İş dünyası çok değişti, artık ömürlük işler yok, bir şirkete girip emekli olana kadar çalışmak yok. Hatta 1 yıl sonrası bile garanti değil. Böyle bir dönemde yapılabilecek en büyük hata kendinize yatırım yapmayı unutacak kadar, işvereniniz için çok çalışmak.

Burcu ÖZÇELİK SÖZER

Dünyanın en eski yönetim enstitülerinden biri olan American Management Association (AMA) bünyesindeki Management Centre Europe (MCE), 2013 yılı itibari ile İstanbul ofisinde faaliyetlerine başladı. Liderlik, satış ve pazarlama mükemmelliği, yetenek dönüşümü ve kültürel aktarım programları konusunda hizmet veren grup, orta ve üst düzey yöneticiler için workshop programları sunuyor. MCE kıdemli danışmanlarından Susan Armstrong da bu yıl Lütfi Kırdar’da düzenlenecek olan PERYÖN İnsan Yönetim Kongresi’nde 5 Kasım tarihinde katılımcılarla bir araya gelip ‘İşsizlik? Hem çalışanlarınızı hem de kendinizi nasıl koruyabilirsiniz?’ konulu bir konuşma yapacak. Armstrong kongre öncesi sorularımızı yanıtladı.
◊ Son yıllarda iş hayatı nasıl bir değişime uğradı?
Son yıllarda çalışma şeklimizle ilgili birçok değişiklikler oldu. Bunlardan en önemlileri teknoloji, küreselleşme, ekonomik istikrarsızlık, çalışan esnekliği ve yaşlanan işgücü. Artık gittikçe daha fazla bir şekilde, bizden daha azıyla daha çok iş yapmamız isteniyor. Ve gittikçe daha fazla bir şekilde bilgisayarlar bizim görevlerimizi elimizden alıyor ve bu da çalışanları gereksiz bir hale getiriyor.
Son yıllarda yaşanan ekonomik çalkantılar herkesin kemerlerini sıkmasına neden oldu. Tasarruf edilen maliyetler arasında maaş ve sosyal imkânlardan yapılan maliyet tasarrufları da dâhil. Şirketler sosyal yardım ve sigortaların ağır maliyetlerinden kaçınmak amacıyla gittikçe artan bir şekilde taşeron işçilerle veya yarı-zamanlı çalışan işçilerle çalışmayı tercih ediyorlar.
Diğer taraftan işgücüne giderek artan sayıda katılan genç nesiller ve kadınlar sayesinde, çalışanlar işin paylaşımı, evden çalışma veya esnek çalışma saatleri gibi daha çok esneklik elde edebilecekleri fırsatların peşine düşüyorlar. İşverenler ise çalışanlarına üretimde bulundukları saat başına ödeme yapma yerine, ürettikleri ürün için ödeme yapma gibi modellere doğru kayıyorlar.
Son olarak artık ikinci dünya savaşı ile soğuk savaş arasında doğmuş olan neslin geleneksel emeklilik yaşına gelmiş olduğunu görüyoruz. Ancak bu neslin emekli olması halinde geçimlerini sağlayamamak endişesiyle emekli olmadıklarını ve hâlâ çalışmaya devam etmek istediklerini de görüyoruz. Henüz yetenek ve becerilerini yetkinleştirememiş olan genç ve istekli çalışanlar ise bu pozisyonlar için kendilerinden daha yaşlı ve tecrübeli kişiler ile rekabet etmek zorunda kalıyor.
◊ Tüm bunlar da iş güvenliğini tehdit ediyor, değil mi?
Tüm bu saydığım değişimlerin hepsi iş güvenliğinin olmamasına katkıda bulunuyor ancak iş güvenliği meselesi çok daha önce yok oldu ve bunun da bir kısmı yine teknoloji sayesinde oldu. Bugün organizasyonlar, global pazarlarda bir adım önde olabilmek adına çok hızlı bir şekilde değişmek zorunda. Bu konuda bir örnek görmek istiyorsak, çok fazla uzaklara bakmamıza gerek yok, Kodak’a bakmamız yeterli. Artık bir şirketin bir yıl sonra da aynı şekilde iş yapmaya devam edip etmeyeceğini veya iş dünyasında kalıp kalmayacağını kolayca tahmin edemiyoruz. Bu da organizasyonların çalışanlarına artık “bir ömür boyu süren işleri” vaat edemediği gerçeğini gösteriyor. Hatta “bir yıl süren bir işi” bile vaat edemediklerini görebiliyoruz.
◊ Çalışanların işsizlikten korunmaları için kendilerine ne gibi yatırımlar yapmaları gerekir?
“Bir ömür sürecek bir işi” garantilemenin tek yolu kendinize yatırım yapmanızdır. Yetenek ve becerilerinizi ve bilgilerinizi güncel tutmak zorundasınız ve bireylerle ve çevrenizle olan uyum becerilerinizi geliştirmelisiniz ve yine liderlik becerilerinizi de geliştirmek zorundasınız. American Management Association (AMA) ve Management Centre Europe (MCE) tarafından yapılan araştırmalarda, “geleceğin becerileri” tespit edilmiş ve tanımlanmış durumda. Bu beceriler iletişim, tasarlama ve insan yönetimi konusunda yaratıcı beceri ve yeteneklere sahip olunmasını içeriyor. Gelecekte de pazarlanabilir olmaya devam edebilmemiz için, kendimize ve kendi kişisel ve profesyonel gelişimimize yatırım yapmak zorundayız.
