Uluslararası büyük kuruluşlar karbon ayak izlerini siliyor. Daha az enerji tüketimi, daha az kağıt, daha az su tüketimi için üretim süreçlerini yenileyen, çevreci ürünler çıkaran şirketler, çalışanlarında da çevreci bir bilinç yaratmaya çalışıyor.

 Yakın gelecekte hem şirket hem de ürün bazında karbon ayak izini açıklamak zorunda kalacak şirketlerin şimdiden hangi alanlarda iyileştirme yapabilecekleri konusunda strateji belirlemeleri tavsiye ediliyor.
“Karbon salınımını azaltmak”, “ayak izini açıklamak” gibi kavramlar günümüzün moda söylemleri. Uluslararası şirketler çevreye verdikleri zararı azaltmak için birbirleriyle yarışıyor. Artık şirketlerde daha az kağıt, daha az elektrik, daha az su kullanılıyor, akaryakıtı azaltmak için iş seyahatleri kısılıyor, video konferanslara geçiliyor. Çalışanlar fidan dikip, çevreyle ilgili sosyal sorumluluk projeleri yürütüyorlar. İleride çevreci olan şirketlerle olmayan şirketlerin ciddi şekilde ayrışacağı, kendini yenilemeyen şirketlerin ayakta kalmakta zorlanacağı söyleniyor.
“KARBON: Fırsat mı, Tehdit mi?” kitabının yazarı Dr. Rıza Kadılar, bu sene içinde karbon salınımı ile ilgili raporlama zorunlulukları getiren yasal düzenlemelerin yürürlüğe girmesinin beklendiğini söyleyerek, “Hem şirket hem de ürün bazında karbon ayak izini açıklamak zorunda kalacak şirketlerin şimdiden hangi alanlarda iyileştirme yapabilecekleri konusunda strateji belirlemelerini tavsiye ediyorum” diyor. Bankaların kredi onay ve takip süreçlerine çevre koruması bilinci ve sürdürebilirlikle ilgili kavramların gireceğini söyleyen Kadılar, ”Özellikle yabancı kalkınma bankaları tarafından sunulan uzun vadeli ve cazip imkanlar içeren kredilerin kullandırılmasında giderek önem kazanacak olan bu süreçler, firmaları bu konularda tedbirler almaya zorunlu kılacak” diyor.
Yabancı yatırımcılar da kurumsal sorumluluklarını yerine getiren şirketlere öncelik vermeye başladı bile. Bugün, tüm dünyadaki yatırımlar içinde sorumlu yatırımlarının oranının yüzde 12 olduğu söyleniyor. Toplumdaki bilincin yükselmesi de şirketleri sorumlu davranmaya itiyor.

Tüketici, çevre dostu ürünleri tercih ediyor
Şirketler sadece maliyetleri düşürerek çevreci kazanımlar elde etmiyor, aynı zamanda buna yönelik çevreci ürünler de tasarlıyor. Günümüzde gittikçe artan sayıda tüketici, tercih ettikleri markaların çevreye saygılı olmasına önem veriyor. Çoğu tüketici çevreci ürünler için fiyat farkı ödemek istemiyorsa da, aynı fiyat seviyesinde iki ürün arasında tercihini çevre dostu ürünlerden yana kullanma eğiliminde.

Değişime ayak uyduramayan rekabet edemeyecek
Düşük karbonlu ekonomiye geçiş süreci özellikle Kyoto Protokolü’ne imza atan bütün ülkelerin büyük bir ciddiyetle izledikleri bir süreç. Diğer taraftan Çin, yenilenebilir enerji kullanımında dünyada liderliğe oturmuş, ABD ise özelikle yeşil binalar konusunda çok ciddi önlemler almış durumda. AB zaten önemli sektörlerden 11 bin işletmede karbon salınımını yıllardır ölçüyor ve ETS denilen bir kota ve piyasa sistemi ile karbon salınımını azaltıyor.
Rıza Kadılar, giderek hayatımızın her alanına girecek olan düşük karbonlu ekonomiye geçiş sürecinde bu değişime ayak uyduramayan şirketlerin rekabetçiliklerini kaybedeceklerini söylüyor: “Zaten özellikle ihracat ağırlıklı çalışan şirketlerde bu ayrışma bugün bile büyük ölçüde yaşanmış durumda. Zorunlu veya gönüllü olarak karbon salınımını azaltma yükümlülüğü alan Avrupa ve ABD merkezli firmalar ülkemizden yaptıkları alımlarda tedarik zincirinde yer alan firmalara önemli yaptırımlar yüklüyor ve bu koşullara uymayan firmalardan alımlarını kesmek zorunda kalıyorlar. Bütün ihracatçı firmalarımız bu alandaki uluslararası standartlara şimdiden uyum sağlamak durumundalar. Zamanla bu ayrışma iç pazardaki rekabette de kendini gösterecek.”

