İnsan kaynaklarının en önemli gündem maddesi yeteneği elde tutmak. Özellikle Y kuşağı, işinde mutlu değilse, kendisine bir kariyer planı sunulmuyorsa, kendini önemsiz hissediyorsa hiç düşünmeden o şirketi terk ediyor. Üstüne bir de onu dinlemeyen, anlamayan bir yöneticisi varsa şirketten kaçış süreci çok daha hızlı ilerliyor. İnsan kaynakları uzmanlarına ‘yeteneği nasıl kaçırısınız’ diye sorduk. İşte size Türkiye’de yaşanmış gerçek olaylardan da derlediğimiz yetenek kaçırma hikayeleri. Eğer siz de bunları yaparsanız yetenekleri elden birer birer kaçırırsınız.

Bugün bütün şirketlerin en önemli gündem maddesi yeteneği elde tutmak. En iyileri kendilerine çekmek için her biri farklı yollar deneyen firmalar bir o kadar da bu yetenekleri elde tutmak için çaba sarf ediyorlar. Özellikle Y kuşağı için iş değiştirmek hiç de zor bir mevzu değil. Şirketler yetenekleri elde tutmak için çalışanlara özellikle Y kuşağına, esnek çalışma imkanınından esnek yan haklara pek çok alternatif sunuyor. Ama birçoğu çok temel şeyleri atlayabiliyor. Örneğin çalışanı takdir etmemek, onu dinlememek gibi.

Bir aday, çalışacağı şirketi seçerken o şirketin büyüklüğüne, sektöre, bilinirliğine, ücrete, kariyer imkanlarına bakıyor ama ayırılık sebebi genelde yöneticisi oluyor. ‘İnsanlar şirketlerini değil, yöneticilerini terk ederler’ sözü sonuna kadar doğru.

Abago Talent Consulting – Kurucu & Kıdemli Yönetim Danışmanı Ebru Coş, “Marka bilinirliklerine veya rekabetçi ücret paketlerine güvenerek, en iyi çalışanlarını rahatlıkla ellerinde tutabileceğini varsayan şirketler için hayal kırıklıkları kaçınılmazdır. Çünkü en iyi çalışanlar, kendileri gibi iyi takım arkadaşları, koltuğunu hak ettiğine inandıkları yöneticiler ve vizyonuna güven duydukları bir tepe yönetim isterler. Çalışanlarına samimi bir ilgiyle yaklaşmayan, objektif kriterlerle performanslarını değerlendirip, haklarını teslim etmeyen ve onları gerçekten neyin motive ettiğini anlamayan yöneticiler er ya da geç kaybetmeye mahkumdurlar” diyor.

‘Nasıl gidiyor’ sorusu yetmez
Binbir güçlükle bulunan yetenek, bir anda ben işten ayırlıyorum dediğinde yöneticisi önce bir şaşır, neden olduğunu anlayamaz. Çünkü her şeyin yolunda gittiğini düşünüyordur. Vodafone Türkiye Yetenek Geliştirme Direktörü Bülent Bayram, “Yönetici çalışana, ‘nasıl gidiyor’ diye sorar ve aldığı ‘iyi’ cevabı karşısında her şeyin yolunda gittiğine inanır. Problem, doğru soruları soramayan yöneticide. Eğer yönetici ekibiyle düzenli olarak görüşür ve onlara şunları sorarsa doğru cevapları edinecektir;

– Bugün/bu hafta ne öğrendin?
– Kişisel ve profesyonel olarak kendine neler kattın?
– Seni en çok zorlayan görev neydi ve onunla nasıl başa çıktın?
– Yaptığına gurur duyduğun bir şey söyle?
– Gelecek kariyerin ve kişisel hedeflerin için ne yapıyorsun?

Çalışan bu sorulara ‘iyi’ deyip geçiştirmez. Ayrıca cevaplar size ipuçları verecektir. Örneğin kişi bir başarı söylemediyse, emin olabilirsiniz ki kişi işinden mutlu değildir ve ayrılması sürpriz olmayacaktır. Yönetim, ipuçlarını anlamak ve satır aralarını okumaktır. Kelimelere, işaretlere, beden diline, reaksiyonlara dikkat etmelisiniz” diyor.

Bayram, düzenli durum günceleme toplantıları yapmayan (en az ayda bir), ipuçlarını dinlemeyen, direkt savunmaya geçen, doğru soruları sormayan yöneticilerin en iyi çalışanlarını kaybetme risklerinin çok yüksek olduğunu söylüyor.

Deneyimsiz yöneticileri başa getirin
Abago Talent Consulting Kurucusu Ebru Coş, ‘dışarda yetenek istemediğin kadar’ diyen şirketlere ve yöneticilere, yeteneği elden kaçırmaları için şu tavsiyelerde bulunuyor:
– İşi bilmeyen, sektörü ve müşteriyi tanımayan, deneyimsiz yöneticileri yetenekli ve deneyimli çalışanların başına getirin.
– Şirket içi terfileri, kriterleri belirsiz ve şeffaf olmayan yöntemlerle yapın.
– Ücret politikalarınız tutarsız, keyfi, adamına göre veya sektörün gerisinde olsun.
– Şirkette ne olup bittiğini, şirketin stratejik hedeflerini hep kapalı kapılar ardında tutun.
– Süreçleri tasarlarken ve iş geliştirmek için yeni kararlar alırken, çalışanların fikirlerini sakın almayın.
– Hedefleri belirlerken, iş yükünü dağıtırken ve çalışanların hedeflerine ulaşabilmeleri için ihtiyaç duydukları kaynakları sağlarken adil olmayın.
– Bir çalışan ne kadar özverili çalışsa da, ne kadar yüksek performans gösterse de ağlamıyorsa meme vermeyin.
– Performans değerlendirmesi yapmayın ve çalışanları performansları doğrultusunda ödüllendirmeyin.
– Çalışanlarınızın kariyer gelişimleri konusunda duyarsız olun.
– İş ve özel yaşam dengesini önemsemeyin, kesinlikle çalışma saati esnekliği sağlamayın.

