Doğum izinlerinin uzatılması ve esnek çalışma modelleri getiren kadın istihdam paketi, kadınların lehine gibi görünse de iş adamları ve kadın örgütleri, bu tasarının kadın istihdamını daha da azaltacağını söylüyorlar.

Burcu ÖZÇELİK SÖZER

◊ Türkiye’de 22 milyon çalışandan sadece 7 milyonu kadın.
◊ Türkiye parlamentosunda kadın milletvekili oranı yüzde 14,2.
◊ Hükümetteki 26 bakandan 1’i kadın.
◊ 2.924 belediye başkanın sadece 26’sı kadın.
◊ 34.210 muhtardan 65’i kadın.
◊ 81 valinin sadece 1’i kadın.
◊ 103 rektörden 5’i kadın.
◊ 185 büyükelçiden 21’i kadın
◊ 26 müsteşar arasında hiç kadın yok
◊ Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu’nda, Yargıtay’da, Sayıştay’da yine kadın temsilci yok
◊ Kadın-erkek eşitliğinde Türkiye dünya sıralamasında 134 ülke arasında 126. sırada yer alıyor.
◊ Gelişmiş dünya ekonomilerinde kadın istihdam oranları yüzde 60-70’lerde. Türkiye’de kadınların işgücüne katılım oranı yüzde 31 ile dünya ortalamasının yarısı civarında. Bu konuda 183 ülke içinde sondan 15’inci.
Kadın istihdam rakamları gösteriyor ki kadının iş dünyasında hele hele karar verici makamlarda adı hiç yok.
Başbakanlık, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile Kalkınma Bakanlığı koordinasyonunda hazırlanan kadın istihdam paketinin bu tabloyu daha da vahimleştireceğinden, kadın istihdamını azaltacağından endişe ediliyor. Doğum izinlerini uzatan, doğum yapan çalışanlara esnek çalışma hakkı getiren paket kadınların lehine gibi görünse de iş adamları, kadın örgütleri ve sendikalar tam tersine bu paketin kadınların aleyhine olacağını söylüyor. Pek çok işveren şimdiden kadın çalıştırmayacaklarını açıkladılar bile.
Doğum izni 18 hafta esnek çalışma 6 ay
Bugüne kadar kadın istihdam paketi hakkında net bir açıklama yapılmamıştı, işverenler, kadın örgütleri ve sendikalar paketin tam içeriğini bilmedikleri ve kendi görüşleri alınmadığı için tepkiliydiler.
Paketin tam içeriğini sorduğumuz Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, bu konuda bir açıklama yapmazken, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Basın Müşavirliği ise “kadın istihdam paketini Başbakanımız açıklayacak” şeklinde cevap verdi.
Son olarak 14 Ekim’de basında yer alan açıklamalarda ise paketin içeriği biraz daha netlik kazandı. İşte pakette yer alan maddelerden bazıları;
◊ Doğum yapan kadınlar için doğum izninin 16 haftadan 18 haftaya çıkarılması planlanıyor.
◊ Ücretli izni biten kadınlar ilk çocuk sonrası 6 aya kadar yarı zamanlı esnek çalışabilecek. Pakette ikinci ve üçüncü çocuğu yapan anneye daha uzun esnek çalışma imkanı verileceği de konuşuluyor.
◊ İşveren doğum iznini ücretli veya ücretsiz olarak tamamlayan işçiyi en geç iki ay içinde eski konumunda veya benzeri yerde derhal istihdam edecek. İşveren, kadın işçiyi eski istihdam edildiği noktada boş yer yoksa, boşalacak ilk görevde veya kadın işçinin tercih ettiği noktada istihdam etmek zorunda olacak.
◊ Kadınlar, hamileliğin yirmi dördüncü haftasından (6 ay) itibaren ve doğumdan sonraki bir yıl boyunca başka bir yere tayin edilemeyecek.
◊ Annelerin doğum borçlanması hakkı 2 çocuktan 3’e yükseltilecek.
Tasarıyı sorduğumuz kadın örgütleri, sendikalar ve iş adamlarının ortak görüşü, yasanın kadın istihamını arttırmayıp azaltacağı, hatta kadınları eve hapsedeceği yönünde.
İşveren “kadın çalıştırmam” diyor
Uzun süredir ülkenin gündeminde olan tasarıya ilk tepki İstanbul Sanayi Odası (İSO) Başkanı Erdal Bahçıvan’dan gelmişti. Bahçıvan, “Son dönemdeki düzenlemeler kadınların lehine gibi görünüyor ama bence yanlış bir etkisi olabilir. Genişletilen haklar, kadın istihdamını zorlaştıran adımlardır. Bence buna kadınlar karşı çıkmalı. Böyle giderse, işverenler işe eleman alırken ‘kadın mı erkek mi’ diye düşününce, erkekten yana bir ayrıma gelebilirler. Türkiye’de kadınların işgücüne katılım oranı zaten düşük seviyelerde. Bizim, hem kadın çalışan sayımızı hem kadın girişimci sayımızı artırmamız gerekiyor” demişti.
Bu açıklamanın hemen ardından Ankara Sanayi Odası Başkanı Nurettin Özdebir, kadınlara verilecek doğum teşvikleri ile ilgili, “Kaş yapalım derken göz çıkarmayalım” uyarısında bulunmuştu. Özdebir, “Kadın istihdamında bizimle birlikte düşünmeleri gerekiyor. Ancak görüşümüze başvurmadılar. Kadın istihdamındaki kararlar özel sektörde sorun oluyor. Kadınların istihdamını kolaylaştırmıyoruz, zorlaştırıyoruz. Düşük olan kadın istihdamı daha da düşecek gibi. Kaş yapalım derken göz çıkarmamalıyız. İSO Başkanı Erdal Bahçıvan’ın kadın istihdamı konusundaki görüşleri tartışılırken, Ankaralı bir sanayici ‘Şimdiden fabrikamda kadın işçi çalıştırılmaması yönünde talimat verdim’ dedi. Paket zaten az olan kadın istihdamını daha da aşağıya çekecek” diyerek tepkisini ortaya koymuştu.
Bu açıklamanın sonrasında Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin “Genç nüfusu kalkınmanın parçası yapmazsanız başkanın çocukları, çalıştıracak erkek bile bulamayacak” diyerek, Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz da “Sanayicilerin sözleri doğru yaklaşım değil. Yanlış bilgi ve algılarla böyle bir yola giderlerse doğru olmaz. Endişe edilecek bir durum yok” diyerek İSO ve ASO’ya tepki göstermişti.
Bu gelişmelerden sonra Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, kadın istihdamı paketinin gerekçesini, ‘Neslin devamı’ şeklinde açıkladı. AA’ya açıklamalarda bulunan Bakan Çelik, kadın istihdamı paketine ilişkin, “Hayatın bir gerçeği var, neslin devam etmesi gerekiyor. Bu çalışmada ‘kadın istihdamını ortadan kaldırıyormuş’ gibi bir yaklaşım son derece yanlıştır” demişti.
Ardından KAGİDER ve Ege Hazırgiyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği de endişelerini paylaşmışlardı.
Tüm paydaşların ortak görüşü bu şartlarda kimsenin kadın çalıştırmayacağı yönünde. Taraflara bu paketin kadın istihdamına nasıl etki edeceğini, onların kadın istihdamını arttırmaya yönelik çözüm önerilerini sorduk.

