34 yaşında ING Bank’ın Genel Müdürü olan Pınar Abay, vaktinin yüzde 30 ila 50’sini insan kaynaklarına ayırıyor. Abay, işe başladığının ikinci günü şube ziyaretlerine başlamış ve tam 320 şube müdürü ile tanışmış. Özellikle Anadolu’da yaptığı şube ziyaretlerinde onu görenler şaşırıyor. Bu kadar genç, üstelik de kadın olunca, banka müşterileri “genel müdürünüz de gelecekti, ne oldu gelmedi mi?” diye soruyorlarmış. Bölge direktörleri ve şube müdürü adaylarıyla tek tek mülakat yapan, hatta yeni mezunların mülakatlarına da katılan Abay’ın hedefi bankasını  Türkiye’nin en çok çalışılmak istenen kurumu yapmak.

Bilkent Üniversitesi Ekonomi Bölümü’nden yüksek şeref listesinde mezun oldunuz. Sonrasında da McKinsey’de çalışmaya başladınız. Nasıl oldu McKinsey ile tanışmanız?
McKinsey’den Bilkent Üniversitesi’ne sunuma gelmişlerdi. Ben firmayı hiç tanımıyordum ama işletme bölümündeki profesörlerden birinin tavsiyesiyle firmayı araştırdım ve etkilenip başvurumu yaptım. 1.5 yıl kadar İstanbul McKinsey ofisinde danışman olarak çalıştım. Sonra da Amerika ofisine başvurdum. McKinsey’in Silikon Vadisi’nde bir ofisi vardı. O ofise başvurdum ve kabul edildim. Orada çalışırken Harvard’da MBA yaptım. Mezun olduktan sonra finansal kurumların çok güçlü olduğu bir yere geçme düşüncesiyle New York ofisine geçtim.
Hangi bankalara danışmanlık verdiniz?
İsim açıklayamıyorum ama aklınıza gelebilecek dünyanın en büyük, en global bankalarına danışmanlık verdim. 
6 yılın sonunda Türkiye ofisine geri döndünüz, neden?
O dönem Türkiye’ye dönmemi tetikleyen iki şey oldu. Biri; Türk bankacılık sektörü çok gelişiyordu, bahsettiğim yıllar 2005 yılları. O dönemde McKinsey’in diğer ofislerinin müşterileri banka satınalmaları için Türkiye’ye geliyorlardı, Türk olup da bankacılık bilen birisini arıyorlardı. Aynı dönemde benim bir kızım oldu. Eşimle birlikte çocuklarımızı Türkiye’de büyütmeyi istiyorduk, bu iki sebep bir araya gelince güzel bir fısat oldu.
Türkiye’de kaç bankaya danışmanlık vermişsinizdir?
Türkiye’de hemen hemen tüm bankalarla çalışmışımdır. ING de aslında bunlardan bir tanesiydi. Bankayla ilk tanışıklığım ING’nin Oyak Bank’ı satın aldığı dönemde başladı. ING’nin üst yönetimi bir gün bana dönüp, biz burada çok büyüme arzusu içindeyiz, böyle bir görevi sen düşünür müsün diye teklifte bulundu. Burayı çok farklı bir yer yapmak istiyorlardı. Benim bir önceki işim de bu tür değişimleri yönetmek üzerineydi.

