İşi, aileyi, trafiği, arkadaşları her şeyi ama her şeyi geride bırakıp bir sahil kasabasına yerleşmenin hayalini kaç kez kurdunuz ya da bu hayali başkalarından kaç kez işittiniz? Kimimiz ara sıra sıkışınca, misal trafikteyken ya da stresli bir iş gününün ardından her şeyin boş olduğunu hissetiğinde, kuruyor bu hayali kimimizin ise hiç aklından çıkmıyor. Tabii bu cesareti göstermek de öyle herkesin harcı değil.
25 yaşından bu yana hayalini kurduğu güneye yerleşme fikrini 30 yaşında gerçekleştiren ve kendisi gibi İstanbul’dan kaçmak isteyenlere danışmanlık vermek için istanbuldankacmakistiyorum.com’u kuran Emre Bedizel ve yıllarca İtalya’da çalıştıktan sonra Ağva’ya yerleşip bir motel işleten Levent Fahri Güneş, bu cesareti gösterenlerden ve verdikleri karardan bir an bile pişmanlık duymayanlardan. Kaş’a yerleşen Yiğit Gürerk’in ise hayalleri planladığı gibi gitmemiş, tekrar İstanbul’a dönerek kendine yeni bir yol çizmiş. Onların tavsiyesi biraz cesaret ve iyi bir plan. 

Her şeyi bırakıp motoruna atladı ve Bodrum’un yolunu tuttu
Emre Bedizel (35) İstanbul’da farklı şirketlerde satış departmanlarında çalıştı. İstanbul’da yaşamaktan bunalan ve hep güney sahillerinin hayalini kuran Bedizel, 5 yıl önce işi gücü bırakıp ani bir kararla Bodrum’a yerleşti. Peki ama neden sorusuna Bedizel’in cevabı “çünkü mutsuzdum” oluyor. Evi Etiler’de, işi Dragos’ta ve satış departmanında çalıştığı için tüm gün trafikte cebbeleşen Bedizel, hayatı güzel bir şekilde yaşamadığına karar verince 25 yaşından beri hayalini kurduğu güneye yerleşme fikrini 30 yaşında gerçekleştirmiş. En büyük hayalinin müzik dinlerken motosiklet üzerinde güney sahillerini turlamak olduğunu söyleyen Bedizel, ilk iş olarak hayalini kurduğu motosikleti almış ve Bodrum’un yolunu tutmuş. Ardından yanına eşini almış.

İyi ki ailemi dinlemedim
Ailesi ise oğullarının güneye yerleşmesine başından beri karşı çıkmış. Engellemek için ellerinden geleni yapmışlar. Bedizel, “Pek aile sözü dinleyen birisi değilim. Mutluluğumu aile sözü dinlememeye borçluyum” diyor.
Bedizel, Bodrum’a yerleşmeden önce işini de ayarlamış. Büyük firmalara yazılar yazarak Ege’de bölge müdürü olarak iyi işler çıkarabileceğini anlatmış ve sonuçta bir kozmetik firmasının İç Ege ve Akdeniz Bölge Müdürü olarak, iyi bir maaşla home office bir iş bulmuş kendine. Türkbükü’nde ailesinin yazlığına yerleşmiş. Bedizel, “Sahil kasabasına yerleşmek güzel bir hayal. Biz eşimle bu hayali 30’lu yaşların başında gerçekleştirdik. İş bulmak için epeyce uğraştım. Tavsiyem hayalin hüsrana dönüşmemesi için iyi bir planlama yapılması, iş bularak gelmek ya da belli bir birikim yapıp gelmek akıllıca olur. Eşlerin arasındaki uyum çok önemli. İki tarafın da isteğiyle bu kararı almak hatta çocukların da fikrini almak lazım. Yaşanılacak kasaba, belde, seçilecek ev, komşular, çocukların okulu, yuvası, iş konusu, kendi işini kurma konusu hepsi önemli. Başlangıçta yapılacak hatalar sahil kasabası hayalini hüsrana dönüştürebilir. Emekli olup buraya yerleşmek isteyenler bile iyi düşünüp, planlama yapmalılar. Diğer taraftan başarabilirseniz de yaşam burada hayallerdekinden bile güzel olabiliyor” diyor.

