Mobbingin yani diğer adıyla psikolojik tacizin bilinirliğinin artmasıyla açılan dava sayısında da ciddi bir tırmanış var. Konu Meclis’in de gündeminde. Yasalaşması beklenen Borçlar Kanunu Tasarısı’nın 416. maddesinde ilk kez ‘psikolojik taciz’ kavramına yer verilmesi, mobbingin aynı zamanda Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu’nun altında kurulan Mobbing Alt Komisyonu’nda incelenmesi, bu konuda önemli adımlar atıldığını gösteriyor. Eğer yasa geçerse mobbing davalarında patlama yaşanacağı kesin.
Geçtiğimiz ay, Meclis’te mobbingi anlatan Mobbing Eğitim ve Destek Merkezi kurucusu Çağlar Çabuk; 20’ye yakın mobbing mağduruna hukuki destek veren, şu anda bir mağdur için işkence davası açan Avukat Metin İriz ve bir mobbing davasında bilirkişilik yapan psikolog Derya Deniz ile mobbingi konuştuk.
Mobbing diğer adıyla işyerinde uygulanan psikolojik taciz genelde küçük düşürme, azarlama, işyerinde kişiyi yalnız bırakma, şirket aktivitelerine çağırmama, dedikosunu çıkarma, kişiye seviyesinin çok üstünde ya da altında işler yüklenme gibi çeşitli şekillerde kendini gösteriyor. Asıl amaç sizi yıldırıp, işten ayrılmanızı sağlamak. Bu yıldırma politikaları siz işten ayrılana kadar sistematik bir şekilde devam ediyor; o nedenle mobbingi iş stresi, anlık öfkeler, gerginliklerle karıştırmamak gerek.
Mobbingi yapan kişiye genelde ‘zorba’ veya ‘mobbingci’, hedefteki kişiye de ‘kurban’ adı veriliyor. Aslında bir çoğumuzun yaşadığı, tanık olduğu mobbing konusunda açılan davaların sayısı her geçen gün artıyor.
Konu şu sıralar Meclis’in de gündeminde. Bu ay Meclis’ten geçmesi beklenen Borçlar Kanunu Tasarısı’nın 416. maddesinde ilk kez mobbing (psikolojik taciz) kavramından bahsediliyor. Eski kanun ‘işveren kadın ve erkek işçileri cinsel tacize karşı korumakla yükümlü’ derken, yeni kanun tasarısında işverenin, işçileri hem psikolojik hem de cinsel tacize karşı korumakla yükümlü olduğu söyleniyor. Kanun geçtikten sonra ise açılacak davalarda bu maddeye atıfta bulunulabilecek. Mobbing aynı zamanda Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu’nun altında kurulan Mobbing Alt Komisyonu’nda da ele alınıyor. Komisyon mobbingin ne olduğunu, nasıl teşhis edileceğini, hukuki ve yasal anlamda nasıl bir gözetime sokulabileceğini araştırıyor. Bu konuda uzmanların görüşlerini dinleyen komisyonun Şubat sonunda bir rapor çıkarması ve konunun Mart ayında Meclis’in gündemine gelmesi bekleniyor.