Türkiye’den yetenek kaçırma hikayeleri
Türkiye’de ‘En İyi İşyerleri’ araştırmasını yapan Aon Hewitt Türkiye Yönetici Ortağı Cengiz Gürleyik, Türkiye’deki bağlılık araştırmaları sonrası kök nedenleri araştırmak için yaptıkları odak gruplarda birebir çalışanlardan dinledikleri ‘yaşanmış elden kaçırma hikayelerini’ sıralıyor:
– Önemli bir maça birkaç saat kala bir engel çıkıp gidemeyeceğinizi anladığınızda hemen bir çalışanınızı çağırıp, sen çok önemli bir elemanımızsın dolayısıyla bu bileti sana vermek istiyorum diyebilirsiniz. Muhtemelen maç saatine çok az kaldığı için o da gidemeyecektir. Zaten bileti niçin verdiğinizi de tahmin etmesi zor olmayacaktır.
– Çalışanlarınızı ofisinize çağırıp kulağına fısıldayarak takdir edin ve ödüllendirin.
– Çalışanınıza performansı ile ilgili geri bildirim verirken, senin terfi edebilmen için daha bir fırın ekmek yemen gerekir deyip kısa zamanda terfi beklememesini sağlayın. Bunu söyledikten kısa bir süre sonra ise kendisi ofis dışındayken telefonla arayın ve ilk olarak ayakta mısın? Ayaktaysan otur deyin ve arkasından ekleyin “bugün itibarıyla terfi ettin”. Büyük bir ihtimalle bir fırın ekmeği ne zaman yediğini düşünmeye başlayacaktır.
– A’lık performansını değerlendirirken, “A’lıksın ama kusura bakma sana A veremem çünkü A’yı x çalışana verdiğim için İK’nın verdiği kota doldu. Sana da gelecek yıl A vereceğim, Şimdilik idare et” deyin.
– Şirketinizin finansal başarısını çalışanlarınızla paylaşma konusunda öyle bir yaklaşım sergileyin ki, çalışanlarınız kendi aralarında şu sloganı kullanmayı planlasın: “Biz zengin şirketin fakir fakat gururlu çalışanlarıyız”
– İkramiyelerinin ne zaman ödeneceğini soran işçilerinize öyle bir tepki gösterin ki, çalışanlar eşzamanlı yürütülmekte olan ISO 9000 çalışmalarındaki iletişim afişlerini “İkramiyeyi Soranı Oyarım. 9000 kere” olarak algılamaya başlasınlar.
– Mavi yaka çalışanlarınıza daha güçlü bir mesaj vermek istiyorsanız mavi+beyaz yaka çalışanlarınızın birarada olduğu bir mekanda “Mavi yaka ayağa kalk” diye bağırın. Onlar da ne olduğunu anlamadan ayağa kalkınca “gelin ofisteki dolaplar aşağı taşınacak” diye mesajınızı tamamlayın.
– Çalışanlarınıza sizin gibi yüzlercesi dışarda iş için bekliyor diyerek onlara ne kadar önem verdiğinizi belirtin.
– Yeniden yapılanmaya gidiyorsanız, sadece gerçekleştirin. Hiç iletişimini yapmayın. Çalışan işini yapsın yeter.
– Gelecek planlarınızdan hiç bahsetmeyin.
– Yönetici toplantılarında özel bir pastaneden kurabiyeler sipariş edin. Çalışan toplantılarında çay/kahve yeter. Bazan sadece su… Ee yöneticiler daha değerli tabii!

Yöneticilere özel tavsiyeler
‘Çalışanları elden kaçırmanın 50 muhteşem yolu!’ adlı kitabın yazarı Davranış Bilimleri Enstitüsü’nden uzman endüstri ve örgüt psikoloğu Burcu Çanacık, kitabında yöneticilere özel şu tavsiyelerde bulunuyor:
– Çalışanlarınızla aranıza mesafe koyun!
– Çalışanları asla takdir etmeyin!
– Çalışanlarınızı birer makine olarak görün!
– Çalışanlarınızın işin bütününe hakim olmalarına engel olun!
– Gelişimden ziyade işi bitirmeye önem verin!
– Çalışanlarınıza zaman ayırmayın!
– Çalışanlarınızın ensesinde yaşayın!
– Çalışanlarınızdan geribildirim almayın!
– Çalışanları asla dinlemeyin!
– Sorgulayanları hemen susturun!
– Otoriter ve agresif olun!
– Molalarını kontrol altına alın!
– Kariyer beklentilerini söndürün!
Burcu ÖZÇELİK SÖZER, Hürriyet İK, 20 Temmuz 2014