Kasım, 2013 için arşiv

Sokak çetesinden camdan plazalara

Yayınlandı: Kasım 12, 2013 / Röportajlar

_EMR3254

Kendi deyimiyle ‘1950’lerin sonuna doğru’ İngiltere’de doğdu. 11 yaşında alkolik oldu, 12’sinde uyuşturucu kullanmaya başladı, 16’sında bir motosiklet çetesine katıldı. 7 yıl boyunca fiziksel tacize uğradı. Defalarca intihara teşebbüs etti. Dibe vurduğu bir gün tedavi olmaya karar verdi. İçsesini dinledi ve hayata yeniden başladı. Alkolü ve uyuşturucuyu bıraktı, kendine güven eğitimlerine katıldı, üniversiteye gidip psikoloji, sosyoloji okudu. Ve fark etti ki kendi gibi bir sürü insan var. Başta kadınlar olmak üzere. Mutsuz olan ve mutsuz olduğunu fark etmeyen, kendine güvenmeyen insanlar. Yaşadıklarından yola çıkıp, öğrendiklerini başkalarına aktarmaya başladı. 70 binden fazla kişiye eğitim veren Susan Armstrong, şimdi dünyaca ünlü bir konuşmacı, ödüllü bir eğitmen ve yazar. O gerçek bir başarı hikayesinin kahramanı.

2006 yılında hikayesini “An Invisible Prison: A True Story of Survival” adlı kitabında (kitap Türkçe’ye Sürtük adıyla çevrildi) toplayan Susan Armstrong, 5 Kasım’da PERYÖN İnsan Yönetimi Kongresi’nde işsizlikten korunmanın yolları üzerine bir workshop verdi. (Bkz, Hürriyet İK, 6 Ekim 2013, Devir kendini pazarlama devri) Bu vesileyle İstanbul’a gelen Armstrong ile sıradışı kariyerini konuştuk.

Burcu ÖZÇELİK SÖZER

– 11 yaşında alkolle tanıştınız, nasıl bir çocukluğunuz oldu?

Öncelikle bu benim seçimimdi. Çok iyi, sevgi dolu bir anne baba ve kardeşlere sahiptim. Bunun onlarla hiç bir ilgisi yok.

– O yaşta sizi alkole iten sebepler nelerdi?

Çocukluğumda hep kusursuz olmak zorunda olduğumu hissettim. Annemden aldığım bir mesajdı bu, o bir mükemmeliyetçiydi. Ben de bir şekilde kendimi hep mükkemmel olmak için zorladım. Sürekli mükemmel olmaya çalışmak, her şeyi kusursuz yapmaya çalışmak, yaptığım hiçbir şeyden tatmin olmamak, hiçbir şeyin yeterli gelmemesi benim üzerimde büyük bir stres yarattı. Sürekli kusursuz olmaya çalışmak ve hep olamadığını hissettemek, daima korkmak, insanlar beni sevmeyecek diye düşünmek beni çok büyük bir baskı altına aldı. 11 yaşımda alkolü keşfettim ve hemen ardından uyuşturucuyla tanıştım, bu sayede hiçbir şeyi umursamaz oluyordum. Biraz fazla içince özgülüğü keşfettim.

– Sonra ne oldu?

13 veya 14 yaşında uyuşturucuyla tanıştım, yine bu yaşlarda bir sokak çetesine katıldım. 16 yaşında bir motosiklet çetesine katıldım. Türkiye’de var mı motorsiklet çetesi?

2 yıl intiharı denedi

– Zannetmiyorum, çok Amerikanvari. Çetede neler yaşadınız?

7 yıl çetede kaldım, erkek arkadaşım ve çete tarafından fiziksel tacize uğradım. O zaman ABD’de idim. 7 yılın sonunda çeteden kaçtım, Kanada’ya ailemin yanına gittim. Ama işler yolunda gitmedi, çünkü çete bir tür beyin yıkama gibi. Fiziksel olarak çetede olmasam da kendimden nefret ettim ve 2 yıl boyunca birçok kez intihara teşebbüs ettim. Hap aldım, ağır uyuşturucular, alkol vs içerek ölmeye çalıştım.