Davalara referans teşkil edecek
Ayrıca şu anda Başbakanlık’ta olan “Ayrımcılıkla Mücadele ve Eşitlik Kurulu Kanun Tasarısı”nda ise tacizle ilgili şöyle bir tanım yapılıyor: “Psikolojik ve cinsel türleri de dahil olmak üzere insan onurunun çiğnenmesi amacını taşıyan veya böyle bir sonucu doğuran yıldırıcı, onur kırıcı, düşmanca, aşağılayıcı ve saldırganca bir ortam yaratan veya kişi tarafından bu şekilde addedilen ve istenilmeyen her türlü davranış.” Bu kanun tasarısı geçerse – ki hem Birleşmiş Milletler, hem Avrupa Birliği tarafından desteklenen bu standart artık “dünya standardı” haline dönüştüğü için er veya geç kabul edilmesi kaçınılmaz gibi görünüyor – mobbing davaları konusunda hukukçuların da ellerini güçlendirecek bir referans olacak.
Şu anda mobbingin ne olduğunu, nasıl teşhis edileceğini, hukuki ve yasal anlamda nasıl bir gözetime sokulabileceğini inceleyen Mobbing Alt Komisyonu geçtiğimiz ay iki uzmanı dinledi. 2006’da ilk mobbing davasını kazanan Jeoloji Mühendisleri Odası’nda (Ankara) görevli Tülin Yıldırım’ın avukatı Ayşe Altıparmak ve Mobbing Eğitim ve Destek Merkezi kurucusu Çağlar Çabuk, Meclis’te vekillere mobbing hakkında bilgiler verdi. Altıparmak kendi davasında nasıl bir yol izlediklerini anlatırken Çabuk’ta mobbingin ne olduğunu ve çözüm yollarını anlattı.
Mobbingin multidisipliner bir konu olduğunu, hukuk, psikoloji, psikiyatri, kriminoloji, insan kaynağı yönetimi, işletme biliminin hep beraber çalışması gerektiğini vurgulayan Çağlar Çabuk, en büyük sorunun ise ispat konusunda yaşandığını söylüyor: “Şahit var, ama kimse şahitlik yapmıyor. Çözüm olarak Almanya’da sistem uygulanabilir. Almanya’da şahidin 1 yıl işten çıkarılmama durumu var. Yolda giderken birisini dayak yerken gördüğünüzde içinizden ona destek olma ihtiyacı duymuyor musunuz? Aynı şey. Gözünüzün önünde birisinin canı yanıyor ama sesinizi çıkaramıyorsun” diyor.
Şirketlerin mobbingle savaşmak istiyorlarsa etik kurullarını da hayata geçirmeleri gerektiğini vurgulayan Çabuk, “KOBİ’sinde 250 kişinin altında olan işletmelerde bile mutlaka etik sistem kurgulanmalı. Şirket içinde de haklarımızı ancak bir etik yasayla savunabiliriz. O bizim klavuzumuz olacak. Etiğin içine de mobbingi eklememiz gerekiyor. Yaptığım eğitimlerde “mobbing nasıl engelleyebilirizi” konuşuyoruz, mümkün değil diyorlar. Hayır mümkün. Bir kişi bile başlatabilir. Önleyici ve koruyucu mekanizmalar düşünmek gerekiyor. Çalışma Bakanlığı’nın bu işin önünü açması gerekiyor. Çalışma Bakanlığı’nın bünyesinde, üniversitelerle veya yaşam boyu eğitim merkezleri işbirliğiyle mekanizmalar kurulabilir. Avrupa’da bu profesyonel yaşamda yapılan bir şey. Psikoloğa gider gibi, muayene olmaya gider gibi insanlar mobbing destek merkezlerine gidip, bu desteği satın alıyorlar” diyor.

En çok finans ve eğitimde
Mobbingin en çok görüldüğü sektörler ise finans, eğitim, sağlık, iletişim, bir de ordu. Performans üzerinden ve parça başı üretim yapılan yerlerde de mobbinge çok rastlanıyor.
Mobbingin yasada bir tanımı olmadığı için mobbing davaları genelde tazminat davası, hakaret davası, taciz davası şeklinde açılıyor.
Çağlar Çabuk, bütün özel sektörün mobbing yasasını beklediğini söylüyor: “Bu yasa çıktıktan sonra mobbingle ilgili açılacak davalarda çok daha büyük bir patlama yaşanacak. Şu anda bile el yordamıyla insanlar birşeyler yapmaya çalışıyorlar.”  

Daha çok kadınlar etkileniyor
1 yıl boyunca mobbinge uğrayanlara destek veren Mobbing Eğitim ve Destek Merkezi’ne gelenlerin yüzde 67’si kadınlar olmuş. Psikolog Derya Deniz, kadınların yardıma daha açık olduklarını, duygularını daha cok ifade ettiklerini söylüyor: “Ağlama onları rahatlatıyor. Erkekler, ‘başedemedi diyecekler’ düşüncesiyle saklıyor.”
Avukat Metin İriz, güzel bir örnek veriyor: “Mobinge uğrayan bir rehber öğretmen bana geldiğinde istifa yazısı cebindeydi, ben onu tayini çıkana kadar istifa etmemesi için ikna ettim. Bir gün Şile’ye mobbing eğitimi vermeye gittiğimizde kendisini de çağırdık konuyu anlatsın diye. Konuşmasına başladığında ‘Ben Metin Ağabey ile görüştüğümde istifa mektubum cebimdeydi’ dedi ve ağlamaya başladı. O zamana kadar hiç ağlamamıştı. Ben, bana gelenlere ‘kendinizi sıkmayın, ağlayın’ diyorum.”
Avukat Metin İriz, 20’ye yakın kişiye hukuki destek vermiş.

