Çalışanları demotive etmenin en etkin yolu, söz verip tutmamak, kariyer yollarını tıkamak, piknik yapıp o piknikte gruplaşmak, takdir değil aksine tehdit etmek, koca koca insanları herkesin önünde aşağılamak, hedefi tutturamayanı kırbaçlamak… Bunları yaparsanız siz de çalışanlarınızı çok güzel demotive etmiş olursunuz.

Tüm kurumların hedefi motivasyonu yüksek, verimli çalışanlara sahip olmak. Fakat kimisi çalışanları motive etmek adına ya hiçbir şey yapmıyor, ya da yaptığı yanlış uygulamalara çalışanı motive değil demotive ediyor. İnsan kaynakları ise halen çok eski yönetmeleri kullanıyor. Çalışanın motivasyonunda kendi yöneticisinin ve üst yönetimin tavrı önemli rol oynuyor.
Motivasyonu ‘eyleme götüren enerji’ olarak tanımlayan İzgören Akademi Genel Müdürü Umut Sav “Çalışma arkadaşlarımızın eylem halinde olması gerek ki sonuç alalım. Oturduğu yerden başarıya ulaşan tek şey tavuk. Günümüz rekabet koşulları içinde sadece para için çalışan insanlara değil, inisiyatif alan, yaratan, ekstra katkı veren takım arkadaşlarına ihtiyacımız var. İşini, şirketini, ekibini seven insanlar ve motive olmuş kişiler arasında pozitifi bir korelasyon var” diyor. Fakat pek çok kurum bırakın çalışanı daha da motive etmeyi, insanın içinde var olan motivasyonu da alıp götürüyor.
Michaelpage.co.uk’de yer alan bir makalede, çalışanların demotive olmasının 7 nedeni şöyle sıralanıyor: Kariyer yollarının kapalı olması, kendini değersiz hissetme, iş güvenliğinin olmaması, gelişim fırsatının olmaması, liderlik eksikliği, çatışma ve gerçekçi olmayan iş yükü.
Bunların yanı sıra davranışlarınız ve sözlerinle de çalışanları çok etkili bir biçimde demotive edip, onları küstürebilir, işten uzaklaştırabilirsiniz. Nasıl mı? Umut Sav, personeli demotive etmenin en etkin yollarını şöyle sıralıyor:

* Söz verin tutmayın, aaa ne zaman verdim deyin, unutun veya unutmuş gibi yapın.
* Kedi olalı bir fare tuttun, nasıl becerdin yahu senden beklemezdim gibi olumlu (!) geri bildirimler verin.
* Koca koca insanlara herkesin önünde bağırın, aşağılayın.
* Her şeyin en doğrusu ben bilirim, ‘size düşünmeniz için değil, iş yapmanız için para veriyorum’u hissettirin, yetmedi söyleyin.
* Ama şimdi o benim akrabam, o benim arkadaşım gibi durumlar oluşturun, liyakati hiçe sayın.
* Hedefleri siz belirleyin, yapamadıkça daha çok kırbaçlayın, tehdit edin.
* ‘Zaten işi yapmanız için maaş veriyorum, bir de takdir mi bekliyorsunuz’ deyin ve sürekli olarak eleştirin, iyi işlere de kulp takın.
* Takım başarısını her şeyi tek başınıza yapmış gibi anlatın. Şirketinizi, departmanınızı ben, ben, BEN diye anlatın.
* Ayın elemanı uygulaması yapın. Takım içi rekabeti yükseltin. 6 ay sonra etkisi gitsin ama negatif duygular kalsın.
* Benzer işleri yapanlara ve benzer sonuçlara ulaşanlara farklı ödüller verin.
* Motivasyonu sadece para ile yapın, insanların manevi dünyalarına dair yaklaşım sergilemeyin.
* Yemek yapın, siz gitmeyin. Piknik yapın, kendi aranızda oturun. Sosyal faaliyetleri kendi zevklerinize göre ayarlayın.