Bir böbürlenme dosyanız olsun
◊ Çalışanlar kendilerini nasıl pazarlamalılar?
Günümüzde işverenler transfer edilebilir becerileri, liderlik becerilerini arıyor ve bunlardan çok daha önemli olan beceriler ise: esneklik, isteklilik ve olumlu tavır ve tutumlardır. Olumlu bir tutum geliştirdiğinizde, bu tutum sizin her yaptığınız işte ve etkileşime girdiğiniz her bireyde kendini gösterir ve bu da sizin en iyi pazarlama stratejiniz olacaktır! Ben herkese başarılarından oluşan bir “böbürlenme” dosyasını ellerinde bulundurmalarını tavsiye ediyorum. Yani bu bir proje içine dâhil olmak ya da olumlu bir istihdam değerlendirmesi olabilir, patronundan veya başka bir ekipten aldığı olumlu bir e-posta olabilir. Böylece, esneklik, isteklilik ve liderlik gösterdikleri kendilerine ait örnek durumlarını bir yerde toplayıp, bir araya getirebilirler. Bunu kendimiz için yapmalıyız. Yaptığımız muhteşem işleri görmek için herkes çok yoğun ve meşgul.
◊ Şirketlerin çalışanları bakımından sorumlulukları nelerdir?
Bizler organizasyonlar olarak artık ömürlük işleri vaat edemiyoruz. Ayrıca, insanları becerilerini, bilgilerini ve yeteneklerini güncellemeleri için zorlayamayacağımız için, en azından çalışanların bunları öğrenmelerini sağlayacak bir organizasyon yaratmak suretiyle ve koçluk kültürünün geliştirilmesine yatırımda bulunmak suretiyle çalışanlara bu fırsatları sağlayabiliriz.
◊ Bir çalışan işsiz kalmamak için kendini hangi konularda geliştirmeli?
Bireyler olarak kendimizde geliştirmemiz gereken üç önemli şey olduğunu düşünüyorum. Bunlar;
∆ Kendine güven ve saygı. Yeteneklerinize güveniniz yoksa, kendinizin işinizde iyi ve etkin bir insan olduğunuza inanmıyorsanız, o zaman kim size inanır ki? Bu yeni iş dünyasında bulunan organizasyonlara kendimizi, işimizi ve değerimizi pazarlayabilmemiz ve satabilmemiz gerekir. Ve bu da bizi ikinci bir becerimizin olması konusuna getirir. O da;
∆ İnsanları etkileyebilme becerisidir. Günümüzde giderek daha fazla bir şekilde yaptığımız işin daha verimli ve etkin olabilmesi için diğerlerinin bizlere yaptığı katkılara ve girdilere güvenmek zorundayız. Genellikle bir ekip içinde veya matris bir çevre içinde çalışıyoruz ve bu da, ihtiyacımız olan şeyi yapabilmek için insanları bu konuda etkileyip, elde etmemiz anlamına geliyor.
∆ Esneklik, isteklilik ve olumlu tutum. Artık işlerin her zaman olduğu gibi yürümesini bekleyemeyiz. Her şey bir “değişim ajanı” haline gelmek zorunda. Bunu sevmek zorunda değiliz ama bunu kabul etmek zorundayız. Değişmeyen tek şey değişimdir! Uyum sağlayabilir ve esnek bir insan olmak profesyonel yaşamlarımız açısından da çok önemli bir beceridir. “Çalışması kolay bir insan olmak” ve “yapabilirim” tutumuna sahip olmak sizi fırsatlar ortaya çıktığı zaman işvereninizin aklında en üst sırada tutmak için çok önemli faktörlerdir.
Bu beceri ve yetenekleri workshop programları ve seminerler yoluyla ve aynı zamanda kişisel eğitim ve geliştirme yoluyla da geliştirebilirsiniz. Kendinizin farkında olmalısınız, geribildirimler istemeli ve bu geribildirimleri kabul etmelisiniz ve kendinizde değiştirmek istediğiniz özelliklerinizi nasıl değiştireceğinizi öğrenmek için de öğrenmeye odaklanmalı ve kendinizi geliştirmeye açık olmalısınız. Siz onlardan sadece isteyip, sorduğunuzda insanların size yardım etmekten çok mutlu olacağını da göreceksiniz.
◊ Bizler kendimizi nasıl koruyabiliriz ve şirketler de kendi çalışanlarını nasıl koruyabilirler?
Bana göre bunun tek bir yolu var: Öğrenmeye, eğitime ve yeniden eğitime yatırım yapmak. Bu kendimizi korumanın en iyi yolu ve şirketler için de çalışanlarını korumanın en iyi yolu. Öğrenme kültürünü yaymamız ve workshop programları sunmamız gerek. Çalışanlar için yetenek ve becerilerini gelecekte de geliştirmeye devam etmeleri amacıyla etkileme sanatı, duygusal zekâ, iletişim ve liderlik workshopları gibi bireyler ve çevreyle uyum becerilerini geliştirecek eğitimler en değerli eğitimler olacaktır. Örneğin, çalışanlarınızın gelişim planının bir parçası olarak, yılda 40 saatlik bir eğitim yatırımı yapabilirsiniz. Çalışanlarımızın geleceğe adım atmaları, proaktif olmaları ve gelecekleri için sorumluluk almaları için çalışanlarımızı teşvik etmeliyiz!