Boşanmaya bile neden oluyor
İriz, açacakları davaların caydırıcı olmasını hedeflediklerini söylüyor: “Kurumlar bu konuda destek alacaklar, bilgilendirecekler çünkü Avrupa Sosyal Şartı’nın 26. maddesinde de ilgili devletlere bu konuda yükümlülükler getirmiş. Bunu eğitecek, önleyecek, yasa çıkaracak. Biz de caydırıcı olması üzerine çalışıyoruz. Kime anlatıyorsak – mesela bu sabah iş mahkemesinde duruşma bekliyordum, bir avukat arkadaşa bir iddianame gösterdim, ben de yaşadım aynısını dedi, – kime anlatsak ben de yaşadım diyor.”
Mobbing sadece kurbanı değil kurbanın ailesini de etkiliyor. Avukat İriz, bu nedenle boşanan bir çift bile gördüğünü söylüyor: “Bir mobbing mağduru kadın vardı. Kadın, kocası ve ben bütün ifadelere, müffettişlere, hatta okula bile hep beraber gittik, üçümüz. En sonunda kadının tayinini başka bir okula çıkardık ve rahatladık. Ama sonrasında kadın bir gün gelip boşanmak istediğini söyledi. Nedenini sorunca ‘Ben bu baskıyı yaşadım, (kocam) yanımda olmadı’ dedi. Oysa ki nereye gittiyse kocası da yanındaydı.”
Derya Deniz, bu gibi durumlarda kişinin gerçeklikle ilişkisinin bozulduğunu, olayları objektif algılayamadığını ve çarpıttığını söylüyor.

En can alıcı noktanızdan vuruyorlar
Kadınlar erkeklere göre daha çok mobbinge uğruyorlar ya da bunu daha açık ifade ediyorlar. Mobbing Eğitim ve Destek Merkezi’ne 1 yıl boyunca aktif olarak 135 kişi ile görüşülmüş. Merkeze en çok gelen mobbing vakaları şöyle sıralanıyor; yapılan işin takdir edilmemesi, azarlanma, küçümsenme ve hakkında dedikodu çıkarma. Genelde mobbingci, kurbanın en hassas olduğu yeri bulup, oradan vuruyor. Mesela namus sizin için çok önemliyse, hakkınızda dedikodu çıkartılıp namusunuza saldırılıyor. İşinize çok özen gösteriyorsanız iş yapma biçiminiz hakkında yıpratılıyorsunuz. Saldırgan en can alıcı yerinizen vuruyor.
Gelen vakalardan bir kısmı hukuk tarafına gitmeye karar vermiş, bir kısmı psikolojik destek almakla yetinmiş, bir kısmı sadece ‘beni dinleyin’ diye talepte bulunmuş. Bunun yanında pek çok kişi mobbinge uğramadığı halde mobbinge uğradığını düşünüyor; hatta mobbinge uğradığını sanıp yaptıklarını anlatınca mobbingci olduğu orataya çıkanlar bile olmuş. 
 
Mobbinge uğradı işkence davası açtı
İstanbul’da bir meslek lisesinde öğretmenlik yapan F.İ. kendisine mobbing uygulayan müdür ve müdür yardımcıları hakkında işkence davası açtı. Dava iddianamesi geçen hafta Bakırköy Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi. Duruşma ise Mart 2011’de görülecek.
Mobbing konulu davalar çok büyük oranda tazminat davası şeklinde açılıyor. Fakat Avukat Metin İriz’in işkence suçuyla açtığı ve Bakırköy Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilen iddianame bundan sonra açılacak davalar için de örnek teşkil edebilir.
İstanbul’da bir meslek lisesinde edebiyat öğretmenliği yapan, aynı zamanda tüm hayatını 2 kızının eğitimine adamış, dul bir kadın olan F.İ.’nin bu hayatta en çok değer verdiği şeylerin başında namus geliyor. Onu okulda istemeyen müdür ve müdür yardımcıları ise onu en can alıcı noktasından vuruyorlar, başka öğretmenlerle hakkında dedikodu çıkarıp onu işten uzaklaştırmak için her türlü yolu deniyorlar. Bu süreçte iki kez kalp spazmı geçiren F.İ. kızıyla birlikte avukat Metin İriz’in kapısını çaldığında o kadar kötü bir haldeymişler ki İriz, “Üçümüz beraber ağladık” diye özetliyor durumu.
İlk iş olarak, İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Psikiyatri Ana Bilim Dalı’ndan F.İ.’nin ”majör depresyon” ve “travma sonrası gözle görülür stres bozukluğu” yaşadığına dair rapor, sonrasında bir ceza hukukçusundan mütaala alan avukat Metin İriz, geçtiğimiz hafta işkence iddasıyla dava açtı. Mobbing davaları genelde tazminat davası şeklinde açılır ama Metin İriz’in açtığı işkence davası bu açıdan çok önemli. Metin İriz, eğer davayı kazanırlarsa, olay kamuda işkence olduğu için, sanıkların 8-15 yıl hapis cezası alabileceklerini söylüyor. İriz, aynı zamanda tazminat davası açmayı da hedeflediklerini söylüyor.