– Ne zaman dibe vurdunuz?

Bilmiyorum, kendimi yok etmeye çalışıyordum, işe yaramıyordu. Bir gün uyandım, çok güzel bir gündü, neden bilmiyorum bira içtim, o gün en son hatırladığım şey taksinin bana bir kasa daha bira getiriyor olmasıydı. O zaman bir kadın mağazasında çalışıyordum. Mağazayı aradım ve onlara benden daha iyi birisine layık olduklarını söyleyerek işten ayrıldım. Sanıyorum bu benim dip noktamdı. Bir sonraki gün kalktım ve bira içmeye devam ettim, böyle yaparsam ölebileceğimi düşündüm, içmeyi bırakırsam da ölecekmiş gibi hissediyordum ve yardıma ihtiyacım olduğunu da biliyordum. Doktor içkiyi bırakmadığım sürece benimle konuşmayacağını söyledi. Rehabilitasyona gitmeye karar verdim, benim gibi insanların olduğu bir yerdi. Ama 6 hafta sonra bıraktım çünkü oradaki tek kadın bendim, ayrıca oradaki tüm erkekler ya doktor, ya avukattı, evliydiler, çocukları vardı. Ben kendimi oraya ait hissedemedim. Ve ben de kadın toplantılarına katılmaya başladım. Fakat o kadınlar da ya çok içip çocuklarını utandıran veya eşlerini kızdıran kadınlardı.

Burada olmamın bir anlamı vardı

– Oraya da ait hissetmediniz kendinizi

Evet ve hikayemi anlatırsam benimle konuşmayacaklarını düşündüm. Kimse benim gibi değildi. 2 hafta sonra oradan kaçmaya, Florida’ya çeteye tekrar katılmaya karar verdim. Orada öldürüleceğimi de biliyordum ama bu benim için sorun değildi. Denemiştim, olmamıştı, çok yıpranmıştım, o gece tekrar rehabilitasyona gittim Adsız Alkolikler (AA) toplantısına. Toplantıda hepimizin birer bileti vardı ve çekiliş sonrası bir kişiye ödül verilecekti. Ben yine bir köşede karanlıkta ağlıyordum, çünkü denemiştim ve olmamıştı, tekrar çeteye geri dönüp muhtemelen ölecektim. Çekiliş sonucu benim numaram okundu. Hediye bir kitaptı (The Big Book of AA, içinde AA’lerin hikayelerinin olduğu kitap) İnanamadım, kitabı aldım ve doğruca odama çekildim. Odamda kitabı göğsüme bastırıp, şunu söylediğimi hatırlıyorum, “istesem de beni bırakmayacaksın değil mi?” ve bir ses duydum, ses bana “Hayır Sue, seni bırakmayacağız” dedi. Sesi duyunca, hani ölürken hayatınız film şeridi gibi gözünüzün önünden geçer ya, işte aynen öyle hissettim. O an her şey değişti, her şeyi kavradım. Daha önce defalarca ölmeyi denemiştim ama olmamıştı, bir içses, burada olmamın bir anlamı olduğunu fark ettirdi. Bu her şeyi değiştirdi, bir sonraki sabah herkesten farklı olduğum noktaları görmek yerine benzer özellikleri görmeye başladım. Ondan beri hiç alkole, uyuşturucuya dokunmadım.

– Sonrasında iyileşme süreciniz nasıl devam etti?

Bunu yapan problemi biliyordum; mükemmeliyetçilik, kendini yetersiz hissetme, iyi hissetmeme vs. Kendimi korkmuş, dehşete kapılmış hissediyordum, asansörde insanlar varsa ben yürümeyi tercih ediyordum.

Sonra kitap okumaya başladım, çalışmaya başladım, kendine güven eğitimlerine, workshoplar’a başladım. Okula başladım. Geceleri üniversiteye gittim psikoloji ve sosyoloji okudum. 3-4 yıl sonra daha iyiydim, kendime güvenim geldi ve şunu farkettim, diğer insanlar özellikle kadınlar, kendilerinin yeteri kadar iyi olmadığını, mükemmel olmadıklarını düşünen kadınlar mutlu değillerdi, aynen benim daha önceden hissetiğim gibi hissediyorlardı. Onlar mutsuzdu ve mutsuz olduklarını bilmiyorlardı.

