Dünya Sağlık Örgütü’nün raporuna göre dünyada her yıl 2.8 milyon insan kiloları nedeniyle hayatını kaybediyor. Aşırı şişmanlık diğer adıyla obezite tüm dünyada her geçen gün artarak toplum sağlığını tehdit ediyor. Sağlık Bakanlığı da bu nedenle obezite ile mücadele için çalışmalar yürütüyor. Obezite ile mücadelede işyerlerine ve okullara da büyük sorumluluk düşüyor.

Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) Bulaşıcı Olmayan Hastalıklara İlişkin Küresel Durum Raporu 2010’a göre; dünyada her yıl 2,8 milyon insan, fazla kilolu (obezite de dahil) olmak nedeniyle hayatını kaybediyor.
Tüm dünyada obezite prevalansı 1980-2008 arasında ikiye katlandı. 2008’de tüm dünyada erkeklerin yüzde 10’u, kadınların ise yüzde 14’ü obez hale geldi. Amerika’da nüfusun yüzde 50’si, Avrupa’da ise 25-30’u şişman. 
Vücutta aşırı yağ toplanması ile ortaya çıkan obezite, dünyada ve Türkiye’de her geçen gün artarak, toplum sağlığını tehdit eder duruma geliyor.
Türk Diabet ve Obezite Vakfı Başkanı ve aynı zamanda Türkiye Obezite Araştırma Derneği Başkanı Prof. Dr. Nazif Bağrıaçık, ülkemizde 28-30 milyon obez olduğunu söylüyor.
Sağlık Bakanlığı’nca yapılan Türkiye Beslenme ve Sağlık Araştırması (2010) ön rapor sonuçlarına göre obezite sıklığı; 19 yaş ve üzerinde genel toplamda yüzde 30.4, erkeklerde yüzde 20.5 ve kadınlarda yüzde 41 olarak bulundu.
Bakanlığın 2011 yılında yapmış olduğu Kronik Hastalıklar Risk Faktörleri Araştırması’nda obezite (şişmanlık) 20 yaş üzeri kadınlarda yüzde 34, erkeklerde yüzde 17,9 toplamda ise yüzde 26,4 olarak bulundu.
Çocuklarda obezite ve beslenme alışkanlıklarını belirlemek amacıyla yapılan Türkiye Okul Çağı Çocuklarında (6-10 Yaş) Büyümenin İzlenmesi Projesi Araştırması’na göre de bu yaş grubunda obezite yüzde 6,5, fazla kiloluluk yüzde 14 olarak çıktı.

Günde 10 bin adım 
Bu nedenlerden dolayı Sağlık Bakanlığı obezite ile mücadele programını hayata geçirdi. Şimdilerde her yerde sık sık obezite ile mücadele reklamlarını görüyoruz. Sağlık Bakanı Recep Akdağ, obezite ile mücadele için hazırlanan kamu spotu ve afişlerin tanıtımını yaptığı toplantıda kamuoyuna şu mesajları vermişti:
– Sabah tartılıp ölçülen kilo boyun karesine bölündüğünde çıkan sonuç (beden kitle indeksi) 25’in üstündeyse kilo fazlanız var, 30’un üstündeyse de obezsiniz demektir, dikkat etmeliyiz.
– Kilo verebilmek için günde 10 bin adım atmalıyız.
– Beden kitle indeksimiz yüksekse daha az kalori almalıyız, tıka basa yememeliyiz.
– Piyasada dolaşan diyetler konusunda dikkatli olmalıyız.
– Tam buğday unundan yapılan ekmek tüketmeliyiz.
– Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’ndan ruhsatlı ürünleri ilaç olarak algılamamalıyız.
Sağlık Bakanlığı Türkiye’de görülme sıklığı giderek artan, çocukları ve gençleri tehdit eden obezite ile etkin şekilde mücadele etmek, toplumun obezite ile mücadele konusunda bilgi düzeyini artırmak, obezite ve obezite ile ilişkili hastalıkların görülme sıklığını azaltmak amacıyla Türkiye Sağlıklı Beslenme ve Hareketli Hayat Programı’nı (2010-2014) hazırladı. Program 29.09.2010 tarihli Resmi Gazete’de Başbakanlık Genelgesi olarak yayımlandı. Program kapsamında okul kantinlerinde doğal maden suları hariç, enerji içecekleri, gazlı içecekler, aromalı içecekler ve kolalı içecekler ile kızartma ve cipslerin satışları yasaklandı, bunların yerine süt, ayran, yoğurt, meyve suyu, taze sıkılmış meyve suyu ve tane ile satışı yapılabilen meyve bulundurulması sağlandı (2011).
Türkiye Aşırı Tuz Tüketiminin Azaltılması Programı (2011-2015) ile ekmekte tuz miktarı 1.75 gr’dan 1.5’e indirildi. Ayrıca vatandaşların bilgilendirilmesi ve başvuruları için www.beslenme.gov.tr web sitesi hazırlandı.