TSKB: Karbon nötr banka
2009 yılında karbon ayak izini silerek Türkiye’nin ilk karbon nötr bankası olduklarını söyleyen Türkiye Sınai Kalkınma Bankası (TSKB) Bilgi Teknolojisi ve İnsan Kaynaklarından Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Şemseddin Arat, 670 ton olan karbon ayak izlerini, aldıkları gönüllü karbon kredileri Gold Standart ile sildiklerini söylüyor: “İki yılda karbon ayak izimizi yüzde 68 azaltmayı başardık. 2011 yılında da yüzde 5 dolayında azaltım hedefliyoruz.” “Karbon nötr” terimi bir kuruluşun faaliyetlerinden kaynaklanan tüm karbondioksit (CO2) emisyonlarının ölçülmesi ve bunların etkisini yok edebilmek için “karbon kredisi” alarak bu etkilerin silinmesi anlamına geliyor.
TSKB’de ayrıca geri toplama ve geri kazanım noktaları oluşturulmuş, enerji tüketimi ve iş seyahatlerinden oluşan karbon emisyonlarının da envanterleri tutuluyor.
Türkiye’de “ilk çevre kriterli kredi” çalışmalarını başlatan banka olduklarını ifade eden Arat, “Dünya Bankası, Avrupa Yatırım Bankası, Avrupa Konseyi Kalkınma Bankası, Fransız Kalkınma Ajansı ve Alman Kalkınma Bankası’ndan sağladığımız yenilenebilir enerji, enerji verimliliği, çevre ve KOBİ kredileri ile çevre ve yenilenebilir enerji yatırımlarını destekliyoruz. TSKB’nin finanse ettiği yenilenebilir enerji projelerinin faaliyete geçmesi ile Türkiye’nin sera gazı salınımı 5.3 milyon ton diğer bir deyişle yüzde bir azalacak” diyor.

Koç Bilgi: Yeşil Bilgi farkındalık yaratmayı amaçlıyor
Koç Bilgi Grubu genelinde, geçen sene yaklaşık 300 çalışana çevre eğitimi verildi, yaklaşık 2 bin fidan dikildi.
KoçSistem Veri Merkezi, düşük verimlilik oranına sahip Kesintisiz Güç Kaynakları’nı (KGK) yüksek verimli KGK’lar ile değiştirerek, bu sayede yüzde 10’a yakın bir enerji tasarrufu elde etti.
KoçSistem veri merkezinde bulunan iklimlendirme cihazlarında, verimli akışkanlar kullanılarak, soğutmada da, mevsimsel şartlara bağlı olarak yüzde 30’a varan enerji tasarrufu sağlanması hedefleniyor.
Koç Bilgi Grubu öncülüğünde, Eylül 2008 tarihinde faaliyetlerine başlayan kurumsal sosyal sorumluluk projesi Yeşil Bilgi Platformu ile çevre bilincinin toplumun geniş kesimlerine yayılması amaçlanıyor.
Atık yönetim sistemi ile Koç Bilgi Grubu şirketlerinden proje kapsamında, bugüne dek, toplam 51 ton atık kâğıt toplandı. Bu da demek oluyor ki bugüne kadar 867 ağacın kesilmesi önlenmiş oldu. Bu rakam ayrıca 1.836 ton sera gazının atmosfere salınımının engellendiği ve 1.326.000 litre suyun harcanmadığı anlamına geliyor.

