Nisan, 2014 için arşiv

Kendi aile şirketinden yola çıktı

Yayınlandı: Nisan 8, 2014 / Yazılar

Temelleri 1932’de atılan Kültür Okulları bugün 3. kuşağın yönetiminde. Aile işletmeleri üzerine doktora yapan, kitap yazan ve aile işletmeleri merkezi kuran 3. kuşaktan Dr. Bahar Akıngüç Günver, aile şirketlerine danışmanlık vermek istediklerini söylüyor.

23923632

Kültür Okullarının kökeni 1932 yılında dede Halil Akıngüç tarafından atılıyor. Laleli’de Kültür Ders Evi’ni kuran Halil Akıngüç’ün o dönem üniversitede okuyan oğlu Fahamettin Akıngüç de bu ders evinde fizik, kimya ve matematik dersleri veriyor. Mezun olunca bir süre müteahhitlik yapan ve kazandığı paralarla 1960 yılında Kültür Koleji’ni kuran Fahamettin Akıngüç, Kültür Okullarının onursal başkanı. Kızları Ful Akıngüç Över, Lale Akıngüç Sevgen ve Bahar Akıngüç Günver ise işin başındalar. Bugün İstanbul Kültür Eğitim Kurumları çatısı altında bulunan toplam 4 anaokulu, 2 ilkokul, 2 ortaokul, 2 lise ve 2 fen lisesinde 2.000’e yakın öğrenci, İstanbul Kültür Üniversitesi’nde (İKÜ) ise 10 bine yakın öğrenci bulunuyor.

İKÜ Mütevelli Heyeti Başkanı, ailenin en küçük kızı Dr. Bahar Akıngüç Günver’in, aile işletmeleri konusunda doktorası ve aynı zamanda ‘Aile İşletmelerinin Yapısı ve Geleceği’ adlı bir kitabı da bulunuyor. Doktoraya ABD UCLA Üniversitesi’nde başlayan fakat yarım bırakıp İstanbul’a dönen Dr. Bahar Akıngüç Günver, doktorasını İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi Davranış Bilimleri Bölümü’nde tamamladı. Kendisine tez konusu olarak aile işletmelerini seçti. Dr. Günver, neden bu konuyu seçtiğini şöyle anlatıyor; “Çünkü aile işletmeleri içinde yaşadığımız bir konuydu. Okuduğun şeyin kendine değmesi, öğrendiğin şeyin öğrencinin ihtiyacına cevap vermesi çok önemli bir motivasyon” diyor.

Doktoradan yola çıktı
UCLA’da doktora yaparken edindiği bilgiler ve UCLA Üniversitesi Aile İşletmeleri Grişimcilik Merkezi’nin başında olan Prof. Dr. Alan Carsrud ile tanışıklığı, Kültür Üniversitesi’nin kuruluşunda ailenin çok işine yaramış. Dr. Günver, “Prof. Dr. Alan Carsrud bizim aile işletmesinde danışman olarak başladı, vakfın kurulması, vakıfla ilgili çalışmalar, aile anayasasının yazılması, bunları hep beraber yaptık. O zaman daha üniversite yoktu, ama sürdürülebilirlik vardı. Sürdürülebilir kılmanın en önemli yollarından biri de vakıf kurmaktır” diyor.

Kol kırılır yen içinde
Vakfın ardından 1997’de İstanbul Kültür Üniversitesi kuruldu. Hemen ardından o dönem mütevelli heyeti başkan yardımcısı olan Dr. Günver ile yine o dönem rektör olan Prof. Dr. Tamer Koçel’in hayaliyle Aile İşletmeleri ve Girişimcilik Uygulama ve Araştırma Merkezi (AGMER) kuruldu. Merkez, akademisyenlerin yaptığı çalışmaları toparlıyor, iki yılda bir aile işletmeleri kongresi düzenleniyor ve aileleri ilgilendiren konuları ele alıyor. Bu araştırma ve uygulama merkezi ile önemli bir boşluğu doldurduklarını söyleyen Dr. Günver, “Kol kırılır yen içinde kalır, buraya gelen aile üyelerinin arası kötü de olsa hiç bir şey söylemiyorlar. Ama burada aynı sorunları duyunca, bu sorunların normal olduğunu fark edip, ikinci aşamada konuşmaya başlıyor. Aile işletmeleri için de güzel bir fırsat oluyor” diyor. Dr. Günver, bu nedenle aile işletmeleri ile yılda 3-4 kez kahvaltılı toplantılarda bir araya gelmek istediklerini söylüyor.