İşsizlikten Korunmak için 5 yol

∆ Kendinize yatırım yapmayı unutacak kadar, işvereniniz için çok fazla çalışmayın. Kendi yetenek, beceri ve bilgilerinizi geliştirmek için, kendinize zaman ayırın. Profesyonel bir öğrenci olun her şeyden bir şey öğrenin.
∆ Güncel kalın. Pazarlanabilir kalın. Düzenli olarak bilgi ve becerilerinizi güncelleyin. Gazeteleri okuyun ve şirketlerin ne gibi beceri ve yetenekleri aradığını öğrenin ve bu beceri ve yetenekleri geliştirmek için çalışın.
∆ Kendinizin farkında olun. Güçlü olduğunuz yanlarınızın farkına varıp, anlayın ve bu güçlü yanlarınızı kendi lehinize çevirin. Zayıf olduğunuz yanlarınızın farkına varıp, anlayın ve bunların üstesinden gelmek için çalışıp, çaba gösterin. Geribildirimlere, koçluğa ve öğrenmeye açık olun.
∆ Olumsuz tutumlardan kaçının. Hep olumlu ve açık fikirli kalın. Etrafınızda olanları değiştiremezsiniz ama bunlara nasıl cevap ve tepki vereceğinizi değiştirebilirsiniz. Hiç kimse her zaman olumsuz düşünen biriyle çalışmak istemez. İyi olan şeylere odaklanın, çalışmayan şeylere değil.
∆ Geleceğe eğilin. Geçmişte takılıp, kalmaktan vazgeçin. Maceranın tadını çıkarmaya karar verin. Yeni şeyleri denemeye istekli olun. Hata yapmaktan korkmayın (işte bu noktada kendinize olan güven ve saygınız artı bir değer haline dönüşür). Çünkü hata yaparak, en iyi şekilde öğreniriz.

Burcu ÖZÇELİK SÖZER, Hürriyet İK, 6 Ekim 2013