışmaya başladığımda giysi dolabım gitgide farklılaşmaya başlamıştı. İlk başlarda iş kıyafetlerimi giyerek bilgisayar karşısına oturuyordum. Sonra gitgide olay bir kot bir bluza dönüştü. Ama o güne kadar hiçbir zaman işe kotla gitmedim. Şimdi ofis dışında da seminer, görüşme gibi işlerim olduğu için iş kıyafetlerimin tadını çıkarabiliyorum. Evin günlük koşuşturması da home office için dezavantaj olabiliyor. Yemeğimize yardımcı olan abla soğanı nasıl doğrayacağını sorabiliyor, kapıya kargo, siparişler geliyor, benim yukarı çıkıp ödeme yapmam gerekiyor. Sanki ben dışarıda çalışıyormuşum gibi davranalım diyorum ama öyle farklı bir konu oluyor ki ‘Ben evdeyim niye bana sormadınız’ diyebiliyorum.”

Eve hırsız gibi giriyordum
Eşini ve çocuklarını her zaman işinin önünde tuttuğunu söyleyen Tabağ: “Daha önceki evimiz katlı bir ev değildi. Ofisim de odalardan biriydi. Kızlar da henüz okula gitmiyordu. İsterse 5 yardımcı olsun anne evdeyse çocuklar annem versin, annem yapsın, annem silsin diyorlardı. Yurtdışıyla görüşürken zaman zaman kızlardan biri ağlama krizine tutulur “Şişşşşt” dedikçe ses daha da yükselir. O zaman evde olup da çocuğumuzu bir dakika deyip kenara koymanın bile onu mutsuz ettiğini anladım. Sonraki günler giyindim. Çantamı koluma taktım ve kızlara ben işe gidiyorum diyerek kapıdan çıktım. 3 dakika sonra hırsız gibi gizlice eve girdim ve odaya saklanarak çalıştım. İş dönüş saati yine dışarı çıkıp zili çaldım ve anne işten döndü. Sonra zaten okul dönemi başlayınca önce yarım gün sonra saat 15.30’a kadar çalışma şansım oldu.”

Avantajı çok ama kariyer fırsatları sınırlı
Ford Avrupa (FoE) bünyesinde Kuzey Afrika Bölge Satış Müdürü olarak görev yapan Serkan Yalçın, Fas, Cezayir, Tunus, Libya ve Mısır’da distribütörler aracılığıyla yapılan tüm Ford marka araçların satışından sorumlu. Mayıs 2007 tarihinden itibaren home office olarak evden çalışıyor. Sorumlu olduğu ülkeler ve bağlı olduğu ofisin bulunduğu Macaristan ile 1 saatlik fark nedeniyle, bu ülkelerde mesai 08:30’da başladığında zaman farkından dolayı çalısmaya 09.30’da başlıyor ve 18.30-19.00 arası bitiriyor. Bütün gününün bilgisayar ve telefon başında geçtiğini söyleyen Yalçın, “Ancak iş yoğunluğuna bağlı olarak zaman zaman boş vaktim de oluyor ama bu zaman içinde de daima e-postalara erişebilecek ve telefonla ulaşılabilecek ortamda olmaya dikkat ediyorum” diyor. Yalçın, evden çalışmaya başlayınca daha önce ofisinde kullandığı çalışma masası, dolapları ve koltuğu eve taşımış. Ayrıca hızlı bir internet bağlantısı ve IP telefon bağlantısı sağlanmış, ofis işlerinde kullanılma amacıyla da faks/yazıcı/tarayıcı satın alınmış.
Yalçın evden çalışmanın avantajlarını şöyle sıralıyor;
-Trafikle cebelleşmiyorsunuz, vakit kazanıyorsunuz.
-Her sabah iş için hazırlanmak zorunda değilsiniz, tıraş olmak, giyinmek gibi.
-İş yoğunluğu olmadığı zamanlarda ev ve bahçe işleriyle ilgilenebiliyorsunuz.
-Gerektiğinde arkadaşlarınızla buluşup, herhangi bir ortamda çalışmanıza 3G bağlantı ile devam edebiliyorsunuz.
-İş nedeniyle aynı gün içinde hem ABD hem de Tayland’la görüşmem gerektiğimden zaman sınırlaması olamadan çalışabiliyorum, gerektiğinde pazar günü çalışan Libya, Mısır ve Cezayir ile iş görüşmeleri yapabiliyorum.
-İşime çok daha iyi konsantre olabiliyorum. Geçen hafta Budapeşte ofisdeydim ve çalışmaya odaklanamadım. Çalan telefonlar, aynı ofiste çalışan başka dillerde konuşan arkadaşların gürültüsü, kahve teklifleri, uzun yemek molası vb.