İleride aile şirketlerine danışmanlık da vermek istediklerini söyeyen Dr. Günver, “En sancılı konu devretme. Kurucu kuşağın girişimci özellikleri var ve bu özellikler illa çocuğa da geçecek diye bir şey yok. Birinci kuşak tek patron sisteminde büyütüyor ve yürütüyor. Ondan sonra devretmesinde müthiş bir iştahsızlık oluyor. İstemiyor devretmeyi, gücü vermek istemiyor. İstemeyince de ikinci kuşak da sabredemiyor. İkinci kuşağın sabırsızlığı, kurucu kuşağın iştahsızlığıyla devretme yıllarca sürebiliyor. Devretme planının yapılması çok önemli. Delege etmek, yetki vermek ve izlemek gerek.”

‘Burayı çocuğum için kurdum’ yalanı
Kültür okullarında 4. kuşak da yavaş yavaş işe atılmaya başlamış. 4. kuşak için yapılandırış bir yol haritaları olmadığını, bunu da çok doğru bulmadıklarını söyleyen Dr. Günver, “Önemli olan çocuğa temel değerleri verebilmek. Babam yıllarca patronların çocuklarını okutmuş, hep şunu anlatır, “Adamın burada kimya fabrikası var, çocuğunu Amerika’ya göndermiş eğitim için ve çocuğa sürekli ‘bütün bu fabrikaları senin için yaptım’ diyor. Çocuk 10 yıldır Amerika’da okumaya devam ediyor, çünkü gelmek istemiyor, kaçıyor. Şu mantık yanlış, “4. kuşak, biz sizin için kurduk burayı, gelin burada çalışın”, komple yalan, kimse çocuğu için bir şey kurmuyor, kendiniz için kurdunuz, devam etsin istiyorsunuz ama o çocuğun istek ve iştahı yoksa o işletmeye de zarar veriyor” diyor.

10-11 Nisan’da İKÜ’de
İstanbul Kültür Üniversitesi Aile İşletmeleri ve Girişimcilik Uygulama ve Araştırma Merkezi’nin (AGMER) bu yıl 6.’sını düzenlediği Aile İşletmeleri Kongresi, 10-11 Nisan’da üniversitenin Ataköy Yerleşkesi’nde yapılacak. Kongrede ‘Aile sahiplik ve yönetiminde olan işletmelerde karşılaşılan sorunlar’, iş hayatından gelen girişimciler, aile bireyi olan yöneticiler, profesyonel yöneticiler ve akademisyenler tarafından tartışılacak, deneyimler paylaşılacak ve çözüm yolları değerlendirilecek. Kongrede ‘Aile işletmelerinde kadın yöneticiler’, ‘Aile işletmelerinde profesyonel yöneticiler’ ve ‘Aile işletmelerinde genç yöneticiler’ başlıklı 3 panel yapılacak. Psikolog ve iletişim uzmanı Doğan Cüceloğlu, ise ‘sürdürülebilir aile işletmesi olmayı’ anlatacak.

Burcu ÖZÇELİK SÖZER, Hürriyet İK, 06.04.2014

Reklamlar

Marifet iltifata tabidir

Yayınlandı: Nisan 8, 2014 / Yazılar

Çalışanı bir başarısından veya davranışından dolayı takdir etmek onun hem motivasyonunu arttırıyor, hem de şirkete bağlılığını. Takdir etmek için kimi zaman bir küçük teşekkür bile yetiyor.

