2002 yılında kurulan Özel Sektör Gönüllüler Derneği (ÖSGD), özel sektördeki insan kaynağının becerisini, yetkinliklerini gönüllülük yoluyla topluma aktarabilmeyi, şirketlere gönüllülük kavramını yerleştirmeyi amaçlıyor. Toplam çalışan sayısı 150 bini bulan 64 şirketin üye olduğu ÖSGD’nin, vaktini gönüllülüğe adamış 6 bin aktif üyesi var. ÖSGD Başkanı ve aynı zamanda Borusan Holding CEO’su Agah Uğur ile şirketlerde gönüllülük faaliyetlerini konuştuk. Sosyal sorumluluk ve gönüllülük birbirine karışan kavramlar, arada nasıl bir çizgi var?
Gönüllülük sosyal sorumluluk içerir ama sosyal sorumluluk tamamiyle gönüllülük değildir. En geneline gidersem aslında gönüllülük bir tavır, bir refleks. Gönüllülüğün en dibinde yatan şey aslında o bireylerin içinde zaten var olan duyarlılıklarını aktive etmeleri, harekete geçirmeleri.
Sosyal sorumluluk ise sadece maddi destek vererek de yapılabilir. Örneğin kültür sanat faaliyetlerine destek olabilirsiniz, STK’lara finansal destek verebilirsiniz. Sosyal sorumluluk anlayışını sadece bir sivil toplum kuruluşuna destek vererek icra etmek çok eksik bir anlayış ama maalesef bugün geldiğimiz yerde hala ana temamız bu. 
Şirkette gönüllülüğü teşvik etmek için neler gerekiyor?
Şirketlerin, özel sektörün bu konuda rol almasını çok çok önemsiyorum. Çünkü şirketler genelde iyi iş yapma becerisi ile proje geliştirme, kaynakları harekete geçirme, çok hızlı netice elde etme gibi konularda çok başarılılar. Şirketler çalışanlarına gönüllülük yapmaları için bir iklim yaratmalılar. İlle de şirketin içindeki bir gönüllülük projesinde yer almaktan bahsetmiyorum, kurum ikliminin kişinin gönül verdiği belli bir sivil toplum kuruluşuna zaman ayırmasına destek vermesi, onu yüreklendirmesi lazım. Bunun da kendi başına olması zor. İş dünyası çok hareketli, stresli, dolayısıyla bunun daha sistematik olabilmesi için kurumun kendisinin de projeler gerçekleştirmesi gerekiyor. Liderin vereceği destek çok önemli. Lider, ben kurumumu gönüllülük vasıtasıyla topluma katkı sağlayan bir kurum yapmak istiyorum demeli. 
Sosyal sorumluluk projeleri kimi zaman sırf PR amaçlı yapılıyor, gönüllülükte de böyle bir amaç oluyor mu?
Bunu söylemem çok haksızlık olur çünkü bu kurumların içinde oluyor. Kurumun iç PR için çok iyi ama bunun göze sokulacak şekilde PR haline gelmesi çok kolay değil. 
Kurumlara ve kişilere de kariyer açısından fayda sağlıyor mu gönüllülük faaliyetleri içinde yer almak?
 Kesinlikle, tabii ki kurumlar iyi insanlarla çalışmak, iyi insanları geliştirip lider yapmak istiyorlar. Bunu liderlik açısından hakikaten çok önemli görüyorum. Liderlik vasıfları olan insanların başka alanda kendini gösterebilme becerisi olarak görüyorum. İnisiyatif alma, beraber proje yapabilme, ekip ruhunu, ekip çalışmasını arttırabilmek için son derece önemli çalışanlar açısından.
Ayrıca bireysel gelişimini tamamlamış insanların liderlik görevlerine atanması daha kolay oluyor. Başka bir boyutunu görmüş ve beğenmiş oluyor, o kararı vermek daha kolay oluyor. Bir anda o kişi sizin radarınıza giriyor.
Diğer taraftan toplum arasındaki ilişkiyi güçlendiren bir şey. Bir fabrikanız var diyelim, 120 gönüllünüz günlerce, haftalarca çalışarak o bölgenin, o kasabanın, köyün problemini çözüyor. Bu da müthiş bir toplumsal etki yaratıyor.
Çalışan bağlılığını direkt arttırıyor, çünkü insanlar faydalı olmak için varlar. Faydalı olduğunuzu hissettiğinizde hele de birden fazla kişiye toplumsal bir hedefe faydalı olduğunuzu hissettiğinizde bu çok farklı bir duygu. 
Çalışanlar en çok hangi alanda proje yapıyorlar?
Daha çok eğitim ve çevre. Genelde özel sektör zor konularla uğraşamıyor, politize olmama güdüsü olduğu için. Çünkü özel sektör ticari amaçlı kurulmuş olduğundan herhangi bir politik akıma katılmaması lazım, öyle olduğu zaman daha zor konulara, örneğin şiddetin azaltılması, fakirliğin azaltılması, sokak çocukları vs gibi konulara, içgüdüsel olarak, bilinçsiz olarak uzak durmak istiyor. Bu tür alanlara kaymıyor. Ben Agah olarak, bir vatandaş olarak bunun değişmesini arzu ediyorum çünkü bunlar çok önemli konular. 
Türk şirketlerinin gönüllülük açısından gelmiş oldukları yeri nasıl değerlendiriyorsunuz?
Son 10 yıla bakınca geldiğimiz aşama çok iyi ve hızlı ama bulunduğumuz yer tatminkar değil. Çok çok daha fazla yayılabilir bu. Kültürümüzden kaynaklı. Malesef çevremizde bu bilinci küçük yaştan beri aktarma kültürü yok. Yeni yeni, dünyanın sorunları çok büyüyüp lokal olmaktan global olmaya başladıktan sonra bu bilinç artıyor. Bu bilinci küçük yaşta çocuklara verme bizde daha emekleme aşamasında. Batıda ise bu çok daha gelişmiş. Ama Türk insanının karakterinde hızlı hareket edebilme yeteneği var, bir de son 10 yılda Türkiye daha entegre oldu dünyaya. Ama dünyanın 16. büyük ekonomisinden beklenen gönüllülük hareketi bu mu dediğinizde, çok daha işin başındayız. Yurtdışında üniversitelerde öğrenci kabul ederken bile katıldığı gönülülük faaliyetlerine bakılıyor.

Burcu ÖZÇELİK SÖZER / Hürriyet İK