İşyerleri ve okullara büyük sorumluluk düşüyor
Türkiye Sağlıklı Beslenme ve Hareketli Hayat Programının alt başlıklarından birisi de işyerlerine yönelik önlemlerin alınması. Sağlık Bakanlığı’na işyerleri için planladıkları aktiviteleri sorduk. Bakanlık yetkililerin verdiği bilgiye göre işyerlerinde yapılması planan aktiviteler şöyle:
– Çalışanların yeterli ve dengeli beslenme ve fiziksel aktivite konularında bilgi düzeylerinin artırılması.
– İş yeri hekimliği hizmetleri bulunan kurumlarda iş yeri çalışanlarına yönelik obezite ile mücadele çalışmalarının yapılmasının sağlanması.
– İş yerlerindeki toplu beslenme hizmetlerinde (yemekhane, kantin vb.) diyetisyenler tarafından hazırlanan olumlu beslenme alışkanlıklarının geliştirilmesini destekleyici mönülerin yaygınlaştırılması.
– İş yerlerinde, iş yeri çalışma saatleri öncesinde, sonrasında ve öğle tatillerinde çalışanların fiziksel aktivite yapma davranışını geliştirmek için eğitim seti hazırlanması.
– Çalışanlar arasında spor etkinlikleri ve müsabakaların yaygınlaştırılması.
– Çalışanların, özel spor tesislerinden indirimli olarak yararlanmalarının desteklenmesi.
Prof. Dr. Nazif Bağrıaçık, “İşyerleri, okullar eğitim için çok önemli, buralarda öncelikle verilen öğle yemeklerinin doyurucu özelliğinden ziyade sebze, salata, kuru baklagiller ve ızgara veya haşlama et ve balık gibi sağlıklı gıdalardan olmasına dikkat edilmeli. Ara öğün ülkemizde yalnız okullar için programda var. Onun için diğer toplu çalışma yerlerinde çalışanların yanlarında kompleks karbonhidratlı, kepekli gıda bulundurup, çay veya ayranla bunları almaları uygun olur. Çalışanların spora özendirilmeleri, ancak tatil günleri veya akşam saatlerinde yarım saatlik yürüme, fiziksel hareketler, yüzme ve bisiklet kullanmaları ile olur” diyor.

Çocukluk döneminde beslenmeye dikkat
İşyerleri olduğu kadar eğitim kurumları için de sağlıklı beslenme imkanlarının yaygınlaştırılması çok önemli. Obezitenin tedavisinin kararlılık gerektiren, uzun soluklu bir süreç olduğu düşünüldüğünde obezitenin başlamadan engellenmesi çok kritik. O nedenle çocukluk döneminde beslenme çok önemli.  Bugün gelinen noktada çocukluk çağı obezitesi prevalansının 1970’lerdeki değerlerden 10 kat fazla olduğu söyleniyor. Bunda beslenmenin yanı sıra hareketsizliğin de çok büyük payı var. Montreal’de 1.314 öğrenci üzerinde yapılan bir araştırmada 2.5 yaşındaki çocukların boy, kilo ve ne kadar televizyon izledikleri ölçülmüş. 2 sene sonra çocuklar 4.5 yaşına gelince araştırma tekrarlanmış ve çocukların koşma, atlama, zıplama becerileri de test edilmiş. Sonuçta hiç televizyon izlemeyen çocuklara kıyasla tv kaşısında geçirilen her +1 saat bel kalınlığını yarım milim arttırıyor. Araştırmada 18 saat tv izleyen çocuğun sadece çok tv izlediği için belinin 7.6 milimetre daha kalın olduğu tespit edilmiş.
Sağlık Bakanlığı daha sağlıklı bir nesil için okullarda yapılması gerekenleri şöyle sıralıyor:
– Okul öncesi ve okul çağı çocukları, öğretmenler ve velilere yönelik obezite ile mücadele ile ilgili konularda bilgilerinin güncellenmesi.
– İnteraktif, eğlenceli ve öğretici eğitim teknikleri, bilgisayar oyunları vb. kullanılarak okul öncesi ve ilköğretim çocukları obezite ile mücadele konularında bilgilendirilmesi.  
– Okul kantinlerinde yürütülen beslenme hizmetlerinde sağlıklı uygulamaların teşviki için çeşitli kampanya ve aktiviteler yürütülmesi.
– Okul öncesi, ilköğretim, ortaöğretim ve üniversite öğrencilerinin yılda 2 kez vücut ağırlığı ve boy uzunluğu ölçümlerinin yapılması.
– Okul çağı çocuklarının spor yapmasına yönelik fiziksel imkânların geliştirilmesi.
– Sosyo ekonomik düzeyi düşük bölgelerdeki okullarda bütçe imkanları dahilinde ücretsiz okul sütü, kahvaltı, yemek programlarının düzenlenmesi.
– Okul kantin ve yemekhanelerinin, okul çevresinde gıda satışı yapılan yerlerin denetiminin arttırılması.