Kaçmak isteyene danışmanlık
Emre Bedizel daha sonra eşiyle birlikte kendi işini kurmuş. www.istanbuldankacmakistiyorum.com diye bir site kuran çift, İstanbul’dan kaçmak isteyen ailelere; çocukların okulu, sosyal hayat, araç ve ev bulma, kendi işini yapma vs konularında A’dan Z’ye danışmanlık veriyor. Her ay 3-4 aileye bu şekilde danışmanlık verdiklerini söyleyen Bedizel, “İstanbul’dan gelip de buraya yerleşmek çok basit bir karar değil, yanlış kararlar da verilebilir. Yaşayacağınız yeri çok doğru seçmek lazım bir hata yapmamak için. Sosyal hayat burada çok sınırlı, beldelerde yaşamak herkese uygun değil. Burada yaşamaya karar verdiğinizde almanız gereken, yapmanız gereken bir sürü şey var. Hedefimiz ayda 3-5 kişiye danışmanlık yapmak. Onlara burada hayatlarını kurma, uyum sağmala sürecinde yardımcı olmak. İnsanların bir iki hafta izinleri var o izinde de buraya gelip ev bulması, araştırması, karar vermesi mümkün değil. Biz bunu çok cüzi bir rakama yapıyoruz” diyor.

Reklamcıydı şimdi lavaş yapıyor
Emre Bedizel ve eşi sitenin ardından Bodrum’un girişine Çöp Şiş Bodrum’u açmışlar. Restoranda sabah kahvaltıları klasik müzik eşiliğinde akşam yemekleri ise Fransızca parçalar, Zeki Müren, Ayten Alpman eşliğinde yeniyor. Bedizel’in İstanbul’da reklam müdürü olan eşi ise burada lavaş yapıyor. Restoranı ve siteyi karı koca yürüten çiftin 3.5 yaşında bir de kızları var.

Önce deniz sonra iş
Emre Bedizel, “Keyifli bir hayatımız var, 6 ay boyunca sabah kalkar denize gideriz, gazetemizi okuruz, sonrasında çalışırız ama çalışma saati, pazartesi sendromu yok burada. 4 yıl oldu buraya yerleşeli, 4 yıldır çalışıyor gibi hissetmiyorum kendimi” diyor. Hiç pişman oldunuz mu sorusuna ise gayet içten, “Yoo, her gün şükrediyorum burada yaşadığıma. Geçen İstanbul’a geldik, sabahın köründe bile trafik vardı. İstanbul’dan nefret ediyorum” diyor.

Neden Bodrum?
Bedizel, Bodrum’u seçme nedenlerini  şöyle açıklıyor: “Bodrum sürekli yaşamaya çok uygun bir yer, çünkü bunaltıcı bir sıcağı yok, diğer yerlere kıyasla sosyal hayat daha kuvvetli, havaalanı yakın ve gelişime çok açık bir yer.” Bedizel, yaşayacağı yeri doğru seçemeyen ve yalnızlık hisseden, ya da işini oturtamadığı için geri dönen çok kişi olduğunu söyleyek, güneye yerleşecek çiftlere şu tavsiyede bulunuyor: “Karı kocanın birbirine uyumlu olması lazım, çünkü burada çok daha fazla görecekler birbirlerini. İstanbul’da olduğu gibi iş hayatı alışveriş vs bizi oyalayacak çok fazla şeyler yok burada.” 

