burcuveyavrular (Salt Okunur)Doğum izni bitti, işe başlama vakti geldi çattı. Bu dönemde yeni anneler çocuklarından ayrılmanın verdiği suçluluk duygusuyla iki arada bir derede kalıyor, depresif bir ruh haline bürünüyorlar. Ayrılık vakti yaklaştıkça annelerin stresleri de artıyor. Doğum izninden yeni dönmüş biri olarak bizzat kendimden de biliyorum. Bu hafta kendi hikayemden yola çıktım, doğum sonrası işe dönüş sendromunu ele aldım. Sadece yeni annelere değil, onları anlamak için babalara, yöneticilere ve işverenlere de bu yazı okumalarını tavsiye ediyoruz.

İşe geri dönmek. Bundan tam 7 ay önce doğum iznine ayrılmıştım. Doğuma 15 gün kala. İkiz bebeklerimiz Defne ve Ali, 6.5 aylık olana kadar her an beraberdik. Bu 6.5 ayın olabildiğince tadını çıkardım, en güzel şekilde geçirdim diyebilirim ama son ay çocuklardan ayrılma tarihi yaklaşmaya başladığında bende de zaman zaman aşırı duygusallaşmalar, zaman zaman öfke nöbetleri baş göstermeye başladı. Nasıl olacaktı da çocuklardan ayrılacaktım?

Ayrılığa biraz olsun alışabilmek için doğum iznimin son haftasında evden uzaklaşıp civarda vakit geçirmeye karar verdim. İlk gün her yarım saatte bir eve geri döndüm, sonraki günler bu süre biraz daha uzadı. 3 Haziran Pazartesi günü işe başlama, evden ayrılma vakti gelip çattığında, birkaç damla gözyaşı, annemin ve bakıcımız Emine Hanım’ın “gözün arkada kalmasın, bize güven, kameradan da çocuklarını göreceksin zaten, akşam olunca geleceksin” tesellileriyle evden attım kendimi. Servisi beklerken cep telefonumdan kamerayı açıp çocukları izlemeye başlamıştım bile. Üçüncü gün çocuklarla vedalaşırken Ali kafasını bir çevirdi, bir daha da bakmadı sanki anlamış da küsmüş, konuşmuyormuş gibi. Hissetti mi, ben mi öyle yordum bilmiyorum, o sabah ayrılık çok daha zor geldi bana.

Yasal izinler yetmiyor

Çocuklardan ayrılmak çok zor geldi de işe başlamak hiç de tahmin ettiğim gibi zor olmadı. Bir haftalık tatil dönüşü bile iş gözünüzde büyür ya, ben sanki 7 ay değil de cumartesi-pazar yoktum, 2 günlük bir aradan sonra işe dönmüş gibiydim. Her şey, herkes bıraktığım gibi.

Daha önce işe dönmüş pek çok kişiden “merak etme, iyi gelecek çalışmak” cümlesini duyuyordum da pek anlam veremiyordum. İşe başlayınca hazır olduğumu, işi de özlemiş olduğumu fark ettim. Fark ettiğim bir diğer şey de mesai saatlerinin ne kadar uzun olduğuydu. Yeni annelere kesinlikle esnek çalışma imkanları tanınmalı en azından bir süreliğine.

Mevcut sistemde doğum izni sadece 4 ay ve süt izni de günde 1.5 saat. Ben süt iznimi bir güne, Çarşamba’ya topladım, böylece çocuklardan 4 gün değil 2 gün ayrı kalmış oluyorum. Her ne kadar evde bakıcının yanı sıra anneanne veya babaanne olacaksa da, eve kurduğumuz kamera sistemi ile cep telefonundan çocukları takip etmek de bana iyi geliyor. Her şeyin yolunda olduğunu görünce bir nebze olsun rahatlıyorum.

Katı çalışma saatleri, doğum izninin azlığı, işyerlerinde kreş olmayışı, çocuğu kime bırakacağım derdi, işyerinde sütümü nerede sağacağım stresi, alınan kilolar, olmayan kıyafetler derken doğum sonrası işe dönüş yeni anneler için çok zorlu geçiyor. Bu dönemde yeni anneler depresif bir ruh haline bürünüyorlar. Uzmanlarla doğum sonrası işe dönüş sendromunu, bu dönemde kadınların neler yaşadıklarını, bu süreçle nasıl baş edileceğini konuştuk.