Bir banka isterse genel merkeze
uzay üssü kursun başarısı sahadan geçer

Göreve gelir gelmez ilk iş ne yaptınız?
Göreve başladığımda tüm çalışanlara 9.15’te bir mesaj gönderdim, o mesajda da kendi hayellerimi yazmıştım, benim buraya gelirkenki hayalimi, yapmak istediklerimi paylaştım. 2. ya da 3. gününde şube gezmeye başladım. Beni tanısınlar ve saha çalışanlarına ne kadar önem verdiğimi görsünler istedim. Bir banka isterse uzay üssü kursun genel müdürlüğüne, başarılı olmasının yegane yolu sahadaki çalışanlarının başarılı olması. Belki size garip gelebilir ama ben genel müdürlüğümüzdeki grup müdürlerinin çoğuyla şube müdürlerinden sonra tanıştım. 
Müşteri ziyaretlerinde genel müdür olduğunuzu öğrenince şaşıranlar oluyor mu?
Anadoluyu gezerken, “genel müdürünüz de gelecekti, niye gelmedi” diye soran müşterilerimiz oluyor. Ben de “biz başlayalım toplantıya, o arkadan gelecek” diye espiri yapıyorum. Bu tür tepkilere çok alıştım, hem müşteriler hem de öğrenciler şaşırıyor.
Göreve gelir gelmez pek çok üst düzey atama yaptınız. Siz mi buldunuz bu kişileri?
Üst yönetimdekilerin hemen hemen hepsini kendim buldum. Headhunterlar bana biraz kızgın. Daha da değişimler yapıyoruz, şu anda konuştuğumuz esnada bile.
Vaktimin yüzde 30-50’sini insan kaynaklarına ayırıyorum. Gerek bir şubedeki pazarlamacı olsun gerek şube müdürü olsun potansiyeli yüksek olan, hayatta bir şey yapma azmi yüksek olan herkesle bizzat tanışıyorum. Türkiye’de hemen hemen tüm şubeleri ziyaret ettim. 320 şube müdürümüzle tanıştım. O ziyaretlerde gittiğim illerde başka banka şubelerinden kişilerle de tanışıyorum. Çünkü insan kaynakları anlamında kendimizi yenilememiz gerektiğine inanıyorum. Sadece bankamız içinden kişilerle tanışmak değil, banka dışında da kim var, ne yapıyor, potansiyeli yüksek biri mi, biz bankamıza katabilir miyiz, bu anlamda da çok ciddi vakit ayırıyorum. 
Şube ziyaretleri sırasında da atamalar yaptınız sanırım.
Evet. Mesela Doğu Anadolu Bölge Müdürümüzü, Çukurova Bölge Müdürü yaptık. Sadece bölge müdürleri değil, şube müdürleri ile de tek tek ben mülakat yapıyorum. 320 müdürümüzle performans görüşmesi yapıyorum. Bu network içinde benim tüm müdürleri tanımam lazım, ismen, profil özelliklerini, ne yapabileceklerini bilmem lazım. İnsanın vaktinin yüzde 50’si böyle geçiyor. Bankamızdaki MT’lerin hepsi ile tanıştım. Onlarla yemek yiyorum, mutlu olup olmadıklarını soruyorum. İşe alınacak 210 yeni mezunun mülakatlarına girdim, 15’ini ben seçtim. Bizim enerjisi yüksek insanlara ihtiyacımız var, seçerken buna çok dikkat ediyorum. Örneğin şubede gezerken veznedeki çocuğun gözündeki ışıltıdan başarılı olacağını anlıyorsunuz, böyle birisini şimdi bireysel pazarlamaya atadık. Öyle insanların başarılı olmaması imkansız. 
Bankacılıkta merkezle şube arasındaki kopukluktan şikayet edilir hep, siz bunu aşmış gibisiniz?
Biz sahayla iletişimi güçlü bir seviyeye getirmiş konumdayız. Bir şube müdürümüz beni istediği saatte arayabilir. Genel müdürlüğü sahaya indirdik. Genel müdürlük sürekli şube, müşteri ziyaretinde. Sadece pazarlama satış birimleri için değil, tüm birimler için geçerli.   
Kadın çalışanların sayısını arttırmaya dikkat ediyor musunuz?
Özellikle dikkat ediyorum. Kadınların birçoğunun hayatı aile vs gibi sebeplerden dolayı çeşitli seçimlerle geçiyor ve o seçimler içerisinde başarılı olup da potansiyeli olan birisi varsa ben de ekstra olarak destek olmaya çalışıyorum. Çalışanlarımızın yüzde 55’i kadın. Bana verilen kişisel hedefler içinde sadece finansal performans hedefleri yok. Örneğin bana globalden gelen en büyük hedeflerden birisi ING’nin Türkiye’nin en çok çalışılmak istenen kurumu olması. 
Bunun için neler yapıyorsunuz?
Bununla ilgili içeride çok ciddi bir ekibimiz çalışıyor. Biz her şeye bakıyoruz, çalışanlar ne ister, biz üniversitelerde ne yapabiliriz, çalışanları nasıl daha çok mutlu edebiliriz diye. Bunun için işe alım süreçlerimizi nasıl daha iyi yaparız, çalışanlarımıza nasıl daha iyi imkanlar sağlarız, yurtdışındaki olanaklarımızı nasıl değerlendiririz diye çok ciddi çalışıyoruz. ING’nin dünyada 40’ın üzerinde ülkede bankası var. Bizim çeşitli uluslarlarası programlarımız var, bize üniversiteden katılan arkadaşlarımız bu uluslararası programlara dahil olabiliyorlar. Biz her sene aldığımız yeni mezunların bir kısmını uluslarası rotasyon programına tabi tutuyoruz. Türkiye’de işe başlayan bir kişi, İspanya’da, Amsterdam’da, Kanada’da çalışma imkanına sahip. Aynı şekilde orta kademelerdeki yöneticilerin de çeşitli rotasyonlar yapması teşvik ediliyor. Bizim ekibimizden kişiler Avrupa’da ING’lerde çeşitli projelerde görev alıyor. Orada geçici olarak 6 ay 1 sene rotasyonlarda bulunuyorlar ve bu ING içerisinde genel müdüre hedef olarak verilmiş bir şey. Bu da yeni mezunlar ve uluslarası kariyer yapmak isteyenler için inanılmaz güzel bir fırsat.