CHP Ankara Milletvekili Aylin Nazlıaka:
Kadını kuluçka makinesi olarak görüyorlar
Bu paket kadını kuluçka makinesi olarak gören zihniyetin bir yansımasıdır. Kadının doğurganlığına odaklanan bu sistemle “elinin hamuruyla iş hayatına bulaşma” görüşü yeniden üretilerek kurumsallaşacaktır. Bu paket kamuoyu ile paylaşılır paylaşılmaz, iş dünyası aynı işi yapacak benzer vasıflardaki iki eleman arasından erkek olanı tercih edeceğini açıklamıştır. Hiç şüphesiz bu istihdam paketi kadın istihdamını giderek azaltacak ve kadını ikamesi mümkün olan işlere hapsedecektir. Ücretli izin süresi Almanya’da 14 hafta, Fransa’da ise 16 haftadır, ancak bu ülkelerde izin sonrası çocuk bakımı için devlet tarafından kapsamlı hizmetler veriliyor. Söz konusu tasarıda ise izin sonrası çocuk bakımı için bir hüküm yok. Eğer gerçekten amaç kadın istihdamını arttırmak olsaydı, kreş, çocuk ve yaşlı bakımevi gibi kadının yüklerini azaltacak hizmetleri devreye sokar, bunun altyapısını hazırlarlardı. Kadın-erkek eşitliğini özde değil sözde savunanlar çocuk bakımını sadece kadının sorumluluğu olarak görüyor. Bu zihniyet “çocuk da yaparım kariyer de” diyen ve kendi ayaklarının üzerinde duran kadın profilini yok etmek istiyor. Ama biz kadınlar dayanışma içinde olup buna izin vermeyeceğiz. Beşik sallayan eller, isterse dünyayı da sallar! Cumhuriyet Halk Partisi olarak bizler bu istihdam paketinin Meclis’ten geçmemesi için mücadele edeceğiz. Artık kadın devriminin zaman geldi!