Ve öğrendiklerimi onlarla paylaşmaya karar verdim. Çünkü diğer insanlar da aynı durumdan muzdarippti ama nereye başvuracaklarını bilmiyorlardı. Daha fazla insana ulaşmak için büyük eğitim firmaları ile çalışmaya başladım, makaleler, kitaplar yazdım. Çünkü bu konu (kendine güven konusu) yaklaşık olarak insanların yüzde 85’ini etkiliyor.

– Kaç kişiye eğitim verdiniz?

70 binden fazla kişiye kendine güven, iletişim, etkileme, satış, sunum, konuşma becerileri, stres yönetimi, takım kurma gibi konularda – ki bunlar hep kendine güven ve iletişim içeriyor – eğitim verdim. İş dünyasında en önemli şey kendine güven. Kendine güven iletişim kurmayı da, takım kurmayı da etkiler.

– Pek çok ülkede kendine güven eğitimleri veriyorsunuz. En çok kimlerde kendine güven eksikliği var?

Kendine güven eksikliği global bir sorun. Geçen hafta Suudi Arabistan, İsveç ve Fransa’da idim. Hepsinde sorun aynı, farklı kültürlerden insanlar aynı şeyi söylüyor.

İş stresi alkole sevkediyor

– Mükemmeliyetçilik bir insanın hayatını yıkabiliyor yani?

Evet. Kusursuz diye bir şey yok. Bunun farkına vardığımız zaman çok daha iyi bizim için. Genelde kadınlar bunu yapıyor, kendi kendilerini baltalıyorlar. Kendimizi ölçüyoruz, kıyaslıyoruz, dışarıda insanlar ne düşünüyor diye kendi kendimizi yiyoruz.

– Tüm bu yaşadıklarınızdan sonra insanlara ne mesaj vermek istersiniz?

Hepimizin başarılı olma yeteneği var. Bu bizim elimizde. Kendimizde ne yanlış diye düşüneceğimize, iyi şeylere odaklanmalıyız. Neye fokuslanırsan o büyür. İyi şeylere odaklanırsan iyi şeyler büyür. Daima kendimizde biter iş. Ve ben yaptıysam herkes yapar. Paranız olmayabilir, doktora gitmeyebilirsiniz, herkes her şeyi yapabilir, önce bunu bilmeli.

– İş hayatında alkol yaygın mı?

Alkol çok yaygın, insanlar strese girdiklerinde alkole başvuruyor ama bu konudaki istatistikler hiçbir zaman doğru değil, çünkü insanlar kendilerini alkolik olarak tanımlamıyorlar. ABD’de 27 milyon insan alkolle mücadele ediyor. Bu iş hayatını da etkiliyor, işe geç kalıyorlar, hastalanıyorlar, mutsuz oluyorlar.

– Eklemek istedikleriniz?

Bugün çok farklı bir dünya var. Tüm insanlar özellikle kadınlar ve gençler kendi sağlıkları, duygusal sağlıkları için sorumluluk almalılar. Öncelikle kendi içimizde, iç dünyamızda mutlu olmalıyız. Kadınlar genelde kendileri hariç herkesi mutlu etmeye çalışırlar, önce kendilerini mutlu etmeliler. Gençlerse ne isterlerse elde etmeye alışmışlar. Gençler önce çok çalışmalı, sorumluluk almalılar.
Burcu ÖZÇELİK SÖZER, Hürriyet İK, 10.11.2013

Reklamlar

İK sosyal medyayı yeni keşfediyor

Yayınlandı: Kasım 4, 2013 / Yazılar

n_72273_mYurtdışında şirketlerin insan kaynakları departmanları, işe alım ve danışmanlık firmaları, beyin avcıları aday bulmak için sıklıkla sosyal medyayı kullanıyor. Türkiye’de ise şirketlerin insan kaynakları departmanları sosyal medyayı yeni yeni keşfediyor. Yüzde 92’si 1.000’in üzerinde çalışanı olan 118 İK yöneticisi ile yapılan bir araştırmaya göre şirketlerin yüzde 18’i işe alımda sosyal ağları kullanıyor. İK danışmanlık firmaları ve beyin avcıları ise sosyal medyayı çok daha yoğun kullanıyor.