Şişmanlığın nedenleri
Obezitenin oluşmasında başlıca riskler ve riski etkileyen faktörler şöyle sıralanıyor: Aşırı ve yanlış beslenme alışkanlıkları, yetersiz fiziksel aktivite, yaş, cinsiyet, eğitim düzeyi, sosyo – kültürel etmenler, gelir durumu, hormonal ve metabolik etmenler, genetik etmenler, psikolojik problemler, sık aralıklarla çok düşük enerjili diyetler uygulama, sigara-alkol kullanma durumu, kullanılan bazı ilaçlar (antidepresanlar vb.), doğum sayısı ve doğumlar arası süre.
Yetersiz fiziksel aktivite mortalite için başlıca dördüncü risk faktörünü oluşturuyor. Haftanın çoğu gününde en az 30 dakika orta şiddet yoğunlukta fiziksel aktivite yapan insanlarla karşılaştırıldığında, yetersiz fiziksel aktivitede bulunan insanların yüzde 20-30 oranında tüm nedenlere bağlı mortalite riski artıyor. Her hafta 150 dakikalık orta şiddetli fiziksel aktivitenin iskemik kalp hastalığı riskini yaklaşık yüzde 30, diyabet riskini yüzde 27, göğüs ve kolon kanseri riskini yüzde 21-25 azalttığı gözleniyor. 

Ne tür hastalıklara sebep oluyor?
Obezitenin neden olduğu sağlık sorunları/risk faktörleri şöyle: İnsülin direnci – hiperinsülinemi, tip 2 diyabet, hipertansiyon, koroner arter hastalığı, hiperlipidemi – hipertrigliseridemi, metabolik sendrom, safra kesesi hastalıkları, bazı kanser türleri (kadınlarda safra kesesi, endometriyum, yumurtalık ve meme kanserleri, erkeklerde ise kolon ve prostat kanserleri), osteoartrit, felç, uyku apnesi, karaciğer yağlanması, astım, solunum zorluğu, gebelik komplikasyonları, menstruasyon düzensizlikleri, aşırı kıllanma, ameliyat öncesi ve sonrası komplikasyon riskinin artması, deri enfeksiyonları, kasıklarda ve ayaklarda mantar enfeksiyonları, kas-iskelet sistemi problemleri, toplumsal uyumsuzluklar.
Bunların haricinde obezite bir takım ruhsal sorunları, hastalıkları da beraberinde getiriyor; anoreksiya nevroza (yemek yememe), blumia nevroza (kusarak yediği besinlerden yararlanmama), binge eating (tıkınırcasına yeme), gece yeme sendromu veya bir şeyi daha fazla yiyerek psikolojik doyum sağlamaya çalışmak gibi. 
Obezitenin kalp damar, meme kolon kanserleri vs. üzerindeki etkisi biliniyor fakat Tel Aviv’de yapılan bir araştırma obezitenin çocuk kanseri üzerindeki etkisini de açıkça ortaya koyuyor. Cancer Epidemoloji Dergisi’nin haberine göre Tel Aviv’de yapılan büyük bir araştırmada askere giden 1 milyonun üzerinde İsrailli gencin doğduklarından askerlik çağına kadar olan dönemdeki sağlık raporları izlenmiş. Buna göre mesane, idrar yolları ve kolon kanseri riski obez çocuklarda normal çocuklara kıyasla yüzde 42 oranında daha fazla görülmüş.

Beden Kitle İndeksi nasıl hesaplanır?
Dünya Sağlık Örgütü’nün obezite sınıflandırması esas alınarak obeziteyi belirlemek için yaygın olarak Beden Kitle İndeksi (BKİ) kullanılıyor. BKİ, bireyin vücut ağırlığının (kg), boy uzunluğunun (m cinsinden) karesine (BKI=kg/m2) bölünmesiyle elde ediliyor. Buna göre BKİ’niz 18.50 ve altıysa zayıf, 18.50-24.99 ise normal, 25-29.99 toplu, hafif şişman, fazla kilolu, şişmanlık öncesi, 30 ve üzeri ise obezsiniz. Beden Kitle İndeksi’nizi www.beslenme.gov.tr dahil bir çok internet sitesinden tespit edebilirsiniz.