Dezavantajları ise;
-Eğer ana ofisteki ekip destek vermez ise bilgi akışında kopukluklar olabiliyor.
-Kariyer fırsatları sınırlanıyor, büyük bir ekibin lideri olamıyorsunuz, home ofis olarak ekibi yönetemeyeceğinizden.
-Sosyal çevrenin azalması.
-Mesai saatleri dışında da maillleri kontrol etme gereği duyuyorum, evden çalıştığımı bilen herkes 7/24 beni arayıp iş görüşmek isteyebiliyor, bu nedenle ofiste çalışmaktan daha fazla çalışmaya zaman ayırıyorum.

Telefona oğlum çıktı
Serkan Yalçın’ın eşi avukat, 4 yaşında bir oğlu ve 1 yaşında da kızı var. 4 yaşındaki oğlu babaannesinde kalıyor, 1 yaşındaki kızı ise bakıcıyla evde. Yalçın’ın 4 yaşındaki oğlu çalışma ortamına saygılıymış ve 1.5 yaşından beri babası telefonla görüşürken sessiz olması gerektiğini biliyormuş:  “Birkaç hafta önce akşam saatlerinde telefon çaldı ve oğlum biraz konuştuktan sonra kapattı. Kim aradı dediğimde ‘Seni sordular, evde olduğunu ama meşgul olduğunu söyledim, sonra da kapattım’ dedi. Sonradan öğrendiğim, Budapeşte’den arandığım; nasıl olup anlaştıkları ise hâlâ muamma. Oğlum telefondakinin Türkçe konuştuğunda ısrarlı, çünkü ‘Serkan Yalçın’ demiş.”

İş hayatım boyunca karşılaştığım en büyük değişiklik
Siemens Ankara’da kurumsal iletişim bölümünde çalışan Burcu Önem, 1.5 ay önce home office olarak çalışmaya başladı. Önem, “Kendi adıma bu iş hayatım boyunca karşılaştığım en büyük değişiklikti. Masanız yok, telefonunuz yok, işyerinde size ait bir ofisiniz yok. Hem iş hayatıma hem de özel hayatıma etkisinin nasıl olacağına dair bir fikrim yoktu. Endişe sebebim buydu. Zaman geçtikçe, bu endişenin yerini heyecan aldı” diyor. Sabah saatleri onun için çok farklı olmamış, aynı saatte kalkmaya özen gösterdiğini söyleyen Önem, trafikten kurtulduğunu söylüyor. Ofiste sağlanan her türlü kolaylığın kendi evinde de kurulduğunu söyleyen Önem, “Bu sistemin en önemli noktası kişilerin zaman programını kendilerinin yapması. Mesai saatlerine paralel bir şekilde kendi işlerimi düzenlemeye çalışıyorum. Yapacağınız aktiviteye göre çalışma alanınızı kendiniz belirliyorsunuz, benim nerede çalışmak istediğimi belirleyen şey programım. Eğer ofiste bir programım varsa, bu durumda ofise geliyorum, toplantımı yapıyorum, arkasından bir sonraki adım neyse ona göre devam ediyorum” diyor.
Burcu ÖZÇELİK / Hürriyet İK