Sistematik bir şekilde dedikodu ürettiler
Bakırköy Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilen dava iddianamesinde okul müdürü ve müdür yardımcılarının psikolojik baskılama ve yıldırma (mobbing) suretiyle manevi ezgi, acı ve ıstırap veren işkence eylemlerinde bulunduklarını iddia ederek suç duyurusunda bulunuldu. İddianemede,
* F.İ.’nin söz konusu okula ilk geldiği hafta şiir gecesi düzenlemek için idareye verdiği dilekçeyi kabul etmeyen şüpheli (mobbingci) okul müdürünün kendisinde olmayan özellikler yakıştırılarak ve bir kurgulama yapılarak, E.Y. ve B.E. adlı öğrenciler kullanılarak güya onlara “geri zekalı, boşsunuz siz” gibi sözler sarf edilerek hakaret edildiğinden bahisle aleyhinde okuldan uzaklaştırmak için bahane bulunarak tahkikat açtığı,
* Şüphelilerden müdür muavini S.T. ile hiç bir duygusal iletişimi bulunmadığı halde güya ona açılıp evlilik istediği şeklinde tüm şüphelilerin sistematik asılsız dedikodu ürettikleri,
* Şüphelilerin sürekli bilinçli şekilde herkesin F.İ.’den uzaklaşmasını sağladıkları,
* Bir zaman sonra iş arkadaşlarının birbirinin kulağına fısıldayarak, F.İ.’ye bakarak güldükleri,
* Okul müdürünün iş arkadaşı öğretmenlere kendisiyle konuşmaması ve iletişim kurmaması için böyle yaptığını bazı arkadaşlarından duyduğu, amaçlarının işyerinden kendisini bezdirerek başka yere atanmasını sağlamak olduğu ve
* F.İ.’nin tüm bunlara bir süre direndiği ama dayanacak gücü kalmadığı, bu psikolojik baskılar ve yıldırmalar sonucunda beden ve ruh sağlığının bozulduğu ve atama istemek zorunda kaldığı yazıyor.
Mobbing ya da işyerinde psikolojik şiddetin TCK’da bağımsız bir suç olarak tanımlanmadığını ama bunun mobbingi oluşturan kişilerin TCK’da cezalandırılmadığı anlamına da gelmediğini yazan iddianamede Fransa örneği veriliyor: “Fransız Ceza Kanunu’nda 2002 yılında yapılan ekleme ile bağımsız bir suç olarak düzenlenmiş olan mobbingin temel özelliği; belirli bir sürece yayılmış olması ve sistematik olarak gerçekleştirilen tehdit, şantaj, yaralama, hakaret, ayrımcılık ve görevi kötüye kullanmak gibi fiillerden meydana gelmesidir. Bir bütün olarak mobbing sürecinin parçaları olarak fiiller sistematik olarak işlenmektedir. Genel kastın yeterli olduğu ve faillerin insan onuruyla bağdaşmayan bedensel veya ruhsal acı veren, algılama ve irade yeteneğini ortadan kaldıran veya aşağılayıcı nitelikteki hareketler yaptığını bilmesi ve istemesi yeterlidir.”
Mobbingcilerin baskısı sonucu şu anda başka bir lisede görev yapan F.İ.’nin duruşması 21 Mart 2011’de görülecek.