TAV: Devletlerin önemli rol üstlenmesi gerek
TAV Havalimanları’nın Türkiye’de işletmekte olduğu havalimanlarındaki karbon ayakizi Avrupa Uluslararası Havalimanları Konseyi (ACI Europe) Havalimanı Akreditasyon Programı altındaki ISO 14064 (Sera Gazı Ölçümü) uyarınca bağımsız olarak denetleniyor.
Karbon salınımını azaltmak için çeşitli yaklaşımlar kullandıklarını söyleyen TAV Havalimanları Strateji Direktörü Waleed Youssef, yolcu konfor seviyesini olumsuz etkilemeden bir terminallerinden yılda 3,5 milyon kilowatt saat enerji tasarrufu yapacaklarını söylüyor. 
TAV Havalimanları’nın havalimanı işletmeciliğini yaptığı gelişmekte olan pazarlarda tüketicilerin çevreye karşı farkındalığı ve hassasiyeti giderek arttığını söyleyen Youssef, “Ancak halen buradaki insanların çevresel olarak etki yaratacak ürün ve hizmetler için daha yüksek fiyatlar ya da kullanıcı ücretleri ödemeye istekli olduklarını düşünmüyorum. Bununla beraber müşteri farkındalığı kuşkusuz ki önümüzdeki yıllarda artacak ve firmalar da buna göre hareket edeceklerdir. Bu noktada uluslararası alanda devletlerin önemli bir rol üstlenmesi; çevre dostu üretime ödenek ayırması ve çevreye zarar veren firmaları cezalandırması ya da ekonomik açıdan caydırıcı yaptırımları uygulaması gerekecektir” diyor.

P&G: İlk çevre raporu 1970’de yayınlandı
P&G’nin çevre konusundaki çalışmalarının geçmişi 1970’lere dayanıyor. İlk çevre raporunu 1970’de yayınlayan P&G, 1971’de ilk Çevre Güvenliği Departmanı’nı kurdu.
P&G tesislerinde şu anda CO2 emisyonlarında, enerji tüketiminde, su tüketiminde ve bertaraf edilen atık miktarlarında birim üretim başına yüzde 20’lik bir düşüş sağlanarak 10 yıllık süre içinde toplamda en az yüzde 50 düşüş elde edilmesi planlanıyor. P&G hem ürünleri için hem de operasyonel anlamda bazı iyileştirmeler hedefliyor. Buna göre ürünlerde;
– Petrol bazlı hammaddelerin yüzde 25’inin sürdürülebilir kaynaklı yenilenebilir maddeler ile değiştirilmesi
– Çamaşır makinelerinde yapılan yıkamaların yüzde 70’inin soğuk su ile yapılabilmesi
– Tüketici başına düşen ambalaj miktarının yüzde 20 azaltılması
Operasyonel iyileştirmelerde ise: 
– Üretim tesislerinde yüzde 30 yenilenebilir enerji 
– Üretim atıklarının yüzde 0.5’in altına düşürülmesi hedefleniyor.

Bilim İlaç: Karbon ayak izini yüzde 7 azaltacak
Bilim İlaç’ın 2009 yılı faaliyetleri kapsamında karbon ayak izi 25 bin ton. Karbon ayak izini üç yıl içinde yüzde 7 düşürmek için çalışmalara başlayan Bilim İlaç, en büyük izi oluşturan araçlar konusunda hibrid araç test çalışmalarına devam ediyor. Bilim İlaç’ın karbon ayak izini iyileştirme faaliyetlerinden bazıları şöyle:
– Elektrik tüketiminin 1/3’ünü rüzgar enerjisinden karşılamak amacıyla, Bilim Gebze tesisinde yaklaşık 500 kVA kapasiteli rüzgar tribünü kurulması.
– Üretim tesislerinde kullanılan eski tip elektrik motorlarının, enerji verimliliği yüksek yeni tip motorlarla değiştirilmesi.
– Aydınlatma armatürlerinin “LED”li sisteme çevrilmesi. 
– Kullanılan şirket araçlarındaki karbon salınımının yüzde 10 azaltılması için tıbbi tanıtım sorumlularının seyahat rotalarının yeniden düzenlenmesi 
– Video konferans uygulaması ile çalışanların seyahatlerinin azaltılması.