KAGİDER  Başkanı Dr. Gülden Türktan:
Esas doğum izni sonrası çocuk bakımı için kapsamlı hizmetler sunulmalı
Uzun süreli ücretli annelik izinleri ile kadınların işe dönüşlerini zorlaştıracak, işveren için kadın istihdamını çok daha yüksek maliyetli kılacak düzenlemeler, işvereni cezalandırıcı uygulamalar kadın istihdamı için tehlike teşkil ediyor.
Çalışan kadınların çocuk bakım ihtiyacını çözmek üzere kadını işten uzaklaştırmak değil, kaliteli, erişilebilir, düşük maliyetli ve devlet tarafından sağlanacak bir çocuk bakım desteği sunulmalıdır.
Mevcut taslakta söz konusu teşviklerin, çalışan kadının iş hayatındaki rolünün azalması, işverenin kadın çalışan sayısında tasarrufa gitmesi ve uzun vadede kadının ekonomiye verdiği katkının azalması sonuçlarını doğurabileceğini düşünüyoruz. Kötü olan kadın istatistiklerimizi daha da geriye götürmek hiçbir kesimde bir başarı olarak algılayamaz. Kadın erkek eşitliği standartları ile örnek aldığımız AB’de annelik izninin 20 haftaya çıkması uzun süre tartışılmıştır. Şu an ülke uygulamaları farklı olmakla birlikte ortalama 18 haftalık annelik izni AB’de uygulanmaktadır. Ücretli izin süresi Almanya’da 14 hafta, Fransa’da ise 16 hafta olarak belirlenmiştir. Ancak bu ülkelerde izin sonrası çocuk bakımı için devlet tarafından kapsamlı hizmetler sunulmaktadır. Bahse konu olan yasa tasarısında 16 haftalık iznin 18 haftaya çıkartıldığı ifade edilmektedir. Ancak izin sonrası çocuk bakımı için bir hükme hazırlanmakta olan yasa tasarısında rastlanmamaktadır. KAGİDER olarak kadınların iş yaşamına katılmaları önündeki en azından çocuk bakım engelinin kaldırılması için çalışmaları yaklaşık üç yıldır yürütmekteyiz. Bu amaçla AÇEV ile ortak gerçekleştirdiğimiz “Çocuk Bakım Modeli”ni ilgili bakanlığa sunmuş, bakanlığımızın projeye desteğini talep etmiştik. Talebimizin yetkililerce yeniden ele alınmasını bekliyoruz.
Kadın istihdamı için uygulamada olan SGK işveren primlerinin beş yıl süresince devlet tarafından karşılanması teşviki gibi mekanizmalar devam etmelidir. İstihdam teşviklerinin kapsamı artırılmalı, kadın istihdamı işverenler için kârlı bir hale getirilmelidir.

DİSK Genek Sekreteri Dr. Arzu Atabek Çerkezoğlu:
3-5 çocuk doğur, ucuz emekçi yetiştir
Türkiye’de işçiler ve kadınlar söz ve karar mekanizmalarından sistematik olarak dışlandıkları için pakette neler olduğunu tam olarak bilmiyoruz. Sendikalar ve kadın örgütleri, kadın işçiler tamamen bu sürecin dışındalar. Başbakanlık, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, Maliye Bakanlığı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile Kalkınma Bakanlığı koordinasyonunda bir çalışma yürütüldüğünü basından okuyoruz.