Mobbinge uğruyorsanız…
* Önce kendinizin, duygularınızın, karşınızdaki kişinin farkında olun.
* Ne yapmak istiyorsunuz; orada kalmak mı, mücadele etmek mi, masumiyetinizi ispatlamak mı?
* Bu süreçte işinizi ihmal etmeyin, saygısızlaşmayın, dedikodu yapmayın, karşı tarafa zarar vermeyin.
* Öfke kontrolü, sabır bu gibi durumlarda şart. Eğer ihtiyacınız varsa psikolojik destek alabilirsiniz. İşyeri hekimi varsa işyeri hekimine gidebilir, işyeri psikoloğu varsa gidebilir, ona durumu aktarabiliriniz.
* İnsan kaynaklarına mutlaka gitmek gerekiyor; hiç birşey olmasa bile o günün ajandasına girmesi için. Yöneticilerle konuşabilirsiniz. Mutlaka kurumun içindeki önemli noktalardaki kişilerin haberdar olmasını sağlamak gerekiyor.
* Avukat Metin İriz, dava açmayı düşünen mobbing mağdurlarına siniri alınmış et gibi davranmalarını, herşeyi sakin sakin yazmalarını öneriyor: “Eğer o gün birşey yaşadıysan ‘Sevgili günlük’ diyerek yaz. O gün yaşadığını bir mektup haline getir, arkadaşına yaz. İleride gün olur devran döner, sen dava açmak istediğinde, arkadaşın nasıl olsa tanıklık yapmak istemeyince, “bana şu tarihte şunu şunu yaptı amirim, ben de oturdum bunu mektup olarak iş arkaşıma gönderdim” diyebilirsin. İş arkadaşın da ‘bana böyle bir mektup geldi’ diyecek ve dolaylı bir tanıklıktan yararlanabilirsiniz.” İriz, ispat konusunda çok zorlandığımıza, hukuk sistemimizin delil olarak 3 şeye baktığına dikkat çekiyor:
1) Beyan delili; sanık beyanı vs
2) Belge delili; ona verilen disiplin cezaları, e-postalar vs,
3) Belirti delili; mesela rahatsızlanmışsa doktor raporu alacak vs.
Mağdurun bu 3 türden delilleri saklaması, koruması çok önemli.

Karı koca öğretmen çiftin davası AİHM aşamasında
Okula vekaleten gelen müdür, okuldaki öğretmen yardımcısı ve eşine baskı yaparak işi bırakmalarını sağlamayı hedefliyor. Örneğin müdür, mobbing uyguladığı yardımcısını bir yere gönderiyor daha kapıdan çıkarken “sen niye hâlâ gitmedin” diye azarlıyor. Bir sürü disiplin cezası vererek sicillerini bozmayı amaçlıyor. Bir keresinde müdür, mobbing uyguladığı öğretmenin kapısını açıp “O… çocuğu” diyor ve kapıyı kapatıp odasına gidiyor. Öğretmen hışımla dışarı çıktığında müdürün kapısının önünde iki güvenlik görevlisi görüyor. Müdür şunu düşünüyor; “Ben ona küfür edeceğim, o da gelip bana yumruk atacak. Ben de şikayetçi olacağım.” Avukat Metin İriz, sendika yöneticisine, İl Milli Eğitim Müdürü’ne giderek, uzun uğraşlar sonucu öğretmenlerin tayinlerinin başka bir okula alınmasını sağlamış. İriz, davanın devam ettiğini, şimdi ise davayı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne götürme aşamasında olduklarını söylüyor.

Davada bilirkişilik yaptı
Yüksek lisans tezini mobbing üzerine veren Psikolog Derya Deniz, Bakırköy’de bir cinsel taciz davasında bilirkişilik yapmış. Bir medya kuruluşunda çalışan mağdur, amirinin cinsel isteklerini reddedince, hem amiri hem de orada çalışan diğerleri mağdura sırtını dönmüş. Mobbing bu şekilde başlamış. Bu süreçte mağdur, depresyona girmiş, travma sonrası stres bozukluğu yaşamış. İşten ayrılalı 1.5 yıl olmasına rağmen deri rahatsızlıkları halen devam ediyor; saçları dökülüyor, yüzünde kurumalar var. Organik ve biyolojik olarak vücudu iflas etmiş.
Deniz, davaya bakan avukat aracılığıyla mağdur ile görüşmüş. Görüşme yaptıktan sonra dava dosyasını inceleyen, hastane kayıtlarına bakan Deniz, “Bu tür durumlarda zaten her şey temeldir. Bu kaygıyla, panikle başlar bir takım sinirlilik halleri, irkilme ile devam eder, bunlar biraz daha basit fazlarıdır ama depresyon, depresif duygu durumu, travma sonrası stres bozukluğu ve bunun sonuçları çok ayırıcıdır. Mağdur ile görüşmemde bunları da gördüğüm için 2 yıl önceki bu davada mobbingi de ayrıntılı bir biçimde yazdım. Mobbing nedir, aşamaları nedir, ayırıcı olan noktaları nedir. Bu şekilde de bir rapor sunduk mahkemeye.” Dava halen devam ediyor.
Burcu ÖZÇELİK / Hürriyet İK