Calışanı iyi yaptığı bir işten dolayı takdir etmek, bir küçük teşekkür etmek onu hem motive ediyor hem de şirkete bağlıyor. Küçük bir jestin etkisi çok büyük olabiliyor. Çalışanları Ödüllendirmenin 1001 Yolu kitabının yazarı Bob Nelson, şirketlere şu tavsiyede bulunuyor: “Çalışanı takdir edin, göreceksiniz size binbir yoldan karşılık vereceklerdir.”

Takdir etmenin pek çok yolu var, bazı şirketlerde periyodik olarak toplantılar yapılıyor ve çalışanlara teşekkür ediliyor, bazılarında özel günler, haftalar düzenleniyor, bazılarında ise prim, hediye çeki, yemek, seyahat gibi ödüller veriliyor. ABD’de çalışan takdir günü diye bir gün bile var.

Takdir etmenin en önemli sonuçlarından biri çalışanı motive etmesi. Online kariyer sitesi Glassdoor’un 2.044 çalışanla yaptığı araştırmaya göre, çalışanların yüzde 80’ininden fazlası patronları onları takdir ettiğinde çok daha sıkı çalışmak için motive olduklarını söylüyorlar.

Ayrıca minnettarlık göstermek çalışanları şirkete bağlıyor. Araştırmaya katılanların yarısından fazlası, eğer patronlarından daha fazla takdir görürlerse şirkette daha fazla kalacakları söylüyorlar.
Çalışanların en çok tercih ettikleri ödüllendirme türü daha fazla para olsa da, patronlar birkaç küçük masrafsız metodla çalışanlarını mutlu kılabilirler. Araştırmaya göre çalışanların yüzde 46’sı patronlarının onlara sürpriz bir davranışla mesela öğle yemeği, akşam yemeği, teşekkürler notu ile ödüllendirmelerinden hoşlanacaklarını söylüyorlar.

Çalışanların, patronlarından beklediği diğer maliyet gerektirmeyen takdir yolları ise şöyle:

– Karar verici proseslerde yer almak.
– Kariyer fırsatları.
– Bir ekip toplantısında veya şirket bültenlerinde takdir edilmek.

Takdiri şirket kültürü yapmak
Takdir son yıllarda Türk şirketlerinin de önemli gündem maddeleri arasına girdi. PERYÖN ve yönetim danışmanlık şirketi Towers Watson tarafından 2012 yılında 55 şirketle yapılan ankete göre;
– 10 organizasyonun 8’inde takdir programları bulunuyor,
– Organizasyonlarda bulunan takdir programları arasında maddi ödüllendirme (yüzde 88) en fazla karşılaşılan uygulama,
– Maddi ödüllendirmenin yanı sıra başarıların şirket geneline duyurulması (yüzde 50) ve plaket, mektup, kart gibi yazılı takdir yöntemleri de (yüzde 43) organizasyonların yaklaşık yarısında uygulanıyor.

Kurumsal organizasyonlarda iyi uygulamalar olsa da takdirin kültürünün bir parçası haline getirmiş şirket sayısı çok az. GE İnsan Kaynaklarından sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Belgin Ertam, “Kültür olarak olumlu konulardansa, olumsuza ya da hatalara daha fazla odaklanabiliyoruz. Halbuki, daha çocukluktan itibaren takdir edilen bireylerin kendi ile daha barışık ve başarılı olduklarına tanık oluyoruz. Takdir edebilmek de bir meziyet diye düşünüyorum. Özgüveni yüksek bireyler daha fazla takdir edebiliyor, başkalarının olumlu yönlerini ortaya koyarken, kendilerini de yüceltiyorlar” diyor.

