Artık işe alımlarda adaylardan beklentiler de değişti. Önceden sadece mezun olunan okullara, kişinin bildiği yabancı dillere bakılırken şimdi kişinin tutum ve davranışları ön plana çıktı. Yapılan görüşmelerde adayın, şirketin stratejilerinde yer alıp alamayacağına, enerjisine, vizyoner olmasına, ekibin bir parçası olup olamayacağına bakılıyor.
Diğer taraftan çok net hedefleri olan adaylar da şirketleri korkutabiliyor, ‘ya adayın beklentisini karşılayamazsak’ sorusunu gündeme getiriyor. Oxygen Consultancy Genel Müdürü Tolga Bilgin, “Çalışanlardan beklenen özellik, iş görüşmesinde karşımıza çıkınca çekiniyoruz” diyerek bu ironik durumu özetliyor. Tolga Bilgin ile adaylardan beklentilerin nasıl değiştiğini konuştuk.

Burcu ÖZÇELİK SÖZER

◊ Son yıllarda işe alımlarda adaylardan beklentiler nasıl değiştir? Önceden nelere bakılırdı, şimdi neler ön plana çıktı?
Adayların önemli bir bölümünün özgeçmişlerinin birbirine çok yakın hale gelmesiyle birlikte işe alımlarda adaylardan beklentiler de değişmeye başladı. Eskiden bazı teknik ve somut farklılıklar tercih sebebi olurken artık adayların tavır ve davranışları öne çıkıyor. Kısaca anlatmak gerekirse günümüzün felsefesi “Doğru tutum ve davranışı işe al, sonrasında gereken eğitimi ver” şeklinde özetlenebilir.
90’lı yıllar ve 2000’lerin başında yabancı dil, ofis program kullanımları, mezun olunan okullar gibi kriterler çok daha belirleyici olabiliyordu. Bunların önemi elbette ki hâlâ kaybolmuş değil ancak bu özellikler eskisinden çok daha rahat bulunabilir hale geldi.
Günümüzde ise kişinin tutum, tavır ve davranışlarının şirkete uyumu, şirket değerleri ve birlikte üretme kültürüne ne kadar uyumlu olduğu öne çıkıyor. Yapılan görüşmelerde adayın, şirketin orta – uzun vadeli stratejilerinde yer alıp alamayacağı, enerjisi, vizyoner olması (yeniliğe ve gelişime açık olması), ekibin bir parçası olup olmayacağı, ben değil biz olma algısı özetle davranışı/tutumu çok daha fazla ön planda.
◊ Bu değişimin sebebi nedir? Şirketler neyin farkına vardılar?
Şirketler birlikte üretmenin ve şirket içi uyumun önemini görmeye başladılar. Mutlu bireyler daha motive ve verimli çalışırken önemli değerler yaratırlar. Birbirlerine daha yakın tutum ve tavırları olan kişilerin çalışma ortamı ise çok daha mutlu ve verimli olacaktır. Bu noktada şirketler, mutluluk ve performans arasındaki ilişkinin toplam katkısının daha çok farkına vardı.
Burada karşıt fikirler ve görüşler olmadan benzer şeyleri düşünen takımlardan bahsetmiyoruz. Farklı görüşe, deneyime ve vizyona sahip insanların şirketlere katacağı çok önemli değerler var. Bunları bulmalı ve sahip çıkmalı.
Konu kişinin, nasıl çözüm ürettiği, nasıl iletişim kurduğu, anlaşmazlık durumunda hangi tutumu tercih ettiği veya bir başarı olduğundan bunu nasıl paylaştığı gibi davranış ve tutuma dair özellikler. İşte “Doğru tutum ve davranışı işe al, işin eğitimini ver” bakış açısı bunu anlatıyor.
◊ Bu özellikler nasıl ölçülebilir?
Bunlar için birçok ölçüm testleri mevcut. Bununla birlikte şirket içindeki genel resmin farkındaysanız, aranıza daha sonra katılacak kişilerden ne beklediğinizi de daha net bilirsiniz. Ölçüme önce bizim elimizde ne var diye bakarak başlamak lazım. Sonra, bizi bu sahip olduğumuz kültür, hedeflerimize götürür mü diye bakılmalı. Neleri arttırmalı, ödüllendirmeli ve neleri değiştirmeliyiz sorularının cevabına çalışmalıyız. Buradaki çalışma bitince dışarıdan yeni katılacaklar için daha tutarlı bir işe alım süreci yaratabiliriz. Ölçüm araçları esas faydasını ev ödevleri yapılmışsa sağlamaktadır.
Güçlü adaylar şirketleri korkutabilir
◊ Adaylar hangi değerler yüzünden sınıfta kalabiliyor?
Şirketten şirkete değişmekle beraber birçok aday güçlü olsa da; içe dönük olma, yüksek ego, iletişime açık olmama, sabırsızlık, tutarsızlık, bireysellik veya takım oyuncusu olamama (‘Biz’ yerine ‘ben’ yaklaşımı) gibi ayrıştırıcı değerlerden ötürü sınıfta kalabiliyor. En önemlisi ise bu durumun kopyalanabilir değil kişiye özel olması. MBA yapılabilir, eğitimler şirket içinde ve dışında alınabilir ama iyi davranış ve tutum kişiye özel olgulardır.
◊ Birçoğumuzun güçlü olarak algıladığı özellikler iş dünyasında olumsuz olarak nitelendirilebilir mi?
Çok net hedefleri ve beklentileri olan adaylar şirketleri korkutabiliyor. Bu özellik kişiye hayatta büyük başarılar ve saygınlık kazandırabilir yalnız iş görüşmelerinde “acaba adayın beklentisini karşılayamazsak” sorusunu gündeme getirebiliyor. İronik olan şu ki çalışanlardan beklediğimiz bu özellik, iş görüşmesinde karşımıza çıkınca çekiniyoruz. Bu beklentiler terfi, kazanç ya da görevin kendisi ile ilgili olabilir. Firmalar bu kişileri talepkar, hırslı ve sabırsız olabilir diye değerlendirebiliyorlar.
◊ Adaylarda aranan özelliklerin değişmesinde Y kuşağının iş hayatına atılmasının payı var mı?
Y kuşağının iş dünyasına en büyük katkısı bence doğru insan yönetimi ve iyi beklenti yönetimi becerileri olmuştur. Y kuşağı ile birlikte insan yönetimi becerilerimizi geliştirmemiz gerektiğini gördük. Daha yakın, daha pozitif ve direkt olmamız gerektiğini anladık.
Ayrıca çalışanların daha önce önemsenmeyen gelecek beklentileri üzerine düşünmeye başladık. Artık kişisel gelişim, kariyer planları ve gelecek üzerine olan konuları eskisinden daha çok önemsiyoruz. Bu konularda beklenti yönetimini Y kuşağı için iyi yapmamız gerekiyor.