Sosyal medyanın gücünü erken kavrayan şirketler, insan kaynakları süreçlerini de sosyal medyaya taşıdı. İnsan kaynakları danışmanlık firmaları, özel istihdam büroları, beyin avcıları, şirketlerin insan kaynakları departmanları işe alım yapmak için sosyal medyayı sıklıkla kullanıyor. Yurtdışında çok yaygın olan bu trend Türkiye için çok yeni, insan kaynakları departmanları sosyal medyayı yeni yeni keşfediyor. Oysaki sosyal medya, iş dünyası için ciddi bir veri tabanı sağlıyor. Adaylarla ilgili en güncel bilgilere sosyal medyadan ulaşılıyor.

Ayrıca aradığınız kişi her zaman size başvuran kişiler arasında olmuyor. HumanGroup Genel Müdürü Gaye Özcan’ın verdiği bilgiye göre, halen bir kurumda çalışan yöneticilerin yüzde 90’ını üst düzey yönetici seviyesindeki pozisyonlar için seçme yerleştirme danışmanlık firmalarından gelecek tekliflere açıklar yani pasif olarak iş arıyor. Bu durumda onlara en kolay ulaşılabilecek kanal da sosyal medya.

Hedef kitleye direkt ulaşım

Sosyal medyada işe alım deyince en sık kullanılan mecralar LinkedIn, Facebook ve Twitter. Özellikle LinkedIn profesyonellere, orta ve üst düzey yöneticilere ulaşmak için eşsiz bir fırsat. Bir insan kaynakları uzmanı, “Kariyer sitelerinden aday aradığınızda size alakalı alaksız herkes ulaşıyor, LinkedIn’de ise yalnızca hedef kitleye ulaşıyorsunuz” diyerek durumu özetliyor.

Gençlerle çalışan şirketler ise Facebook’u sıklıkla işe alım için kullanıyorlar. Facebook ve Twitter üzerinden paylaşımlarda bulunup, kariyer sayfaları açıp, adaylara bu yolla ulaşıyorlar.

Sosyal medyayı kullanarak işe alım yapan, stajyer alan çok firma var. Örneğin insan kaynakları yönetimi ve eğitimi alanında danışmanlık veren HumanGroup, son bir yıl içinde işe yerleştirdiği adayların yaklaşık yüzde 25’ini sosyal medya kaynakları üzerinden bulmuş. Bunların da ciddi bir kısmı LinkedIn’den.

İnsan kaynakları danışmanlık şirketi HILL International Türkiye, seçme yerleştirme yaptıkları adayların yüzde 10-15’ini sosyal medya aracılığı ile buluyor. Şirketin Ülke Müdürü Hazar Candan Wilson, “Biz LinkedIn, Facebook ve Twitter’ı elimizden geldiğince kullanmaya çalışıyoruz. Duyurular yapıyoruz, bilgi paylaşıyoruz. LinkedIn’de adayların profillerini inceliyor ve onlarla bağlantı kuruyoruz” diyor.

İK firmalarının tercihi LinkedIn

Sosyal medyada işe alım yapan insan kaynakları firmalarının, beyin avcılarının ve orta-üst düzey yönetici arayan insan kaynakları departmanlarının en sık kullandıkları mecra LinkedIn.