Unilever: Ürünlerin ayak izi yarıya inecek
15 Kasım 2010’da tüm dünyadaki faaliyetlerini kapsayan, net ve ölçülebilir hedefler ortaya koyan “Sürdürülebilir Yaşam Planı”nı açıklayan Unilever, bu plan doğrultusunda; ürünlerinin çevrede bıraktığı ayak izini yarıya indirmeyi, tarımsal hammaddelerinin yüzde 100’ünü sürdürülebilir kaynaklardan sağlamayı hedefliyor.
Sürdürülebilir Yaşam Planı’nı bunun yanı sıra 2020 yılına kadar 50’den fazla sosyal, ekonomik ve çevresel taahhüdü içeriyor. Bu taahhütler, fabrikalarda yenilenebilir enerji kullanımından, çorbalardaki tuz içeriğini azaltmaya kadar tüm süreçleri kapsıyor.
Unilever, Türkiye’deki 7 üretim tesisinde ‘atıkları kaynağında önleme’, ‘arıtma’ ve ‘enerji tasarrufu’ yatırım ve uygulamalarıyla, 1995 yılından 2009 yılına kadar, üretilen ton başına karbondioksit salınımında yüzde 60, su tüketiminde yüzde 59, katı atık miktarında yüzde 92 oranında azalmalar sağladı.
Ayrıca Unilever Türkiye LEED sertifikalı merkez ofisi ile kağıtsız ofis konseptini destekliyor, enerji ve su tasarrufu sağlayan sensörlü lamba ve armatürler kullanılıyor.

Eczacıbaşı: Enerji tüketimini yüzde 9.8 azalttı
2006’da Küresel İlkeler Sözleşmesi’ni imzalayan Ezcacıbaşı Topluluğu, ardından 2007’de Dünya Sürdürülebilir Kalkınma İş Konseyi’nin Türkiye’den ilk üyesi oldu. 2007 yılı sonunda Eczacıbaşı Topluluğu Sürdürülebilir Kalkınma Çalışma Grubu oluşturuldu.
Eczacıbaşı Topluluğu’nun Türkiye’deki üretim tesislerinin konsolide enerji tüketimi 2009 yılında bir önceki yıla göre yüzde 9.8 azalarak yaklaşık 1 milyon MWh’ye gerilerken, üretimden kaynaklanan konsolide karbon emisyonu da bir önceki yıla göre yüzde 9.1 düşüşle 263.935 tona indi.
İç iletişim çalışmaları ile topluluk çalışanlarının bu anlayışı günlük hayatlarına dahil etmeleri teşvik ediliyor.
Topluluk kuruluşlarında video konferans kullanımı yaygınlaşıyor. Bu sayede iş seyahatlerinin mümkün olan en alt seviyeye düşürülmesi hedefleniyor. Toplulukta, tebrik, teşekkür, açılış, doğum, nikah, vefat gibi durumlarda çiçek gönderilmesi yerine, eğitim ve çevre alanlarında bağışlar yapılıyor.

HP: Enerji tüketimini yüzde 20 azalttı
HP, küresel ısınmaya yol açan karbondioksit salınımını azaltmak amacıyla 2008 yılında elektronik parça ve yarı mamül tedarikçilerinin atmosfere saldığı sera gazı miktarını kamuoyuyla paylaştı.
2010 yılında enerji tüketimini yüzde 20 azaltan HP, tüm dünyadaki HP tesisleri ile kiralık tesislerinin karbon emisyonunu 2006 yılının yüzde 15 altına çekti.
2011 yılında HP ürünlerinin enerji tüketimi ve buna bağlı sera gazı emisyonlarının 2005 yılına göre yüzde 40 azaltılması hedefleniyor. 
HP, tümüyle rüzgarla soğutulan dünyanın ilk veri merkezini İngiltere’de, Wynyard’da açtı. 33 bin 500 yüz metrekarelik alana sahip tesiste Kuzey Denizi’nin rüzgarları yeni veri merkezini elektrik tüketimini azaltarak soğutmakta kullanılıyor. Avrupa’daki bu en büyük ve enerji verimli veri merkezinde enerji tüketimi yüzde 40 ve karbon emisyonu yüzde 50 azaltılmış oluyor.

DHL Express: Kurye rotaları optimize ediliyor
DHL Express Türkiye, karbon salınımını ölçümlemek için Carbon Footprint Assessment Tool (CFA) isimli bir program kullanıyor. Elektrik, doğalgaz ve yakıt tüketimleri bu sistem üzerinde yurtdışında bulunan ilgili birime raporlanıyor. Bağlı bulunulan Deutsche Post DHL grubunun 2015 yılına kadar atmosfere olan karbon salınımını yüzde 30 azaltma taahhüdüne katkıda bulunuluyor. Karbon ayak izini küçültmek için düzenli aralıklarla kurye rotalarını optimize eden DHL’in İstanbul Atatürk Hava Limanı’nda yer alan yeni operasyonel hizmet binasının tamamen organik maddelerden yapılmış ‘yeşil’ duvarları var.
Burcu ÖZÇELİK / Hürriyet İK