Yaşam motivasyonu değişiyor

Hamile ve doğum psikoloğu Neşe Karabekir, doğum sonrası işe dönüş olgusunun bir sendrom olarak tanımlanabilmesi için enerji düşüklüğü, bir şey yapmak istememek, uykusuzluk, iştahın kaybolması gibi bazı belirtiler olması gerektiğini, bunlara bir de suçluluk duygusunun eklendiğini söylüyor: “Bu bazı kadınlar için işe dönme tarihi yaklaşırken başlar. Bazıları için ise işe döndükten bir süre sonra ortaya çıkar. Özlem, suçluluk, kendine ve bazen eşine öfke, kızgınlık, çalışmayan kişilere karşı hissettiği gıpta, kariyerini kaybetme korkusu ve devamlı iki arada kalma hissi. Doğum ve bebek sahibi olmak tam bir milat olduğu için, hiçbir şeyin eskisi gibi olması beklenemez, beklenmemelidir. Yeni anne bazen işe koşarak dönmek ve evden uzaklaşmak isteyeceği gibi evden hiç ayrılmak dahi istemeyebilir. Bu dönemde işi bırakmak, kariyerini sonlandırmak, bebek haricinde hiçbir şeyin anlamlı gelmemesi, yaşam motivasyonunun tamamen değişmesi gibi kararlarla karşılaşmak da mümkün. Acele karar vermeden eş ile beraber karar verilmeli veya gerekirse mutlaka profesyonel yardım alınmalıdır. Bu yardımın ertelenmeden alınması daha sonrasındaki anne bebek ilişkisi ve
çocuğun gelişim psikolojisini de olumlu yönde etkiler.”

Evde oturan depresif

annedense üretken

anneyi tercih ederiz

Anne olmak yaşama çok büyük bir anlam kattığından pek çok yeni annenin gözü ne işi görüyor ne de başka bir şeyi. Bir kısmı işe ara vermeyi düşünüyor, ama kariyer için yıllarca verilen emekler, maddi imkanlar nedeniyle çalışmaya devam ediliyor. Kariyeri ve çocukları arasında sıkışan anneler kendilerini işyerlerinde engellenmiş hisediyorlar, suçluluk, yetersizlik ve öfke duygularıyla belki iki tarafta da verim sağlayamıyorlar. Uzmanlar evde oturup depresif bir şekilde çocuk bakan annedense işine mutlu bir şekilde devam edip çocuğuyla kaliteli zaman geçiren anneyi tercih ediyorlar. Acıbadem Fulya Hastanesi’nden uzman psikolog Nuray Sarp, “Bebeğin ilk aylarda huzurlu ve güvenli bir ortamda olması zorunludur; bu ortam anne yanında yokken de sağlanabilir. Eğer siz böyle bir ortamda bebeğinizi bırakıyorsanız gerekli olanı yerine getirmişsiniz demektir. Bir diğer nokta çalışmak, üretmek insanı hareketli ve sağlıklı tutar. Eğer siz depresif olursanız bebeğiniz mimikleriniz ve temasınızdan bile bunu anlayacaktır. Evde oturan depresif annedense üretken sağlıklı anneyi tercih ederiz. İşleri kendinize kolaylaştırmak için bazı planlar yapabilirsiniz. Örneğin; işe gidiş saatlerinizi esnetmeye çalışın. İş içerisinde bilgisayar veya akıllı telefonlar gibi çocuğunuza ulaşabileceğiniz uygulamalar oluşturun ve bunu gün içerisinde belirli zamanlarda kullanın. Zamanınızı organize edin. Mutlaka kendinize de zaman ayırmaya çalışın. Unutmayın siz kötüyseniz bebeğin iyi olma şansı yoktur! İhtiyaçlarınızı asla göz ardı etmeyin” diyor.

Anne olan kadın varoluşunu

fark ederek yeniden doğacaktır

Bu dönemde işverenler de kadınlara destek olmalı. Kadın iş hayatına yavaş bir geçiş yapabilir, bu da çalışma saatlerinin esnetilmesi ile mümkün. Uzman psikolog Neşe Karabekir, ihtiyaç olduğunda annenin bebeğine kavuşmasının önemli olduğuna, eğer iş ortamı uygunsa bebek için iş mekanı içinde özel bir alan yaratılmasının önemine dikkat çekiyor: “Unutmayacağımız en önemli şey; bebeklerin bildiğimiz ve düşündüğümüzden daha da fazlasını hissediyor olduğu gerçeğidir. Nasılsa ‘bebekler hissetmez’ diye kendimizi avuttuğumuz, bebekleri işe gittiğimizde evde bırakırken daha az suçluluk hissetmek için söylediğimiz kandırmaca artık tükenmiş durumda. Bebeğin ebeveynlerine özellikle anneye, anne yoksa da bir anne yedeğine her zaman ihtiyacı vardır. Kendi kendine olan ve öyle büyüyen bebekler daha güçlü olur masalı eskidir. Güvenli yetişkinler için güveni hisseden bebeklere ihtiyacımız var. Bu annelerin eve kapanması, mesleklerden uzaklaşması, kariyerini sonlandırması değildir. Anne olan kadın daha da güçlenerek, daha da kendini ve amaçlarını, hayattaki varoluşunu fark ederek aslında yeniden doğacaktır.”