LinkedIn’deki aday profilinin tamamı bir özgeçmiş niteliği taşıyor. LinkedIn’de sitenin işe alım amaçlı kullanımını ‘endorsement’ gibi özelliklerle destekliyor. Böylece bir adayın profiline baktığınızda eğitimi, deneyimi gibi bilgileri yanında, referanslarını da görebiliyoruz. LinkedIn’in Türkiye’de 2 milyondan fazla, globalde ise 238 milyon üyesi bulunuyor. Yine globalde 20 binden fazla şirket yetenekleri tanımlamak ve işe almak için LinkedIn Talent Solution’ı kullanıyor. LinkedIn EMEA Kurumsal İletişim Direktörü Richard George, 74 milyonluk EMEA Bölgesi’nin bir parçası olan Türkiye’nin kendileri için çok önemli bir pazar olduğunu söylüyor.

LinkedIn’i profesyonel olarak kullandıklarını söyleyen HumanGroup Genel Müdürü Gaye Özcan, özellikle yönetsel ve uluslararası pozisyonlarda aradıkları adaylara LinkedIn ile daha kolay ulaştıklarını söylüyor.

Bu durum pek çok şirket için de geçerli. HumanGroup, geçen Temmuz ayında, farklı sektörlerden, yüzde 92’si 1000’in üzerinde çalışana sahip 92 şirketten 118 İK yöneticisi ile “İnsan Yönetiminde Bugün ve Yarın” isimli bir anket yapmış. Bu ankette şirketlerin yüzde 18’i işe alımda sosyal ağları kullandığını belirtmiş. Kullanılan kanallar arasında LinkedIn başta geliyor, onu mail grupları, Facebook ve Twitter takip ediyor.

Eczacıbaşı İnsan Kaynakları Grup Başkanlığı, Topluluk adına bir LinkedIn sayfası yönetiyor. LinkedIn’de yer alan Eczacıbaşı Topluluğu sayfasının güncel takipçi sayısı 18.500 civarında. İş ilanlarının bir kısmı LinkedIn’de yayınlanıyor. Bu şekilde aktif iş arayışı olmayan adaylara da ulaşma imkanı oluyor. Eczacıbaşı, 2013’te deneyim aranan pozisyonlardan yapılan işe alımlarda her 10 kişiden birisinin işe alımını LinkedIn aracılığı ile gerçekleştirmiş.

İnsan kaynakları uzmanları gelecekte LinkedIn’in işe alımdaki etkisinin çok daha artacağını söylüyorlar.

Facebook’tan 3 kat fazla başvuru aldılar

Aday bulmada bir diğer etkin mecra da Facebook. İK odaklı Facebook çalışmalarına başlayan ilk kuruluşlardan birisi Eczacıbaşı Sağlık Hizmetleri. Kuruluşun çalışanlarının çoğu hemşire ve diğer sağlık profesyonellerinden oluşuyor. Ancak hemşire istihdamı Türkiye’de genel bir problem olduğundan şirket sağlık profesyonellerine doğrudan ulaşabilecek en zengin kaynağın sosyal medya olduğu görmüş. İnsan kaynakları işe alım stratejileri bu yönde belirlenerek ilk olarak kuruluşun Facebook sayfası oluşturulmuş.

2011’den bu yana sosyal medyada insan kaynakları odaklı çalışmalar yürüten Eczacıbaşı Sağlık Hizmetleri, çalışmalara başladıkları ilk 6 ayda Facebook üzerinden 474 başvuru almış ki, bu rakam geleneksel yöntemlerle elde edilen sonucun 3 kat fazlasıymış. 2012 yılında Facebook’tan toplamda 1.170 başvuru yapılan Eczacıbaşı Sağlık Hizmetleri, birçok kişinin istihdamını sağlamış.

Facebook’ta aktif olan şirketlerden bir diğeri de Defacto. Facebook kurumsal sayfasını 620 bin, kariyer sayfasını ise 60 bin 666 kişinin takip ettiği Defacto, genel müdürlük için sosyal medya üzerinden şu ana kadar 5 uzman ve 3 yönetici alımı gerçekleştirdi. Ayrıca Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ne yönelik yaptıkları bir MT programının aday havuzunu Facebook’ta yaptıkları bir çalışma ile zenginleştirdiler.

Defacto, sosyal medyayı haftalık içerik planları üzerinden yönetiyor. Facebook için günde 2 post, Twitter için ise günde 2 tweet atılıyor. Defacto İnsan Kaynakları Direktörü Oğuz Erdoğan, “İlanlarımızı sosyal medyada yayınlamamızın en büyük yararlarından bir tanesi de adayların her türlü soru ve yorumları için bize kolayca ulaşabilmeleri” diyor.