OKURKEN ÇALIŞAN BİR ADIM ÖNE GEÇER
◊ İş başvurusu yapacak yeni mezunlara, üniversite öğrencilerine neler tavsiye edersiniz? Nasıl bir adım öne geçebilirler? 
Sosyal yönden gelişmiş olmak ve her fırsatta okurken çalışmak. Sosyal faaliyetler içinde yer almak kişiye hem yeni çevreler kazandırıyor hem de kişinin sosyal gelişimine katkıda bulunuyor. Üniversite hayatında bu anlamda her fırsatı değerlendirmelerini tavsiye ederim. Sadece bir eğitim kurumundan mezun olmuyoruz esasında bir sosyal çevreden de mezun olup birlikte hayata atılıyoruz. Üniversite içinde veya dışında yaratılan çevre kişiye her dönem fırsatlar yaratabilir.

Diğer taraftan iş hayatını önceden tanımak ve mümkün olduğunda staj ve benzeri fırsatları araştırmalarını öneririm. Üniversitede staj yapılan yerlerde ilk iş hayatına başlamak sık görülür. Ayrıca yeni mezun özgeçmişinde bu çalışmalar gerçekten ayrıştırıcı oluyor.

Burcu ÖZÇELİK SÖZER, Hürriyet İK, 27 Ekim 2013