Yurtdışındaki üniversitelere gidip Türklere ulaşacaklar 
Kariyer günlerine bizzat katılıyorsunuz, değil mi?
Evet, aynı şekilde önümüzdeki dönemde yurtdışında yaşayan ve iyi okullardan mezun olmuş Türkleri, Türkiye’ye nasıl çekeriz, ING’de nasıl fırsatlar yaratırız onun üzerine çalışıyoruz. Şu anda New York’ta çok büyük bir bankada çalışan, çok başarılı bir Türk bankacıyı aramıza katmaya hazırlanıyoruz. Ben de aynı geçmişten geldiğim için yurtdışından Türkiye’ye dönmek isteyen pek çok kişiden CV geliyor bana.  Bunun haricinde biz neden her sene Harvard’a, Stanford’a gitmeyelim, öğrencilerle yemek yemeyelim. Oradaki Türklere nasıl ulaşabiliriz diye çalışıyoruz.
Bu yıl şube açacak mısınız?
10-15 civarında şube açacağız ama biz şube açarak değil diğer kanallarda büyümeyi planlıyoruz. Ticari alanda şube açmaya devam edeceğiz, bireysel bankacılıkta ürünlere yatırım yapıyoruz.

2 çocuk annesi
Pınar Abay, kariyer de yaparım çocuk da diyenlerden. 6 yaşında bir kızı ve 18 aylık bir oğlu olan Abay’a bunun sırrını soruyoruz: “Ben hayatımda hep çok çalıştım, bizim hayat düzenimiz zaten benim çalışma tempomun üzerine kurulmuş bir düzendi. Eşim de bana çok destek oluyor. Birbirimizi dengeleyerek ilerliyoruz, benim evde olmadığım gün o mutlaka evdedir. Böyle bir dengenin yürümesinde insanın eşinin ve ailesinin destek olması çok önemli. Haftasonu tamamen çocuklarla geçiyor. Haftaiçi de 5 gecenin en az 2 gecesi onlar uyumadan evde olmam lazım. Ben olmadığımda da eşimin olması lazım, buna çok dikkat ediyoruz.”

Türkiye’de bankacılık çok ileride
Yurtdışında, yurtiçinde pek çok bankaya danışmanlık verdiniz, bir kıyaslama yapabilir misiniz, sizce Türk bankaları nasıl?
Türkiye’deki bankacılık sistemi bir çok alanda çok gelişmiş, gerek ürünler anlamında gerekse bankacılık teknolojisi anlamında. Diyebilirim ki benim çalıştığım birçok bankadan daha ileride olan bir bankacılık sektörüne sahibiz. Bunun bir nedeni, Türkiye’deki bazı yatırımlar daha geç yapıldı. Türkiye bireysel bankacılığa ilk girdiğinde dünyada bireysel bankacılık zaten vardı, dolayısıyla yurtdışındaki en iyileri aldı Türkiye’deki bankalar ve onun üzerine koydular. O nedenle gelişmişlik düzeyi çok yüksek. Örneğin Avrupa’da biz şube dışı bankacılık, internet bankacılığını konuştuğumuzda birçok Türk bankası geliyor akla. Bunlar güzel şeyler.  Fakat Türk bankacılığı bence globalleşme açısından daha iyi olabilirdi. Bugün baktığınızda birçok Türk bankasının yurtdışında çok da yer almadığını görüyoruz. Türkiye’de çok iyi bankalar biliyorum, Avrupa’da veya çevre ülkelerde çok daha iyi yol kat edebilirlerdi.

Burcu ÖZÇELİK SÖZER / Hürriyet İK