Meclis’te kurulan Mobbing Alt Komisyonu, mobbing’e karşı önlemlerini açıkladı. Buna göre çalışanlar işe başlamadan önce mobbing yapmayacaklarına dair bir yemin belgesi imzalayacak. Çalışma psikoloğu Pınar Tınaz, yeminin hiçbir bağlayıcılığının olmadığını, iş hukukuna da aykırı bir uygulama olduğunu söylüyor.
7 Nisan 2011’de (geçtiğimiz perşembe) TBMM Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu bünyesinde oluşturulan İşyerinde Psikolojik Şiddet (Mobbing) Alt Komisyonu, işçilere, işe başlamadan önce mobbing yapmayacağına dair yemin belgesi imzalatılmasını önerdi. Uzmanlar yemin belgesinin hiçbir işe yaramayacağını düşünüyor. Daha somut adımlar atılması, işçi ve işverenin karşı karşıya getirilmemesi, şahiti korumaya yönelik önlemlere de yer verilmesi gerektiğini söylüyorlar.
Raporda, yer alan önerilerden bazıları şöyle:
– Kamuda ya da özel sektörde çalışanlar işe başlamadan önce mobbing yapmayacağına dair yemin belgesi imzalayarak, imzalı belgenin bir sureti dosyasına bir sureti ise kendisine verilmeli,
– Türk Ceza Kanunu’nda psikolojik tacizin açık bir tanımı yapılarak, tacizi yapanlara ve yapılmasına göz yumanlara alt sınırı 2 yıl olmak üzere hapis cezası öngörülmeli ve mobbing suçu işleyenlere ayrıca en az 10 bin ile 20 bin lira para cezası verilmeli,
– Kimliğe, sosyal statüye, cinsiyete karşı mobbing yapılması durumunda TCK’nın 216. maddesinde belirtilen suçu oluşturduğuna istinaden savcılığa suç  duyurusunda bulunulmalı, kurumun personel müdürlüğüne bu durum bildirilmeli,
– Eğitim müfredatına işyerinde psikolojik taciz konusunda eğitici ve öğretici dersler eklenmeli,
– Olaylar, verilen anlamsız emirler ve uygulamalar yazılı olarak kaydedilmeli ve güvenilir, gerekirse tanıklık edebilecek kişiler harekete geçirilmeli,
– Yaşanılanlar, iş arkadaşları ile paylaşılmalı, daha fazla etkili olmak için grupça yetkili birim/kişiye başvurulmalı,
– Tanığın olmadığı bir yerde tacize uğranılırsa, en yakın arkadaşa anlatılmalı, daha sonraki gelişmeler için onların tanıklığı şimdiden  hazırlanmalı, tacizci ile yalnız çalışmayı gerektiren ortamlarda da diğer çalışanlar haberdar edilmeli,
– İşyerlerinde denetlemekle yükümlü olan teftiş personelinin, denetim  konuları arasında psikolojik taciz olgusu da yer almalı,
– İlgili tarafların katılımıyla Psikolojik Tacizle Mücadele Kurulu kurulmalı,
– Hastanelerin bünyesinde psikolojik taciz destek klinikleri oluşturulmalı,
– Mobbingin azaltılması yönünde benzer davaların açılması sağlanmalı,
– İşçisine psikolojik taciz yaptığı sabit olan işverenler, belirli sürelerde bazı kredi, teşvik ve bunun gibi olanaklardan mahrum bırakılmalı,
– Psikolojik taciz gördüğü için çalışma gücünü belli oranlarda kaybedenlerin durumu iş kazası ve meslek hastalığı olarak değerlendirilmeli, malulen emekliye ayrılabilme imkanı getirilmeli,
– İftira ve karalama amaçlı olarak kendisine mobbing yapıldığını iddia  eden ancak, iddiasının gerçek dışı olduğu açıkça ortaya çıkan kişilere de cezai yaptırım getirilmeli.