En büyük pay birinci yöneticiye düşüyor
Kurumlar ve yöneticiler ne ister? Potansiyeli yüksek, azimli, yetenekli çalışanlar… Ayrıca onları ellerinden kaçırmak için de ellerinden geleni yaparlar. Davranış Bilimleri Enstitüsü, ‘potansiyeli yüksek çalışanları demotive eden unsurları’ 4 ana gruba ayrıyor:
!İlk yönetici’, ‘üst yönetim’, ‘çalışma arkadaşlarının tutum ve davranışları’ ile ‘insan kaynakları departmanının çalışanlara yaklaşımı’.
Bunlar, çalışanları hem motive hem de demotive edebilecek yüksek potansiyele sahip unsurlar. Doğru davranış ve tutumlar ise çalışanların kuruma bağlanmasında etkin rol oynuyorlar. İçlerinde en yüksek öneme sahip olan ise tabii ki ilk yöneticiler.
DBE Davranış Bilimleri Enstitüsü’nden uzman endüstri ve örgüt psikoloğu Burcu Çanacık, 2012’de “Çalışanları elden kaçırmanın 50 muhteşem yolu!”nu yazarken aklında dikkatleri bu 4 unsurun önemine çekmek olduğunu söylüyor. Burcu Çanacık, yöneticilerin, üst yönetimin, çalışma arkadaşlarının ve insan kaynaklarının çalışanları nasıl demotive edip, ellerinden kaçırdıklarını şöyle özetliyor:

Yöneticiler için personeli demotive etme yolları:
– Çalışanlarınızla aranıza mesafe koyun, onları dinlemek için zaman ayırmayın ve hayatlarını önemsemeyin. Onları birer makine olarak görün, duygularını kapıda bırakmalarını söyleyin ve onların birer insan olduğunu unutun.
– Çalışanlara asla işin bütününü anlatmayın, mesela vizyonmuş stratejiymiş böyle işlere girişmeyin. Yaptıkları işin kurumun bütününde neye, nasıl katkıda bulunacağını açıklamayın. İşlerini yapabilecek seviyede bilgi sahibi olsunlar ve daha fazlasına ulaşamasınlar. Böylece yerinize de göz dikemezler!
– Çalışanlara bir iş verdiğinizde hemen enselerine yapışın. Sürekli tepelerinde durun ve “Daha bitmedi mi?”, “Ne zaman bitecek?”, “Niye bu kadar uzun sürdü?” gibi sorularla onları bunaltın. Böylece daha çabuk bitirirler zaten. Serbest bırakırsanız maazallah tembel olurlar sonra…
– Çalışanlarınızın yeni fikirlerini asla dinlemeyin ve onlardan gelecek geribildirimi dikkate almayın. Dinliyormuş gibi yapabilirsiniz. Dinlediğinizi düşünerek sevinir garibanlar. Ama asla kendinizi kaptırmayın. Sizi eleştirmeye kalkarlarsa “Sen kim oluyorsun dünkü çocuk!” diye azarlayın. Bunun yanında kurumunuzda 360 derece geribildirim uygulaması yapılıyorsa çalışanları önceden ince ince tehdit edin. Değerlendirmeye 1 hafta kala onlara çok iyi davranın ve günü kurtarın. Değerlendirmeden sonra eski halinize dönün ki şımarmasınlar. Eğer kötü puan veren varsa tespit edin ve bu nankörlüğün hesabını sorun.
– Çalışanlarınız iyi bir iş çıkardığında bununla övünmeye başlamasınlar diye hemen kötü bir özellikleri üzerinden onları eleştirin. Durumu dengeleyin ki şımarmasınlar. Onların sevmediğiniz yönlerini törpüleyin. “İyisin ama çok şeysin…” diye başlayan cümlelerle onları yerlerine oturtun.
– Daima otoriter ve agresif davranın. Sürekli bağırıp çağırın ki rahat oturamasınlar.
– Çalışanların kariyer beklentilerini söndürün ki sizin yerinize göz dikmesinler. Göz diken olursa kişisel saldırın ve özgüvenlerini düşürün.