Öncelikle yasanın amacı problemli. Her fırsatta kadınların 3-5 çocuk doğurmasını isteyen bir siyasal iktidarın talimatıyla, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın hazırlayarak gündeme getirdiği “çalışan kadına çocuk teşviki” paketi kadınların bugün var olan çalışma koşulları göz önüne alındığında inandırıcı olmaktan uzaktır. AKP’nin muhafazakar anlayışı kadının asli yeri olarak evi, görevi olarak da ev işlerini görüyor.
Birçok kadın, güvencesiz, sendikasız, esnek ve aynı işi yaptığı erkek işçilerden daha düşük ücretlerle çalışmaya zorlanmaktadır. Patronlar için kadın istihdamı demek, “düşük istihdam maliyeti” demektir.
Hükümetin kadınlardan “3-5 çocuk” doğurmasını istemesinin nedeni de asıl olarak ucuz emek arzının sürekliliğini sağlamaktır. “3-5 çocuk doğur, ucuz emekçi yetiştir, onlara bakarken aynı zamanda esnek olarak ucuz emek gücünü sat” şeklinde özetlenebilecek bu yaklaşımın en önemli ayağı önümüzdeki günlerde gündeme gelecek “Özel İstihdam Büroları”dır.
Yapılması gereken kadının ev işlerini yaparken, üç-beş çocuk doğururken aynı zamanda da daha ucuz, esnek ve güvencesiz çalıştırılmasının yollarını bulmak değil, aksine kadının tüm değerleri ve yaratıcılığıyla toplumsal hayata ve üretime eşit bir biçimde katılabilmesinin sağlanmasıdır. Bunun için dünyada kadınların, işçi kadınların mücadelelerle kazandıkları birçok hak var. Çocuk bakımının toplumsallaşması, kamusal bir hizmet olarak sunulması, kadınların iş güvencesi başta olmak üzere kazanılmış tüm haklarını güvence altına alacak güçlü yaptırımlara ihtiyacı var.
Kadınların asli yeri olarak evi gören her türlü düzenleme kadının işçi sınıfının bir parçası olarak örgütlenmesine de ket vuracak ve kayıt dışılığı artıracaktı.

Ege Hazırgiyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Emre Kızılgüneşler:
Bu şartlarda kimse kadın çalıştırmaz
Kadın istihdam paketindeki şartlar çok ağır, bu şartlarda kimse kadın çalışan tercih etmeyecektir, bu değişiklikler kadını eve hapseder. Bu yasa sonrasında kadın istihdamının maliyetinin toplamda artacağı için birçok sektör bu ilave maliyetleri kaldıramaz. Kadın istihdam paketinin Türkiye’de kadın istihdamını artırmaz aksine kadın istihdamını geriletir. Yasa çıktığı takdirde konfeksiyon sektöründe büyük bir küçülmenin yaşanması kaçınılmaz olur.

Türkiye’nin 75 milyonu aşan nüfusunun yüzde 25’i 0-14 yaş grubu. Böylesi bir ortamda neslin devamından endişe duyarak yasal düzenleme yapmanın çok gerekli olduğunu düşünmüyoruz. Türkiye şu anda Avrupa’nın en genç nüfusuna sahip ülkesi konumunda. 0-14 yaş arası 19 milyon nüfusumuz var. Türkiye yıllık yüzde 1.3 olan nüfus artışına gerekli istihdamı sağlayacak yatırımları yapmakta zorlanırken, böyle bir yasal düzenleme çalışan sayısının yüzde 80’ini kadınların oluşturduğu konfeksiyon sektöründe ciddi küçülmeye yol açacaktır. Sektörümüzdeki küçülme Türk ekonomisini, istihdamını ve sosyal barışını çok olumsuz etkiler. Bu paket yasalaşacaksa kadın istihdam eden sektörlere eş zamanlı olarak SSK ve vergi konuları başta olmak üzere bazı alanlarda ilave teşvikler verilmelidir.