Facebook ve Twitter hesaplarını aktif kullanan PepsiCo’nun ise 24.981 Facebook takipçisi, 485 Twitter takipçisi ve LinkedIn grubunda da 3.524 üyesi var. Her gün mutlaka bir mecradan takipçileriyle iletişime geçtiklerini söyleyen PepsiCo Türkiye İnsan Kaynakları Direktörü Selda Kalleci, “Stajyer başvuru alımlarımızın çoğunu sosyal medya üzerinden yaptık” diyor.

Facebook’tan stajyer alımı yapmaya hazırlanan bir diğer firma da Bosch. “Bosch’ta 5 dakika staj” adı altında hayata geçecek uygulamada  üniversiteliler 5 dakika boyunca seçtikleri Bosch çalışanı ile sesli ve görüntülü olarak konuşup, merak ettikleri soruların yanıtlarını alabilecek. 4 Kasım’da Bosch Türkiye Facebook sayfası üzerinden başlayacak, 8 Kasım’a kadar devam edecek uygulamaya katılanlardan 3 kişi, yapılacak değerlendirme sonrasında, uzun dönemli staj yapma imkânına kavuşacak.

Tweet attı staja kabul edildi

Schneider Electric’in Facebook’taki fan sayfasında 31.288, Twitter’da 1.994, Instagram’da 200 ve LinkedIn’de 1.685 takipçisi var. Anlık iletişimi Twitter üzerinden sağlayan Scheider Electric, iş ilanlarını Facebook, Twitter ve LinkedIn’de otomatik olarak yayınlıyor.

Schenieder Electric’in en dikkat çeken projelerinden biri kendilerine tweet atan bir genci staja almaları oldu. Yıldız Teknik Üniversitesi Elektrik Mühendisliği Bölümü’nden geçen ay mezun olan Mahmut Can Kovan (23), attığı tweetle staja nasıl hak kazandığını şöyle anlatıyor: “Schneider Electric’in bir etkinlik sırasında açtığı Twitter yarışması sayesinde stajdan haberim oldu. Etkinlik farklı bir şehirde yapıldığı için yarışmaya katılmadım fakat daha sonrasında yarı şaka yarı ciddi şu tweet’i attım. “@schneidertr beni staja alsın İstanbul’dan İzmir fabrikasına bisikletle gideceğim. #go #green #mahmut :)” neredeyse bir dakika sonra Onur Bey (İşveren Marka Yöneticisi Onur Basat) benim ciddi olup olmadığımı sordu. Ardından benden özgeçmişimi istedi. Yaklaşık bir hafta sonra beni staj mülakatına çağırdılar ve mülakatlardan sonra bisikletle gideceğim yolculuğu bir projeye dönüştürdük. Projenin sonunda da Schneider Electric Manisa fabrikasında staja kabul edildim.” Mahmut Can Kovan, sosyal medya üzerinden kurdukları bağlantılarla işe/staja kabul edilen pek çok arkadaşı olduğunu söylüyor.

Paylaşımlara dikkat

Sosyal medyada profiliniz kamuya açıksa buralarda paylaşacağınız görsellere, içeriklere çok dikkat etmek gerekiyor. Zira size gelecek bir iş teklifini bir içerik veya görsel yüzünden elinizden kaçırabilirsiniz. Eski LinkedIn Bölge Direktörü Ali Rıza Babaoğlan, “Adaylara tavsiyem sadece iş arama portallerindeki profillerine değil, internet üzerinde yer alan tüm izlerine dikkat etmeleri. Çünkü dünyada özellikle global firmalarda görev yapan oldukça bilinçli İK çalışanları, mevcut adayların üzerinde 360 derece araştırmalar yapmaya başlamış durumda. Instagram’da paylaşılan fotoğraf ya da Facebook’ta paylaşılan bir video bazı durumlarda Linkedin profilindeki başarıların önüne geçebiliyor. Bunun dışında profil doluluğu, alınan ve verilen tavsiyeler, sosyal aktiviteler ve sosyal sorumluluk çalışmaları diğer adaylarla aranızda bir fark oluşmasını sağlayacaktır” diyor.