En obez İç Anadolu
Sağlık Bakanlığı Temel Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü’nce 7 coğrafik bölgede seçilen 7 ilde 14 sağlık ocağında 30 yaş üstü 15.468 birey üzerinde yapılan “Sağlıklı Beslenelim Kalbimizi Koruyalım” çalışmasına göre, obezite görülme sıklığı; erkeklerde yüzde 21.2, kadınlarda ise yüzde 41.5 olarak bulundu.
Bölgesel dağılımlar göz önüne alındığında ise; obezite en düşük Doğu Anadolu’da en yüksek İç Anadolu’da. Obezite;
– Doğu Anadolu’da yüzde 17.2,
– Batıda yüzde 21.6,
– Kuzeyde yüzde 23.5,
– Güneyde yüzde 24,
– İç Anadolu’da yüzde 25.0 olarak saptandı.

Dünya yetişkin nüfusu 287 milyon ton çekiyor
BMC Public Health’in son sayısında, Leed Üniversitesi’nden Sarah Walpole ve ekibinin, nüfus verileri ile Beden Kitle İndeksi’ni karşılatırarak yaptıkları bir araştırmaya yer verildi. 2005 yılı verileri dikkate alınarak yapılan araştırmaya göre, dünya yetişkin nüfusu toplamı kilo olarak tam 287 milyon ton ediyormuş. 287 milyon tonun 15 milyon tonu fazla kilo, bunun da 3.5 milyon tonu obez kilo.
Kiloların dağılımına coğrafi olarak bakıldığında hiç de eşit bir dağılım gözükmüyor. Örneğin yetişkin dünya nüfusunun yüzde 6’sını oluşturan Kuzey Amerikalılar 3.5 milyon tonun (obez kilonun) yüzde 34’ünü teşkil ediyor. Asya ise dünya yetişkin nüfusunun yüzde 61’ini temsil ettiği halde obez kilonun yalnızca yüzde 13’ünü temsil ediyor. 
Araştırmanın bir diğer ilginç sonucu şu ki; herkes Amerika’daki kadar obez olsaydı bu dünya nüfusuna 1 milyar yeni katılıma eşdeğer olurdu. Yani kilolar 58 milyon ton daha artardı.
Araştırmada bu rakamların 2005 yılı rakamları olduğuna, ABD nüfusunun 2050’de 403 milyona çıkması düşünüldüğünde obezite ve gıda ihtiyacının artacağına, dünyayı bir felaketin beklediğine dikkat çekiliyor. 

Kahvaltı, ara öğün atlamak ve hareketsizlik kilo aldırıyor
İş yerlerine kurumsal beslenme danışmanlığı hizmeti veren uzman diyetisyen Dilara Koçak, iş yerlerinde çalışanların yaptığı en büyük hatanın kahvaltıyı atlamak, ara öğün yapmamak ve hareketsiz yaşam olduğunu söylüyor: “Yapılan çalışmalar aldığımız kalori miktarının aslında eskilere göre 2-3 kat artmadığı ancak hareketin sürekli azalmış olması sebebiyle kilo alımının arttığını gösteriyor. Böyle düşününce günümüz hayatı ve teknolojinin bizi tembelleştirmesi ile şu anki düzen kilo aldırmak için tasarlanmış dersek sanırım abartmış sayılmayız. Çalışanların hayatına baktığımızda masa başından ayrılmadan geçirilen saatler, iş yoğunluğundan dolayı atlanılan öğünler, toplantılarda yapılan atıştırmalar, iş arkadaşlarınızın doğum günlerinde yediğiniz pastalar kilo alımına yol açıyor.”
Koçak, en önemli öğün olan kahvaltıyı atlamanın en büyük yanlış olduğunu söylüyor ve tabii kahvaltıyı atlama hatası kadar kahvaltıda yapılan yanlış seçimlere de dikkat çekiyor: “En büyük hata güne yoğun karbonhidrat ile başlamak ve yeterli protein tüketmemek. Örneğin sabah poğaça, simit, açma, meyve suyu gibi sadece karbonhidrat içeren bir seçim yaparsanız bu sizin daha fazla acıkmanıza sebep olur. Sabah karbonhidrat ve proteini beraber almak çok önemli. Simit veya meyve sizin için hızlı bir kahvaltı olabilir, vazgeçmek zorunda değilsiniz ancak meyvenin yanına süt veya fındık ekleyerek, simit ile birlikte peynir yiyerek protein dengesini sağlamanız daha doğru olur. Böylece gün içindaki tokluk duygusu ve kan şekeri dengesi daha iyi sağlanır.”
Burcu ÖZÇELİK SÖZER / HÜRRİYET İK 05/08/2012