Türk Üniversiteli Kadınlar Derneği Genel Başkanı ve İstanbul Kadın Kuruluşları Birliği Koordinatörü Av. Nazan Moroğlu:
3-5 çocukla kadın istihdamı artar mı?
Kadın istihdam paketi hazırlanırken sanayicilerin, işveren örgütlerinin ve istihdamda kadın erkek eşitliğinin sağlanmasına yönelik uzun yıllardır çalışan kadın örgütlerinin görüşleri, önerileri alınmadı. İstihdamda kadın erkek eşitliğinin sağlanması amacıyla yapılan bir çalışmada öncelikle “en önemli paydaşlar olarak kadın örgütleriyle ve sanayici – işveren örgütleriyle müzakere edilmesi gerekirdi.

Kadın istihdamını artırmak için doğum iznini artırmak en son adım olmalı. Türkiye’de kadın istihdamı temel sorun alanlarından biri. Sorun yasa çıkararak çözülmüyor. İster özel sektörde, ister kamu sektöründe olsun işveren çalıştırdığı kişiden verimli bir çalışma bekliyor. Doğum iznini uzatmak kadın istihdamı için çok önemli destek gibi gösterilmesini doğru bulmuyorum. Bunun yerine iş ve aile yaşamını dengeleyen kreş, çocuk bakım evi ve diğer birimler kurulmalı, ebeveyn izni çıkarılmalı ve alt yapı tam anlamıyla hazırlanmalıdır.
Çünkü alt yapısı oluşturulmadan çıkarılan yasalar yaşama geçirilemiyor, kadınlar daha da mağdur oluyor, kadınlara karşı ayrımcılık daha fazla kök salıyor.
Örneğin, esnek çalışma modeli getirilirken bunun sadece kadınlara yönelik bir planlama olmaması gerekir.
Ülkemizde çalışan kadınların yaklaşık üçte biri ücretsiz aile işçisidir. Kadınların işgücüne katılma oranı 1990 yılında yüzde 34,1 iken bu oran yıllar içinde giderek düşmüştür. 2012 yılında istihdam edilen kadın nüfus oranı yüzde 26,3, AB ve OECD ortalamasının çok altındadır. Kadınların iş gücüne katılma oranı Rusya’da yüzde 68, Güney Kore’de yüzde 55, Meksika’da yüzde 46, Macaristan’da yüzde 57, Brezilya’da ise yüzde 63.5. Hele bir de devlet eliyle en az üç çocuk – beş çocuk için destek politikası uygulanıyorsa, istihdamda artış nasıl olacak?

KADIN İSTİHDAMI NASIL ARTAR
Kadın istihdam paketi hakkında görüşlerine başvurduğumuz kadın örgütleri, kadın istihdamının nasıl arttırılacağına dair çözüm önerilerini paylaştılar:

◊ Kadın istihdamının artırılmasında başarılı olan ülke modelleri incelenmeli,
◊ Kadının önündeki çocuk bakım engeli kaldırılmalı. Kreşler uygun ücretli, devlet destekli olarak erişebilir yeterli sayıya ulaştırılmalı,
◊ Karar verici konumlardaki kadınların sayısı artırılmalı,
◊ Türkiye’nin onayladığı başta Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Kaldırılması Sözleşmesi (CEDAW) olmak üzere uluslararası sözleşmelerden doğan taahhütleri yerine getirmeli,
◊ Kadınların eğitim olanaklarına erişimi sağlanmalı
◊ Kararlı, sürdürebilir toplumsal cinsiyet eşitliği politikaları üretmek ve uygulamak için kadından sorumlu bir bakanlık kurulmalı,
◊ Çocuk sahibi olmak, hem anne hem de baba için eşit bir hak. Bu bağlamda çalışma hayatı dahilindeki ebeveyn izni kadın ve erkek arasındaki eşitliği destekleyeceği için önemli bir çözümdür. İşvereni erkek ve kadın arasında maliyet sebebi ile tercih yapmak zorunda bırakmayacak, kadınları çocuk bakımı ve doğum sebebi ile dezavantajlı konuma getirmeyecek uygulamalar getirilmeli.
◊ Kayıtdışılık Türkiye’de kadın istihdamı için en yakıcı sorunların başında geliyor. Türkiye’de kadın istihdamını artırmayı hedefleyen her programın ana maddesi kayıtdışılık ile mücadele olmalı.
◊ SGK işveren primlerinin beş yıl süresince devlet tarafından karşılanması teşviği gibi mekanizmalar. devam etmeli.

Burcu ÖZÇELİK SÖZER, Hürriyet İK, 20 Ekim 2013,