Birey olduğunuzu unutmayın

Şirketlere eğitimler veren ebeveyn koçu Figen Küçükkoner Kırca, aklında hep ‘bebeğime iyi bakılıyor mu’, “bana ihtiyacı var ama ben işteyim’ gibi pek çok düşünce dolaşan annelere kendi kendilerine şu soruyu sormalarını tavsiye ediyor: “Çocuğum için yapabileceğim en önemli şey ona doğru bir rol model olmaksa, şu an bunu yeterince iyi yapabiliyor muyum? Yani onun gözünde mızmızlanan, şikayet eden, hayatından memnun olmayan biri mi olmak istiyorum; yoksa yaşamında zorluklar olsa da bunların üstesinden gelebilen, birçok şeyi aynı anda yürütebilen, çalışan, üreten bir birey olarak mı?”

Kırca’nın yeniden işe başlayacak yeni annelere tavsiyeleri şöyle:

◊ Annelik rolü çok önemli ama bir birey olduğunuzu da unutmamalısınız. Fiziken olduğu kadar ruhen ve zihnen de sağlıklı bir birey olmalısınız! Sağlıklı olmalısınız ki bunu çocuğunuza ve tüm aileye yansıtın.

◊ İşe döndüğünüzde daha huzurlu çalışabilmek için çevrenizdeki destek noktalarını etkin kullanmayı bilmeniz gerek. Başta eşiniz olmak üzere etrafınızda birçok insan size yardım için talimat bekliyor! Kimseden ilk adımı beklemeyin.

◊ İşe dönme sürecinin temel sancılarından biri bebeğe kimin bakacağı konusu. Bazen büyükanneler devreye giriyor. Bazen bakıcılar. Bazen ikisi birden olaya kanalize ediliyor. Tabii ki hiçbir konuda olmadığı gibi bu konuda da bir reçete yok. Cevap, aileye, çocuğa ve birçok başka konuya göre değişecektir.

◊ İşte de yeni bir düzen kurmalısınız. İşler aynı olabilir ama siz ve hayatınızdaki öncelikler değişti. İş ve annelik hayatını denge içinde yönetmeyi öğrenmeniz ve bunun için gerekli düzeni kurmanız gerekiyor.

Şirketler ne yapabilir?

Ebeveyn koçu Figen Küçükkoner Kırca, şirketlerin işe dönen yeni annelere yönelik verecekleri destekleri iki başlık altında topluyor; kanunsal haklar/regülasyon ve uygulamalar ile destek programları.

◊ Kanunsal haklar hamilelik, doğum ve emzirme/süt izinlerini annenin nasıl kullanacağını belirlemekle başlıyor. Yurtdışına baktığımızda sunulan destekler anlamında çıtayı oldukça yükselten şirketleri görebiliyoruz. Farklı alanlarda sunulan resmi ve gayri resmi esneklikler – özellikle esnek çalışma saatleri, evden çalışma alternatifleri, ücretsiz izinler, geçici süre yarı zamanlı çalışma bunlardan bazıları. Özellikle çocuğun hastalığı, bakıcı sorunu gibi acil durum günlerinde çalışanın izinli sayılması, şirketin anlayışının bir göstergesi. Tabii en ideali ofiste kreş bulunması.

◊ Şirketlerde özel süt sağma odaları ve süt depolama alanları olmalı.

◊ Şirketler; yeni annelerin işe dönüş adaptasyonunu hızlandıracak farklı destekler de vermeliler. Bunlar, anne olmak ve bebek bakımıyla ilgili birçok konuyu kapsayabilir.

◊ Ebeveyn destek birimleri kurulabilir. Bu birimler; eğitimler, seminerler, koçluk uygulamaları, bakıcı bulma/kreş –anaokulu danışmanlığı gibi birçok alanda destek verebilir.

◊ Anne olduğunda hayatının kontrolünü yitirdiğini düşünen ve dolayısıyla kendine güveni zayıflayan çalışanlar işyerinde halen değerli ve önemli olduklarını hissetmek istiyorlar. Anne oldukları ve hayatlarında öncelikleri yerinden oynadığı için suçluluk duymak; şirketlerinin ve yöneticilerinin gözünde itibar kaybettiklerini düşünmek istemiyorlar. Kendilerini ne kadar çabuk iyi hissetmeye başlarlarsa işe dönüşteki uyumları ve verimlilikleri de o kadar kısa sürede artıyor.

Yasal haklarınızı

biliyor musunuz?

Kadın işçilerin, doğum öncesi 8 hafta ve doğum sonrası 8 hafta olmak üzere toplam 16 hafta doğum izni hakkı var. Çoğul gebeliklerde, doğum öncesi süreye 2 hafta daha ekleniyor. Doğum yapan işçilerin 16 haftalık doğum izni bitiminden itibaren, istemeleri halinde kendilerine 6 aya kadar ücretsiz izin veriliyor. Çocuk 1 yaşına gelene dek günde 1,5 saat süt izni veriliyor. Kişi isterse, işyeri de onaylarsa günde 1.5 saati 1 tam güne topluyor.
Şu sıralar doğum izninin yeni düzenlemeyle 4 aydan 6 aya çıkarılması gündemde. 

Burcu ÖZÇELİK SÖZER/Hürriyet İK/16 Haziran 2013