Yaptığım iş işkence gibi geliyordu, Ağva’da ise sağlığıma kavuştum
Levent Fahri Güneş, 1982’de Ankara Gazi Üniversi-tesi’nden Müzik Bölümü’nden mezun oldu. 1984 yılında bir İtalyan ile evlenip İtalya’ya yerleşti. Kendi deyimiyle İtalya’da yapmadığı iş kalmamış. Orada aynı zamanda mimarlık okuyup, keman yapımı ile ilgilenmiş. En son 2007 yılında uluslararası bir firmanın depo sorumlusu olarak çalışırken işini bırakıp Türkiye’ye dönüş yapmış.
2007’de yaz tatili için çocukluk arkadaşının yazlığına Ağva’ya gelen Güneş, arkadaşına “burada bir arazi bulalım, otel yapalım” demiş. 1 Eylül 2007’de İtalya’ya dönmüş ve 1 Kasım’da arazi bulununca, 17 Kasım’da istifa edip eşini ve 3 çocuğunu bırakıp Türkiye’ye dönüş yapmış. Güneş, orada yaptığı işi sevmediğini ve kendisine işkence gibi geldiğini söylüyor: “Aklımda vardı hep ufak bir yerim olsun, kendi müziğimi yapayım, kendi kemanlarımızı yapayım diye. İtalya’yı, 3 çocuğunu bırakıp kalkıp çok ani bir kararla Türkiye’ye gelmek cesaret isteyen bir şey. Ama bir işi yapmak istiyorsanız o işin peşinden koşmanız gerekiyor. Oturup bekleyerek bir şey elde edilmiyor maalesef”. 
Güneş, ortağı ile birlikte kurdukları Tartaruga Motel’de yer alan ahşap evleri, iskeleyi kendi elleriyle yapmış. Yemeklerinden müziğine kadar da herşeyi kendilerinin yaptığını söyleyen Güneş, “Burada sağlığıma kavuştum. Stres yok, sabah kuş sesleri ile uyanıyorsunuz, burada mutluyum” diyor.

Tatil yapmakla orada yaşamak aynı şey değil
Önce Ankara’da, daha sonra İstanbul’da uluslararası bağımsız denetleme kuruluşlarından birinde 7 sene boyunca denetim işi yapan, ardından yine İstanbul’da perakende sektörünün önde gelen şirketlerinden birinde 3 yıl boyunca Türkiye, Rusya ve Ukrayna’nın finans, bütçe ve raporlamasından sorumlu olarak çalışan Yiğit Gürerk de hayalinin peşinde gidenlerden ama işler hiç de onun umduğu gibi gitmemiş.
Finansla ilgili işleri ve kurumsal hayatı ilk günden beri sevmediğini ama memur çocuğu olmanın verdiği tutuklukla 10 sene boyunca ayrılma cesareti gösteremediğini söyleyen Gürerk, en sonunda kesin olarak bu işleri yapamayacağını anlayınca arabasını satıp bir karavan ve bir motosiklet satın alıp yola çıkmış. İstikamet Kaş. Gürerk, “Senelerce tatile gittiğim, doğasına, yaşamına, denizine, güneşine, gün batımına, her yerde çalan güzel müziklerine hayran olduğum Kaş’a yerleştim. Çok kalabalık olmaması ve düzgün kitlesi beni çeken diğer özellikleriydi” diyor.

Kışın yalnızlığı sevmedim
Kaş’ta barmenlik yapan Gürerk, küçük bir otel almak için evini satılığa çıkarmış ama kriz yüzünden satamayınca istediği oteli de alamamış. Kaş’ta yazların çok güzel geçtiğini ama aynı şeyin kış aylarında geçerli olmadığını söyleyen Gürerk, “Yazları çok güzeldi, sürekli arkadaşlarım geliyordu, hiç sıkılmaya fırsat olmuyordu ama kışları bana göre değildi. Sanırım kışın hiç kimse yokken Kaş’ta yaşayacak kadar yalnızlığı istemiyormuşum. Büyük şehri terk edip bu hayatı yaşamak için daha erken olduğuna karar verip geri döndüm” diyor.
Şu anda Asmalımescit’te Novo Bar’ı ve Cevahir alışveriş merkezinde Julius Meinl Kaffehaus’u işleten Gürerk, sahil kasabasına yerleşeceklere çok önemli bir öğüt veriyor: “Sahil kasabasına yerleşeceklere, oralarda tatil yapmakla yaşamanın ve iş yapmanın farklı olduğunu unutmamalarını, planlarını yaparken bunu göz önünde bulundurmalarını, normalde gitmedikleri aylarda oraları görüp, biraz vakit geçirip ondan sonra karar vermelerini tavsiye ederim. Ama ne olursa olsun sevmedikleri işi yapmamalarını, ne kadar yaşayacağımız belli olmadığı için hayallerinin peşinden koşmalarını tavsiye ederim.”
Burcu ÖZÇELİK/Hürriyet İK