Görüştüğünüz insan kaynakları ve sosyal medya uzmanları adaylara şu tavsiyelerde bulunuyor:

– Özellikle profesyonel amacın daha yüksek olduğu LinkedIn sayfalarında, detaylı ve iyi hazırlanmış bir özgeçmiş, hem kişinin kendisini daha iyi tanıtmasına olanak verecek hem de şirketler için iyi bir referans noktası olacaktır.

– Sosyal medyayı kullanım amacına göre ayrıştırın. Örneğin Facebook üzerinden mülakat aşamasında oldukları firma görevlilerinin ve yöneticilerinin kişisel hesaplarına arkadaşlık talebi iletmek yerine LinkedIn veya diğer profesyonel sosyal ağlar üzerindeki hesapları ile iletişim kurmalılar.

– Çalışanların, sosyal medyada yaptığı her paylaşım kişi hakkında bilgi verecektir. O nedenle yaptığınız paylaşımlara ve kullandığınız dile dikkat edin.

– Adaylar da iş görüşmelerine gitmeden önce sosyal medyayı kullanarak görüşme yapacakları kurum ve kişi hakkında araştırma yapabilirler.

– Sosyal medyadaki profillerini her zaman güncel tutun. Eksik bilgileri mümkün olduğunca tamamlayın.

– Sosyal medya hesaplarını aktif olarak takip edin, mesajları okuyun, tanıştığınız insanları düzenli olarak sosyal medyadaki iletişim ağlarına da ekleyin.

– Gruplara üye olun, forumları takip edin.

– Sosyal medyaya düzenli vakit ayırın.

Foursquare ve Instagram işe alımda kullanılır mı?

LinkedIn, Facebook ve Twitter işe alımda sıklıkla kullanılan mecralar. Bunların yanı sıra Quara, Dribbble, Github, YouTube, Vine, Foursquare ve Instagram da Amerika’da popülerleşen ve gelecekte dahil olunması gereken diğer kanallardan. Bunlardan Instagram ve Foursquare Türkiye’de de oldukça popüler ama işe alımda nasıl bir fayda sağlarlar? Bu konuda yaratıcı fikirler var. HILL International Türkiye Ülke Müdürü Hazar Candan Wilson, blogunda bu konuyu ele almış ve ilginç bir fikir ortaya atmış. Wilson, şöyle yazıyor: “Bence her kanal çok farklı şekillerde kullanılabilir. Sadece yaratıcı fikirlere ihtiyacımız var. Mesela şu an aklıma bir-iki fikir geldi bile. Diyelim ki, şirketinize MT işe alımı yapıyorsunuz ve mümkün olduğunca çok genç yetenekten başvuru alıyorsunuz. Foursquare’den mülakat odalarınız için bir hesap açıp “ X Şirketi Genç Yeteneklerini Arıyor- MT Adayları Sizi Mülakat Odamıza Bekliyoruz” gibi bir hesap ile mülakata gelen genç adayların şirketinize geldiğinde Foursquare’den bu hesaba check-in yapmalarını sağlayabilir ve check-in yapanlara sürpriz hediyeler verebilirsiniz. Genç bir yeni mezun check in yaptığı anda foursquare hesabında ve hatta bağlantılı ise Facebook ve Twitter hesaplarındaki yüzlerce arkadaşı bu check-in’i görür. Bu sizin İK olarak  işe alım döneminde olduğunuza işaret eder ve belki başka genç yeteneklerin de size başvurmasını sağlarsınız. Gizli pozisyonlar için değil ama yeni mezun alımları için bu yöntem çok etkin şekilde kullanılabilir. Instagram’ı ise etkileyici görseller ile işveren markanızı teşvik etmek ve daha görünür kılmak için kullanabilirsiniz.”

Burcu ÖZÇELİK SÖZER, Hürriyet İK, 3 Kasım 2013