Yapılan her iş en azından bir teşekkür ile teslim alınmalı
Tatmin olmuş bir çalışan daha motive çalışacak, bilgisini genç çalışanlara yaymak için daha istekli olacaktır. Takdirin en önemli sonuçlarından biri de çalışan sadakatini arttırması. Peki çalışan ne zaman takdir edilmeli? Uzmanlar, çalışanın bir başarıya imza attığında anında, sıcağı sıcağına takdir edilmesi gerektiğini söylüyor. Belgin Ertam, kendisinden beklenenin üzerinde sonuç getiren herkesi anında takdir etmenin önemine inanıyor: “Burada çok önemli konu, takdir ve ödüllendirme sisteminin şeffaflığı. Bunun sağlanamadığı bir organizasyonda, bu programların demotive edici etkisine şahit oldum. Takdirin ve ödüllendirmenin neden yapıldığını diğerlerinin anlaması, hem şirket içindeki adalet duygusunun yerleşmesine, hem de olumlu davranışın diğerleri tarafından da uygulanır hale gelmesine yardımcı olur. Takdir herkesin önünde, yergi ve eleştiri ise özel bir alanda yapılmalı.”

Boyner Holding İnsan Kaynakları, Kurumsal Sorumluluk, Sürdürülebilirlik ve İletişim’den sorumlu Başkan Yardımcısı İdil Türkmenoğlu, takdirin normal iş akışının içine yerleşmesi, her zaman olması gerektiğini söylüyor: “Kişisel olarak; yapılan her işin en azından ‘teşekkür’ ile teslim alınması, yapan kişinin imzası ile paylaşarak hakkının verilmesi, küçük/büyük başarıların ekipçe bazen bir minik kişisel ve yaratıcı hediye, bazen yemek, gezi, bazense sadece bir mektupla ama birlikte kutlanması dikkat ettiğim konular. Bunun dışında direkt çalıştığım herkesle ayda bir kez birebir mutlaka 1 saat, sadece gelişimi ve güçlü yönleri üzerine konuşuyoruz. Ülke kültürümüzdeki ‘şımartmayayım’, ‘zaten işini yapıyor, yapmazsa hesaplaşırız’ın tam aksini sergiliyoruz.”

Onlar çalışanlarını nasıl takdir ediyor?
Anında takdir Morhipo’ya ödül getirdi
Boyner Grubu’nda çalışanları takdir etmenin çeşitli yolları var. Küçük/büyük başarıların ekipçe kutlanması, teşekkür mektubu, hediye, yemek, gezi gibi ödüller vermek bunlardan bazıları.
Örneğin, veritabanını kişisel dinlenme saatlerinde hazırlayan programcıya teşekkür için, programa oğlunun adı verilmiş: YİĞİT…
Şirketlerde çeşitli kategorilerde “yılın en…” çalışanları seçiliyor ve ödüllendiriliyor. Geçen haftalarda Beymen’in başarılı ve ödüllü satış danışmanları arasından biri ayrıca çekiliş ile bir araba kazandı.
Morhipo.com ise HipoStar adlı ‘anında takdir’ sistemi ile bu sene PERYÖN İnsan Yönetimi Ödülleri’nde Takdir ve Ödüllendirme kategorisinde büyük ödülü aldı. İyi bir fikri, geliştirmesi, özel bir performansı olan Morhipo’lu anında HipoStar seçilip, ödülünü alıyor, aylık olarak tüm HipoStarlar topluca duyuruluyor.

GE Wins globalde de ses getirdi
GE Türkiye’de takdir uygulamaları iki ana başlık altında değerlendiriliyor; ‘Anında Takdir’ ve ‘GE Wins Programı’. GE Türkiye’nin geçen sene düzenlenen çalışan anketinin sonucu başlattığı GE Wins, müşteri odaklılık ve kurum kültürüne uyum alanında başarı gösterenleri ödüllendiriyor.

GE Takdir ve Ödüllendirme Komitesi, 2014’ün ilk çeyreği için toplanan 169 adayı etki, sürdürülebilirlik ve başarıya olan katkı gibi çeşitli kriterler açısından değerlendirerek, 12 adayı ödüle layık gördü. İlk çeyrek kazananları nisan ayı içerisinde yapılacak şirket etkinliğinde tüm çalışanların huzurunda açıklanacak ve ödüllendirilecek. 4 çeyrek boyunca belirlenen adaylar sene sonundaki büyük ödül için değerlendirilecekler.

GE ülkeleri arasında ilk olan, ülke çapında ödüllendirmeyi hedefleyen bu program, en iyi uygulamalar arasına girdi.