Mobbing magazinleştiriliyor
Yedi yıldan bu yana mobbing üzerine çalışmalar yapan, kitaplar yazan Marmara Üniversitesi çalışma psikoloğu Prof. Dr. Pınar Tınaz, mobbing konusuyla ilgili yaşananların bugün varılan noktada kendisini hem şaşırttığını hem de çalışanlar, kurumlar ve kısaca işçi-işveren ilişkileri adına ürküttüğünü söylüyor. Tınaz, “Zira bugün ülkemizde mobbing konusu, hiçbir ülkede olmadığı kadar magazinleştirilmiş; adeta frapan bir magazin malzemesi haline getirilmiştir. Her ne kadar mobbing konusuyla ilgili bir haber bombardımanı sürdürülüyorsa da kavram, toplumumuz açısından yeni olduğu kadar bilinmezi de çok fazladır” diyor.

‘Yemin’ iş hukukuna aykırı
Yapılan yanlış yönlendirmelerin, iş sürecine, işçi-işveren ilişkisine, işyerine ve nihayet bireye daha büyük zararlar verebileceğinin altını çizen Tınaz, “Kavramın yanlış kullanılması ve kimi zaman belirsizlik arz eden örneklerle toplumun cesaretlendirilmeye çalışılması, uzun vadede çok tehlikeli.
Mobbing yemini meselesine gelince, hukuki açıdan böyle bir yeminin hiçbir bağlayıcılığı yok. İşe girerken hiç kimse bu tarzda bir yemin etme veya bunu imzalamaya zorlanamaz.
Doktorluk, avukatlık, hakimlik, gibi mesleklerde meslek yemini kavramı vardır. Bu yemini etmenin, bazı hallerde örnekleriyle karşılaştığımız gibi neyi değiştirdiğini; kötü niyet varsa neyi önlediğini düşünmekte ayrıca yarar var. Bu, konumuz dışında. Çünkü mobbing yemini denilen kavramın, bu kapsamda da değerlendirilmesi mümkün değil. İş hukuku uygulamasına çok aykırı bir durumr. Böyle bir yaptırım şekli bulunmamaktadır. Karşılaştırmalı hukukta da emsal uygulaması olduğunu zannetmiyorum” diyor.

216. madde ile cezalandırmak çok ağır
Mobbing konusunda araştırmalar yapan, daha önce Meclis’te vekillere mobbing konusunda bilgiler veren Çağlar Çabuk, insanlara “yemin ettirmek” yerine onlara eğitimler verilmesi, etik kurullar oluşturulması gerektiğini söylüyor. Çabuk, önerilerde yer alan “Kimliğe, sosyal statüye, cinsiyete karşı mobbing yapılması durumunda TCK’nın 216. maddesinde belirtilen suçu oluşturduğuna istinaden savcılığa suç duyurusunda bulunulmasını” ise çok abartılı bulduğunu söylüyor: “Mobbing konusunu TCK 216’yla cezalandırmak tırnak kesmek için bahçe makası kullanmaya benziyor. TCK’nın 216. maddesi bir sosyal grubu diğer bir sosyal gruba karşı kışkırtmayı cezalandıran dolayısıyla da çok ağır yaptırımlar içeren bir madde. Örneğin, kendi geçmişimizde de Kahramanmaraş, Sivas gibi acı örneklerini yaşadığımız durumlar için söz konusu. Bir veya birkaç kişiye yapılan mobingde kullanılan unsur, ırk, din, dil, cinsiyet motifleri taşıyabilir ancak bunları bu en ağır kavram içinde değerlendirmek abartı olur. Şu andaki mevcut yasalarımızda bunları cezalandıracak maddeler bulunduğu gibi TBMM’den geçerek yasalaşan ve Temmuz 2012’de yürürlüğe girecek olan yeni Borçlar Kanunu ve yoldaki Ayrımcılıkla Mücadele yasası da mobingi caydırıcı ve cezalandırıcı bir dizi olanak sunuyor.”
Öneriler arasında şahidin korunmasına yönelik bir madde olmamasını eksiklik olarak değerlendiren Çabuk, mobbing yapan işverene kredi ve teşvik verilmemesinin de sadece suçluyu değil o kurumda çalışan herkesin cezalandırılması demek olacağının altını çiziyor.
Burcu ÖZÇELİK / Hürriyet İK 

Reklamlar