Bir ekip üyesi çalışma arkadaşının motivasyonunu nasıl düşürür?
– Sürekli şikayet edin ve herkesin de en az sizin kadar şikayet etmesini sağlayın.
– Kimselere güvenmeyin, gruplar oluşturun ve kendinizi koruyun. Grup dışındaki kişiler hakkında bol bol ve her fırsatta dedikodu yapın. Soran olursa toplantı yapıyoruz deyin.
– Çalışma arkadaşlarınızdan gelecek vaad eden, yaratıcı fikirleri olan biri varsa hemen duruma el koyup onu düzeltin(!) Önce fikirlerinin daha önceden denendiğini ama yönetimin bunlara karşı olduğunu söyleyin. Sonra “Bu işyerinden bir cacık olmaz” başlığı altında dert yanın. Arada bir yeni fikir üretiyor mu diye kontrol edin ve o bırakıncaya kadar bu uygulamayı sürdürün.
Üst düzey yönetici veya patron olarak nasıl bir tutum izlerseniz çalışanları demotive edersiniz?
– Çalışanlara görünmeyin, onları bireysel olarak tanımayın ki, sizin halktan biri olmadığınızı ve onlardan daha yüksekte olduğunuzu bilsinler. Bunun yanında onlarla aynı tuvaleti veya yemekhaneyi kullanmayın.
– Çalışanlardan gelen her türlü isteği isyan başlangıcı olarak görün ve hepsine ilk etapta “hayır” deyin. Çok yalvarırlarsa ve sonradan canınız isterse evet dersiniz. Arada bir sevinsin garibanlar!
– Mümkünse çalışanlardan asla geribildirim almayın. Mesela çalışan memnuniyeti araştırması yaptırmayın. İlla da yaptıracaksanız veya zorunda kalırsanız sonunda hiçbir aksiyon almayın ya da göstermelik bir şeyler yapın. Çalışanlar için yatırım yaparsanız kendilerini değerli zannedebilirler.

İnsan kaynakları nasıl bir tutum izlerse çalışanları demotive edebilir?
– Kapınız daima kapalı olsun ve hep çok yoğun olun. Yoksa çalışanlar sürekli bir şey ister veya sadece konuşmak için bile gelebilirler. İlle de derdini anlatmak isteyen çalışanlar olursa bu bilgileri alın ve hemen yönetime şikayet edin. Bakın bir daha gelip şikayet edebiliyorlar mı?
– Süreçlerinizi şeffaf hale getirmeyin, şeffaf süreç varsa hemen gizleyin veya karmaşıklaştırın ki kimse anlamasın ve de sorgulayamasın.
– Yapmış olmak için anketler yapın, organizasyonlar yapın ve bunları yaparken çalışanların istek ve ihtiyaçlarına duyarsız kalın.

En sık yapılan 3 yanlış
Uzman endüstri ve örgüt psikoloğu Burcu Çanacık, son dönemde insan odağının hep atlandığını söylüyor: “Son dönemde ‘sürdürülebilir başarı’ çok moda bir deyiş oldu. İnnovasyondur, teknolojidir, pazarlamadır seferber oldu da, insan odağı hep atlandı. İşin özü, inovasyonu da teknolojiyi de yaratacak olan çalışanların motivasyonunun sürdürülebilir ve içten olmasıdır.” Çanacık, kurumların, personlerini motive edeyim derken en çok yaptıkları 3 hatayı şöyle sıralıyor:
Yanlış 1: Maddiyatı motivasyon unsuru sanmak: Maaş, prim ve parayla ilgili her şey hijyen faktörüdür. Olmazsa sorun vardır, olursa sorun yoktur. Bir çalışanın maaşını artırmak onu belki 1-2 haftalığına motive eder. 2 hafta içerisinde parayı harcayacak yeni bir yer bulur ve yükselen hayat standardına göre yeniden daha fazla paraya ihtiyaç duyar. Bu durumda performansta bir değişiklik olmaz.
Yanlış 2: Tehdit ve ceza ile motive etmeye çalışmak: Çalışanları 30 sene öncesinden kalma çocuk yetiştirme alışkanlıkları ile yola getirmeye çalışmak, tehditle-cezayla işe bağlanmalarını ve daha çok çalışmalarını beklemek artık bir hayaldir. Bu tür uygulamalar çalışanları korku psikolojisine sürükleyerek motivasyonlarını ve performanslarını daha da düşürür.
Yanlış 3: Bireylere özel davranmamak: Özellikle büyük ölçekli kurumlarda çalışanlar için yapılan tüm organizasyonlar (piknik, yemek vb.) yüksek motivasyon unsuru zannedilse de bu tür uygulamaların işe yönelik motivasyona neredeyse hiç etkisi yok. Bu tür, uygulamalar düğün yapmaya benzer. Herkes kendince memnun olmayacak bir şey bulur. Oysa küçük veya büyük ölçekli olsun, bir kurumda (on bin çalışan dahi olsa) bireye özel davranılabilir. İnsan kaynakları ve üst yönetimin ulaşamadığı noktalarda her çalışanın kendi ilk yöneticisi bu bireysel ilgi ve iletişimi sağlar.
Burcu ÖZÇELİK SÖZER, Hürriyet İK, 22 Haziran 2014