Turkcell’de yöneticilere özel ödül bütçesi
Turkcell’de çalışanların başarılarını takdir etmek için birkaç ödüllendirme sistemi var. Bunlardan biri Turkcell Grup İnovasyon Platformu, (TİP). TİP ile çalışanlar fikirlerini karar süreçlerine katıyor ve fark yaratan çalışanlar takdir ediliyor.

Turkcell İnovasyon Platformu’nda tüm çalışanlar yenilikçi fikirlerini aynı platformda paylaşıyorlar. Hem fikri veren hem de gerçekleştiren çalışanlar ödüllendiriliyor.

Bir diğer ödül sistemi İşte Buna Ödül Verilir! Çalışanlar birbirlerini fark yaratan çalışmalar ya da uygun davranışları için de ödüle aday gösterebiliyor. Kazanan çalışanlar yılda 3 kez düzenlenen ödül törenlerinde alkışlanıyor. Ayrıca Turkcell’de tüm üst yönetim ekibinin ihtiyaç duydukları her an kullanabilecekleri bir ödül bütçesi de var. Amaç çalışanı hemen takdir etmelerini sağlamak.

PepsiCo’da Oscar, anında puan ve yüksek uçanlar var
PepsiCo’da, ödüllendirme ve takdir uygulamaları ile en küçük katkıların bile ödüllendirilmesi, şirket içinde fark yaratan uygulamaların paylaşılması, fark edilmesi ve bir rol model oluşturması, tüm bunların sonucu olarak da iletişim ve motivasyonun desteklenmesi sağlanıyor.

Bu program dahilinde PepsiCo Türkiye’nin tüm çalışanlarının en büyük başarılarının ödüllendirildiği ‘PepsiCo Türkiye Oscarları’, çalışanların diğer çalışma arkadaşlarına teşekkür edebilecekleri ‘Anında Puan’ sistemi ve en başarılı satış elemanlarının ödüllendirildiği ‘Sahada Yüksek Uçanlar’ uygulamaları bulunuyor.
PepsiCo Türkiye Kıdemli İnsan Kaynakları Direktörü Selda Kalleci, PepsiCo Türkiye olarak, geçen sene Great Place to Work Enstitüsü tarafından “Türkiye’nin En İyi İşvereni” ödülünün kazanılmalarında, uygulanan takdir mekanizmalarının da önemli bir payı olduğunu söylüyor.

ÇALIŞANI TAKTİR ETMENİN YOLLARI
Çalışanı takdir etmenin bin bir yolu var. Maaş artışı, ikramiye, prim vermek, hediye çekleri sunmak bunlardan bazıları. Ama bir küçük teşekkür bile çalışanın gönlünü kazanmaya yeter. İşte küçük jestlerle çalışanı takdir etmenin yolları:
– Çalışana teşekkür mektubu yazın.
– Başarıları şirket genelinde duyurun.
– Çalışanı üst yönetime takdim edin.
– Rapor hazırlarken, kişisel başarılarda çalışanın ismini kullanın.
– Daha uzun öğle yemeği molası verin.
– Şirkette pizza, dondurma gibi çeşitli yiyecek ikramları yapılabilir.
– Posterlerin, fotografların olduğu, hedeflerin sunulduğu ve çalışanlara kişisel olarak teşekkür ettiğiniz bir köşe kurun.
– Aylık toplantılarda bir çalışanı sözlü olarak ödüllendirin, bu toplantılara iş arkadaşlarını da davet edin, onlara bu arkadaşın ödülü neden hak ettiğini anlatın.
– Çalışanları isimle selamlayın.
– Çalışanlara, ailelerini, haftasonunu nasıl geçirdiğini sorun.
– Çalışanlara hobilerine uygun hediyeler alın.
– Yılda bir gün ‘Çalışan Takdir Günü’ düzenleyin, küçük bir parti verin.
– Çalışanlarla haftalık kahvaltılar yapın.

Burcu ÖZÇELİK SÖZER, Hürriyet İK, 06.04.2014